Haziran 28, 2007

Küfürle terör çözülmez (Hürriyet)

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Basında

DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, partisinin İstanbul milletvekili adaylarını tanıttığı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’ndaki toplantıya eşi Emel Ağar ile birlikte, Müslüm Gürses’in DP için uyarlanan “Nereye Kadar” şarkısı eşliğinde girdi. (19.06.2007)

Ağar yaptığı konuşmada “Temiz bıraktığımız topraklarda kan akmaya başlamıştır. Kim daha fazla bağırır çağırırsa, ’terörü ben çözeceğim’ diye ortaya çıkıyor. Bağırmayla çağırmayla küfürle terör çözülmez. Bizim işimiz kanı acıyı durdurmaktır. Kanın üzerinden gelen oy bize haramdır. Bir yanda mübarek dinimizin arkasına sığınanlar, bir yanda devletimizin kurucusu, Türkiyemizin milli değeri büyük Atatürk’ün üzerinden siyaset yapmak isteyenler var. Seçim bu değerlerin üzerinden olmayacaktır” dedi. Ağar, adayları tek tek çağırıp tanıtmadı ancak adaylarının tümünün ehliyetli, DP, AP, DYP geleneğinden gelen isimler olduğunu ve Türkiye’yi yönetecek, kadrolar olduğunu anlattı. DP’nin kadın milletvekilleri adayları Şebnem Kısaparmak, Nevval Sevindi, Pınar Eczacıbaşı ve Suna Vidinli birlikte ellerini kaldırarak poz verdiler. Emel Ağar, onlara eşlik ederken, Mehmet Ağar, gazetecilerin ısrarına rağmen kadınlarla birlikte el kaldırmadı. “Büyütmek

İşte DP’nin yeni yüzü (Vatan)

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Ağar’ın milletvekili adaylarını tanıttığı toplantıya kadın adaylar damga vurdu. (19.06.2007)

“Büyütmek

Antakya’da

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Tamer Yazar Editor&Market Analyst Kent Gazete&Dergi Antakya

