Temmuz, 2007

Metin Münir yazdı

Temmuz 28 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

Yabancı sermayede tipik Türk hikâyesi

Yabancı sermaye yatırımları konusunda panik düğmesine basma zamanı geldi mi?
Neredeyse bütün bankalar tamamen veya kısmen yabancı sermaye ortaklı hale geldi. Özelleştirmeyle satılan büyük şirketlerin çoğunu yabancılar alıyor. Özel sektör şirketleri de armut gibi pişip yabancıların ağzına düşmekte.
 

Analiz

Temmuz 28 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

AK Parti iktidarının ekonomi karnesi

AK Parti iktidarında yabancı sermaye ilgisi patlama yapmıştır: Yıllardır
bir türlü gelmeyen yabancı sermaye nihayet gelmeye başlamış, yalnızca
2004 yılında gelen doğrudan yabancı sermaye, ondan önceki on yılda
gelene bedel olmuştur.
 

Yalçın Bayer yazdı:

Temmuz 26 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Ağar’ın dönüş manevrası ANKARA’dan eski DYP’li bir milletvekili, ’Ankara kulisleri’nde dolaşan taze haberler aktarıyor: “DP’yi % 5.5 ile baraj altında bıraktıktan sonra ’Ar damarım çatlamadı’ diye istifa eden Mehmet Ağar’ın, Baykal’a özenerek 48 saat içinde fikir değiştirmişe benzediğini biliyor musunuz?

