Analiz
1994′den itibaren bugün “mahalle baskısı” diye tartışılan konuya, RP’nin çalışma yöntemlerine ve protest hale gelen orta sınıfa dikkat çekmişim yazılarımda.Diziler yapmışım anlatmak için.Ne yazık ki aydınların dikkatini çekmeyi,tartıştırmayı başaramadım. Aydınlar teori üreten,yeni kavramları topluma sunanlardır değil mi? Neredeler sizce…..Politika üretmekten uzak partilerin yerini eminim siz bilirsiniz.
1994 seçimlerinden sonra kültürel örgütlenmeyle ilgili bir yazı yazdım ve YeniYüzyıl’da yayınlanan yazımı Aydınlık dahil bir çok yer aldı o günlerde. Ancak tartışılması gereken entelektüel boyut her zamanki gibi boynu bükük kaldı tabii. “1991-1994 seçim sonuçları birbirini tamamlayan ve bildiren mesajlardır.Milletvekillerinin partilere göre dağılımı,son seçimlerde partilerin güçlü olduğu bölgeler.Sadece metropoller farklı.Burada ilginç olan büyük kentlerdeki oy verme eğilimlerindeki parçalanma. Kadınlar ev gençler enden Refah’a kaymakta?Ciddi olarak örgütlenen,seçmenle birebir ve psikolojik ilişki kuran RPliler gecekondulu nüfusu çektiler. Varolan kültür alanının karşısına alternatif koydular.İnsanlara inanç duygusunun korunmuşluğunu sundular.Bu varolan kültürel erozyona tepkidir.Diğer siyasiler hukuk devletinin yasal çerçevesinde acil reorganizasyonu yapmamanın,hukuk ve adalet kavramının yozlaşmasına göz yummanın sonucunu aldılar. Kentli insanı etkileyecek ve bir yere toplayacak imaj eksikliği siyasi partilerin kültür projesizliği sonucudur. Heterojen kent sosyal yapısını homojenleştirecek sosyal projeler üretilmedi. Türk toplumunun kimlik sorunu seçimlere yansıyarak önümüze kondu.Hukuk devletinin elek gibi çatlaklarından sızan denetimsiz kır kökenliler büyük paralar ele geçirdi.Para el değiştirdi. Bu para inançlar doğrultusundaki “kültürel etkinlikler” için kaynak yarattı. Yaşama alanı açtı kendine. İşte ilginç bir örnek İzmir’e bağlı Kemalpaşa’nın RPli olma öyküsüdür. Sol çevreler bir halkevi çalıştıramazken RP iki vakıf bir özel kütüphane açtı 20.000 nüfuslu ilçede.Açılan Kuran kurslarının sayısını SHP yöneticileri bile bilmiyor. Özel kütüphanede dini içerikli video film gösterileri var. İlçeye RP ayırdığı seçim bütçesi 2 milyar.SHPli belediye kenar mahallelere hizmet götürmüyor.Egede taban bulamayan RP Erzurum ve G.Doğulu nüfusun yoğun yaşadığı kenar mahallelerde çalışıyor.” 1994’de yayınlanan bu yazımdan sonra da ilk kez Türkiye’de 96 yılında RP kadınları ve örgütlenme modelini inceledim ve dizi yaptım. Bu diziden sonra benden daha çok bilgi almak için Fransa Cumhurbaşkanı danışmanı, Fransa DPTsi başkanı, İngiliz ve Amerikalı yetkililer geldi. Bir tek Türk yetkili veya partili gelmedi! Bu konu tartışılmadı. Yıllar sonra TESEV bir çalışma yaptırdı Prof.Yeşim Arat’a İslam ve kadın bağlamında. Namuslu bir aydın olan Arat bu konuda ilk benim araştırmam olduğunu makalesine yazdı. Hepsi bu. İşte mahalle baskısının diğer yüzü. 1996’da yayınladığım bu çalışmayı şöyle değerlendirmişim: “Toplumdaki ekonomik zorluklar ve yaygınlaşan adaletsizlik , merkez partilerini eritiyor. Orta direk “protest” hale gelirken bundan en çok etkilenen de kadınlar. Sonuç olarak RP kadınlar örneği biraz da şunu gösteriyor:Topluma bir hedef koymayı ve