Temmuz 8, 2007

Adaylar Adalar’ı, Adalılar Adayları Tanıyor

Temmuz 8 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Adalar Vakfı, Adalar’da yaşayan seçmenlerin oylarını bilinçli bir şekilde kullanmaları amacıyla ‘Adalar Vakfı Genel Seçim İçin Toplantılar Dizisi’ düzenliyor.

Adalar Vakfı, 22 Temmuz Genel Seçimleri öncesinde, TBMM’ye girme şansı bulunan AKP, CHP, DP ve MHP İstanbul 1. Bölge milletvekili adaylarını ve aynı bölgeden bağımsız aday Ufuk Uras’ı Adalılar’la buluşturuyor. Adayların Adalar’ı ve sorunlarını yakından anlayıp, mecliste birer Adalar sözcüsü olmalarının sağlanması için düzenlenen ‘Adalar Vakfı Genel Seçim İçin Toplantılar Dizisi”, bu sayede Adalılar’ın da adayları tanımasını amaçlıyor. Büyükada Anfitiyatro’da yapılacak ve Adalar Vakfı mütevellisi gazeteciler tarafından yönetilecek toplantılara, dileyen Adalılar ve basın mensupları da izleyici olarak katılabiliyorlar. Katılımcıların sorularıyla toplantıya yön verebilecekleri toplantı, mekan seçimiyle de demokrasinin ilk örneklerindeki sahneleri hatırlatıyor. Demokratik bir uygulamaya imza atan Adalar Vakfı bir hafta boyunca aşağıdaki isimleri konuk edecek: 8 Temmuz Pazar: Ahmet Tan (CHP), 18:00-20:00 10 Temmuz Salı: Gündüz Aktan (MHP), 21:30-23:30 11 Temmuz Çarşamba: Nevval Sevindi (DP), 21:30-23:30 12 Temmuz Perşembe: Ufuk Uras (Bağımsız), 21:30-23:30 15 Temmuz Pazar: Nursuna Memecan (AKP), 21:30-23:30

Almanya

Temmuz 8 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Almanya’dan Irkçilik Yasasi Türkleri asagilayan yasa! Almanya’da Yeni Göç Yasasi 6.Temmuz’da Eyaletler Meclisi’nden çikti, Türk dernekleri ayakta. Türkler önümüzdeki hafta persembe günü yapilacak Uyum Zirvesi’ni boykota hazirlaniyor

Bu yasadan Almanya’daki Türklerin haklarini korumayan ve savunmayan AKP Hükümeti sorumlu AKP onayli bu yasa en temel insan haklarina aykiri Almanya’nin basta Türkler olmak üzere AB disi bazi ülkelere karsi yaptigi yeni yasa Türkiye’den gelecek eslere ciddi kisitlama ve Türkiye’de ön Almanca egitimi ve sinav sarti getiriyor Böyle bir uygulamayi Ingiltere kendi sömürgelerine bile yapmadi Ancak AKP Hükümetinin onayi ile bu insanlik disi uygulama Türklere reva görüldü Yasa önce Alman Parlamentosu’nda, geçen hafta da Eyaletler Meclisi’nde sessizce kabul edildi Alman Cumhurbaskani Köhler imzalarsa yürürlüge girecek Türk dernekleri bu yasayi Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne götürecek Almanya BM’ye sikayet edilecek Bu yeni yasaya karsi Türk dernekleri basta DITIB olmak üzere önümüzdeki hafta yapilmasi beklenen Uyum Zirvesi’ni boykot etmeye hazirlaniyorlar Alman Hükümeti ve Uyum Bakani Bayan Böhmer boykottan çok tedirgin Böhmer sürekli “Zirveye katilin, boykot etmeyin” çagrilari yapiyor Prof. Faruk Sen “Uyumu sertlestiren Böhmer’in görevden alinmasini” istedi Yasa Alman Meclisi kulislerinde ve medyada “Türk yasasi” olarak da tanimlaniyor Esas amaç daha çok Türk’ün Almanya’ya gelmesini ve