Kasım, 2007

Yeni süreç

Kasım 30 2007Yorum Yok Kategori: Politika

SAYIN HÜSAMETTİN CİNDORUK ADAY İlk günden beri Gn.Başk. Ağar’ın ve ekibinin istifa etmesi gerektiğini ve olağanüstü Genel Kurul sürecinin onun tarafından yönetilmemesi gerektiğini söylüyorum. Daha demokratik ve açılımcı bir yapıda Genel Kongreye gidilmesi şart. Tabanda her kesimden insanın talep ettiği “daha demokratik ve tarafsız” bir büyüğümüz tarafından sürecin yönetilmesi talebi sonunda kaçınılmaz hale geldi. Bu açıdan sayın Cindoruk’u tebrik ediyor.Onun başkanlığında yenilenecek DP’nin ve sağ muhafazakar yapının Türk siyasetinde eseceğine inanıyorum. El birliğiyle yepyeni bir DP için çalışacağız.

Halk ne diyor?

Kasım 29 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Hayırlısı olsun ama ona emeklilik yakışırdı! 22 Temmuz seçimlerinde partisinin aldığı ağır yenilgi sonucu istifa ettiğini açıklayan, ancak daha sonra görevinin başına geri dönen Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, “4 Aralık’ta istifa edeceğim” dedi. Eren Eriş: Ohhh, çok şükür! Kendisi, 23 Temmuz’da verdiği sözü tutmayacak diye çok korkmuştum. Mehmet Akbulut: Polis müdürlüğü ile politikanın aynı saflarda olmadığını anlamıştır. Hakkında hayırlısı olsun ama ona emeklilik yakışır. Akif Aközbek: Sayın başkanım sen niye istifa ediyorsun? Sorumluluksa, hepimiz sorumluyuz. Sana tavsiyem; etrafındaki insanları temizle de bizler de sevinelim. Gidiyorsan öyle git, bir yararın olsun…