1-Güneydoğu Anadolu Bölgesi ama bölge kadınları üzerine yazarken, ‘Türkiye kadınlarını keşfetmeli’ şeklinde bir cümleniz var. Sizce Türkiye, kadınlarını ne kadar keşfedebildi? Ama soruyu da biraz daha açarsak eğer, Türkiye 2007 seçim sandıklarına doğru hızla ama bir o kadar da gürültüyle ilerlerken, kadınlarını hatırlayabildi mi ve siyasi platform üzerine çıkarılan ama çok da seçilme şansı olmayan sıralardan gösterilen ve bir anlamda vitrin kadınlar olarak ifade edilenlerden ne kadar memnunsunuz? Bu seçimde seçmen kadınlar” bizde varız!” dedi. Bu ilk kez bu yoğunlukta gerçekleşti. İlk kez benim gibi az sayıda da olsa da kadınlar ilk sırada yer buldular. Kültürel değişim yavaş oluyor maalesef. Talebimiz ilk seçimde Yüzde 20leri yakalamak. 2-Çok klasik bir soru ama siyasete evet dediğiniz noktada sizi Demokrat Parti amblemi altına çeken güç ne oldu? Hangi dinamikler di bunlar? Parti programı mı, biraya getirilen isimler mi, vizyon mu, hedefler mi, size sunulan geniş hareket serbestisi mi? merkezde sağlam bir sağ olmadan, sağlam bir sol olmaz. Merkez sağın özelliği, sizin milli ve kültürel değerlerinizi koruyan bir ideoloji olmasıdır. Bu kimliğiniz demektir aynı zamanda. Türkiye devamlı kimlik kavgası yaşayan, kimlik sorununu atlatamayan, kafası karma karışık, hangi değerleri koruyacağını bilemeyen, kendisine muhafazakâr diyen, ama neyi muhafaza ettiğinin farkında olmayan sağ görüşlü siyasetçilerden oluşuyor. Yani milliyetçiyim deyip, kendi köklerinden hiç haberdar olmayan insanların, sağdayım diye atıp tutması sağ oluşturmuyor. Sağın daha ciddi, daha zihinsel ve teorik olarak elit bir sağ olması gerekiyor ki, bu dağınıklık giderilebilsin. Sağlam bir merkez sağ oluşturulabilirse, ancak bunun karşıtı olabilir. O olmadıkça sağlam bir sol ve başka renkler gelemez. Eğer biz bu ortak değerlerde uzlaşırsak, bunları tartışma konusu yapmaktan el çekersek, ancak ortak hedeflere gidebiliriz. Bir millet olmanın temeli de budur; millet ortak hedefleri ve değerleri olan bir varlıktır. Biz burada devamlı tökezliyoruz. Bunu aşmamız için ben daha güçlü bir merkez olsun diye sağı seçtim. 3-Sizce Demokrat Parti için Nevval Sevindi nasıl bir tercih? Çünkü kendinizi bu anlamda ‘İyi bir tercihim’ şeklinde değerlendiriyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız ama özellikle de DP içinde olası beklentilerinizi de ekleyerek… DP için iyi bir tercih olduğumu taban ve teşkilatım söylüyor zaten. Çünkü yeni yüzlere ihtiyaç vardı. Kadın seçmenin talebi yüksekti ve kentli kadın seçmenin sesi yükseldi. Hem Müslümanım,Hem Türküm ve hem modernim diyorum neleri muhafaza ettiğim aşikar 4-Bugün herkes ve her araştırma şirketi tahminlerde bulunuyor, açıklamalar yapıyor. Şöyle bir değerlendirme ise DP için hala geçerliliğini koruyor gibi. Özellikle birleşme çabaları öncesinde daha net bir destekle ilerleyen DYP’nin, özellikle Anavatan Partisi ile ilgili yaratılan birleşememe hikâyesi içinde çok yorulduğunu ve yıprandığını ifade edenler, aslında bir anlamda tepkili teşkilatları ve tabanı da göz ardı etmeden yapıyor bu değerlendirmeyi. Sizce DP bugün, bu birleşme hedefli ama birleşememe şekline dönüşen hikâyeden ne kadar zararla ya da karla çıktı? Yaşananlar, hedefte sapmalar yaratır mı? Bir kırık kalp var ortada. Hayal kırklığı yaşadık. Ancak tabanda çalışırken şimdi ANAP lı arkadaşlarla birlikteyiz. Ben gidip konuşuyorum ziyaret ediyorum. İstişarede bulunuyoruz. Bayraklarımızı alıp birlikte miting yapalım diye düşünüyorum. Sandıkta zaten millet bizi birleştirecek. 5-Bu konuyla ilgili olarak, Sayın Mehmet Ağar’ın, Mesut Yılmaz ısrarından bahsetti herkes ve Sayın Mumcu’da bunu ortaya koyduğu tepkilerle dile getirdi. Sizce ortada gerçekten de Ağar tarafından ısrarla istenen ve desteklenen bir Mesut Yılmaz denklemi mi var? Çünkü aynı Yılmaz bugün, yeni bir parti kurmaktan, başına geçmekten ve en sonunda da sağı bir araya getirecek olan ismin kendisi olacağından bahsediyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayır denklem böyle değildi. İyi niyetle birleşmenin bir parçasıydı. 6-Demokrat Parti, bugün ifade edildiğinde dahi çok da tartışan bir taraf bulamayan ciddi hassasiyetler üzerine giden tavırlarla hatırlanıyor. Düz Ova Siyaseti bunlardan biri. Ağar sizce de yanlış mı anlaşıldı? Yoksa bu anlamda Türkiye’de bugün bu siyaseti karşılayacak şekilde politika üreten parti ya da partiler ya da kişiler var mı? Yanlış anlaşıldı değil manipüle eden çok oldu. Düz ovada siyasetten kasıt, gençlerin istismarını önleyelim ve bölgede ekonomik,sosyal ve kültürel projeler yapalım . 7-Sizin bir ifadeniz var. Şöyle… ‘Türkiye’de siyasetin yapısını değiştirmeliyiz. Halkın sesi Meclis’te olmalı. Bu hamaset şeklinde bir talep değil. 