yerlesmesini engellemek Yasa neler getiriyor: -Türkiye’den gelecek eslere Almanca bilme sarti geliyor Bu hem TC pasaportlulara, hem de Alman vatandasi olanlar için geçerli olacak. (Yani tam irkçi anlayis) Bunu yasada “AB disindaki ve gelismis olmayan ülke vatandaslari için” diye tanimliyorlar. Yani Japonya ve Kanadalilari kapsamiyor. Türkiye, Fas, Afrika, Hindistan ve Vietnam gibi ülkeleri kapsiyor. -Almanya’da yeterli gelir beyan edemezse yine esini getiremiyor -Alman vatandasligina geçis zorlasiyor Vatandaslik sinavi geliyor. ÖSYM sinavi gibi. Almanca iyi bilme sarti zaten var. -Almanya’da yasayanlara uyum kursu zorunlulugu geliyor Katilmayana 1000 euro ceza geliyor -Almanya’da yasamaya geleceklerde yas siniri 18′den 16′ya düsürüldü -Alman doktor ve ögretmenler Türkleri “Almanca bilmiyor, uyum sorunu var” diye ihbar edebilecek (Nazi uygulamasi) -Zorla evlilik saptanirsa sinir disi edilecek -Polis’ten baska Yabancilar polisi de acil durumda gözaltina alma yetkisine sahip olacak -18 yasindan küçüklerin evlilik yolu ile gelmesi yasaklaniyor (Daha önce bu yas siniri 16′iydi) Göç Yasası ve Uyum Zirvesi Prof. Dr. Faruk Şen Almanya Avrupa Birliği´nin, içerisinde en fazla göçmen barındıran ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. 82 milyon nüfuslu ülke içerisinde 15,2 milyonluk bir kitle göçmen kökenlilerden oluşuyor. 20. yy. Başlarında ülkeye gelen ve bugün „safkan“ Almanlara dönüşmüş eski Polonyalı göçmenleri de buna ilave edersek nüfusun yaklaşık dörtte birini göçmenler teşkil ediyor. Göçmenlerin nüfus içerisinde büyük paylarına karşın Alamn siyasetinde, sanat yaşamında göçmenlerin oranı nüfuslarına paralel değil. 1998 yılında iktidara gelen Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonu göç konusunda somut adımlar atmak istedi, bu maksatla bir göç komisyonu dahi kuruldu. Ancak maalesef bu konuda eski içişleri bakanı Otto Schilly hatalı bir tutumla komisyona eşini dostunu, kendisine ilgi gösterenleri topladı. Rita Süssmuth başkanlığında toplanan komisyonun çıkardığı raporlar sadece tozlu raflarar arasında kaldı. Aynı gelişmeyi yeni büyük koalisyon hükümetinde de görüyoruz. Sosyal Demokratların göç politikası konusunda belli alanlarda baş gösteren göçmenlerden uzaklaşır politikaları, Hıristiyan Demokratlar ile birlikte iktidara gelmeleri ile daha da pekişti. Temmuz 2006´da Uyumdan sorumlu federal devlet bakanı Maria Böhmer başkanığında toplanan uyum zirvesi de göç komisyonundan daha ileri gidemedi. Zirve toplanırken şova dayalı bu toplantıların gerçek manada bir fayda sağlamayacağı yönünde uyarılar o dönem basında yer bulmuştu. İçerikten yoksun bir şova dönüşen zirvede Alman Futbol federasyonu´na kadar ilgili ilgisiz, temsil yeteneği olan olmayan kurum ve kişiler bir araya getirildi. Aradan geçen bir yıl içinde ise dağ fare doğurdu, 12 ayrı komisyonda ne işe yarayacağı belirsiz birkaç dergi ve bir kitapcıktan öteye ortaya birşey konamadı. Bu esnada hazırlanan