Ağar taraftarları, parti içinde nabız yokluyorlar. Amaçları tabandan ’Ağar geri dön’ hareketi yaratıp liderlerinin eylüldeki genel kurulda geri dönmesini sağlamak… Bunun için ’Ağar çekilirse meydan Yılmaz veya Çiller’e kalır. Oysa bakın Ağar ne kadar dürüst, hemen istifa etti’ propagandası yapıyorlar. Taban ise bu dönüşe hiç sıcak bakar mı? Bundan biraz kuşku duyarım. Tıpkı Baykal gibi onun da artık siyasetten çekilmesini isteyen çok kişi olduğunu görüyoruz. Bu arada Mehmet Ali Bayar’ın da Lokman Kundakçı’nın desteğiyle yeniden liderlik arayışına girdiği duyumlarını alıyoruz. Bu arada DP’de yeni lider adayları arasında Nevval Sevindi’nin ismi de ilk kez ortaya çıktı. İstanbul 1. bölgeden (Kadıköy) aday olan Sevindi’nin başkanlığa soyunması halinde köklü bir dönüşüm peşinde olacağı belirtilerek, ’Bu iş ancak tepeden tırnağa bir yenilenmeyle olur. Eski lider, eski kadrolar, eski yüzlerle olmaz. Ben ancak AKP’nin karşısına merkezde ciddi alternatif yaratacak bir hareketin içinde olurum’ dediği öne sürülüyor.” Tansu Çiller’in adı başka bir kulvarda geçerken, DP’nin 10 Eylül’deki büyük kongresine kadar daha çok kazanlar kaynayacağa benziyor. Hürriyet Şükrü Küçükşahin yazdı: Ekonominin sürekli büyümesi, sosyal yardımlar, icraatlar, alternatifsizlik gibi birçok neden sıralanabilir; ama 27 Nisan bildirisi, AKP’den uzaklaşmakta olan seçmen kitlesini yeniden geri çevirdi; SP, merkez sağ ve Kürt seçmenden büyük kaymalara neden oldu. Tek neden yok derken, sadece seçim taktikleri, bilimi kullanma, organizasyon üstünlüğü dahi AKP başarısının sıradan olmadığını gösteriyor. KONUŞMALARA YÖN VERİLİYOR Örneğin kamuoyunun haberi olmadı; ama AKP Genel Merkezi’nde, Başbakan Erdoğan’ın isteği ile kurulan bir Strateji Ekibi her gün görev yaptı. Devlet Bakanı sosyolog Beşir Atalay’ın başkanlığındaki ekip, AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Ergün, sosyolog AKP eski milletvekili Dr. Zeynep Karahan Uslu, siyaset bilimci Prof. Dr. İhsan Dağı, felsefeci Doç. Dr. İbrahim Kalan, alan araştırmacısı ve iktisatçı İbrahim Uslu’dan oluştu. Ekip, Başbakan dahil liderlerin konuşmalarını her gün masaya yatırdı, iki günde bir Erdoğan’a “Şunu söylemeyin, bunu söyleyin. Şu yanlış oldu, bunda ısrar edin” içerikli raporlar sundu. Erdoğan, önerilerin neredeyse tamamına uydu, söylemini ona göre düzenledi. Ekip, diğer partilerin söylemlerine karşı ne yapılmalı kararını da verdi. Başbakan’ın miting performansı dahi ekibin görev sınırları içinde oldu. Ekibin önüne her hafta en az iki alan araştırması getirildi ve bu alan araştırması didiklenerek, buna göre illere yönelik yeni politikalar oluşturuldu. Trendler yönetilirken daha proaktif öneriler de geliştirildi, Başbakan’ın söylemi bu doğrultuda değiştirildi. BİR YIL ÖNCE KİRALANAN ALANLAR AKP, bütün organlarını en iyi çalıştıran parti oldu Reklam kampanyası da buna göre ayarlandı. Yine çok bilinmez; seçim yılı olması nedeniyle AKP, tam bir yıl önce, Hakkári hariç tüm il ve ilçelerdeki outdoor ilan panolarının tümünü kiraladı. Kampanyayı götüren Erol Olçak, “Daha dört ay kullanma hakkımız var. Dış yüzeylere yöneldik, çünkü bu seçimde seçmen dışarıda, sokaktaydı” dedi. AKP, bu ön alması nedeniyle diğer partilere çok sınırlı açık alan reklam yüzeyi bıraktı. Olçak, ilk kez Erdoğan’a başbakanlık yolunu açan Siirt seçimlerinde kullandıklarını, “Başbakan’ın sesiyle telefonla vatandaşa ulaşma” projesini bu kez Ankara ve İzmir mitingleri öncesinde hayata geçirdiklerini söyledi. Diğer partiler bu yola neden başvurmadı bilinmez; ama AKP, şehirlerarası yollarda ilan panolarını kullanma cinliğini gösteren ilk parti de oldu. Gerekçesi, “Vatandaş yolculuk boyunca etrafa bakıyor. Çevre boş olunca okunabilecek büyüklükte olan pano da mutlaka okunuyor” idi. Erdoğan’la Abdullah Gül’ün miting sayısında muhalefete fark atmasını ise yazmaya gerek bile yok. MEKTUP:Azim ve kararlılığınızın devam ettiğini görmek beni mutlu etti ve umutlandırdı. Gerçekten de yeni ve samimi yüzlerin bu zor dönemde ne kadar önemli olduğunun artık herkesce anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Türk siyasetinde eskiyen kendini yenileyemeyen söylemlerin ve vizyonsuzluğun sonuçları ortadadır. Ülke yönetiminin çapsızlığa ve kalitesizliğe teslim oluşunun önüne bilinçli ve sistemli kadro ve çalışmalarla geçmek gerekliliği hergeçen gün kendini daha fazla hissettirmektedir. Geçmişinden hesap sorulma korkusuyla siyaseti devam ettirenler yerine hesap sorma ve verme rahatlığıyla çalışanların mutlaka özlediğimiz kaliteyi getireceğine inanıyorum. Bu