17 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak söylüyorum. Akıl ve gönül beraberliğini siyasete taşıyalım’ Şuan bunu yapmaya başladığınızı hissediyor musunuz? Özellikle sokaktaki insanın beklentilerini birebir izlerken… Çok yakından hissediyorum. Millet çok hırpalanmış ve aldatılmış bu ruh haliyle kuşkucu olmuş. Kafası karışık ama sizin samimiyetinizi,bilginizi görünce sarılıyor. 8-Siyasetin işleyen çarklıları arasında girmeye hazırlanan biri olarak, bugün en ciddi oy deposu olarak görülen ve neredeyse her seçim döneminde onlara özel sloganlar geliştirilen Aleviler ile ilgili olarak bir değerlendirmeniz var… Herkes inancını söyleyebilmeli, gereklerini icra edebilmeli yani ibadet pratiklerini yapabilmeli, başkalarına da anlatabilmeli yani propagandasını gerçekleştirmeli diyorsunuz. Peki, tam bu noktada, Alevilik konusuyla siyaset ne kadar dürüst bir şekilde yüzleşebiliyor? Bugün MHP dahi bu anlamda ciddi bir çekim merkezi yaratabilmişken özellikle… Siyaset bu konuda mesafe aldı bence. CHP’nin tekelinden kurtulan Aleviler ideolojik ortamdan daha sağlıklı bir ortama yerleşiyor. Burada hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Alevilik Türk Müslümanlık anlayışının içinde yer alır ve Alevilik konusu serbestçe işlenebilmeli, onlar da haklardan yararlanabilimelidir. 9-Bir ifadeniz var… ‘Politizasyon sonucu ülke 37 yıldır terörle iç içe yaşıyor. Önce sağ-sol diye görünen terörün yüzü sonra Kürt-Türk haline getirildi’ diyorsunuz. Bugün bu çerçevede bakarsak gelişmelere ve özellikle terör örgütü liderini doğal lider olarak algılayanların Meclise ağır ama sağlam adımlarla ilerlediğini de gözden kaçırmadan, Sizce bu bir fırsat olabilir mi, Meclis aritmetiği içinde gelişecek bu ikinci oluşum ya da şans? PKK terör örgütüdür diyen ve kabul eden herkes bir şanstır.Bunu dememekte direnenler siyaseti değil terörü destekleyenlerdir. Demokrasiyi kullanamazlar. Sizce bu durumu ve yaşanabilecekleri, ‘Düz Ova Siyaseti’ içinde ne derece değerlendirebiliriz? Kürtler daha fazla siyasette yer alsın tıpkı bizim gibi (kadınlar) demokratik bir TBMM daha renkli ve yelpazesi geniş olsun elbette. M.Ağar’da tam bunu ifade etmek istemişti düz ova siyasetinde. 10-Siyaset için o hep çok hassas bir isim oldu. Türkiye’ye çok uzak ama bir o kadar da yakın olan biri. Fethullah Gülen. Sizin de Gülen yakınlığınızla ilgili çok şey söylendi. Hatta DP’ye girmeniz bile, DP’nin Gülen noktasındaki soğukluğu erittiği şeklinde yorumlandı. Sizce siyaset, kapılarını açtığı herkes için senaryolar üretmekte ciddi bir başarı sağlıyor mu yoksa söylenenler konusunda eklemek istedikleriniz olabilir mi? Senaryolar ve komplo teorileri üretmek demokrasiye darbedir. Askere karşıyım diyenlerin bu tür komplolara ve yalanlara muhteşem bilgi süsü vermesi,yayması faşizan bir dayatma ruhudur. Fethullah Gülen bir fenomendir dediğimde yıl 1997 idi. Son 4 yıla bakın demeyen kalmamış medyada! İkiyüzlülük prim yaptığı sürece cesur gazetecilik ve cesur aydın duruşu hayaldir! 11-Bugün Türkiye’de devlet yardımıyla ayakta kalan siyasi partilerden bahsediyoruz. Aslında mesleki bir içeriği ve sıfatı olmamasına rağmen, emeklilik hakkıyla donatılan bir Milletvekilliği etiketi de bir sorun olarak ortada ve bu sorun çevresinde dönen bizler, çözüme en yakın insanlara benzer şeyler soruyoruz. Siz bu iki konu başlığı için ne düşünüyorsunuz? Siyasi Partilere Devlet bütçesinden yapıla gelen yardımlar kesilmeli ve halkla daha fazla bütünleşen siyasi içerikler bu partilere kazandırılmalı mı ve aldıkları maaşlar bile ciddi tartışma konuları arasında yer alan ve mesleki bir içeriği olmayan Milletvekilliği sıfatı taşıyan kişilere, salt milletvekili olmalarından ötürü tanınan emeklilik hakkı, sizce sıfırlanmalı mı? Bu konuda sorun milletvekilliğini adi suçlarını rafa kaldırmak için ve ihale,rant kazanmak için kullananlarla kullanmayanları ayırmak. Türkiye de devamlı kurunun yanında yaşın yanması ve sıra dayağı geleneği hukuksuz yaşam tarzının ifade biçimidir. İyi ile kötü ayrılmadıkça, kötü deşifre edilmedikçe bıçakla kesip atma işi gereksiz bir hava atmadır. 12-Bu kadar genel değerlendirmeden sonra, kişisel olarak siyasetin merkezine ilerleyen bir Nevval Sevindi, Türkiye adına ama en çok kadınlar adına ne hedefliyor? Özellikle kadın seçmen kitlelerini tanımlamaya başlayan Türk siyasetinde başlayan kadın aday modasında sizin katkınız ne olacak? Bir kere moda olmaktan çıkarıp demokrasinin asli unsuru yapacağım kadınları ve onun müttefiki sayılan gençleri ve çocukları. Kadın odaklı kalkınma projeleriyle kadını kalkınmaya,ekonomiye,kültüre ve sosyal politikalara entegre etmek hedefim. İlk işim toplumda yatay ve düşey alanlarda cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya başlatmak,eğitim programları yapmak.