göç yasası değişiklikleri ise olumsuz tabloya tuz biber ekti. Son değişikliklere göre Tayland´a gidip, oradaki bir kadına aşık olan bir Alman´ın Almanya´ya getirdiği eşinden hiçbir yükümlülük istenmezken, Almanya´da doğup büyümüş, ancak Türk vatandaşlığına sahip bir genç insan Türkiye´de tanışıp evlenmeye niyetlendiği eşini bir yıl beklemesi ve eşin Almanca öğrenmesi gerekiyor. Almanya´da bir yıl ayrı yaşama, mutfağı ve yatağı ayırma boşanma için gerçekçi bir neden olarak görülürken, Türklerden evliliklerini yürütebilmeleri için bu kadar süre ayrı kalmaları bekleniyor. Göç kanununda değişikliğe gidilirken, Sosyal Demokrat Parti´de büyük çoğunluk buna onay verdi. Stratejik olarak hayır diyen bir kaç kişınin durumu ise istemli ya da istemsiz olarak bu şovun tamamlayıcısı oldu. Geçtiğimiz yıl uyum zirvesine baklava börekleri ile katılan örgütlerimiz nihayet oyuna getirildiklerini anlıyorlar. Uyum zirvesini boykot konusunda başbakan Merkel´e verilen ultimatom iyi hoş olsa da, bu ultimatomun birşey getirmeyeceğini derneklerimiz oldukça iyi biliyorlar. Federal parlamento ve eyaletler meclisinden geçen böyle bir yasanın geri dönüşü hayli güç. Genel hava olumsuz Avrupa Birliği genelinde de göçmenlere yönellik politikalarda sert rüzgarlar esiyor. Bu akımın öncüsü dönemin içişleri şimdinin devlet başlanı Sarkozy ve Fransa oldu. Bu politikalara karşı ülkedeki Magrip kökenli göçmenler üç ay boyunca Fransa´nın altını üstüne getirdiler. Zincirlerin´den başka kaybedecek birşeyleri olmayan insanların neler yapabileceğini bu örnek hayli iyi gösterdi. Almanya´nın da bu konuda biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Genç göçmenlerin meslek eğitim ve uyum konusunda calışmalar yapmayan hükümetlerin başarılı olma olanağı yok. Ancak federal göç sorumlusu Bayan Böhmer´in bunları öğrenmeye ne zaman ne de ilgisi var görünüyor. Halbuki kendisiyle aynı partiden olan Kuzey Ren Vestfalya Uyum Bakanı Armin Laschet 20 noktadan oluşan bir programı gectiğimiz yıl uygulamaya koydu ve uyum konusunda Kuzey Ren Vestfalya´da yaşayan göçmenlere ilişkin büyük başarılar elde etti. Neden Bayan Böhmer kendi partisinden bir siyasiden birşeyler öğrenemiyor ve yalnış politikalarla işleri eskisinden de kötü hale getiriyor? Fare doğuran uyum zirvesi dağının yetersizliği, yeni çıkarılan yasayla ortaya çıktı. Yasaya karşı bu noktada yapılabilecek tek şey Cumhurbaşkanı Köhler´in yasayı veto etmesini sağlamak olacak. Uyum konusunda da adım atılmak isteniyorsa Bayan Böhmer´in görevini daha başarılı bir politikacıya bırakarak bu işlerden elini ayağını çekmesi gerekiyor. Hürriyet yazdı: Göç yasası krizi Ahmet KÜLAHÇI / BERLİN Alman vatandaşlığına geçmeyi ve aile birleşimini zorlaştıran yeni göç yasası, Türk dernekleri ile Angela Merkel yönetimi arasında krize yol açtı. Federal Meclis ve Eyalet Temsilciler Meclisi’nden geçen tasarının değiştirilmesini isteyen Türk dernekleri, Merkel yönetiminden olumsuz yanıt