anlamda en azından bir Türk vatandaşı olarak bana düşebilecek görevi ve çalışmayı yerine getirmeye hazırım. MEKTUP:Yoğun bir dönemi geride bıraktın. Bu kadar emeğin sonunda, meclise girenler arasında olmanı çok isterdim. Çok farklı, bilgili, sözünü esirgemeyen, tuttuğunu koparan ve renkli bir vekil olacaktın. Keşke bağımsız girseymişsin diyorum bazen. Kesin kazanırdın. Ama, bu tercih de iyi bir deneyim oldu senin için. Farklı ve yeni bir süreç yaşadın. Belki de yaşamının yönü değişti artık, politikaya bulaşan kolay kolay uzaklaşamıyor. DP’de liderliği mi hedeflersin, yoksa başka bir partide mi devam edersin onu süreç ve şartlar gösterir, ama ben şahsen devam et derim. Senin gibi karizmatik şahsiyetlere politik arenada büyük ihtiyaç var. Neval hanım siz kardelenin öyküsünü bilirmisiniz.Kardelen ayazlara inat,karları delerek yeryüzüne çıkar ve tüm doğayı kendilerine hayran bırakacak kadar iradeyi sergilerler.Ben size Sarıkamış kardeleni demek istiyorum.Sizde Sarıkamış kardelenleri kadar güçlüsünüz.Ve eminimki sizi tanıyan Türkiye,iradeniz karşısında kardelenleri görmüştür.Neval hanım adresinizi rica ediyorum.Çünkü size yüreğimin ırmaklarından kopan bir kardeleni armağan etmek istiyorum.Dediğim gibi sizde kardelensiniz.(Size birde ilaç göndermek istiyorum umarım mucizeniz olur)Kardeşiniz Dilek .Not dün size yazdığım mesajdan sonra sizi hatırladım.Bu güler güzü daha önce ekranlarda görmüştüm.Güler güzünüz hiç ama hiç solmasın. Sn.Nevval Hanım Daha önce sizinle yazışmıştık ve beni azarladınız bende lütfen bir kenara not düşün sizi harcarlar demiştim. Krizmatik bir bayan ve iyi bir entel olduğunuzu yazmıştım ama siyasi seçiminizin yanlış olduğunu söylemiştim. Şimdi kendimi haklı görmekten ziyade sizin gibi krizmatik bir bayanın meclise girememiş olduğuna çok üzüldüm. Affınıza sığınarak bana daha önce yazdığınız “Tayip düşmanlığı içeren” yazınızı anlayamadığımı söylemek istiyorum. İyi bir entel başkalarının kötü tarafıyla uğraşmamalı, ülke ve toplum sorunlarına çözüm üretmelidir. Tekrar ediyorum siz iyi bir entelsiniz lütfen siyasi kavgalara çok girmeyin. Bırakın siyaseti onu becerebilenler yapsın siz çözümcü olun her türden siyasilere yol gösterici olun. Bir nevi bilim ve siyaset flozofu olmalısınız entel kimliğinizle. Toplum sorunlarına yeni açılımlar ve çözüm yolları üreten kimliği kazanmak zorundasınız. Siyasilerle her dakikanız veya zamanınızın çoğu harcanırsa size pek fayda sağlamaz. İki tercihiniz var; ya statüko yanlısı olacaksınız yada statükoya karşı duracaksınız. Acizane fikrim statükoya karşı en etkili mücadeleyi AKP nin verdiğini düşünüyorum. Daha öncede yazdım kültürel yanım Nur cemaati (Sn.Fethullah Hoca Efendi sempatizanıyım) . Uzun yıllar milliyetci ve ülkücü kuruluşlarda etken ve aktif rol almışlığım oldu 12 eylül hışımına uğrayanlardan ve ceza alanlardan biriyim. Acizane siyaseti ve onun figuranlarını az çok tanırım. Bu alanda çok emeğim geçti. Bana göre Türkiye’nin ve toplumumuzun temel sorunu statüko ve onun arkasındaki milli güçlerdir. Kurulmuş düzenin demokrasiye dönüşmesini istememektedirler. Himen onlardır ve güç hala onların ellerinde. Ülkemizde Himen ve güç demokrasi olmalıdır. Demokrasinin önündeki engeller var oldukca ülkemizin gelişmesi ve kalkınması çok zordur. Dikkat edilirse 50 küsür yıl statüko ile mücadele edildi ama sonuç alınamadı. Çözüm ; statükonun ve onun güç dengelerinin demokratik yapıya dönüştürülmesidir. AKP tercih edilen bir unsurdur ben şahsen AKP ninde satükoyu yenecek güçte olduğuna çok inanmıyorum. Gelişmiş medeni dünya toplumları bize destek olmadıkca “Türk Sitatükosunu” yenmek çok zor. Diyorum ki keşke Avrupa devletleri vijdana gelsede AB ye girebilsek. AB satandartları “Türk sitatükosunu” demokratik yapıya dönüştürebilir. Ben AB ülkeleri yaşam standartlarından yanayım. 5 kuvvateli Avrupa ülkesini gezdim araştırdım ve gördüm. Basit siyasi faaliyetler ancak sahiplerine çıkar ve fayda sağlar ama ülkemizin yaşam standartını iyi yönde etkilemez. Her kesimden ve her düşünceden olan bütün enteller ve çözümcüler el ele vermeli ortak mutabakat oluşturmalı ve güzel ülkemizi aziz milletimizi hak ettiği yere taşımalıdırlar diye düşünüyorum. Ancak ve ancak bütün düşünceden elit ve entellerin işbirliği ve ortak konsensusu ve alacakları kararların hayata geçirilişi çözüm olabilir. Başka çözümler ülkemize zaman kaybettirir. Sn.Nevval Hanım. Layık olmayanlar seçilebiliyor TBMM sine ama layık olanlarda kaybedebiliyor. Seçilememiş olmanıza gerçekten üzüldüğümü tekrar ediyorum ve saygılar sunuyorum. Mustafa

