Diyorlar ki, ülke çığırından çıkmış. Her yer oturanın babasının malı olmuş.Düşünmeden akıllı olabileceğimize bizi inandırmak istiyorlar. Hiçbir disiplin olmadan fedakarlığı öğrenebileceğimizi iddia ediyorlar. Politik liderler kadar her hangi bir makama oturanlar ve güce erişenlerin kavgasının “baba malı” üstüne olduğunu gösteriyor parmaklar. Çocuklar umutsuz, gençler mutsuz ve doyumsuz, orta yaşlılar bıkkın ve yaşlılar ölümden gayrisine itibar etmiyor. Diz boyu mutsuzluk ve umutsuzluk neden utanma duygusu yaratmıyor?
Diyorlar ki, ülke çığırından çıkmış. Her yer oturanın babasının malı olmuş.Düşünmeden akıllı olabileceğimize bizi inandırmak istiyorlar. Hiçbir disiplin olmadan fedakarlığı öğrenebileceğimizi iddia ediyorlar. Politik liderler kadar her hangi bir makama oturanlar ve güce erişenlerin kavgasının “baba malı” üstüne olduğunu gösteriyor parmaklar. Çocuklar umutsuz, gençler mutsuz ve doyumsuz, orta yaşlılar bıkkın ve yaşlılar ölümden gayrisine itibar etmiyor. Diz boyu mutsuzluk ve umutsuzluk neden utanma duygusu yaratmıyor? Türk kültürü ki yaşama sevinci ve neşenin en eski kökü. Biz ki savaşa yıkanıp paklanıp suyun olmadığı cephelerde, çiçekli yemeniler bağladık boynumuza şahadet için. Türküleri ve duaları neşe içinde birlikte mırıldanarak ölüme koşan insanımız nerede? Kim onu bu hale getirdi? Hangi çıkarlar uğruna? Kim halkımı babasının malı gibi harcadı ve kimliğini zımparaladı? “Bugünle geçmiş arasında bir kavga başlatacak olursak , geleceği kaybetme tehlikesine gireriz” demiş koca Churchill. Bizim bugünümüze pek uydu bu söz dostlar.Atatürk de bize şöyle sesleniyor:”bir devlet adamı,kerameti kendinde göremye başladı mı, devlet adamlığını bitirdi demektir.” Bizim kabul etmemiz gereken bir dönemin artık sona erdiğidir. Bu dönemin adı, “babasının malı “ dönemidir. Devletin bir koltuğunda oturanın devleti babasının malı sanması, harcadığı parayı babasının malı diye savurması, kişisel düşmanlıklarını “babasının malı” elemanları, kadrolarına uygulaması, özel sektörün kendi parasını bile bu zihinsel yapılanma halinde kullanarak hiyerarşi kurması, emekli amcaları alalım lazım olur(olmuştur)bulunsun babamızın malı yanımızda denmesi, siyasi partilerin başına lider olmayı değil ele geçirmeyi , partileri “babasının malı” halinde tapulu arazi halinde sunmayı,kullanmayı, çeteler ve rüşvetle herkesin satın alınarak “babasının malı” haline sokulmasının dönemidir bu dönem. Medyada,devlette ve özel sektörde sadece ilken kan bağı,klan ilişkileri, hemşerilik bağı üzerinden iş yapan “babasının malı” insanlar bilgiyi, cesareti,namusu,ahlakı,ar damarı, nezaketi, dini hoşgörüyü, Türklüğün iyi değerlerini,kültürü,insanlığı, sevgiyi, bilgeliyi dışladılar. Çöp tenekeleri ağzına kadar doldu .” babasının malı” tenekeleri “babasının malı” olmayan vatan evlatlarıyla doldu. Bize bugün gerekli olan gönül rahatlığı değil cesarettir. Mevlana’nın dediği gibi ;dil ku?dil ku?(kalp nerede ?kalp nerede?)Kaçınılması gereken ise sadece gaflettir. Çocuklarımızı bizden çalıyorlar. Geleceğimiz sadece bizim değil dünya içinde anlamlıdır. Bu geleceği “babasının malı” gibi harcayan herkesi tarihin çöpleri arasında göreceğiz. Gençlerimizi bizden çalanlar , değerlerimizi yerle bir edenler ve yalanı “babasının malı” haline getirenler için gaflet ve delalet en güzel dergahtır. Ben bir Türk ve Müslüman doğdum. Ailem ve ben bir çok fraklılıklarla yaşadık iç içe güzel günler gördük. Bunu gören son şanslı kuşak mı olacağım ben? İnsanlar gerçeği görecektir. Çünkü köklerimizde umut,sevgi ve değişim heyecanı var. İşte ben halkımın bu köklerine güveniyorum. Her yer herkesin “babasının malı” olabilir. Beni her yerden git “diye kovalayabilir. Ancak bu kültürel köklerim, sosyal ve biyolojik genlerim diri kök hücrelerim. Onlar kimsenin “babasının malı” değil. Onlar bana umut veriyor.Onlar bana cesaret veriyor.Onlar bana “ayağa kalk kadın” diyor. Onlar beni ne kadar incinsem koruyor ve kolluyor. Onlarla yola devam edeceğimi biliyorum. Dedemin , ninemin, büyük dedelerimin taa Hz. Osman’a giden köklerimin ban olduğu gibi halkımın sessiz çoğunluğunda var olduğunu biliyorum. Maddiyatçı ve katı dünyanın yenilmezliğine, gücün kabalığına inanmışlar. Biz evlatlarımız kurtarmak için elele vermez ve iyilerin ittifakını kurmazsak demokrasi bir rüya olacaktır. Kötülerin çıkar birliğinin iplerine yapıştığı kadar biz iyiliğin,Allah’ın ipine