aldı. Türkler, Merkel’in bugünkü Uyum Zirvesi’ni boykot ediyor. ALMANYA’da, ayrımcı olduğu gerekçesiyle son dönemde yoğun bir şekilde eleştirilen göç yasa tasarısı, Türk çatı örgütleri ile hükümet arasında ilk ciddi krize yol açtı. Yüzbinlerce üyeye sahip Türk dernekleri, cumhurbaşkanının imzasını bekleyen göç yasasında değişiklik yapılması taleplerinin hükümet tarafından geri çevrilmesi üzerine Almanya Başbakanı Angela Merkel başkanlığında bugün toplanacak “2’nci Uyum Zirvesi”ni boykot etme kararı aldı. Alman vatandaşlığına geçmeyi ve aile birleşimini zorlaştıran yenilenmiş göç yasasının özellikle ülkede yaşayan 2.5 milyon Türk’e yönelik ayrımcı unsurlar içerdiği iddia ediliyor. Türk dernekleri, Angela Merkel’in bugün topladığı Entegrasyon Zirvesi öncesinde hükümetten Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in imzasını bekleyen bu yasanın değiştirileceğine dair söz istedi. Yanıt olumsuz oldu. Bunun üzerine zirveye davetli Almanya Türk Toplumu (TGD), Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) ve Almanya Türk Vatandaşları Konseyi (RTS) ortak tavır belirleyerek, “2’inci Uyum Zirvesi”ne katılmayacaklarını açıkladı. İlk Uyum Zirvesi geçen yıl Haziran ayında yapılmıştı. ETNİK AYRIMCILIK TGD Genel Başkanı Kenan Kolat, “Hükümet kısmen Anayasa’ya, Avrupa Birliği yönergelerine ve en önemlisi de insan haklarına aykırı olan bir göç yasasında direnmesi boykot kararını almamıza neden oldu. Hükümetin dayatmacı tavrını içimize sindiremezdik” dedi. Yabancı eş getirilmesini özellikle Türklere zorlaştıran yasa tasarısı, temel Almanca bilgisini de zorunlu kılıyor. Kenan Kolat, bununla ilgili olarak “Helga ile Horst, yabancı eşlerini buraya getirebiliyorsa, Ahmet ile Ayşe niye getiremesin” diyerek “etnik ayrımcılık” ve “çifte standart”ın söz konusu olduğunu söyledi. Federal Hükümetin Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ise “Cumhurbaşkanı imzalar imzalamaz göç yasası uygulamaya konulacaktır. Görüşmeler için önkoşul iyi bir yol değildir. Uyum diyalogla olur. Kapıları kapamakla sorun çözülmez” dedi. Yasada neler var Aile birleşimi zorlaşıyor Türkiye’den getirilecek eşin en az 18 yaşında olması gerekiyor. Doğuştan Alman, Türkiye’deki eşini rahatlıkla getirirken, sonradan Alman olanda ekonomik yeterlilik aranacak. Almanca bilmeyen eşlere vize verilmeyecek. Uyum kursları Alman ve göçmenlerin eşlerinin yeteri kadar Almanca bilmemeleri durumunda uyum kursuna katılmaları zorunlu kılınıyor. Aksi halde bin Euro’ya kadar para cezası söz konusu. Vatandaşlık sınavı Vatandaşlık sınavına giriş zorunlu, vatandaşlık kursuna katılma ise isteğe bağlı olacak. Vatandaşlığa geçebilmek için Almanya’da 8 yıl yaşama zorunluluğu vardı. Sınavı geçenler 7 yılda vatandaş olabilecek. Almanca zorunluluğu Alman vatandaşı olmayan yabancılar, dil sınavını geçemezse oturma hakkı alamayacak. Öğretmen veya doktorlar Almanca bilmeyen bir göçmeni ’dil bilmiyor bu nedenle uyumu engelliyor’ diye ihbar