Haziran, 2007

www.ekopusula.com’da manşette

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Merhaba Sayin Nevval Sevindi Acikcasi politik bir aktorle su ana kadar yaptigim en cerceveli ve icerikli roportaj oldugu ve bu konudaki pozitif yaklasiminiz ve cevaplariniz icin tekrar tesekkur ederim. Haber su asamada, aylik ortalama 30 bin girisi olan ve is cevrelerinin yogun olarak kullandigi, www.ekopusula.com adresinde de manset soylesi olarak yer aliyor. Katkılariniz icin tekrar tesekkurler. Sizlere iyi ve basarili bir secim donemi dilerim Söyleşi: Tamer Yazar Demokrat Parti İstanbul 1.Bölge 1.Sıra Adayı Nevval Sevindi:

“Siyaset bu konuda mesafe aldı bence. CHP’nin tekelinden kurtulan Aleviler ideolojik ortamdan daha sağlıklı bir ortama yerleşiyor. Burada hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Alevilik Türk Müslümanlık anlayışının içinde yer alır ve Alevilik konusu serbestçe işlenebilmeli, onlar da haklardan yararlanabilmelidir.” ONLAR, DEMOKRASİNİN ASLİ UNSURLARI… Politik arenanın kadınlar bölümünde yaşanan renklilik, kimine göre sayıca az ama özde çok bir zenginliği ifade ederken kimine gire de zaten seçilemeyecek yerden gösterilen kadın sayısının kuru bir kalabalıktan öte geçemediğini söyleyerek eleştiriyor. Demokrat Parti’nin, İstanbul 1.Bölge 1.Sıra Adayı Nevval Sevindi, kadın adaylar konusunda en hassas isimlerden biri ve kadını moda olmaktan çıkarma sözü veriyor seçmene…Hedefi, kadını demokrasinin asli unsuru yapmak. Nevval Sevindi, politika sahnesine daha iddialı bir şekilde atılırken, beraberinde getirdiği bilgi birikimi, paylaşılmayı bekliyor. Biz de kendisine bu çerçevede sorularımızı yönelttik. Türk kadınının, pol,itik şifreleme içindeki değerlerini yansıtan cevaplarını, sizler için aldık. Sevindi,21. yüzyıl Türkiye ve Türk kadını için yepyeni ufuklara ve daha güzel yarınlara yelken açma cesaretini ve heyecanını da birlikte getiriyor… Cevapları de zaten bu cesareti ve heyecanı hissettiriyor. Sizler icin sorduk, Demokrat Parti İstanbul 1.Bölge 1.Sıra Adayı Nevval Sevindi sizler için cevapladı… Güneydoğu Anadolu Bölgesi ama bölge kadınları üzerine yazarken, ‘Türkiye kadınlarını keşfetmeli’ şeklinde bir cümleniz var. Sizce Türkiye, kadınlarını ne kadar keşfedebildi? Ama soruyu da biraz daha açarsak eğer, Türkiye 2007 seçim sandıklarına doğru hızla ama bir o kadar da gürültüyle ilerlerken, kadınlarını hatırlayabildi mi ve siyasi platform üzerine çıkarılan ama çok da seçilme şansı olmayan sıralardan gösterilen ve bir anlamda vitrin kadınlar olarak ifade edilenlerden ne kadar memnunsunuz? Bu seçimde seçmen kadınlar” bizde varız!” dedi. Bu ilk kez bu yoğunlukta gerçekleşti. İlk kez benim gibi az sayıda da olsa da kadınlar ilk sırada yer buldular. Kültürel değişim yavaş oluyor maalesef. Talebimiz ilk seçimde Yüzde 20’leri yakalamak. Çok klasik bir soru ama siyasete evet dediğiniz noktada sizi Demokrat Parti amblemi altına çeken güç ne oldu? Hangi dinamikler di bunlar? Parti programı mı, biraya getirilen isimler mi, vizyon mu, hedefler mi, size sunulan geniş hareket serbestisi mi? Merkezde sağlam bir sağ olmadan, sağlam bir sol olmaz. Merkez sağın özelliği, sizin milli ve kültürel