Aralık 14, 2007

Cilvegözü kapısı modernizasyonu

Aralık 14 2007Yorum Yok Kategori: Güncel

Cilvegözü sınır kapısı açıldı Mayıs 2006′da Cilvegözü sınır kapısından geçip Şam, Halep’e gittim.Gördüğüm korkunç manzarayı ve aldırmazlığı köşemde yazdım. Bağrı yanık milletim yüzlerce mektup attı,telefon açtı. Büyükelçimiz okudu değerlendirdi.Delik deşik sınır kapılarımız Türkiye’ye yakışır medeni bir duruma gelsin istiyoruz.Cilvegözü ile başlayan bu yürüyüş devam etsin dileğimiz.Hükümet olmak bir kapı açmakla değil bütün sınır kapılarını standart bir modernizasyonla yapılandırmaktır.

Sınır kapılarının durumu içler acısı Cilvegözü kapısından Suriye’ye gireceğim. Biraz uzun sürer dediklerinde bunun anlamının 6 saat olacağını tahmin edemediğim aşikar! TIR’dan bir duvarı kilometrelerce aşıp vardığımızda karşılaştığım manzara tek kelime ile “korkunç”. Bu ne pislik, bırakılmışlık hali Ya Rabbi! “Ne Arap’ın yüzü, ne Şam’ın şekeri” lafını söyleyeni Cilvegözü’ne getirip bırakmalı. Kimin yüzüne bakılmaz halde bir görsün diye. Bayrağımız havlu gibi asılı bir kenarda. Tuvaletin önünden kokudan geçilmiyor. Bir Ortadoğu köy girişine benzeyen Cilvegözü’nde normal aylarda 1.500 giriş, 1.500 çıkış yapılıyor. Hazirandan itibaren bu giriş çıkış sayısı 7.000’lere tırmanıyor. Bunca işe kaç polis memuru bakıyor dersiniz? Sadece ve sadece 4 kişi. Bu insanlara da yazık, bize de. Mesai saati dışında bu sayı 2’ye (yazı ile iki) düşüyor. İki kişi 150 insana hizmet verince biz 6 saatte canımızı zor kurtardık. Yolcular yazın güneşin altında saatlerce, kışın soğuk ve ayazda bekleyerek bu işkenceye maruz kalıyor. Binlerce TIR gelip geçiyor ne arama, ne tarama! Yani Danıştay’a eli silahlı adam nasıl parka girer gibi giriyorsa TIR’lar da memleketimize öyle giriyor. Acaba neler getirip götürüyorlar? Kimse merak etmiyor. Keşke en az Danıştay katili kadar merak etseydi yetkililer. Bu sahipsizlikten Ulaştırma, İçişleri ve Gümrük Muhafaza’nın haberi yoksa yandık. Haberi varsa bu durumda kevgir misali sınırla kavrulduk demek. Danıştay üyeleri dolu bir otobüs dolusu insan daha geçen hafta sınırdan geçip gitmiş. Nasıl bir vatandaşlık anlayışı bu? Asayişin olması gereken bir noktada asayiş perişan. Kadın kızlarımıza laf atan Reyhanlı köyü sakini bir grup burada ali kıran baş kesenmiş. Genç ve serseri Polatvari tavırlı gençler herkese küfürle saldırıyor. Bıçak çektiler ve gösteri yaptılar. Yanından geçip giden asker cemsesine de bir selam çaktı tıfıl oğlan. Kaç kere savcılığa götürülmüş ve delil yetersizliğinden bırakılmışlar. Kaçakçılık yapan bu gençlik çetesinin ayaklarında markalı ayakkabılar, iyi koşsunlar diye… Çünkü kavga sırasında gözlüğü düşen yolcunun gözlüğünü hemen biri çaldı ve cebine attı. Herkesi korkutmuşlar. Polisler desen zaten aileleriyle Reyhanlı’da kalıyorlar. 4 tane muhafaza memuru var, hiçbir şeye bakmaları söz konusu değil. Saha geniş ve 40 tane bilinen serseri burayı rehin almış. Devlet, çıkış kapısında yok kısacası. Esas insanı kahreden görüntü Suriye tarafında. Cilvegözü gibi bir terk edilmiş Amerikan kasabasından birden Avrupai Suriye’ye girdik. 