Hürriyet Gazetesi’nde

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“BüyütmekKüfürle terör çözülmez. DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, partisinin İstanbul milletvekili adaylarını tanıttığı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’ndaki toplantıya eşi Emel Ağar ile birlikte, Müslüm Gürses’in DP için uyarlanan “Nereye Kadar” şarkısı eşliğinde girdi. (19.06.2007)

Ağar yaptığı konuşmada “Temiz bıraktığımız topraklarda kan akmaya başlamıştır. Kim daha fazla bağırır çağırırsa, ’terörü ben çözeceğim’ diye ortaya çıkıyor. Bağırmayla çağırmayla küfürle terör çözülmez. Bizim işimiz kanı acıyı durdurmaktır. Kanın üzerinden gelen oy bize haramdır. Bir yanda mübarek dinimizin arkasına sığınanlar, bir yanda devletimizin kurucusu, Türkiyemizin milli değeri büyük Atatürk’ün üzerinden siyaset yapmak isteyenler var. Seçim bu değerlerin üzerinden olmayacaktır” dedi. Ağar, adayları tek tek çağırıp tanıtmadı ancak adaylarının tümünün ehliyetli, DP, AP, DYP geleneğinden gelen isimler olduğunu ve Türkiye’yi yönetecek, kadrolar olduğunu anlattı. DP’nin kadın milletvekilleri adayları Şebnem Kısaparmak, Nevval Sevindi, Pınar Eczacıbaşı ve Suna Vidinli birlikte ellerini kaldırarak poz verdiler. Emel Ağar, onlara eşlik ederken, Mehmet Ağar, gazetecilerin ısrarına rağmen kadınlarla birlikte el kaldırmadı.

Vatan Gazetesi’nde

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“Büyütmekİşte DP’nin yeni yüzü. Ağar’ın milletvekili adaylarını tanıttığı toplantıya kadın adaylar damga vurdu. (19.06.2007)

Yimpaş

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

YİMPAŞ mağdurları yazıyor. Seçim zamanı unutulan öyküleri hatırlamakta fayda var.

