Mahmut Övür yazdı
Nevval Sevindi neden ‘isyan’ etti? Büyük bir heyecanla kurulan DP, seçimlerde çökünce ilk sahip çıkanlardan biri Nevval Sevindi’ydi. O geleneğe sonradan giren Sevindi, onca negatif zemine rağmen kolları sıvadı ve DP’ye genel başkan adayı olacağını açıkladı.
Ama ne var ki beklediği ilgiyi görmedi. Daha da önemlisi onun varlığına rağmen partinin ak saçlıları da gençleri de başka bir arayış içindeydi. Sanki ortak bir kararla ona “yabancı” muamelesi yapılıyordu. İşte Sevindi bu gerçeği fark edince “isyan” etti ve DP içinde ve dışında etkili olan tüm çevreleri eleştiri yağmuruna tuttu. Özellikle de “Helal süt emmiş DYP’li” arayışıyla “hanedan” anlayışının pekiştirildiğine dikkat çekiyor ve şöyle diyordu: “Partinin başına getirilecek isimlerde aranan ilk özellik, ‘hanedan’ mensubu olmak. Bu demokrat bir partiye yakışmıyor. İlla insanın 7 sülalesinin DP’den gelmesi gibi bir hanedanlık isteği olabilir mi? Zaten bunun doğru olmadığının en iyi kanıtı da AK Parti’nin iktidarda olması.” Merkez sağın bu gerçekten bir ders çıkarmadığına vurgu yapan Sevindi ikinci isyan gerekçesini de şöyle özetliyor: “Bir de paralı aday arıyorlar. Yani zengin olmayanın, ciddi parasal ilişkiler içinde olmayanın nerdeyse siyasette hiçbir şansı yok. Yani öyle bir zenginlik olmalı ki siyasete girmesi mümkün olsun. Bir de bu iki özelliğe ‘profesör’ gibi bir statü de eklenirse ‘daha şahane bir heykel’ oluştururuz diye düşünüyorlar.” Liderlik kıstasının, “bu ülkeyi daha yakından tanımak, kültürünü daha iyi bilmek” olması gerektiğinin altını çizen Sevindi, DP içinde gerçek bir lider arayışı olmadığını da dile getiriyor ve şöyle diyor: “Eğer gerçekten bir arayış varsa ‘adayım’ diyen insanları ciddiye alıp onların ne yaptığına, gelmişine, geçmişine bakmak, neler önerildiğini, neler söylendiğini dinlemek lazım. Ama bunu yapmıyorlar.” Sevindi, DP ve DYP’nin önde gelen isimlerinin nelerle meşgul olduğunu şu sözlerle dile getiriyordu: “Bu arayış ve toplantılarda hepsinin ne kadar boş konuşma yaptığını görüp dehşete düşüyorum. Yeniden yapılanma, yeni politikalar üretme, yeni isimleri kazanma talebi yok. Daha önemlisi bir merak da yok. Sadece ‘o bunu niye yaptı, şu neden karşı çıktı’ gibi geriye dönük konuşmalar yapılıyor. Bunlarla bir merkez sağ parti ayağa kalkmaz. Böyle giderse de kalkacağı yok.” Sabah gazetesinde yayınlanan yazıda demek istediğim eski zihinsle kalıplarla,eski siyasi alışkanlıklarla ve kriterlerle lider aramak boşun akürek çekmektir. Eski siyasi alışkanlıkların şahikası AKP ve lideri olduğuna göre on aalternatif iddiası sadece YENİ olanı içerir. Lider kuurlacak yeni bir yönetim modelinin de bir parçası olacaktır. tahakküm delisi lider değil 2. ve 3. adamlarıyla zengin kadrolar oluşturan ve birlikte karar vermeyi öğreten bir sistem. Liderim diyen hangi modellerden söz ediyor hangi yöntemleri istiyor ve hayalinde nasıl bir parti,naıl bir Türkiye var anlatsın diyorum ezcümle. Merhaba Sevgili Büyüğüm, Demokrat Parti ile ilgili yazıyı okudum ama parti adına değilde sizin adınıza çok üzüldüm.Eğer tam dediğiniz ortam mevcutsa sizin kurulda ve üretilen bir şeyler yerine sürekli sömürüler varsa emeklerinizin kıymetinin tam olarak anlaşılamaması sizin gibi birine yapılan büyük bir haksızlıktan başka bir şey değildir tüm bunlar. O tip kadroları tam olarak bilemiyorum ama sizlerin finansal desteği sağlamanızla mı sözünüz