22 memurun görev yaptığı ve ciddi çalıştığı sınırda çok modern bir “free-shop”, kasalar dolar dolu. Çay, kahve ve nargile içeceğiniz, sohbet edeceğiniz salonlar, tertemiz tuvaletleri görünce sinirimden ağladım. İçeride saçma sapan kavgalardan gerçek sorunlarımıza eğilmeye vakit kalmıyor bu ülkede. Herkese yazıklar olsun! Reyhanlı köyünün işsiz güçsüz gençleri serseri mayın gibi dolaşıyor, Suriye’den çay, şeker, çanak tabak getirerek çetecilik oynuyor, devletin kulakları duymuyor. Gözü görmüyor. Burada devletin memurundan esnafına herkes şikayetçi, “bizi dinleyen yok” diye insanlar çırpınıyor. Bunlar da vergisini ödüyor, çalışıyor. Onlara da yazık. ‘Gayri meşru işleri hep Kürtler yapıyor’ diyenlere duyurulur, bunlar Türk. Polislerin dünya ile ilişkisi kesik burada. Sosyal ve kültürel bir dünyaları zaten yok. İnsanlıktan çıkmışlar üzerlerindeki yükün ağırlığından. ‘Yenilenecek’ lafı yıllardır olmasına rağmen bir şey değişmediğinden herkes umutsuz ve karamsar Cilvegözü’nde. Sınırlar sadece PKK’ya karşı korunur diye mi yazıyor bir yerlerde yoksa? Aselsan sınır koruma elektronik sistemleri ve gözleri üretmiyor mu bu ülkede? Irak sınırında optik koruma yapanlar Cilvegözü’nü sınırdan saymıyorsa neden bize işkence ediyor; kapı olmasın herkes kafasına göre girip çıksın işte. Türkiye devleti koskoca bir Suriye deliğine aldırmıyor kısacası. Aselsan web sitesinde radarlar, ARS2000 gözetleme radarı, elektro-optik okuyucular var. Sadece optik adı altında 25 ürün sayabildim. Bu alet edevat kime yapılıyor? Aviyonik sistemler, mikroelektronik falan hariç. Üniversitede yapılandan milletin hayatına bir bilgi akmaz, yapılan teknolojiden millet yararlanmaz sonra herkes ideolojik avcılığa çıkar. HABER:Türkiye’nin Suriye’ye açılan sınır kapısı olan Cilvegözü Sınır Kapısı’nın, TOBB tarafından yap-işlet-devret modeli çerçevesinde modernizasyonu tamamlandı. Sınır kapısı kaçakçılıkla mücadele kapsamında son teknolojiyle donatıldı ve kartlı geçiş sistemi getirildi. Tepeden tırnağa yenilenen sınır kapısında X-ray ile araç ve bagaj tarama sistemi bulunuyor. Cilvegözü Sınır Kapısı bugün düzenlenen görkemli bir törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcıları Cemil Çiçek ve Hayati Yazıcı ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Hatay Valisi Ahmet Kayhan, bürokratlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Tören alanının bulunduğu Türkiye-Suriye sınırında özel harekat polisleri ve askerler yoğun güvenlik tedbiri aldı. Alana otobüsle gelen Başbakan Erdoğan, ellerinde ay-yıldızlı Türk bayrakları olan vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılandı. Bu arada Başbakan Erdoğan’ın tören alanına girişi sırasında meydana gelen izdihamda vatandaşlar ezilme tehlikesi geçirdi. Törende konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, toplam 93 bin metrekarelik alana sahip olan Cilvegöz Sınır Kapısı’nın 25 milyon dolara mal olduğunu belirterek, sınır kapısının 1 milyon araç ve 3 milyon yolcu kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacminin 1 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, 150′ye yakın oda ve borsanın oluşturduğu güç birliğinin yurt içi ve yurt dışındaki özel sektöre yeni ufuklar açacağını kaydetti. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise hükümetin Türkiye’nin ufkunu açtığını belirterek, “Kendi kendimize boğuşmuyoruz artık, yol açıyoruz. Bu kapıdan girenler Türkiye’nin sıcak ilgisiyle karşılaşacak” dedi.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Aralık 14 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Siyaseti bırakanlar gençleri hatırlıyor!Eskilerin arkasına sığınarak vekalet alanlar yenilikçilik taslıyor .Ben “Yenilikçiler Hareketi” diye çıkış yaptım,çünkü hayatınız tebliğdir. Gerçekten Türkiye’de siyasi hayatın dönüştürülmesi şart.Ülke 2007 yılını kaybetti. Sorumlular hiç bir şey olmamış gibi pür neşe geziyor tozuyor.Toz duman içinde büyüme yüzde4, AB ise duvar örmekte.Faiz ödemeleri kaf dağı halinde yığılmış.Saltanat haline gelen siyaset demokrasiden hızla uzaklaşıyor.