toplumsal değişimi beceremeyen politikacılar ve aydınlar durdukları yerleri terk edip biraz kıpırdamalılar. Durdukları yerden gördükleri manzara işin küçük bir ayrıntısı.” Daha sonra RP kapatıldı. Yerine Fazilet kuruldu. RP hanımlar komisyonunun çalışkan üyeleri görevden alındı ve milletvekilleriyle akrabalık bağları olan kadınlar getirildi.Vitrin tabandan temizlendi. “Fazilet Partisi’nin politikası değişmeyecek ve işçi karıncalar asla taltif edilmeyecek. Tüm partilerin kadın politikalarından çok farklı olmayan bir yapılanma. İş varsa çalış, seçim varsa listeden kaybol!” diye de 1998 de eklemişim. White’ın dediği gibi parti kapatma ile çözülmeyen ilişkiler ağı FP’den de AK Parti’ye taşındı. Bu kez en etkili mazaret olan “başörtülü” olduğunuz için listelere sizi koyamıyoruz lafı havada kaldı, çünkü çok sayıda başı açık kadın Ak Partili oldu. Ama milletvekili aday adayı olamadı. Milletvekili de olamadı. Kapılar kontrollu bir aralıkla izin verdi geçişe. Refah Partisi yerel politikalarıyla, kurduğu insan ilişkileriyle etkili olmasında en büyük motor güç kadınlardı. Bu kadınlara yer vermeyen Fazilet hiç varlık gösteremedi. Ak parti ise protest oyları toparladı. Kadın politikasında diğer partilerle ortak bir davranış sergiledi. Bunda ısrar ederse geleceğini Fazilet Partisi’ nin aynasında görebilir. Çünkü bu kadınlar köyden, kasabadan göç etmiş kadını mobilize ettiler. Onların şehir hayatına katılmalarını sağladılar, örgütlü güç olmayı öğrettiler. White Ümraniye’deki bulgularından CHP’ye söz edince onların “biz modern bir partiyiz, o tür çalışma için vaktimiz yok” dediğini söylüyor. İşte ondan sonra çok vakitleri olmuştu, çünkü Meclis dışında kalmışlardı! Ben CHP adına İzmit taraflarında bir konuşmaya katılmıştım o dönemde ve kadınların en büyük sorunları şiddet, yoksulluk ve ezilmişlikti. Buraya CHP için gelmedik siz belki bize yardım edersiniz diye geldik demişlerdi. White kitabında ilginç bir şeye değiniyor: “Ziyaret ettiğim gecekondu mahallelerinde kolsuz ya da kısa bluzlar ya da dar elbiseler uygun sayılan açıklık sınırını geçiyordu. Ancak değişmez kesinlikte kurallarda yoktu. Hem “kapalı” , hem “açık “ giysi tarzları sürekli değişiyor, uygunluk sınırları neredeyse yıllık olarak belirleniyordu.” * İşte, Türkiye’de medyayı meşgul eden, kıyametler kopartan kapanma eyleminin gerçeği burada anlatılıyor. Tesettüre de moda ve şık olduğu için bayılan kadınlar gördüm diyor Şahin Alpay’a White. Oysa medya ne anlamlar yüklüyor! Türk kültürünü ve bu kültürün taşıyıcısı olarak temel rol oynayan kadını dikkate almayan hiç kimse Türkiye’de politika üretemez. Türk kültüründe aşırı yasaklayıcı unsur yok. Pragmatik bir yapı ve değişime açık uçlar var. Geleneksel ve geleneksel dindar aileler üstünde çalışan White bizim aydınlardan daha fazla nasıl anlamış toplumu? Önyargısız bir bilim kadını olarak çalışarak. Samimiyetini koruyarak. Siyasette samimiyeti göstermesi gereken AK Parti, entelektüel alanda ise aydınlar samimiyeti bir değer olarak benimsemeli. Gerçek demokrasi , eşitliği kabul etmek değil, eşit kılmaktır. O zaman yıllardır söylediğim Türk Rönesans’ı hayal olmaktan çıkar. *25 Ağustos 96 YeniYüzyıl gazetesi *Para ile Akraba Jenny B. White NEVVAL SEVİNDİ