Haziran 30, 2007

www.ekopusula.com’da manşette

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Merhaba Sayin Nevval Sevindi Acikcasi politik bir aktorle su ana kadar yaptigim en cerceveli ve icerikli roportaj oldugu ve bu konudaki pozitif yaklasiminiz ve cevaplariniz icin tekrar tesekkur ederim. Haber su asamada, aylik ortalama 30 bin girisi olan ve is cevrelerinin yogun olarak kullandigi, www.ekopusula.com adresinde de manset soylesi olarak yer aliyor. Katkılariniz icin tekrar tesekkurler. Sizlere iyi ve basarili bir secim donemi dilerim Söyleşi: Tamer Yazar Demokrat Parti İstanbul 1.Bölge 1.Sıra Adayı Nevval Sevindi:

“Siyaset bu konuda mesafe aldı bence. CHP’nin tekelinden kurtulan Aleviler ideolojik ortamdan daha sağlıklı bir ortama yerleşiyor. Burada hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Alevilik Türk Müslümanlık anlayışının içinde yer alır ve Alevilik konusu serbestçe işlenebilmeli, onlar da haklardan yararlanabilmelidir.” ONLAR, DEMOKRASİNİN ASLİ UNSURLARI… Politik arenanın kadınlar bölümünde yaşanan renklilik, kimine göre sayıca az ama özde çok bir zenginliği ifade ederken kimine gire de zaten seçilemeyecek yerden gösterilen kadın sayısının kuru bir kalabalıktan öte geçemediğini söyleyerek eleştiriyor. Demokrat Parti’nin, İstanbul 1.Bölge 1.Sıra Adayı Nevval Sevindi, kadın adaylar konusunda en hassas isimlerden biri ve kadını moda olmaktan çıkarma sözü veriyor seçmene…Hedefi, kadını demokrasinin asli unsuru yapmak. Nevval Sevindi, politika sahnesine daha iddialı bir şekilde atılırken, beraberinde getirdiği bilgi birikimi, paylaşılmayı bekliyor. Biz de kendisine bu çerçevede sorularımızı yönelttik. Türk kadınının, pol,itik şifreleme içindeki değerlerini yansıtan cevaplarını, sizler için aldık. Sevindi,21. yüzyıl Türkiye ve Türk kadını için yepyeni ufuklara ve daha güzel yarınlara yelken açma cesaretini ve heyecanını da birlikte getiriyor… Cevapları de zaten bu cesareti ve heyecanı hissettiriyor. Sizler icin sorduk, Demokrat Parti İstanbul 1.Bölge 1.Sıra Adayı Nevval Sevindi sizler için cevapladı… Güneydoğu Anadolu Bölgesi ama bölge kadınları üzerine yazarken, ‘Türkiye kadınlarını keşfetmeli’ şeklinde bir cümleniz var. Sizce Türkiye, kadınlarını ne kadar keşfedebildi? Ama soruyu da biraz daha açarsak eğer, Türkiye 2007 seçim sandıklarına doğru hızla ama bir o kadar da gürültüyle ilerlerken, kadınlarını hatırlayabildi mi ve siyasi platform üzerine çıkarılan ama çok da seçilme şansı olmayan sıralardan gösterilen ve bir anlamda vitrin kadınlar olarak ifade edilenlerden ne kadar memnunsunuz? Bu seçimde seçmen kadınlar” bizde varız!” dedi. Bu ilk kez bu yoğunlukta gerçekleşti. İlk kez benim gibi az sayıda da olsa da kadınlar ilk sırada yer buldular. Kültürel değişim yavaş oluyor maalesef. Talebimiz ilk seçimde Yüzde 20’leri yakalamak. Çok klasik bir soru ama siyasete evet dediğiniz noktada sizi