“Aslında siyaseti bırakmış değilim. Şuanda daha yoğun hocalık yapıyorum. Daha az siyasetle meşgul oluyorum. Ama ‘Siyaseti yoğunlaştırmayı düşünebilir misiniz ilerde, gelecekte?’ diye soruyorsanız önüme gelen süreçte siyasetle ilgili tempomun ne olacağı ile ilgili kesin bir karar vermiş değilim. Ama yürekten inandığım birşeyi söyleyeceğim siyasetin ve mevcut siyaset kurumunun işleyişinden ben memnun değilim. Kırıcı ve yıkıcı bir üslüp ve siyasi etik olarak tanımladığım çerçeveye uygun olmayan bir siyaset tarzı hakim yapıdır. Bu yapının dönüştürülmesi lazım, değiştirilmesi lazım. Bunun dönüştürülmesi, iyileştirilmesi malesef dışındayken olmuyor içinde olmak lazım. Ama tek başına içinde olduğunuz zaman da mümkün olmuyor. O halde birşeylerin olması lazım. Ben isterdim ki Türkiye’de genç kuşaklar önemlidir. Çünkü nüfusun yarısı 25 yaşın altındadır Türkiye’de dolayısıyla genç nüfus nüfus yapımız içinde ağırlıklı dolayısıyla gençlerden oluşan bir siyasi hareket ortaya çıksın. Ben onlara destek vereyim. Aralarından biri gibi olayım mesela. Ama hiçbir zaman hemen başlar başlamaz Meclis’e girme, iktidar olma gibi telaşların içine düşmeden önce siyaset kültürünü gözden geçirerek tüm örgütleriyle ve parti mensuplarıyla birlikte yeni bir siyaset tarzını kültür haline dönüştürürek, içselleştirerek siyasetin nasıl yapılması gerektiğini yeni bir ses yeni bir soluk olarak oluştursa ve gür bir şekilde ortaya çıksa o zaman ‘Bak! Öğrencilerim işte bunlar’ desem ben. Liderlikte söz konusu olmayabilir. İlle de ‘Genel başkanı ben olayım’ demiyorum. Lideri de kendi aralarından çıkarabilirler ama abilik yapabilirsiniz, öncülük yapabilirsiniz bir süre geçici olarak başkanlığını yürütebilirsiniz ama genç bir jenerasyonun Türkiye genç olduğu için eskiyen, yıpranan ve geleneksel kavramların dışına taşamayan bir siyaset ortamında Türkiye’nin geleceğini kucaklayacak bir siyaset ortamıyla yoluna devam etmesinde büyük faydalar olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Buna karar vermiş değilim. Buna karar verecek olan gençlerimizdir.

Cemaleddin Afgani

Aralık 14 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

“En ölümcül hastalık ve tek fikir etrafında birleşme yolunu tıkayan neden olarak, halkların parçalanmışlığını, fikirlerin dağınıklığını ve ittifakta ihtilaf edip ihtilafta ittifak ettiklerini gördüm.Sanki ittifak etmemek üzere ittifak etmişlerdi.Böyle bir milletin ayağa kalkması mümkün değildir.” Cemaleddin Afgani  

Sayfa 1 / 11