Süleyman Demiray: Sayın Ağar, çok başarılı bir devlet adamı olup, bu ülkeye büyük hizmetler vermiştir. Demokrat Partinin başına getirilmesi o parti için büyük bir şanstı. Ama değerinin bilinmediği kanısındayım. Ağar, genel başkan olunca muhalifleri bile seçimlerde kendi partisine oy vermemişlerdir. İstifası o parti için büyük kayıp olacaktır. Ağar yeniden istifa edecek mi? DP’de hâlâ kargaşa sürüyor. Bir süre önce, yani 17 Kasım’da yapılması gereken Olağanüstü Kongre’nin ertelenmesi ne Genel Başkan Mehmet Ağar’ı, ne de parti tabanını rahatlattı. Her şey daha da karmaşık hale geldi. Ve yeniden başa dönüldü. Önceki gün DP Genel İdari Kurulu üyeleri Genel Başkan Yardımcısı Salim Ensarioğlu’nun talebi üzerine bir araya geldi. Amaç, bu gidişe bir son vermekti. Yani Genel Başkan Mehmet Ağar’dan istifasını istemekti. Toplantıya 21′i hazır olmak üzere 25 GİK üyesi katılacaktı. Ama toplantıdan önce ilginç bir gelişme yaşandı. Salim Ensarioğlu bu gelişmeyi şöyle anlatıyor: “Toplantıya 15 dakika kala Bekir Sami Daçe odama geldi. Genel Başkan ile konuştuğunu böyle bir yola başvurulmaması gerektiğini ve 4 Aralık tarihinde Genel Başkan Ağar’ın istifa edeceğini söyledi. Ben inanmadım ama Bekir Sami Bey güvenilir bir isim. Bu söylediklerini GİK üyelerine de söylemesi gerektiğini rica ettim. O da gelip GİK toplantısında bu durumu anlattı.” Siyaset kulislerinde biraz da müstehzi gülümsemeye yol açan bu istifa olayı DP cephesinde işlerin bir hayli karıştığını gösteriyor. Şu noktada kimse nasıl bir yol haritası izleyeceğini bilmiyor. Bir yanda GİK üyeleri yeni bir çıkış arıyor… Diğer yandan il başkanları imza kampanyası başlatarak 12 Ocak 2008′de Olağanüstü Kongre’nin yapılmasını istiyor. İşte tam bu noktada Mehmet Ağar’ın 4 Aralık’ta yeniden istifa edeceği haberi geliyor. Tam bir siyasi bilmece. Parti yönetiminden kiminle konuşsak, “Bekir Sami Daçe söylediyse doğrudur” diyor ama yine de açık bir kapı bırakıyor. Tıpkı Ensarioğlu ve İzmir DP İl Başkanı Turhan Arınç gibi… Salim Ensarioğlu, 60 yıldır ailece DP geleneği içinde yer aldıklarını dile getiriyor ve şöyle diyor: “Benim tek derdim bu siyasi çizgiyi yaşatmak. Türkiye’nin merkez sağa ihtiyacı var. Bunun için bir an önce partinin yenilenmesi ve ayağa kalkması gerekiyor. GİK toplantısında Bekir Sami Bey, Ağar’ın istifa edeceğini söyledi. Benimle birlikte 7 kişi inanmadığımızı söyledik. Ama diğer arkadaşlar partideki bu kavgalı fotoğrafın devam etmemesi için bir hafta beklememiz gerektiğini söyledi. Biz de kabul ettik.” “GİK üyeleri de istifa etmeli” Turhan Arınç ise istifa olayını şöyle değerlendiriyor: “Doğru mu değil mi bilmiyoruz ama imza kampanyasını durdurduk. Biraz daha bekleyeceğiz. Ama o gün geldiğinde sadece genel başkan değil, GİK üyeleri de istifa etmeli.” Gerçekten Mehmet Ağar istifa edecek miydi? Dün akşama doğru gelen haber siyaset kulislerinde bir kez daha şaşkınlık yarattı: İstifa edeceği haberi üzerine Ağar’ın şöyle dediği konuşuluyordu: “Bu sözler ciddiyetten uzaktır. 4 Aralık tarihini bekleyin.” Tükenme noktasına gelen DP, bu iç kargaşa ve gelgitlerle irtifa kaybetmeye devam ediyordu. Peki, bundan sonra ne olacak? Şimdilik herkes 4 Aralık tarihini bekliyor. O tarihten sonra ise iki olasılık var. Ya il başkanlarının dediği gibi en kısa sürede kongreye gidilecek, ya da GİK üyelerinin dediği gibi Genel Başkan yerine atanacak yeni bir isimle parti ilçe ve il kongrelerini yenileyerek Olağan Kongre’ye gidecek… Ama her iki olasılık için de tek şart var; DP Genel Başkanı Ağar’ın istifası etmesi. Salim Ensarioğlu bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Ağar’ın gölgesi durdukça aday çıkmıyor. Yeni adayların çıkması ve partinin yenilenmesi için bu istifa zorunlu.” ANALİZ:DP kökleriyle övünmesi gereken bir parti.Bu açık. Ama kök olduğunu iddia edenlerle ölümüne anlaşma imzalamanın anlamı yok.Çünkü sağ politika,merkez değerler ve DP çökertildi.Bu anlayış yıktı geçti. Sosyal değişimleri okuyamayan yöneticiler ve uzantıları partiyi bir oyuncak gibi düşünüyor ve bu “yakar top” asla yeni birilerinin eline geçmemeli diyorlar..”Bir akrabamız,aşiretten biri yok mu oralarda?” diye seslenen seslenene. Milletsiz siyasetle nereye kadar? Tabanı,teşkilatı izole ederek nerede duvara çarpılacak?Yoksa yüzde bir duvarı yetmiyor mu? Yeni,genç,kadın bir çok insan sağ merkezde yapılanmak istiyor.Politikalar üretilmesi gerektiğine inanıyor. Türkiye’ye zaman kaybettirenleri de tarih yazacak elbette. YEPYENİ bir Türkiye kurma hayali olamyanlarla nasıl politika yapılacak? Orhan Kemal 1960′da yazdığı başlık bugün de geçerli:”Yazık bu millete!”Siyasetin siyaset,entelektüelin fikir üertemediği bir toplumun geleceğe yürümesi imkansızdır.