TEŞEKKÜR

Temmuz 23 2007Yorum Yok Kategori: Politika

BENİ DESTEKLEYEN VE HEP ARKAMDA DURAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM. İPSALA’DAN, SİVAS’TAN, ÇORUM’DAN, ANTALYA’DAN, ADANA’DAN, İSTANBUL’DAN VE İZMİR’DEN YAĞAN MESAJLARA SONSUZ MİNNET VE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM. SPORCU OLARAK KAZANIP KAYBETMEYİ BİLİYORUM. BU ANLAYIŞLA SONUCA BAKIYORUM. POLİTİKA YENİDEN YAPILANMALIDIR.

Öncelikle AKP’yi tebrik ediyorum, başarılarını kutluyorum. Parti ve genel başkanın stratejik eylem planı bilgiye dayalı kullanıldı. Genel Başkan iradesi parti içinde kullanıldı. 200 milletvekili değiştirdi. Yenilendi. Kadınlara ilk sıralarda yer vermese de kadın adayları öne çıkardı. Miting meydanlarında kadın adaylarla göründü. Belediyeleri iyi kullandı. Teşkilatı çalıştırdı ve bilimsel verileri kullandı. Gençlerle ilk kez AKP ilgilendi ve seçimden önce büyük bir araştırma yaptırdı. Gençleri bir araya topladı. Teşkilatta kadınların çalışmasının önünü hep açtı. Yoksullara karşı sol jargonu en iyi kullanan parti oldu. Sol değerleri kendi değerleri olarak benimsedi. Sağ kimlikleri bünyesine aldı. Alevilere yer verdi. Diğer liderlerin hatalarını iyi değerlendiren Genel Başkan AB politikalarına sahip çıktı. Gelişmeyi istediği vurgusunu yaptı. Ekonomik genel göstergeler şanslı bir trend izledi. Batının desteğini aldı. Bir siyasi deprem yanı sıra sosyal deprem yaşandı. Merkez sağ ve sol çöktü. Şu anda Türk politikasında muhalefet kalmadı. Muhalefet ezildi. Değişime ve yenilenmeye direnen muhalefet liderlerine ve parti kadrolarına millet sağlam bir tokat attı. Anlamamakta direnenlere daha ne lazım bilemem. Ruhu olmayan partiler veya partililer yok olacaktır. Halk şeffaf, açık ve net politikalar istiyor. Tepeden tırnağa yenilenme istiyor. Kadını ve kadınların gücünü küçümseyenler cevabını aldı. Kadına bakış açısı yenilenmeli ve her eteklik giyen kadın diye öne sürülmemeli. Seçim bitti. Türk milletinin sağduyusunu kutluyorum. Sınav devam ediyor. mektup:Öncelikle medeni cesaretinizden dolayı sizi kutlarım; Yani dediyiniz gibi, sorun kaybedip kaybedilmemesi deyil o sorun inanın sizi kapsamaz inanınki siz istediyiniz zamanda kazanırsınız. bu bi hata kattiyen olamaz bu bi mcadeleydi kabetmekte kazanmak var bunu heppimizde kabul ediyoruz ; ya ben böyle sıklıkya zazıyorumya sizi sıkmıyorumdur. yazmamı istemezsenizde saygıyla karşılarım ; gönlüm ruhum tüm benliyim ve benliyimiz sizinleydi, onlar düşünsün siz yinede Nevval SEVİNDİ olarak karşımızda olacaksınızya en önemlisi bu ve en güzeli. Bakın tüm samimiyetimle söylüyorum mesela ben doğulu yum Nevval Sevindi olarak bize DP sevdirdiniz bunu kimse göz ardı etmesin bu benim kendi fikrim ne kadar doğru yani doğruluğunu ben ölçemem ama sizin etkiniz çok ama çok oldu ha bide suna ivindi gibi kendisini yetiştirmiş genç medeni bayanların cesareti sakın nevval hanım çıkardığınız oy un arkasında durmasınıda bilin sizin kadar çıkaramayanlarda var. Ama dün ben tv seyretmek istemedim aklımda hep siz vardınız. bilmiyorum belki doğru olmaz ama başka bi parti de olsaydınız ne bileyim belki bambaşka olurdu ama çıkardığınız oyun arkasında durun lütfen o oylar sizi sevenlerden olduğunu biliniz lütfen. dünyanın sonu deyil hayat tekrar devam ediyor. Sizin o gülüşünüz allah şahittir dünyalara bedelll , Nevval sevindi az deyil bunu bilin haddim deyil ama siz zanediyormusunuz oyların hepsi sayın AĞAR için mi! verildi deyil işte aklımdan çıkmıyorsunuz ne desem artık ne desem az dır sizin için üzüldüyümü söylesem sizi üzmüş olacağımı biliyorum ve üzülmüyorum aksine daha mutluyum çünki siz insanlara çok şey kazandırdınız sizi sevenlerin sizin üzüldüğünü bilmeleri en büyük üzüntüleri olur. saygılarımla özçelik ya sizin tebessümle gülücüyünüz tümüne bedel..
Merhaba, Ama, bu tercih de iyi bir deneyim oldu senin için. Farklı ve yeni bir süreç yaşadın. Belki de yaşamının yönü değişti artık, politikaya bulaşan kolay kolay uzaklaşamıyor. DP’de liderliği mi hedeflersin, yoksa başka bir partide mi devam edersin onu süreç ve şartlar gösterir, ama ben şahsen devam et derim. Senin gibi karizmatik şahsiyetlere politik arenada büyük ihtiyaç var. Sevda Sayın Sevindi, Sizi basından ve bir de denk geldiğim bir konferansınızdan tanıyorum. İnanın hayatınızın bir döneminde belkide fazla kişiye nasip olmayacak kadar teveccühe mazhar oldunuz. İnsanlar sizi hep el üstünde tuttu konferansa çağırmak için sıraya girdi, ağzınızdan çıkan her sözü lal-i güher kabul etti ve belkide hiç sorgulamadan bağrına