Demokrat Parti amblemi altına çeken güç ne oldu? Hangi dinamikler di bunlar? Parti programı mı, biraya getirilen isimler mi, vizyon mu, hedefler mi, size sunulan geniş hareket serbestisi mi? Merkezde sağlam bir sağ olmadan, sağlam bir sol olmaz. Merkez sağın özelliği, sizin milli ve kültürel değerlerinizi koruyan bir ideoloji olmasıdır. Bu kimliğiniz demektir aynı zamanda. Türkiye devamlı kimlik kavgası yaşayan, kimlik sorununu atlatamayan, kafası karma karışık, hangi değerleri koruyacağını bilemeyen, kendisine muhafazakâr diyen, ama neyi muhafaza ettiğinin farkında olmayan sağ görüşlü siyasetçilerden oluşuyor. Yani milliyetçiyim deyip, kendi köklerinden hiç haberdar olmayan insanların, sağdayım diye atıp tutması sağ oluşturmuyor. Sağın daha ciddi, daha zihinsel ve teorik olarak elit bir sağ olması gerekiyor ki, bu dağınıklık giderilebilsin. Sağlam bir merkez sağ oluşturulabilirse, ancak bunun karşıtı olabilir. O olmadıkça sağlam bir sol ve başka renkler gelemez. Eğer biz bu ortak değerlerde uzlaşırsak, bunları tartışma konusu yapmaktan el çekersek, ancak ortak hedeflere gidebiliriz. Bir millet olmanın temeli de budur; millet ortak hedefleri ve değerleri olan bir varlıktır. Biz burada devamlı tökezliyoruz. Bunu aşmamız için ben daha güçlü bir merkez olsun diye sağı seçtim. Sizce Demokrat Parti için Nevval Sevindi nasıl bir tercih? Çünkü kendinizi bu anlamda ‘İyi bir tercihim’ şeklinde değerlendiriyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız ama özellikle de DP içinde olası beklentilerinizi de ekleyerek… DP için iyi bir tercih olduğumu taban ve teşkilatım söylüyor zaten. Çünkü yeni yüzlere ihtiyaç vardı. Kadın seçmenin talebi yüksekti ve kentli kadın seçmenin sesi yükseldi. Hem Müslüman’ım, Hem Türküm ve hem modernim diyorum neleri muhafaza ettiğim aşikar… Bugün herkes ve her araştırma şirketi tahminlerde bulunuyor, açıklamalar yapıyor. Şöyle bir değerlendirme ise DP için hala geçerliliğini koruyor gibi. Özellikle birleşme çabaları öncesinde daha net bir destekle ilerleyen DYP’nin, özellikle Anavatan Partisi ile ilgili yaratılan birleşememe hikâyesi içinde çok yorulduğunu ve yıprandığını ifade edenler, aslında bir anlamda tepkili teşkilatları ve tabanı da göz ardı etmeden yapıyor bu değerlendirmeyi. Sizce DP bugün, bu birleşme hedefli ama birleşememe şekline dönüşen hikâyeden ne kadar zararla ya da karla çıktı? Yaşananlar, hedefte sapmalar yaratır mı? Bir kırık kalp var ortada. Hayal kırklığı yaşadık. Ancak tabanda çalışırken şimdi ANAP’lı arkadaşlarla birlikteyiz. Ben gidip konuşuyorum ziyaret ediyorum. İstişarede bulunuyoruz. Bayraklarımızı alıp birlikte miting yapalım diye düşünüyorum. Sandıkta zaten millet bizi birleştirecek. Bu konuyla ilgili olarak, Sayın Mehmet Ağar’ın, Mesut Yılmaz ısrarından bahsetti herkes ve Sayın Mumcu’da bunu ortaya koyduğu tepkilerle dile getirdi. Sizce ortada gerçekten de Ağar