Hasan Cemal yazdı:
28 Şubat’ta ben tek başıma savaşırken nedense medyada değerli arkadaşlarımız dinin korkulacak bir şey olmadığını,sosyal bilimin temelinde bulunduğunu hiç görmek istemediler!Bunları on yıl önce yazdım ve savundum.Medyanın haksız saldırıları ve iftiralarına maruz kaldım.Şimdi artık herkes söylüyor.Ne güzel……Aşağıda bugün Milliyette köşe yazısından alıntı yaptım. “Ahmet Altan’ın dediği gibi: “İttihatçılar’ın dine ve dindarlara duyduğu kuşku olduğu gibi Cumhuriyet’e geçti. Bizler de Kemalizm eğitiminin çocukları olarak o kuşkuyu derinliklerimize yerleştirdik. Bazılarımız ‘solcu’ olduk, ‘Din kitlelerin afyonudur’ sözünü öğrendik. Dini ürkütücü bir şey olarak gördük ve din bizi ‘gericiye çevirecekmiş’ gibi ondan hep uzak durduk. Ama dinden korkmak toplumun hiçbir işine yaramadı. Bu anlamsız korku bizi entelektüel açıdan epey zayıflattı. Hemen hemen bütün entelektüellerimiz gibi yazarlarımızın da hem dini bilgileri azdır, hem de bir din adamını zaaflarıyla ve erdemleriyle anlatmaktan ürkerler. Bu ürkeklik, bu yapay uzaklık, bu gereksiz korku, bizi, toplumun harcındaki en önemli etkenlerden birini incelemekten, anlamaktan, yaşadığımız toplumdaki çeşitli acıların kaynaklarını saptamaktan alıkoydu. Bu toplumun en büyük yaralarından biri, dinle ilişkisindeki kaygan alandır. Bir toplumu anlamanın, o toplumun diniyle ilişkisini anlamadan mümkün olamayacağına inanırım. Türkiye’nin diniyle olan sorunlarını ‘huzurlu’ bir şekilde aşmasının bu ülkeyi rahatlatacağını, manasız çekişmelerden kurtaracağını düşünürüm. Dinden korkacak bir şey yok.” (Ahmet Altan’la röportaj; Mehmet Gündem, Yeni Şafak, 10.12.07, s.15)”
“Onun içindir ki: Milliyet’le Tarhan Erdem bu ülkede din olgusunun daha iyi anlaşılması için iyi bir iş yapmışlardır. Tabii tartışılabilir, eleştirilebilir. Ancak, tartışmayı uçlara çekmenin herhangi bir yararı olduğunu sanmıyorum.”İsteyen Milliyet gazetesinden köşe yazısının tamamını okuyabilir. Maalesef, üniversiteler sosyal bilim açısından zayıf.Ben sosyal bilim çalışmalarının içinde din faktörü olmadan kültürün tanımlanamayacağını söyledim,yazdım sayısız kez. Ama bizim köşe başlarını tutuş olanlar bana mealen şöyle dedi:”Bu ülkeye kömünizm gerekirse biz getiririz sne kimsin?” Medyadan iftiralarla dışlanmam karşısında sessiz kalanlar 10 yıl sonra gerçeklerin farkına varıyor. Bu cahilliğin altında devlte sırtını dayamış aydın olmanın yanısıra üniversitelerde sosyal bilimlerin varlığının makalelere,kitaplara ve topluma yansımaması.Bununla ilgili yapılan bir araştırmadan kısa bölümü de aşağıya aldım.Sosyal bilimlerin üretim yapmadığı,analizlerin olmadığı,sosyal bilimleir İngilizce okuyan bir ülkede zihinsel üretim yapmak imkansızdır.Kendi dilinin imkanlarını kullanmaktan aciz insanlar sadece tercümanlık yapıyorlar.Bilim çalışma yapamıyorlar: BİR DİĞER NEDEN İSE SOSYAL BİLİMLERDE ÜNİVERSİTENİN DÖKÜLÜYOR OLMASI:Bilim Dallarına Göre Türkiye’de Üretilen Bilimsel Makaleler Kitapta 24 bilim dalı ve onların altındaki 106 alt bilim dalında¬ki yayın sayıları da yıllar bazında genel ve üniversiteler ayrımında verilmiştir. Kitapta tek tek kurumlar bazında bilim dallarına göre yayınları da in¬celemek mümkün. Tablo 3.2’deki veriler, ülkemizin kendi içinde ürettiği makalelerin üçte biri yalnızca klinik tıp alanında yayınlanmış. Tıbbın diğer alanları da tabloya katıldığında neredeyse yarısı sağlık bilimleri alanında yapılmış oluyor. Temel bilimler içinde Kimya bilimi biraz öne çıkıyor, sonra fizik ve biyoloji geliyor. Matematikte 25 yılda 1.197 makale üretmiştir. Mühendislik gibi Türkiye’nin en önemli öncü üç teknik üniversitesindeki onlarca alan itibarı ile toplam 10 bin yayın üretilmiştir. Sosyal bilimlerde maalesef dökülüyoruz. Kitaptaki tabloya bakınca gerçi sosyal bilimlerde yayın yapmanın zor olduğunu biliyordum ancak açıkçası ilk defa bu kadar zayıf olduğumuzu fark ettim.”pROF.İbrahim Ortaş Çukurova Ünv.” Tüm bunları bir geniş yelpazede göebilirseniz eğer neden Türkiye’nin din-laiklik sarmalını son 20 yılda aşamadığını çok net görebilirsiniz. Sorumlulularını da net görürsünüz. Suçlular da var kimsenin adını söylemediği medyada.Batı kültürü Hıristiyan kültür üzerine oturmuştur.He rkültür için geçerli bu durumu Türk kültürü için kabul etmemekte direnen cehalet/ideoloji kafa yapısı kafamızı vurduğumuz bir duvar. Bundan nemalananlar var. Bu çıkar gruplarının köklerini söküp atmalıyız.Yeni Türkiye’yi elbirliğiyle kurabiliriz o zaman. Nevval Sevindi