H. Gökhan Özgün

Kasım 27 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

Bedavaya muasır medeniyet

Batı özgürleşmeye mecburdu. Batı’nın hiçbir zaman özgürleşmeme özgürlüğü olmadı. Çünkü ‘gelecek’ denen tek dişi kalmış canavar hep onların kapısındaydı. Bu canavarla baş edebilmek için özgürleşmek kaçınılmazdı. Batı bir ‘kaçınılmazın’ ürünüdür. Bu felsefi kaçınılmazı reddedebilme özgürlüğü ise bize mahsustur. Bir fukara lüksüdür. Bu lüksü Batı’nın bizimle ‘gelecek’ arasına paravan olmasına borçluyuz.
Sen milletçe kendini ‘orta sınıf’ bir felsefeye hapsetmişsin. Orta sınıfın en büyük acısı gelecek korkusudur. Olduğu yerde tutunmak ister. Daha iyisini arzulamadığı için değil. Herkesten çok arzular. ” Felsefesini hatırlamayan kültür taşıyıcısı aydınlar için önemli bir tartışma alanı:
 

Türk-İtalyan Forumu

Kasım 23 2007Yorum Yok Kategori: Politika

TÜRK RÖNESANSINA İTALYAN DESTEĞİ Birincisi 2004 yılında Roma’da gerçekleştirilen Türk-İtalya Forumu’nun dördüncüsü bu ay Stratejik Araştırmalar Merkezi, İtalya jeopolitik Düşünce Dergisi LIMES ve İtalyan UNICREDIT Bankası’nın işbirliği ile 21-22 kasım Türk-İtalyan Forum’u 4.kez yapıldı. İlk yıldan bugüne yaşanan değişiklik tek kelime ile:”müthiş”!Bu konuda ısrar eden ve devamlılığı sağlayan hem Türk ,hem İtalyan Dış İşlerini tebrik etmek gerekir. Karşılıklı anlama, anlayış ve önyargılardan kurtulma tartışmaları için uygun ortam hazırlayan Forum bence AB için bir “rol model” olabilir.