Sn.Nevval Hanım! Yimpaş sahtekarlığı hakkındaki tarafsız yazınızı büyük bir hayranlıkla okudum. Yazınızın bir yerinde \”Yimpaşa Parasını kaptıranlar öykülerini yazsın ve yayınlayacağım. Bir kamuoyu yaratmak gerekir. Kaç yüzbin insansınız…. Deşifre edin kötüleri.\” diyorsunuz. Bu kapsamda maruz kaldığım duygu ve düşüncelerimi satırlara dökmek inanın mümkün değil. Ama ben yine de dilimin döndüğünce size Yimpaş tarafından dolandırılmam hakkındaki hikayemi aktarmak istiyorum. Yimpaş mağdurlarının feryatlarına kulaklarını tıkamış, ensesi kalın, şiş göbek, dolandırıcılığı ticarete tercih etmiş, sahte din taciri, Yimpaş yöneticileri ve bu yöneticiler kanalı ile sivrisinek misali oradan beslenen kan emiciler her iddaya, feryada, yakarışa, serzenişe kulaklarını tıkasa da, kendilerine yandaş bir kaç medya kuruluşunda gerçeklere kulaklarını tıkayıp, her iddiaya karşılık \”Yok öyle bir şey, Yimpaş kimseyi mağdur etmemiştir, şu yıl, bu yıl yimpaş için atılım yılı olacaktır. inşaallah, maşallah…\” gibi klişe kelimelerle hamasi söylevlerle mağrurları yalanlamaya çalışsa da, işte canlı kanlı bir örnek olarak karşınızdayım, karşılarındayım. Kaldı ki peryodik olarak olağan kurul toplantılarna davet yazılarında Yimpaş yönetim kurulu başkanı Dursun UYAR imzalı muhtelif yazılarda 120.000 (Yüzyirmibin) ortaktan söz edilmektedir. Dilerseniz bu yazıların birer örneklerini size yollayabilirim. Onlar sırça saraylarda benim gibi gariban, mazlum ve zavallı insanların alın teri üzerine bir saltanat tesis etse de, ben mağdur olarak buradayım. Benim gibi mağdur olan Denizli\’de muhkim Bay İsmet KAPUSUZ, (ismetkapusuz@hotmail.com) İzmir\’de muhkim Bay Ömer Faruk DENİZ,(o.f.deniz@hotmail.com) Hatay\’da muhkim Bay Faruk EKİM (ekim_faruk@hotmail.com) ile zaman zaman ortak mağduriyetimiz hakkında görüş alış verişinde bulunmaktayız. Bunlar benim bire bir bildiğim mağdurlardır. Sn. SEVİNDİ Dilimin döndüğünce Yimpaş tarafından maruz kaldığım hikayemi aşağıda arz etmeye çalışacağım. Lütfen sesimiz olun, yanımızda olun, bu haksızlığı hep beraber omuz omuza yenelim. Efendim ben kendi halinde, emeği ile geçinen, bordro mahkumu bir devlet memuruyum, yıllarca dişimden tırnağımdan ancak arttırabildiğim zamanın 1.100.000.000 ( Bir milyar yüz milyon ) TL. tutarındaki paramı Nisan 2000 tarihinde Yimpaş\’ın özel ve kamu TV. kanalları ile çeşitli gazetelerde boy boy ilanen yapmış olduğu reklamlardan ve kurmuş olduğu 0.800.314.7070 numaralı ücretsiz hattan bilgi veren isimlerinin Yahya ÖCAL, Ahmet KOÇAK, Mustafa GÜLEÇ, Bayer DEMİR, Mustafa AKKAN, Ömer GÜNAYDIN ve Mustafa ŞAHAN olduklarını öğrendiğim şahısların \”istediğin zaman paranı da, yüzde 30-40 oranında kar payını da alabilirsin, bize para yatıranları işe alacağız\” gibi vaadlerinden etkilenerek yatırdım. Yazımın başında devlet memuru dediysem öyle kadrolu ve daimi değil emaneten ve sözleşmeli olarak devlet memurluğunu en ağır şartlarda icra ediyorum. O zamanlar sözde zarar etmememiz için güncel para birimi olan mark üzerinden paramızı alıyorlardı. Zaman içinde markın güncelliğini yitirmesi ile yukarda adlarını verdiğim şahıslar telefonlarla yapmış olduğum müracaatlara, paramın Euroya çevrilmesi ile kar payı hariç olmak üzere ana paramın 2.172 Euro olduğunu belirtiyorlardı. Bu şirket için az, ancak benim gibi gariban bir insan için iyi para demekti. Üstelik zaman geçtikçe işimden ayrılmayı düşündüğümde yine yukarda isimlerini saydığım şahıslardan özellikle Bayer DEMİR ve Ömer GÜNAYDIN \”Sen bizim işimize çok yararsın, seni mutlaka işe alacağız, bizden haber bekle…\” gibi umut vaad eden sözleri ile karşılaştım. Gün geldi, ekonomik sıkıntıya düşüp, bayramda çocuğuma bir ayakkabı bile alamayacak duruma geldiğimde, bana bildirilen şirketin 0.354.217.8841 / 8845 / 