bastı. İnsanlar sizin simanızda hep doğruluğu, dürüstlüğü inanca saygıyı ve hepsinden önemlisi de kültürümüzle yorulmuş bir hanımefendi portresini gördü. Dudaklarınızdan dökülen kelimeleri ezberlerine kaydedip zihinlerine kazıdılar. İnanın bunların hepsine fazlasıyla layık olduğunuzdan kuşkum yok. Ama devir değişti asır başkalaştı ve biz sizi bambaşka bir serüvenin içinde bulduk. Kandan irinden deryalarrda dolaşan yılanların çiyanların arenasında, siyaset meydanında sizin gördük. Gördük de bir ah çektik derinden ve gönülden. Ne işi vardı bu ablamızın bu arenada dedik ama hep içimize attık ve burada da yine \”vardır bir bildiği\” dedik. Ama sonucu görünce inanın sizin yerinize bizim içimiz kan ağladı. Keşke bu çirkef arenada isminiz hiç yer alamasaydı, keşke kanınızdaki eritrositleri yılanların çiyanların atmosferinde soluyarak üzmeseydiniz. Velhasılı, bu durumdan en çok etkilenenlerden olduğumu belirtmek isterim ve şunu da eklemek isterim ki, sizi bu arenadan uzak eski hizmetlerinizin başında görmek bizleri mesrur edecektir. Allah yardımcınız olsun.< Süleyman merhaba abla. Teskin etmek için ya da size birşeyler yazmak için ekranın başında değilim; hani bu sonucu milletvekilliğe soyunduğunuz andan itibaren gördüğümü söylersem umarım bana kızmazsınız.Tabiki bu sonucu eğrisi ve doğrusuyla geniş çapta düşünmüşsünüzdür;ama acaba diyorum neler eksik kaldı da böyle ağır bir faturayla karşılaşmak durumunda kaldı bu parti… Cumhurbaşkanlığı secim sürecinde mağduru oynayanlara destek çıkmamak halk nazarında mı bu partiyi arka plana itti ? Acaba hazırlıksız bir anda kısacık seçim sürecinde yeterince yapılanamamak mı bu sonucu doğurdu? Halkın ekseriyetinin içi boş vaatler yerine (icraate) bakarak artık oy verdiğini görememek mi bu durumda etkili oldu? Sayın Ağar\’ın bir lider olarak medya – iş dünyası – uluslararsı arena troykasında kendini yeterince vizyona sunmak yerine içe dönük politikalarla klasiği aşamayan mert delikanlı bir lider portresine sahip oluşumu % 5\’i doğurdu? sorguladıklarımın geçerlilik payı şu anda sizin cevabınıza bağlı ;ama onuruma dokunan nedir biliyormusunuz ve bunu onlarca gazeteci de dile getirmekte: %46 = Türk halkının 2/1\’i AKP\’li. Abla ben bu demokrasi kavramını anlayamıyorum ve bu halkın bu kadar uyurgezer olmasına da katlanamıyorum ama vaziyet bu :-) … Allaha şükür ki oy kullanmamışım yoksa bu damgayı yemekle değerlerimi reddetmiş olurdum galiba.malum;iktidarsın,ona oy verdin ve onun değerleri artık hayatını sarıp sarmalar diyebilir sokaktaki her iki kişiden biri (!). Ablacım hürmetlerimi sunuyorum ve bu hakikaten cılkı çıkmış arenada olmadığınıza da şimdi seviniyorum.Üzüntüm baraj altında çok değerli yeteneklerin bu ülkeye 4 yıl hizmet veremeyecek olması. Abla siz DP\’li ben se çekimserim; ama biz iki kişiyiz sonuçta; acaba hangimiz AKP\’li?? Allah (cc) yardımcınız olsun. sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum Muharrem Sevgili Nevval Hanım, Sizi mücadeleci ve mükemmel performanslı olarak izledim.Moral buldum.Çok mutlu oldum. Nice başarılı işlerde buluşmak dileğiyle Avukat Ayşe merhaba
Mesaj: seçimlerden sonra sizi mecliste görmeyi isterdim açıkcası.. her nekadar akp yi tebrik etsekte tek kale oynanan seçim yerışından aralardan sıyrılıp çıkmak zordu.. yinede cesaretinizdan dolayı kutlarım.. hep böyle güzel bakmanız dileğiyle hoşçakalın..
Gönderim Zamanı: 25-07-2007 18:26:03
Neval hanım bugün sitelerde dolaşırken tesadüfen sitenizi gördüm.Sitenize bir kaç yazınızı okudum ve inanın yüreğinişzdeki o hüzünler aldı beni götürdü Neval sevindinin hüzün bahçelerine doğru.Ben hüzün tarlalarınada hüzün kokan güllerin arasında dolaşırken sizin hastalığınızı öğrenmiş oldum ve o hüzün hokan güllerin dikenleri arasında buldum kendimi.İnanın çok etkilendim ve hemen yazılarınızı bir kenara bırakıp fotoğraf albümünüze baktım.Bir yakın akrabama bakar gibi baktım.Gözlerinizdeki pırıltı hiç ama hiç solmasın.Gözlerinizdeki o dolu dolu bakışlar hiç ama hiç boş bakmasın.Son durumunuzu bilmiyorum ama umarım siz bu hastalığın üstesinden gelmişsinizdir çünkü sizde o gücün ışığını görebiliyorum.Son durumuzunzu belkide sitenizden öğrenebilirdim ama o kadar duygulandımki bir an önce yazmak istedim.Sizi tanımıyorum tabiki sizde beni, tanıumıyorsunuz ama sizi tanımıyan bir elin merhabasıdır bu.Sizi tanımayan bir yüreğin geçmiş olsun dilekleridir bu…Çünkü insanız.Çünkü kardeşiz.Lütfen email adresime son durumunuzu yazınız.Not lütfen öyle hüzünlü bakıp ağlatmayın beni bilirsiniz yazarlar duygusal olur.
Gönderim