yapışmazsak bireyin sonu gelecek. “her insan kadar Allah’a ulaşma yolu vardır” diyen güzelim özgürlüğüme gelen darbe ağırdır. Ülkemizde partiler çökmüştür. Partiler hemşeri kahvehanesi haline gelmiştir. Politika üretilmeyen ve üretimine izin verilmeyen ,çıkar birliğinin “baba malı” despotizmi demokrasinin organlarını yok etmiştir. Demokrasinin organları yoksa demokrasiyi hangi araçla icra edeceğiz ? Bir kez düşünün bakalım. Bu düşünme koltuğuna,unvanına,maaşına ya da başka çıkarlarına set mi olacak? Yarın bütün geleceğine bir duvar inşa ediliyor. Bu duvar “babasının malı” olarak ülkeyi görenlerle adalet,sevgi,cesaret,bilgi, kültür ve memleket sevgisi isteyenleri ayıracak. Mücadelemiz fırsatları eşitlemek, ayrıcalıkları ortadan kaldırmak,her bireyin hayatına ve yurttaş olarak konumuna en yüksek değeri vermektir. Bu hep kendi bireysel hayatımız hem toplumun çıkarı için değerli bir mücadeledir. Tüm toplum adil fırsatlar istemekte. Buna kulak tıkayanlarla yeni kulak tıkayıcılar ,yeninin yıldızlı tıkayıcıları hep yer değiştirmekte. Fırsat eşitliği bir toplumun bireye vereceği en yüce hizmettir. “Babasının malı” parselleme anlayışı 1000 yıllık kültürümüze ve atalarımıza hakarettir. Bırakalım bunu kapitalizmin evlatları doya doya yapsın. Son tahlilde Roosvelt 1910 yılında bunu şöyle dile getirir: “Bir insanın mesleğindeki en önemli unsurlar , tümü bir araya geldiğinde karakter dediğimiz şeyi oluşturan niteliklerin bir özeti olmalıdır. Eğer o insanda bunlar yoksa, insan zekasının yaratabileceği hiçbir kanun,isterse en cesur ve güçlü yürütme tarafından uygulansın,nafiledir. Dolayısıyla her şeyden önce karakter, insanı iyi bir adam , iyi bir baba,iyi bir koca yapan,onu iyi bir komşu yapan karakter doğru dürüst olmalıdır.Öncelikle bu gerekiyor;buna ek, her bir yurttaşta bu özelliklerin olabilecek en iyi şekilde gelişmesine imkan sağlayan yasaların çıkarılıp uygulanması gerekir.Ülkemizin temel sorunu,doğru ve iyi yurttaşların olmasıdır;bunu sağlamak için ilerlememiz gerekir ve devlet adamlarımızın gerçekten ilerlemeci olması gerekir.” Bir çok tehlikeyle dolu olan bu yol işte bu yoldur; her şeyi yeni baştan ele almak ve temel kazarak inşa etmek. Yeni ve gerçek Türkiye’nin politikası için umut sizinle var olacaktır. mektup: Nevval hanım, sitenizdeki yazınızı okudum. Birçok kısmının altına imzamı atarım. Ancak; Biz hiçbir zaman ve hiçbir dönemde demokrasi mücadelesi vermedik ki. Demokrasiyi aile yaşantısına kadar indirgeyemedik ki. Sizin yazınızda yazdığınız gibi şehadet için, vatan için, hilafet için, monarşik liderler için güle oynaya- türküler söyleye ölüme gittik. Ama kendi haklarımız sözkonusu olduğunda hiç böyle cesur olamadık ki. Tanzimat fermanında, 1876 anayasasında başımızdakiler lütfederek bir takım haklar verdi; Cumhuriyet döneminde de yine lütuf ile hak kazandık. Halen dahi AB baskısı ile bir takım hak ve özgürlükler yine lütfedilerek sunuluyor. Adeta ; “EY TEBAA, BEN BU HAKLARI SANA UYGUN GÖRDÜM AL VE KULLAN, BU BENDEN SANA BİR LÜTUF” mantığı. Halbuki hak ve özgürlükler mücadele ile talep edilerek kazanılmazsa, o hak ve özgürlüklerin değeri de tabanda anlaşılamaz. Tıpkı şimdiki dönemde olduğu gibi. Bu açıdan bakıldığında; “çünkü köklerimizde … değişim heyecanı var” şeklindeki düşüncelerinizi de maalesef paylaşamıyorum. Toplum olarak değişime değil statükoya bağlı olduğumuz inancındayım Bu bağlılığımız da siyaset simsarları tarafından istikrar kılıfı altında gayet güzel kullanılmakta. Aksi halde çocukluğumun liderlerinin orta yaşlarımın liderleri de olması nasıl açıklanabilir ki? Saygılarımla… _________________________________________________________________ Posta: kulturgazetesi@mynet.com
Konu: çalışmalarınız
Mesaj: sn.bayan partinin genel başkanlığına doğru emin adımlarla gittiğinizi görmekteyiz. kararlı olmak her zaman kazançtır. tabandan da edidiğimiz izlenime göre,siz bu işin içinde alnınızın akıyla çıkacaksınız.. ülkemizin böyle çağdaş politikacılara ihtiyacı var.. çalışmalarınızda üstün başarılar diler,saygılarımı arz ederim..
Gönderim Zamanı: 24-08-2007 17:59:50
Sn Nevval Hanim, Her sheyden once sizi cok sevdiyimi, dogalliginizla ve icten konushmalarinizla beni motive ettiyinizi soylemek istiyorum. Rahatsizliginizda cektirdiyiniz fotografinizi ozellikle beyendim. Allahtan hepimize saglikli gunler diler, guzel yuzunuzu Azerbaycanda gormek isterim. Bakuden Namik..
Gönderim Zamanı