tarafından ısrarla istenen ve desteklenen bir Mesut Yılmaz denklemi mi var? Çünkü aynı Yılmaz bugün, yeni bir parti kurmaktan, başına geçmekten ve en sonunda da sağı bir araya getirecek olan ismin kendisi olacağından bahsediyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayır denklem böyle değildi. İyi niyetle birleşmenin bir parçasıydı. Demokrat Parti, bugün ifade edildiğinde dahi çok da tartışan bir taraf bulamayan ciddi hassasiyetler üzerine giden tavırlarla hatırlanıyor. Düz Ova Siyaseti bunlardan biri. Ağar sizce de yanlış mı anlaşıldı? Yoksa bu anlamda Türkiye’de bugün bu siyaseti karşılayacak şekilde politika üreten parti ya da partiler ya da kişiler var mı? Yanlış anlaşıldı değil manipüle eden çok oldu. Düz ovada siyasetten kasıt, gençlerin istismarını önleyelim ve bölgede ekonomik, sosyal ve kültürel projeler yapalım. Sizin bir ifadeniz var. Şöyle… ‘Türkiye’de siyasetin yapısını değiştirmeliyiz. Halkın sesi Meclis’te olmalı. Bu hamaset şeklinde bir talep değil. 17 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak söylüyorum. Akıl ve gönül beraberliğini siyasete taşıyalım’ Şuan bunu yapmaya başladığınızı hissediyor musunuz? Özellikle sokaktaki insanın beklentilerini birebir izlerken… Çok yakından hissediyorum. Millet çok hırpalanmış ve aldatılmış bu ruh haliyle kuşkucu olmuş. Kafası karışık ama sizin samimiyetinizi, bilginizi görünce sarılıyor. Siyasetin işleyen çarklıları arasında girmeye hazırlanan biri olarak, bugün en ciddi oy deposu olarak görülen ve neredeyse her seçim döneminde onlara özel sloganlar geliştirilen Aleviler ile ilgili olarak bir değerlendirmeniz var… Herkes inancını söyleyebilmeli, gereklerini icra edebilmeli yani ibadet pratiklerini yapabilmeli, başkalarına da anlatabilmeli yani propagandasını gerçekleştirmeli diyorsunuz. Peki, tam bu noktada, Alevilik konusuyla siyaset ne kadar dürüst bir şekilde yüzleşebiliyor? Bugün MHP dahi bu anlamda ciddi bir çekim merkezi yaratabilmişken özellikle… Siyaset bu konuda mesafe aldı bence. CHP’nin tekelinden kurtulan Aleviler ideolojik ortamdan daha sağlıklı bir ortama yerleşiyor. Burada hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Alevilik Türk Müslümanlık anlayışının içinde yer alır ve Alevilik konusu serbestçe işlenebilmeli, onlar da haklardan yararlanabilmelidir. Bir ifadeniz var… ‘Politizasyon sonucu ülke 37 yıldır terörle iç içe yaşıyor. Önce sağ-sol diye görünen terörün yüzü sonra Kürt-Türk haline getirildi’ diyorsunuz. Bugün bu çerçevede bakarsak gelişmelere ve özellikle terör örgütü liderini doğal lider olarak algılayanların Meclise ağır ama sağlam adımlarla ilerlediğini de gözden kaçırmadan, Sizce bu bir fırsat olabilir mi, Meclis aritmetiği içinde gelişecek bu ikinci oluşum ya da şans? PKK terör örgütüdür diyen ve kabul eden herkes bir şanstır.Bunu dememekte direnenler siyaseti değil terörü destekleyenlerdir. Demokrasiyi