Bedri Rahmi şiiri

Temmuz 22 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

“Marifet hiç ezilmemek bu dünyada,
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali  

gAZETE kADIKÖY’DE

Temmuz 21 2007Yorum Yok Kategori: Basında

1. Bölge için bizim de bir tahminimiz var… 1. Bölge için bizim de bir tahminimiz var…

1. Bölge’de partilerin en popüler adayları yarışıyor. Adaylar bugünlerde merkezi çalışmalardan, TV programlarından fırsat buldukça halkın arasında dolaşıyor, sivil toplum kuruluşlarını ziyaret ediyorlar. Bu arada gazetemize de uğrayan adayların sayısı artıyor. Adayları daha yakından tanıma anlamında doğrusu biz de memnunuz. Geçtiğimiz hafta İstanbul 1. Bölge’den DP 1. sıra adayı Nevval Sevindi konuğumuzdu. Nevval Hanım’ın birikimini, konusundaki uzmanlığını, politikadaki hedeflerini, geçmişini şimdi tartışma durumunda değiliz. Ama konusuna hakim, kendini iyi ifade eden bir insan olduğunu yakından görüyoruz. Sohbetin bir yerinde ona aday olduğu Kadıköy’le, bu bölgeyle ilişkisinin, bağının ne olduğunu sorduk. Biraz duraksadıktan sonra “Bir bağım yok, bazen buralardan geçerdim” diye cevap verdi. Diğer partilerin adaylarının büyük bölümünün durumu da pek farklı değl. Şimdi fiili bir durum var, tek tek adaylara da sözümüz yok. Ama yerel inisiyatifleri dışlayan, atama tarzı, aday belirleme ve parti içi demokrasinin işlememesi konusundaki genel anlayış rahatsızlık veriyor. Kadıköy’ün de içinde bulunduğu 1. Bölge, 11 ilçede toplam 24 milletvekili çıkaracak. Geçen seçimlerde vekillerin 14’ünü AKP, 10’unu da CHP kazanmıştı. Yüzde 10 baraj sistemi, milletvekillerin belirlenmesinde demokratik karar mekanizmalarının işletilmemesi yine geçen seçime yakın bir sonucu gündeme getirecek gibi gözüküyor. Anlaşıldığı gibi tahmin yapmaya çalışıyoruz. Çok şey söyleniyor, parti temsilcileri iddialı açıklamalar yapıyor, tahminler çoğu kere birbirini tutmuyor. Biz öncelikle kendi somut gözlemlerimize dayalı öngörümüzü ifade etmek istiyoruz. Burada seçim, ağırlıklı olarak CHP ile AKP arasında geçecek. Bu defa CHP’nin bir adım önde olduğunu düşünüyoruz. Geçen seçimlerden farklı olarak MHP barajı geçerse bir veya iki milletvekili çıkarabilir. Diğer bir sürpriz de bağımsız aday olarak katılan Mehmet Ufuk Uras’ın parlamentoya girme olasılığı ciddi olarak var. Bizimkisi bir anlamda yüksek sesle düşünmek. Gerçek sonuçları öğrenmeye zaten az bir süre kaldı. Merakla 23 Temmuz’u bekliyoruz. Salman ALTUNDAL saltundal@gazetekadikoy.com

UTESAV

Temmuz 21 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

UTESAV’IN 20 Mayıs 2004 tarihinde düzenlediği, “İletişim Çağında İnsanın Yalnızlığı ve Yalnızlaşan İnsanın İç Sığınağı” konulu panelde konuşan Prof. Dr. Edibe Sözen, geleneksel hayattan kopan nesillerin giderek yalnızlaştığına dikkat çekerken, gazeteci-yazar Nevval Sevindi ise yalnızlık hissinden kurtulmak için kendi içimize, kendi kültür köklerimize dönmemiz gerektiğini söyledi.