İtalya_Türkiye arasında başarılan bu tutum ve davranış diğer AB üyelerine önerilebilir. Özellikle keskin önyargıları olan Fransa ve Almanya için. Bir diğer önerim de;Akdeniz aksını güçlendirmek amacıyla İspanya ile Forum çalışması yapmak. İtalya Dışişleri Bakanı ve bütün yetkililerin Türkiye’nin AB üyeliği, rolü hakkında olumlu ve açık,net konuşmaları ciddi bir başarıdır. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça önyargılar uçup gidiyor. Türkiye için neler dediler bir bakalım: -Artık Türkiye çok daha açık bir ülke -Başka hiçbir ülkede buradaki kadar İtalyanca öğrenilmiyor -Türkiye-İtalya arasında sempati var -İtalya size dost -AB kapalı vizyondan vazgeçmeli mutlaka Türkiye’yi içine almalı -Türk toplumu reformları istiyor -İtalya’da Türkiye’nin AB’ye girmesini destekleyenler Türkiye’de Ab taraftarlarından daha yüksek oranda -2008 AB üyeliğiniz açısından önemli bir yıl -İtalyan kamuoyu Türkiye yandaşı -AB “hayır” dememek için ikiyüzlü ifadeler kullanıyor,krizler yaratıyor -Türkiye çok büyük bir ülke -Türk modeli Ortadoğu için önemli.Büyük ulus,büyük demokrasi…. -AB, Türkiye’nin üyeliği ile Asya’ya bağlanabilir,aksi halde Asya’yı kaybeder -Hükümetlerden bağımsız devlet politikamız Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemek -Türkiye lider ülke olmak istiyor -Türkiye Avrupa’nın parçasıdır. Bu kadar olumlu görüşü, bizde medyada veya kanaat önderlerinde bile bulmanız imkansız. Türkiye’ye hiç gelmemiş olanlarla gelmiş olanlar arasında büyük bir algı farkı olduğunu belirtti bir İtalyan parlamenter. Bu diğer AB üyeleri,yöneticileri için de geçerli. AB’de engelin hükümetler ve onların iç politikası olduğu da konuşulunca anlaşılıyor. Marina Sereni, (Demokratik Parti milletvekili) Türkiye2nin son 10 yılda Ortadoğu’da rolünü büyüttüğünü belirtti. Hakan Fidan ile ortak başkanlık yaptıkları siyasi alandaki seksiyonda çok ilginç konuşmalar oldu. İtalyanların Türkiye’deki gelişmeleri “Türk Rönesans”ı diye nitelemesi beni heyecanlandırdı. Çünkü 96’da yazdığım ve 97’den itibaren konferanslarımda ve yazılarımda belirttiğim “21.yüzyıl Türk Rönesans’ını yaşayacak” ana fikrini duymak çok güzel bir ödüldü benim için. Herkes karamsarken benim gelecek vizyonum Avrupalı nezdinde tutmuştu.Her türlü terörizme ve PKK’ya karşı olduğunu altını çizen siyasiler ve aydınlar çok önemli kazanımlardır.Avrupa ve Türkiye’nin ortak çıkarlarına vurgunun çok yapıldığı toplantıda İtalyan tarafın ısrarla vurguladığı “Türk modeli” kavramından Türk hükümeti rahatsız oldu.Onlar böyle bir siyasi görüşleri olmadığını ve vurgunun İslam üzerinde olmasını istemediklerini söylediler. Demokratik kazanımlara vurgu yapılması gerektiğinde ısrar ettiler. Bu elbette doğru bir yaklaşım. Çünkü din kültürün içindedir. Avrupa da Hıristiyan kültür üstünde yapılanmıştır.Kimse onların siyasi kimliklerinin önüne Hıristiyan eklemesi yapmazken bizim İslami eklemesi almamız anlamsız en azından. Ancak “Türk modeli” üzerinde tartışmayı hak ediyor bence.Bu başlı başına bir konu başlığı olmalıdır. Çünkü siyasi taraf dışında bu kavramın kültürel boyutu var. Kültürel açıdan Ortadoğu halkları ve Arap entelektüelleri de “Türk modeli”nden söz etmektedir. Türkiye’ye kadınları,gençleri ve siyasetçileri özenmekte,örnek göstermektedir.Buna Mısır’da,Suriye’de,İran’da ,Fas’ta ve Gürcistan gibi Kafkasya ülkelerinde de çok rastladım. Bunu görmezlikten gelmenin anlamı yok. Bunu red etmek yerine içini doldurmak daha kavram üretici bir siyaset olur. “Türk modeli” derken İtalya ne anlam yüklüyor ve biz ne anlıyoruz?tartışılmalıdır. Türkiye modernizmi sömürge yoluyla değil,özgür iradesiyle seçmiş ve 150 yılda olağanüstü bir sentez yapmıştır ve süreç devam etmektedir. Kendimiz olmaktaki ısrarı sadece İslam diye algılamak saçmadır,hepsi kültürel kimliğimizdir. Türkiye kadın,siyasi deneyim,demokrasi konusundaki kazanımlarıyla bölgede örnek teşkil etmektedir. Nasıl Kurtuluş Savaşı ile örnek olduysa bugün de örnektir.