yerini buluyor bu partilerde(Tabi ki ekonomik protokol mutlaka olmalı)? Ya da birileri çok parası olduğu ve ciddi menfaatleri sağladıkları için mi partilerde imza ya da söz yetkisine sahip oluyor partinin çeşiti kurullarında? Bilemiyorum Türkiye’nin hukukun altında ya da üzerinde gerçekleşen bu gibi partisel çalışmalarının nelere dayandığını ya da hangi güçler tarafından yönetildiğini. Ama sizin adınıza bildiğim bir şey varsa bu da zamanında sosyal kadrolarda yamış olduğunuz çalışamların kamu oyunda yeterince ses getitrememesi ve bir çok yerde çözümsüz kalması sizin siyasal yaşama adım atmanızı bir gereklilik haline getirdi.Ve öyle inanıyorum ki güvendiğim Nevval Sevindi tüm samimiyetiyle,temellendirilmiş tecrübe edilmiş geçmişiyle ve de arştırmacı ruhunu da katarak bu işin içine daha iyisini yapmak ve vatanın bir yerlere gelebilmesini sağlamak için bu yola başkoydu. Zamanın bürokratları valileri kaymakamları seçimde barajı geçemediği için hemen sinesine çekildi ama yetmiş milyonun önünde bunlar çok ucuz bir davranış oldu.Çünkü o an insan nefsiyle başbaşa kalmamalıydı eğer bir parti liderliği bir vatan idaresi söz konusu ise.Bu da insanın zihninde çeşitli şüpheleri uyandırıyor bana göre demek ki eğer bu insanlar lider olsaydı o zaman belkide mevkinin rehaveti üzerine çöküp kişisel menfaatler boy boy ke ndini gösteriyor olabilirdi. Saygıdeğer büyüğüm ben sizin tüm çırpınmalarınızı gerçekçi buluyorum her zaman siz o kadar hali tam birisiniz ki zaten içinizde hiç bir şeyi tutamıyorsunuz bu da insanların sizin hakındaki düşüncelerinin net olduğu anlamına geliyor.Sevecen ve güvenilir pozisyonda oluyorsunuz .Tecrübeleriniz ve geçmişinizde buna eklenince toplumun inancı bütünleniyor sizde. Rica ediyorum parti ya da particilik bir oturma odası sohbet etme lobisi değil neden bu zihniyetin eşiğinde yaşamaya alışmış bu bürokrasi zihniyeti bilemiyorum.Prasını basan gitsin bakkal market açsın,ortak bulsun şirket kursun ama beni bizi yönetemiyecek insanlar menfaatini kollamak için gelmesin benim başıma böylesi resmen asalaktır halkın canını kanını sömürmekten başkası değildir.Teşekkür ediyorum belki siz bir yerde beraber çalıştığınız kişilerin tam manasıyla canını yakamıyor olabilirsiniz ekip olduğunuz için,amilane olmamak için ama bizim sesimizi duymalı o birileri ne olur. Bu zamana kadar siyasetten yüzü gülmeyen yönetimden nasibini alamayan klişeleşmiş yönetimlere alışmış halk anlayışlarını yönetimleri başımızda istemiyoruz. Size teşekkür ediyorum partisinin yönetim birimindeki düşünme engellileri bir parti liderliğine aday biri olarak yargılamanızdan ötürü..Çünkü kol kırılır yen içinde kalır anlayışının vatanı yöneten bir birimin içinde olmaması gerekir.Siz bunu bile sunduysanız bize güven tam inanç tam olur size. Evdekilerin sevgi ve selamlarıyla saygılarımı sunuyorum. Burak Mavili. DP ‘kimliğini’ arıyor! Demokrat Parti’de olağanüstü kongre yakalaştıkça genel başkan arayışları da hızlandı. Hatta birçok DP’liyi “doğru aday” bulup bulmama telaşı sardı… Çünkü hala bu siyasi çizgiden umudunu kesmemiş binlerce siyasi kadro, birkaç milyon da olsa oy veren seçmen var. DP’de “derin bir kaygı” yla, eski günleri yeniden yaşatacak “umut” iç içe geçmiş durumda. Bir kez daha “yanlış adam” seçmemek için ince eleyip sık dokuyorlar… Peki, son durum ne? Doğrusu mevcut fotoğraf çok parlak değil. Halen genel başkanlık görevini