İsrafil Kuralay: Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (UTESAV)’ın düzenlediği “İletişim Çağında İnsanın Yalnızlığı” paneline hoş geldiniz. Bugün bu toplantıda sizlere iki değerli insan hitap edecek ve görüşlerini bildirecek. Bu iki konuşmacıdan biri, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Üyelerinden Prof. Dr. Edibe Sözen hanım, diğeri ise gazeteci-yazar Nevval Sevindi hanım. Bu iki değerli ismin ortak özelliği, iletişimlerinin gerçekten yüksek olması; toplumun her kesimi tarafından ilgi görmeleri ve değişik ortamlarda ikisinin de bulunmuş olmasıdır.

Bu nedenle, bir iletişim paneli için isimlerin isabetli seçildiğini düşünüyorum. Cidden çok ilginç ve mânidar bir konu. İletişim, iletişim diyoruz ama, bu çağın insanı daha bir yalnız ve içine kapalı gibi duruyor. Demek ki, eksik olan, eksik giden bir şeyler var ki, böyle bir başlıkla panel düşünülmüş. Bu panelde, iletişim konusunu ve iletişim içerisindeki insanın pozisyonunu değerlendireceğiz.

Ben de bu vesileyle, iletişim konusunda birkaç söz etmek istiyorum. Sözde yaşadığımız çağ iletişim çağı, enformasyon çağı, bilgi çağı gibi sıfatlarla adlandırılıyor. İletişim kelimesi de gerçekten dillerde çok fazla dolaşıyor. İnsanların iletişim kurmasından, kuramamasından yakınmalar oluyor. Ne var ki, iletişim çağının ne olduğunu çok fazla anlamış ve algılamış değiliz. Her gün milyonlarca enformasyonla, lüzumlu-lüzumsuz bilgiyle karşı karşıya kalıyoruz ve bu enformasyon çokluğu karşısında, ne yapacağımıza dair tavrımızı belirlemede zorluk çekiyoruz. Bu enformasyonların hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu ve bizi ne kadar ilgilendirdiği konusunda da kuşkularımız, endişelerimiz, tereddütlerimiz var. Gerçek şu ki, hem yüz yüze iletişimimizde sorunlar var, hem de kitle iletişimi ile ilgili sorunlarımız var.

Kitle iletişim araçları hızla gelişirken, aile içi iletişim, yüz yüze iletişim ve insanlar arası iletişimde sorunlar baş göstermeye başladı. Bir yönüyle, teknolojinin gelişmesi iletişimin hızlanmasına, enformasyonun hızlanarak dönüşmesine vesile olurken; diğer taraftan insanlar arası iletişimin kopmasına, aile içi iletişimin kopmasına sebep oldu. Bugünkü toplantıda, uzmanlar bu konulara değinerek, problemin nereden kaynaklandığına dair bizlere bilgi verecektir. Şimdiden iyi bir konuşma olacağına inanıyorum.

İLETİŞİM ÇAĞINDA İNSAN YALNIZ MI?

Bu arada sayın konuşmacılardan dinlemek istediğimiz bir tahlil de, gerçekten bugün iletişim, insanları yalnızlığa itiyor mu? Yani panelin başlığındaki tesbit doğru mu, iletişim çağında insan yalnız mıdır? Yani paradoks gibi, çelişkili gibi duran iki durum söz konusu. Hem iletişim çağından söz ediyoruz, hem de insanın yalnızlığından. Ama bu çoklu enformasyon bombardımanı altında insan bazen kendini yalnız hissedebiliyor, kendi kişiliğini bulmada ve iç huzura ermede problemler yaşayabiliyor. Halbuki bizim kültürümüz sözlü kültüre, şifahi kültüre dayanan bir gelenekten geliyor. Bizim kültürümüzde sözün büyük ehemmiyeti var. Sohbet halkaları, hasbihâl meclisleri bunun örnekleridir. Kahvehane toplantıları, dost meclisleri bu kültürün yansımalarıdır. Hatta geleneksel eğitim metodumuzda da, yüz yüze, bire bir eğitim modeli söz konusudur. Hocanın dizinin dibinde şifâhi olarak eğitim görerek bilgimizi tamamlıyoruz. İcazet alıyoruz. Ne yazık ki, son yıllarda iletişimdeki hızlı dönüşüm ve buna bağlı olarak kitle iletişim araçlarındaki hızlı gelişme münasebetiyle, bir internet hadisesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu bize ne getiriyor veya bizden neyi alıp götürüyor, bunu muhasebesini ve tahlilini iyi yapmak gerekir.