2480 / 8831 / 8700 / 0.354.212.1805 numaralı telefonlarını aradığımda, eskiden cumartesi günü bile çalışan şirket personelinin artık çalışmadığını, verdiğimiz paraya belge teşkil edecek evrakların hukuki hiç bir geçerliliği olmadığını, şirkette stayjer öğrenci olduklarını beyan eden şahıslardan dolandırıldığımı öğrendim. Zaman içerisinde para yatırmam için bana güler yüz, tatlı dil gösteren ve umut vaad eden hiç bir şahısa ulaşmam mümkün bulunmadı. Binbir külfetle muhatap bulduğum şahıslardan küfür, hakaret ve azar işitme durumunda kaldım. Şahsi çabalarımla öğrendim ki Türk Ticaret Kanununun 405 nci maddesi şirket ortaklarının şirkete verdiklerini geri alamazmış. Hisselerini ancak 3 ncü şahıslara devrederek ortaklıktan ayrılabilirlermiş. Şimdi Nevval hanım, emeği ile geçinen, ekmek derdine düşmüş sade bir vatandaş olarak, bu şirkete para yatırırken kanuni boşluk ve incelikleri bilmem mümkün müdür ? Şirket yıllarca icra ettiği ticari faaliyetlerinin bir sonucu olarak benim hissemi devredebilmesi için üçüncü bir şahıs bulamaz mı ? Normal hayatta bir insan başka bir insana karşı işlerini genişleteceği gerekçesi ile borç para talep ederek, istediği zaman ana parasını kar payı ile beraber geri vereceği gibi türlü vaadlerde bulunarak, parasını alsa, bir zaman sonra da \”kimin yanında bana para verdin, para verirken kime danıştın ?\” gibi abuk subuk gerekçelerle aldığı parayı inkara kalkışsa; bunun adı dolandırıcılık, sahtekarlık, üç kağıtçılık oluyor da, yimpaş\’ın yaptığı ne oluyor ? Üstelik bütün ticari faaliyetlerini ayan beyan sürdürmesine, zarar değil kar ettiğini beyan etmesine rağmen…? Nevval hanım sözde ortak olmama rağmen şahsımı muhatap almayan Yimpaş\’a \”ortaklıktan azledilerek, 7 yıllık kar payından da feragat ederek, sadece ana paramın ödenmesi, şirket kar ediyorsa, kar paylarının, şayet zarar ediyorsa şirketin mal varlığından katılım oranınca istifademin sağlanması yolundaki noter kanalı ile çekmiş olduğum ihtarnameye nihayet şirket avukatı Süleyman YILMAZ imzalı olumsuz bir cevap aldım. Demek oluyor ki şirket sözde halka açılma süreci ve öncesinde Türk Ticaret Kanunu, SPK kanunu vb. yasa hükümlerine malik durumda idiler ve bizim gibi gariban insanları hayalleri ile bu kanunui boşluklardan istifade ederek oynamışlardır. Zaten yapmış oldukları geniş ticari yelpaze içinde bu yasal boşluklarından haberdar olmamaları da beklenemez. Benim anlam veremediğim şey ise, şirketin 2000 yılı başında sözde halka açılma adına yapmış olduğu propagandalar sırasında yetkili herhangi bir devlet kuruluşunun meydanda olmamasıdır. Kıymetli Nevval hanım Aktüel dergisinde Yimpaş hakkındaki yazınız, içimdeki ümit ışığını tekrar filizlendirdi. Ne olur bu dolandırıcılığa karşı sesimiz olun, bizi yalnız bırakmayı. Ne olur bu Ülkenin sahipsiz, mağdruların kimsesiz olmadığını gösterelim onlara… bu vesile ile sizi tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyor, selam ve saygılar sunuyorum. Mustafa BOZKURT 38300 sayılı Yimpaş mağduru Syın vekilim Yeni aldığım bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorumÖzürlülere verilen maaşlar icra yoluyla geri alınmaya başladı.Ayrıca t v lerdeki performansınız halk tarafından çok büyük ilgi ile izlenmekte takdir edilmekte.Allah güç ve saglık versin selam ve saygılarımla . SEVİNDİ Yimpaş ve buna bağlı olarak İktidar partisi tarafından uğradığım (ız) zulme karşılık Yasa ve yönetmelikler çerçevesinde yapmadığım eylem, başımı vurmadığım taş kalmadı. Ancak maalesef tek başıma kaldığımdan dolayı bir sonuç almam mümkün olmadı. Çünkü takdir edeceğiniz gibi insanlarımız ‘kaderci’, ‘Buna da şükürcü’… Bu meyanda yazı diziniz içimde artık kaybolan ümit ışığını yeniden filizlendirmiş, Davamda Yalnız olmadığım gibi bir duyguya yol açmıştır.