sürdüren Mehmet Ağar’ın ne yapacağı bilinmiyor. Aday olmayacağını açıklasa bile yeniden adaylığını koymayacağının bir garantisi yok. Ama aynı zamanda yeniden seçilme şansı da yok. Seçim sonrası genel başkan adaylığını açıklayan ilk isim Nevval Sevindi’ ydi. Sevindi, ciddi bir çaba harcamasına rağmen beklenen sinerjiyi yaratamadı. Bir anlamda “gelenekten” gelmemenin derin yalnızlığını yaşıyor. Benzer bir kaderi ATO Başkanı Sinan Aygün de yaşıyor. O da büyük ihtimalle gelenekle “ulusalcılık” arasında kalmanın yarattığı hayal kırıklığı içinde. Daha önemlisi DP içinde Aygün’ü destekleyen bir “lobi” oluşturuldu ama sonuç yine değişmedi. Hala DP tabanında beklenen coşku yok. Gelelim bu köşede ilk kez adı duyurulan genel başkanı adayı Burak Küntay’a… Doğrusu Küntay’ın şansı diğerlerinden biraz daha fazla… Hem gelenekten geliyor, hem genç, hem arkasında DP içinden gelen çok sayıda eski milletvekili ve yöneticinin büyük desteği var. Peki, olmayan ne? Kimse açık konuşmuyor ama satır aralarında bu süreçte DP geleneğini Küntay’ın ayağa kaldırabileceğine kimse inanmıyor. Siyaseten “çok genç” olması ve saha deneyiminin olmaması dezavantajları olarak niteleniyor. Bu açıdan son isim Prof. Dr. Deniz Ülkü Arıboğan … Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Arıboğan adını kamuoyu ilk kez Erkan Mumcu’nun cumhurbaşkanı adayı olarak duydu. Sonra 22 Temmuz seçimleri öncesi DP listelerinden aday adayı oldu. Ancak listelerdeki yerini beğenmeyince geri çekildi. Şimdi adı yeniden DP kulislerinde dolaşıyor. Birkaç gün önce DYP’nin eski teşkilat başkanı Mümtaz Yavuz aradı. DP’nin eski ve yeni 71 il başkanın genel başkan adayı için Deniz Ülkü Arıboğan’ı düşündüklerini söyledi. Ancak bu düşüncelerinden Arıboğan’ın haberi yoktu. Acaba o ne düşünüyordu? Soruyu Arıboğan’a sorduk. İşte cevabı: “Ben şu andaki konumumdan çok memnunum. Siyasete girmeyi hiç düşünmüyorum. Seçim yenilgisi üzerine de sonradan konuşmayı uygun bulmuyorum. Ayrıca ne olup bittiğini de doğrusu bilmiyorum. Olanları basından izliyorum.” Gördüğünüz gibi DP içinde sayısız arayış var ama bir sonuç yok. Bunun asıl nedeni de olağanüstü kongreyi “seçim yenilgisinin bir rövanşı” olarak görenlerin çoğunlukta olması. Oysa yeni kongre bir ” yenilenme ve yeniden yapılanma” için bir şans sunmalı. Bu noktada DP çizgisinin önemli siyasi aktörleri Demirel, Tansu Çiller, Aydın Menderes, Mehmet Ali Bayar’ın ne yapacakları önemli. Eğer bu kongrede bu işin bir “el değiştirmesi” gerekliliği kabul görürse yeni bir çıkış yakalanabilir. Genç kuşağın etkili siyasetçilerinden biri bu yenilenmenin nasıl olması gerektiğini şöyle anlatıyor: “DP hareketi zor bir dönemden geçiyor. Bu geçişi başarmak için bu misyonun geçmişini de bugününü de bilen biri genel başkan olmalı. Çok eski değil, çok yeni de değil. Eskiyle yeni arasında tecrübe ile dinamizmi kaynaştıracak bir isme ihtiyaç var. Türkiye de zor bir konjonktürden geçiyor. Bu zor zamanda bu misyonun bütün siyasi aktörlerini, Demirel’i, Çiller’i, Menderes’i değerlendirebilecek, onların birikimini bu harekete katacak bir siyasi aktöre ihtiyaç var. O kendini böyle konumlandırır mı bilmiyoruz ama bu sanki Mehmet Ali Bayar’mış gibi gözüküyor.” Ablacim, Partimizi zirt pirt zor zamanlarda terk edenlere mi birakacagiz?Bunlar ne dedigini bilmiyor bence.Milletle el sikisamayan adamlar DP“ye basakan olmayi rüyasinda görür selamlar A.Yaner