DP Ank.İl BAşk. İstifa Etti

Kasım 19 2007Yorum Yok Kategori: Politika

ANKARA -AA- Demokrat Parti (DP) Ankara İl Başkanı Namık Kemal Doğan ve yönetim kurulu üyeleri, görevlerinden istifa etti. Doğan, yaptığı yazılı açıklamada, Genel Başkan Mehmet Ağar’ın “genel seçim akşamı genel başkanlıktan istifa etmesine rağmen, koyduğu iradeyi yerine getiremediğini, 17-l8 Kasım 2007 tarihlerinde olağanüstü kongre kararı almasına karşın bir takım siyasi entrikalarla kongrenin iptal edildiğini” öne sürdü. Genel Başkanın amacının, tekrar partinin kendisine odaklanması gayesini taşıdığını, oysa genel seçim sonuçlarının bütün vebalinin genel başkan ve tüm kademelere ait olduğunu belirten Doğan, şunları kaydetti: “Genel seçimlerde parti teşkilatının uyarılarına kulak verilmediğinden bu hazin sonuca mahkum edildik. 2008 yılı Mayıs ayında yapılacağı söylenilen olağan kongrede de Genel Başkan ve mevcut yapı kendilerini seçtirme amacı taşımaktadır. Büyük Türkiye ideali ile kurulmuş ve iktidarlarda hizmet bayrağını taşımış partimizin kişisel çıkarlara mahkum edilerek, tertip ve ayak oyunlarının mesuliyetine ve vicdani sorumluluğuna katılmaya tahammül edemeyeceğimden il başkanlığı görevimden istifa ediyorum.”

İst.İl yarın istifa edeceği söyleniyor. 2.ve 3. kademesi olmayan DP maalesef parti organlarının çalışmaması nedeniyle sorun yaşamaktadır. Vekaleten teşkilat başkanlığı yapılan DP’de acilen GİK toplanmalıdır.2.ve 3. adamlarını,teşkilat başkanını seçmelidir. Tabanın güvenini kaybettiği lider ve ekibi hala ipleri elind etutmak istiyorsa bu hiç etik değil.

Mahmut Övür yazdı

Kasım 16 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

DP kongresinin iptali kime yaradı?
DP kongresi ertelendi.
Sürpriz değildi ama olmaması, devam eden çöküşe bir katkı daha sundu.
Son 15 yıllık düşüşün son noktası bu. Bundan sonrası yok.
Ya bu parti tarih olacak, misyon bitecek.
Ya da bizim hesaplayamadığımız olağanüstü bir şey olacak parti yeniden ayağa kalkacak.
Kongrenin ertelenmesine ikinci olasılık açısından bakanların sayısı bir hayli fazla…
Anlaşılan o cephede hala “umut” var.
Görünün o ki, bu umut için olağan kongreye kadar kavga devam edecek.
Peki, bugünden kavgayı bitirmek daha doğru değil miydi?
Kulislerde konuşulan şey şu; Mehmet Ağar’ın genel başkanlığa ihtiyacı var.
Bu nedenle kongrenin ertelenmesi gerekiyordu.
Bu ertelemeyi isteyenler de bu işin farkında.
Gördüğünüz gibi hiçbir şey göründüğü gibi değil.
Kulislerde Ağar için bunlar söyleniyor.
 

Duyuru

Kasım 15 2007Yorum Yok Kategori: Politika

13 Ağustos’ta ilk DP Genel Başkan adaylığını açıklayan ben oldum.Bunun nedeni başsız kalmış,tarihinin en ağır yenilgisini almış,umutsuz tabanımıza bir umut vermekti.3.5 aylık yoğun çalışmamız sonucunda bunu başardık,hatta 11 adayın başvurmasını sağlayan heyecanı yarattık ekibimle. ÇOk zor şartlarda çalıştık ve yılmadık. Bütün istediğim kapalı kapılar ardında bir oldu bittiye gelmesini engellemekti yenilginin.Buna rağmen “ciddi aday” çıkmadığı hamasetine sığınarak yetkililerin ve bazı medya mensuplarının yanıltıcı aydınlığında 4.Olağanüstü Kongre iptal edildi.

bir delegenin dediği gibi:35 yıldır partideyim böyle şey görmedim.2gn kala kongre iptali tam bir rezalet.Bunun sorumlusunu şimdi herkes biliyor. DP tabanı doğru bilgiye bizim çalışmamızla ulaştı. Asil milletimizin sağduyusu doğru bilgiyle birleştirildi.İyilerin ittifakı kötüleri her zaman korkutur.Biz cesaretle yola devam edeceğiz. 3.5 ay boyunca yanımda olan,beni destekleyen ekibime ve tabandaki herkese tek tek minnettarım. Güneş balçıkla sıvanmaz bunu biliyoruz.Türkiye siyaseti dönüştürmek amacımız. Siz de destek olabilirsiniz.Temiz siyaset için elele.Yepyeni bir DP için kolkola halaydayız.