Sayın Nevval hanım yimpaş yönetimindeki ensesi kalın, şiş göbek, haram yediklerinden dolayı sürekli geğirme ihtiyacı hisseden, Klimalı ve konforlu odalarda saltanat süren, arkalarına bakmadan yürüme yetisini yitirmiş, İktidar parti yandaşlıklarından dolayı sırça saraylarda bir eli yağda, bir eli balda saltanat içinde yüzen ar ve namus kavramlarından bihaber; buna rağmen her fırsatta Allah kelamı, İnşallah, maşallah vecizeleri ile saf Anadolu insanının gözünün içine baka baka yalancılığı, dolandırıcılığı, üç kağıdı mesleki ilke edinmiş Yimpaş sahtekarları insanlarının deyimi ile cevap verdiğiniz “İnşaallah” vecizesini görünce, sebebini bilemediğim bir şekilde ve samimi olarak içimi size dökme ihtiyacı hissettim.

Sn. Nevval hanım, Sizi bağlar mı bilemem ama İmam Hatip Kökenli ve Muhafazakar bir aileden gelmeme rağmen Bu insanlar yüzünden artık ateist bir insan oldum. Mesele sadece para-pul olayı olmayıp, Halisane duygulara sahip benim gibi emeği ile geçinen bir insanın alın teri üzerine kurulan saltanat; Bu zulme karşı kayıtsız kalmak ayrı bir acı veriyor insana… Bu din olamaz, Bu insanlık olamaz ve bu vicdan olamaz ve bu Hak, bu hukuk da olamaz. Hak, Hukuk kavramı mazlumdan yana, ezilmişten yana, mağdurdan yana da değilse o zaman “Örtki ölem!” dönemi o zaman “Kendi Hukuğunu kendin belirle” dönemi başlamaz mı?

Ne olur, inşallah, maşallah vecizelerine sığınmadan, Bu zulme karşı geldiğimiz noktayı ve bundan sonra izlenecek stratejiyi benimle paylaşınız. Bundan hiç şüphem yok ama Ne olur kaleminizi, Nüfuzunuzu ve çizginizi ezilmişten yana, mağdurdan yana, mazlumdan yana kullanınız. Ne olur Karanlıkta bir ışık olunuz.

Sn. Nevval Hanım. Bir tarafta küçük dahi olsa bir yatırımınızın Holding patronları arasında alay konusu edilerek, saltanat sürdükleri ortamda Fakirlikten yana Bayramın gelmesini istememe duygusunu hiç yaşadınız mı? Çocuğunuzun istediği bir ayakkabıyı alamama ezikliğine hiç maruz kaldınız mı? Ay sonuna doğru bakkalla, manavla, ev sahibi ile yüz yüze gelmemek için beyhude bir çaba içinde oldunuz mu? Allah diyemiyorum ama kader hiç kimseyi bu duruma düşürmesin dilerim. Benim Yimpaştaki param daha önce size yazdığım yazıdan da anlaşılacağı üzere Nisan 2000 döneminde 1.100.00YTL iken şimdilerde dalga geçer gibi ana paramın 7 yıllık kar payı hariç olmak üzere 2172€uro olduğu söyleniyor. Bu para Yimpaş için bir anlam ifade eder mi? Benden daha az oranda para yatıran var mıdır? Şerefim üzerine siz temin ederim ki bu miktar Yimpaş için bir anlam ifade etmez, Benden daha az para yatıran yoktur. Ama benden daha çok da mağdurluğunun giderilmesi için yırtınan da yoktur. Zira yapılan zulmü kaldıramıyorum. Zira “Hakkımız aramazsam onunla beraber şerefimi de kaybedeceğime” inanıyorum. Umarım duygu ve düşüncelerimi anlar ve bu yolda en azından bu naciz kardeşinizi yanlız bırakmazsınız. En derin selam ve saygılarımla…

Sayfa 1 / 11