kullanamazlar. Sizce bu durumu ve yaşanabilecekleri, ‘Düz Ova Siyaseti’ içinde ne derece değerlendirebiliriz? Kürtler daha fazla siyasette yer alsın tıpkı bizim gibi (kadınlar) demokratik bir TBMM daha renkli ve yelpazesi geniş olsun elbette. M.Ağar’da tam bunu ifade etmek istemişti düz ova siyasetinde. Siyaset için o hep çok hassas bir isim oldu. Türkiye’ye çok uzak ama bir o kadar da yakın olan biri. Fethullah Gülen. Sizin de Gülen yakınlığınızla ilgili çok şey söylendi. Hatta DP’ye girmeniz bile, DP’nin Gülen noktasındaki soğukluğu erittiği şeklinde yorumlandı. Sizce siyaset, kapılarını açtığı herkes için senaryolar üretmekte ciddi bir başarı sağlıyor mu yoksa söylenenler konusunda eklemek istedikleriniz olabilir mi? Senaryolar ve komplo teorileri üretmek demokrasiye darbedir. Askere karşıyım diyenlerin bu tür komplolara ve yalanlara muhteşem bilgi süsü vermesi,yayması faşizan bir dayatma ruhudur. Fethullah Gülen bir fenomendir dediğimde yıl 1997 idi. Son 4 yıla bakın demeyen kalmamış medyada! İkiyüzlülük prim yaptığı sürece cesur gazetecilik ve cesur aydın duruşu hayaldir! Bugün Türkiye’de devlet yardımıyla ayakta kalan siyasi partilerden bahsediyoruz. Aslında mesleki bir içeriği ve sıfatı olmamasına rağmen, emeklilik hakkıyla donatılan bir Milletvekilliği etiketi de bir sorun olarak ortada ve bu sorun çevresinde dönen bizler, çözüme en yakın insanlara benzer şeyler soruyoruz. Siz bu iki konu başlığı için ne düşünüyorsunuz? Siyasi Partilere Devlet bütçesinden yapıla gelen yardımlar kesilmeli ve halkla daha fazla bütünleşen siyasi içerikler bu partilere kazandırılmalı mı ve aldıkları maaşlar bile ciddi tartışma konuları arasında yer alan ve mesleki bir içeriği olmayan Milletvekilliği sıfatı taşıyan kişilere, salt milletvekili olmalarından ötürü tanınan emeklilik hakkı, sizce sıfırlanmalı mı? Bu konuda sorun milletvekilliğini adi suçlarını rafa kaldırmak için ve ihale,rant kazanmak için kullananlarla kullanmayanları ayırmak. Türkiye de devamlı kurunun yanında yaşın yanması ve sıra dayağı geleneği hukuksuz yaşam tarzının ifade biçimidir. İyi ile kötü ayrılmadıkça, kötü deşifre edilmedikçe bıçakla kesip atma işi gereksiz bir hava atmadır. Bu kadar genel değerlendirmeden sonra, kişisel olarak siyasetin merkezine ilerleyen bir Nevval Sevindi, Türkiye adına ama en çok kadınlar adına ne hedefliyor? Özellikle kadın seçmen kitlelerini tanımlamaya başlayan Türk siyasetinde başlayan kadın aday modasında sizin katkınız ne olacak? Bir kere moda olmaktan çıkarıp demokrasinin asli unsuru yapacağım kadınları ve onun müttefiki sayılan gençleri ve çocukları. Kadın odaklı kalkınma projeleriyle kadını kalkınmaya,ekonomiye,kültüre ve sosyal politikalara entegre etmek hedefim. İlk işim toplumda yatay ve düşey alanlarda cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya başlatmak,eğitim programları yapmak. DİĞER SÖYLEŞİ BAŞLIKLARI