İzmir İzmir

Kasım 15 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

IZMIR E YENI GELENLER ICIN 100 MADDEDE IZMIR:

1-Istanbul’dan geldiyseniz, burada da karsi kavrami vardir. Sasirmayin.
 

Türk gazeteleri Almanya’da birbirleriyle yaris halinde

Kasım 13 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Anka haber Ajansı geçti

Kasım 13 2007Yorum Yok Kategori: Kadın

DP GENEL BAŞKAN ADAYI SEVİNDİ: “ADAYLAR AÇIKLANSIN” P.tesi günü Anka haber ajansına bunu geçtim ve yayınlandı.Puslu havayı devam ettirenler ciddi aday yok adındaki sis bombasını kullanıyorlar. Ciddi aday partiye tarihinin yenilgisini aldıran, istifa ettim diyen ve sonra koşarak gelip ülke yanarken medyaya bile çıkmayanlar mı?İmzasız bildiriler yayınlayıp dezenformasyon yayanlar mı?Milletsiz siyaset yapanlar mı?Delegesiz kongre hayal edenler mi?

-DP Genel Başkanlığına adaylığını ilk açıklayan isim Nevval Sevindi, partinin 4. Olağanüstü kongresine çok az bir zaman kalmasına rağmen adayların açıklanmamasından kamuoyu ve partinin rahatsız olduğunu belirterek, “Bu gurur kırıcı durum DP’nin hak etmediği bir konumdur” dedi. ANKARA (ANKA) – DP Genel Başkanlığına adaylığını ilk açıklayan isimlerden Nevval Sevindi, partinin 4. Olağanüstü kongresine çok az bir zaman kalmasına rağmen adayların açıklanmamasından kamuoyu ve partinin rahatsız olduğunu belirterek, “Puslu havaları kim sever milletimiz biliyor. Şeffaf politika demokrasinin gereğidir. Bu gurur kırıcı durum DP’nin hak etmediği bir konumdur” dedi. Sevindi yaptığı açıklamada, partinin 17-18 Kasım tarihlerinde yapılacak 4. Olanağanüstü Kongresi’ne az bir zaman kala adayların henüz açıklanmamasının demokrasinin gereği olan şeffaf politika ilkesiyle bağdaşmadığını vurguladı. Sevindi, 13 Ağustos’ta DP Genel başkanlığına adaylığını açıklarken DP’ye ve onu sevenlere umut vermeyi amaçladığını kaydederek, şu ifadelere yer verdi: “Demokrasinin en temel organları siyasi partilerdir. Demokratik kuralların işlemesi partileri demokratik sistemin parçası yapar. Anti demokratik eğilimler ise partilerin milletle ilişkisini koparır. Demokrat Parti adına yakışır bir kongre yapmakla mükelleftir. 4.Olağanüstü kongresine çok az bir zaman kalmasına rağmen kamuoyu ve partimiz adayların açıklanmamasından rahatsızdır.Puslu havaları kim sever milletimiz biliyor. Şeffaf politika demokrasinin gereğidir. 21.yüzyılın liderleri bilgiyle ve bilimle buluşan yöntemlerle politika yaparlar. El altından, yalanla, dolanla yapılana politika denmiyor artık. Bu gurur kırıcı durum DP’nin hak etmediği bir konumdur.” -”İLÇE BAŞKANLIKLARININ 3 YILLIK KİRALARINI ÖDEYECEĞİM”- Tüm teşkilatla yoğun bir diyalog başlattığını anlatan Sevindi, çok sayıda il ve ilçe başkanının da buna destek verdiğini kaydetti. DP’nin tavandan tabana yeniden inşa edileceğini vurgulayan Sevindi şunları kaydetti: “Kale komutanlarımız olan ilçe başkanlarıyla yakın temas bizi ortak davaya bağladı sıkı sıkı. Onların sadece politika yapmalarını istiyorum ve 3 yıllık kiralarını ödeyeceğim. Milletsiz politika yapmaya