edebilecek. Hürriyet yazdı Oktay Ekşi Bu da ’ırkçılık’ değilse HANİ insanlar için denir ya, “Yedisinde ne ise yetmişinde de o’dur” diye… Galiba kadim dostumuz (!) Almanları da değiştirmek mümkün olmayacak… Nitekim İkinci Dünya Savaşı’ndan aldıkları dersle, “demokrasi, eşitlik, insan hakları, hukuk” gibi temel değerleri bugüne kadar başarıyla uyguladıklarını düşündüğümüz sırada, tuttu eski huyları depreşti… Ve bir zamanlar Yahudilere karşı uyguladıkları “ırkçı” politika, döndü dolaştı, Federal Meclis’in iki kanadından da geçen yeni “Göç Yasası” ile Türkler için hortladı. Daha önce de değinmiştik ama, seçim hayhuyu içinde gürültüye gitmiş olabilir diye bu ağır suçlamayı neden yaptığımızı özetleyelim: Biliyorsunuz Almanya’da 3 milyona yakın Türk bulunuyor. Bunlardan bir kısmı Alman vatandaşlığına geçmiş durumda. Ama ister Alman vatandaşı olsun, ister olmasın, bir Türk eğer evlenir de eşinin de kendi yanına gelmesini isterse, bundan böyle tam anlamıyla yandı demektir. Çünkü yeni yasa -örneğin- kocasının yanına gidecek olan eşin Almanya’ya girmeden önce “yeterince Almanca bilip bilmediğini” ortaya koyan bir sınavdan geçmesini emrediyor. Örneğin 10 yahut 20 yıl önce Alman vatandaşı olan Ahmet, tutar Türkiye’de yaşayan bir Türk kızıyla evlenirse, eşini yanına alabilmesi için Fadime’nin “dil sınavını” kazanması gerekecek. Ama aynı Ahmet, Amerika’lı, İsrail’li, Güney Kore’li bir kadınla evlenirse eşi Almanca’nın “A”sını bilmese bile, elini kolunu sallayarak Almanya’ya girecek. Dahası… Diyelim ki Ahmet gibi sonradan değil de doğuştan Alman vatandaşı olan Hans adında biri Türkiye’den Ayşe ile evlendi ve eşini Almanya’ya götürmek istedi… Yasa bu takdirde Ayşe’nin “Almanca bilmesini” hiç de gerekli saymıyor. Şimdi söyler misiniz? Aynı koşulları taşıyan iki insana sırf farklı ulusal kökenden geldiği için farklı işlem yapılmasını emreden yeni Göç Yasası “ırkçı” bir görüşü yansıtmıyorsa neyi yansıtıyor? İşte bu “hukuk skandalı”nı protesto etmek için Almanya’daki Türkler kapsamlı ve örgütlü bir tepki ortaya koydular. Alman hükümetinin orada yaşayan yabancı kökenli azınlıklarla diyalog geliştirme amacıyla düzenlediği “Uyum Zirvesi”ne katılmadılar. Bir başka deyişle Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dün kendileriyle görüşme amacıyla yaptığı çağrıyı protesto ettiler. Gerçi bu olayı izleyen Hürriyet Temsilcisi Ahmet Külahçı hem sütununda hem de toplantıda onların görüşlerini dile getirdi. Ayrıca Almanya Türk Toplumu Başkanı Kenan Kolat da tepkisini “Bir yerde Türk toplumunun ’DUR! demesi gerekiyordu. Biz de ’DUR!’ dedik” sözleriyle ifade etti. Ama şimdilik belli olan o ki, tepkiler Alman hükümetini ikna etmeye yetmedi. Buna rağmen çare henüz tükenmedi. Örneğin Federal Almanya Cumhurbaşkanı’nın bu yasayı imzalamaması ve yürürlüğe girmesini engellemesi hálá mümkün. Keza yasanın Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu çok açık. Gerekirse kavga oralarda kazanılacak.

Sayfa 1 / 11