Eski gelenekleri yok ederken, ne yazık ki yeni bir gelenek oluşturmaya da imkân vermiyor. Acaba bu yeni iletişim toplumu veya enformasyon toplumu nasıl şekillenecek? Bu parçalanmışlığın insanlar üzerindeki etkisi, sosyalleşmemiz üzerindeki etkileri neler olacak? Bunlar, üzerinde ciddiyetle durulması gereken hayatî sorular.

İşte, bir taraftan hızlı bir iletişim ve ulaşım ağı içerisinde bulunuyoruz. Kentleşmenin getirdiği sorunlar var; hızlı trafik akışı var falan var…Bu sebeple birçok şeyi derinlemesine anlamaya ve algılamaya zamanımız olmuyor. Evlerimize çok geç saatlerde gidiyoruz. Eşimizle, çocuklarımızla çok az bir arada kalabiliyoruz; onlarla yeterince iletişim içersinde bulunamıyoruz. Bütün bu saydığımız problemleri sıraladığımızda gerçekten de, ‘iletişim çağında, iletişimsizlik içersindeyiz!’

Şimdi, konuşmalarını yapmak üzere, sözü Prof. Dr. Edibe Sözen’e veriyorum. Buyurunuz hocam…

NESİLLER GİTTİKÇE YALNIZLAŞIYOR

 

Kadın Eserleri Kütüphanesi

Temmuz 21 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Kadınlarla ilgili ezberleri bozduk

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, Türkiye’nin ilk kadın konulu kütüphanesi. Amacı, Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de kadın konusunda yayımlanan yapıtları toplamak, gelecek kuşaklara aktarmak ve kadınlar hakkındaki ön yargıları belgelerle yıkmak

 

Yaman Törüner yazdı:

Temmuz 21 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

60 milyar dolar nasıl gitti?

Yeditepe Üniversitesi öğretim görevlisi Emrullah Cemil Tarhan, içinde bulunduğumuz ekonomik durumu özetleyen bir çalışma yapmış. Çalışma, “AKP’nin Hikâyesi” başlığını taşıyor:

 

TAM dedi:

Temmuz 19 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Avrupalı Türkler Dört Partiyi Tercih Ediyor Türkiye´de seçim yarışı tüm hızıyla sürerken, yurtdışında yaşayan Türklerin gümrük kapılarında oy verme işlemleri sürüyor.

2002 seçimlerinde gümrük kapılarında 114.000 oy kullanan Türk göçmenlerin oylarının 400 bine yaklaşması bekleniyor. Avrupalı Türklerin bulunulan ülkede oy kullanma hakkını almak üzere yürüttükleri, ancak olumlu biçimde sonuçlandırılamayan kampanyaların etkisiyle güçlenen oy verme davranışının, artan ilginin temel sebebi olduğunu söyleyen Şen, tüm ilgiye karşın yalnızca Türkiye´ye iş, tatil ve ziyaret amaçlı gelenlerin oy kullanabilmesi nedeniyle temsil olanağı bulanların Avrupa´daki tüm seçmenlerin % 20´sinin de altında kaldığına işaret ederek, gelecek seçimlerde bulunulan ülkelerde oy kullanma hakkının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupalı Türklerin Oyları Barajı Belirleyecek 22 Temmuz´da gerçekleştirilecek genel seçimler için oy kullanacak Türk göçmenlerin oyları baraj sorunu yaşayan partilerin durumunu belirleyecek. Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı´nın Almanya´da yaşayan 18 yaşının üzerinde 1.000 Türk kökenli göçmen ile Haziran ayında gerçekleştirdiği anketin sonuçları Avrupalı Türk göçmenlerin siyasi tercihlerini ortaya koyuyor. Anket sonuçlarından AKP % 31,7 ile birinci parti olarak çıkarken, CHP % 17,9 ile ikinci parti, MHP % 13,6 ile üçüncü parti olarak yer alıyor. Avrupalı Türklerin oyları esas alınarak barajı aşabilen son parti DP ise, % 10,1 ile barajın çok az üzerinde kalabilyor. Bağımsız adayların oyları % 3,8´e ulaşırken, GP % 2,4 diğer partiler ise % 2,1 oy oranına ulaşıyor. Oy kullanmayacağını beyan edenler % 12,1´i bulurken oyunun rengi konusunda henüz kararsız olanların oranı % 6,2. Avrupa genelinde seçme hakkına sahip Türk kökenlilerin toplan sayısı 2 milyon 455 bine ulaşırken, sadece Almanya´da oy kullanma hakkına sahip kişilerin sayısı 1 milyon 150 bini buluyor. Tablo: Avrupalı Türklerin Siyasi Tercihleri (Haziran 2007) Parti Oy oran AKP 31,7% CHP 17,9% MHP 13,6% DP 10,1% Bagimsizlar 3,8% GP 2,4% Diger 2,1% Oy kullanmazdim 12,1% Kararsiz 6,2% Prof.Faruk Şen

Sayfa 1 / 612345»...Sonraki »