soyunanlar kale komutanlarını dışlayarak teşkilatçılık hevesindeler. Ben bütün DP politikasını kale komutanları ve her kademedeki partililerimizle yapacağım. Herkesle istişare ederek ahlaklı ve dürüst politika yapacağız.” -”DEĞİŞEN TÜRKİYE ÜZERİNE POLİTİKA KURACAĞIZ” Sevindi, geçmiş 4 yılın defterlerini yeminli mali müşavirlere açacağını ve raporları Anayasa Mahkemesine taşıyacağını açıklayarak, “Parti kadınlara ve gençlere kapılarını ardına kadar açacak. Doğru politikalar, ancak doğru politik partilerle ve doğru politik kadrolarla olur. Kişisel hırslar, şişmiş egolar ve politik kapkaççılık, partileri ve DP’yi çökertmiştir” diye konuştu. Sevindi şunları belirtti: “Değişen Türkiye sosyolojisinin üzerine politika kuracağız. Kentli ve şeffaf politikalar uygulayan bir DP hayalimizi gerçekleştirmek için yola çıktık. Kongreye katılım çok önemlidir. Hep birlikte orada olalım. DP daha güzel günlere layıktır. Çünkü Türk politikası daha kaliteli ve güzel günlere layıktır. Uyanma, silkinme ve dirilme zamanı gelmiştir.” (ANKA) (AS/KEN/ZG) 12.11.2007 akşam saatlerinde 24 ilçe başakanı toplandı ve kongrenin yapılması yönünde imza attı.Bu da taban değil , bu da ciddi değil bazılarının gözünde galiba. Milletsiz ve ilçesiz,beldesiz siyaset oh ne rahat! Mektup:Nevval hn, Allah kolaylık versin diyeceğim ama bu medya ile gerçekleri ortaya çıkarmak da imkansız… cesaretinize şapka! necati ü. Bu kongre spor totoya döndü.Olacak mı,olmayacak mı kimse bilmiyor.Dediğiniz gibi puslu havayı sevenler Susurlukçular herkesin gördüğü gibi.Kimse oy vermedi zaten. mehmet Al “Veren el, alan elden üstündür” Şeklen de böyledir; alan el açık ve alttadır veren el üsttedir. Millet olma bilinci ile muhtaç olmamak için çalışmanın önemi açık. Para alan emir de alır. Bektaş Uzun zamandır aktif siyasetten uzak ama her zaman belli noktalarda ve yerlerde gördüğümüz, Gaziosmanpaşalı Süleyman Soylu DP Genel Başkanlığına yakıştırılmasına teşekkür ederek “öyle bir niyetim yok” dedi. Genel başkanlığa aday olduğu ve kazandığı günden itibaren Mehmet Ağar`ın bu işi yapamayacağını söyleyen Soylu`nun söylemlerinin de doğru çıkması, adının çeşitli çevrelerce Genel Başkanlığa yakıştırılmasına neden olmuştu. Merkez sağ ile ilgili olarak görüşlerini açıklayan Soylu, siyasetin bir risk işi olduğunu ifade ederek şunları söyledi “Merkez sağ, halk adına uzunca süredir hiç riske girmemektedir. Kurumsal merkez sağ projesine ihtiyaç vardır. AK Parti`nin Türkiye`de siyasette getirdiği yeniliklerin önüne geçen bir proje olmalıdır. Siyaset dürüst, bilgili ve ülke adına kaybedilecek değerleri olan insanların işidir. Merkez sağ bu kişilerle ahlaklı demokrasiyi ve ahlaklı siyaseti vaat etmelidir. Merkez sağın eski siyaset alışkanlıklarını sürdüren insanlarla ayağa kalkması mümkün değildir. Son çeyrek yüz yılda Türkiye`ye tercüme programlar önerilmiştir. Oysa, merkez sağın bugün yapması gereken kendi telifini oluşturmasıdır” dedi. Haber Tarihi : 16.10.2007 Haber Editörü : Ali Şükrü Kara Haber Kaynağı : www.gophaber.com

Sayfa 1 / 212»