Lacivert Sanat Dergisi

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Basında

2 Ayda Bir Yayımlanan Fikir Ağırlıklı Edebiyat, Kültür, Sanat, Dil, Tarih ve Toplum Dergisi LacivertSanat Dergi Temmuz – Ağustos 2007 Sayısı;

Temmuz ayı içinde Türkiye’deki birçok ilde, gazete ve dergi satışı yapan noktalarda yerini alıyor! Birinci sayımızda olduğu gibi, bu sayımızın da abone, reklam ve satış gelirleri “sağlıklı ve sigarasız bir toplum yaratma çabalarına destek olmak amacıyla” Yeşilay’a bağışlanıyor. LacivertSanat Dergi 2. Sayı İçeriği: Etkinlikler Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi Eskihisar Kalesi’ne Anlam Kattı Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Yavuz Bülent Bâkiler’in katılımı ile tarihi Eskihisar Kalesi’nde düzenlenen etkinliğe dair notlar ve fotoğraflar. Başyazı ? . ? Polat Kaya’nın Türkologlar ve bilim çevreleri arasında derin tartışmalara neden olan yazısı. Dosya 22 Temmuz Öncesi Dil, Kültür ve Sanata Bakış – Dil Kirlenmesi / Mehmet Güler – Cumhuriyette Kültürel Yapılanma / Nevval Sevindi – Dilimiz ve Kimliğimiz / Üzeyir Lokman Çaycı – Dilimin Üstünde Kimin Dili Var / Yelda Karataş – Okur Görüşleri, Düşünceleri / Derleyen: Selçuk Erat Söyleşiler Sivil Toplum Kuruluşları ve İş Dünyası ile A’dan Z’ye Dil, Kültür ve Sanat’ı Sorguluyoruz – Olcay Karabağ ile Dil, Kültür ve Sanat (İş Dünyası) – Bülent Kömürcü – Şükran Aydın ile “Mürekkep Acısı” (Edebiyat Dünyası) – Selçuk Erat – Alperen Ocakları Gebze Şubesi ile Dil, Kültür ve Sanat (STK) – Tabip Yavuz Yıldız Fidanlığı’ndan Laplace’ın Cinlerine: Belirsizlik Kesinliktir! Onarımcılar Felsefe Topluluğu Üyesi, İsmail Yiğit’in; Heisenberg Belirsizlik İlkesi üzerine kaleme aldığı sürükleyici bir deneme. Mesnevi’nin Gölgesinde Bakkal ve Papağan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Emekli Öğretim Görevlisi, Yazar, M. Muhsin Bozkurt’un, 2007 Mevlânâ Yılı dolayısıyla kaleme aldığı dizinin yeni öyküsü. Özgürlük Sözlüğü Özgürlük Sözlüğü’nden Seçkiler – 2 Esat Selışık tarafından hazırlanan Özgürlük Sözlüğü’nde bu sayıda; Abdurrahman Şen (Yeniaysa Gazetesi, Sarmaşık Kültür Dergisi), Meriç Köyatası (Akşam Gazetesi), Sabahat Emir (Türkiye Gazetesi), Canan Şenol (Ressam) ve Tansel Atasagun’un (Fotoğraf Sanatçısı) tanımlarına yer verildi. Anadolu’yu Aydınlatanlar Pir Sultan Abdal Müzisyen ve Şair Ali Haydar Timisi tarafından kaleme alınan dizinin ikinci bölümü Kitaplık ‘Güneydoğu’dan Öyküler’ – Hakan Evrensel Hulki Can; Hakan Evrensel’in ‘Güneydoğu’dan Öyküler’ adlı kitabını inceliyor. Bir Dans Tanrısının Şizofren Sayıklamaları: Nijinski Öyküleri Tuna Başar; Ferit Edgü’nün Nijinski Öyküleri adlı kitabını anlattı. Tiyatro Atinalı Timon’u Nasıl Bilirdiniz? Şair, Oyuncu Alper Akdeniz’in, İzmir’de sahnelenen oyun hakkındaki izlenimleri. Müzik Kâzım Koyuncu Hakan Sözbir; Kâzım Koyuncu’yu ve ünlü çalışması “Dido Nana”yı anlatıyor. İnceleme ‘Hikâye’ – Cahit Külebi Çiğdem Erdem; Cahit Külebi’nin ünlü şiiri ‘Hikâye’yi inceliyor.

Ders

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

Görgüsüz , adap edep öğrenememiş siyasilere adanmıştır…..  

Türk Aydını

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

1960′lardan başlayarak Türk aydını tanımlanamaz bir yabancılaşma içine girdi. Müstemleke valisine dönüştü. Başına geçtiği kürsüde,medyada veya kamuyu yönlendirecek her noktada Türk kültürünü, Türk olmayı aşağıladı. Hiç bilgisi olmadan kanaatlarnı, yabancı dilden tercüme ettiği her şeyi bilgi diye inanadığı yargıları köşelerde, fakültelerde aşılamaya başladı. Türküm ve Müslümanım demek aşağılanmak için tek şart oldu.Ben bunu çok yaşadım.Dinci, milliyetçi damgası vurarak ellerindeki gücü suistimal eden bu insanlar yüzünden bugün Türkler kendilerini sevmez duruma düştü. Kendini sevmeyen, kökünü bilmeyen başkalarını sevmez.

 

Sayfa 1 / 11