değerlerinizi koruyan bir ideoloji olmasıdır. Bu kimliğiniz demektir aynı zamanda. Türkiye devamlı kimlik kavgası yaşayan, kimlik sorununu atlatamayan, kafası karma karışık, hangi değerleri koruyacağını bilemeyen, kendisine muhafazakâr diyen, ama neyi muhafaza ettiğinin farkında olmayan sağ görüşlü siyasetçilerden oluşuyor. Yani milliyetçiyim deyip, kendi köklerinden hiç haberdar olmayan insanların, sağdayım diye atıp tutması sağ oluşturmuyor. Sağın daha ciddi, daha zihinsel ve teorik olarak elit bir sağ olması gerekiyor ki, bu dağınıklık giderilebilsin. Sağlam bir merkez sağ oluşturulabilirse, ancak bunun karşıtı olabilir. O olmadıkça sağlam bir sol ve başka renkler gelemez. Eğer biz bu ortak değerlerde uzlaşırsak, bunları tartışma konusu yapmaktan el çekersek, ancak ortak hedeflere gidebiliriz. Bir millet olmanın temeli de budur; millet ortak hedefleri ve değerleri olan bir varlıktır. Biz burada devamlı tökezliyoruz. Bunu aşmamız için ben daha güçlü bir merkez olsun diye sağı seçtim. Sizce Demokrat Parti için Nevval Sevindi nasıl bir tercih? Çünkü kendinizi bu anlamda ‘İyi bir tercihim’ şeklinde değerlendiriyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız ama özellikle de DP içinde olası beklentilerinizi de ekleyerek… DP için iyi bir tercih olduğumu taban ve teşkilatım söylüyor zaten. Çünkü yeni yüzlere ihtiyaç vardı. Kadın seçmenin talebi yüksekti ve kentli kadın seçmenin sesi yükseldi. Hem Müslüman’ım, Hem Türküm ve hem modernim diyorum neleri muhafaza ettiğim aşikar… Bugün herkes ve her araştırma şirketi tahminlerde bulunuyor, açıklamalar yapıyor. Şöyle bir değerlendirme ise DP için hala geçerliliğini koruyor gibi. Özellikle birleşme çabaları öncesinde daha net bir destekle ilerleyen DYP’nin, özellikle Anavatan Partisi ile ilgili yaratılan birleşememe hikâyesi içinde çok yorulduğunu ve yıprandığını ifade edenler, aslında bir anlamda tepkili teşkilatları ve tabanı da göz ardı etmeden yapıyor bu değerlendirmeyi. Sizce DP bugün, bu birleşme hedefli ama birleşememe şekline dönüşen hikâyeden ne kadar zararla ya da karla çıktı? Yaşananlar, hedefte sapmalar yaratır mı? Bir kırık kalp var ortada. Hayal kırklığı yaşadık. Ancak tabanda çalışırken şimdi ANAP’lı arkadaşlarla birlikteyiz. Ben gidip konuşuyorum ziyaret ediyorum. İstişarede bulunuyoruz. Bayraklarımızı alıp birlikte miting yapalım diye düşünüyorum. Sandıkta zaten millet bizi birleştirecek. Bu konuyla ilgili olarak, Sayın Mehmet Ağar’ın, Mesut Yılmaz ısrarından bahsetti herkes ve Sayın Mumcu’da bunu ortaya koyduğu tepkilerle dile getirdi. Sizce ortada gerçekten de Ağar tarafından ısrarla istenen ve desteklenen bir Mesut Yılmaz denklemi mi var? Çünkü aynı Yılmaz bugün, yeni bir parti kurmaktan, başına geçmekten ve en sonunda da sağı bir araya getirecek olan ismin kendisi olacağından bahsediyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayır denklem böyle değildi. İyi niyetle birleşmenin bir parçasıydı. Demokrat Parti, bugün ifade edildiğinde dahi çok da tartışan bir taraf bulamayan ciddi hassasiyetler üzerine giden tavırlarla hatırlanıyor. Düz Ova Siyaseti bunlardan biri. Ağar sizce de yanlış mı anlaşıldı? Yoksa bu anlamda Türkiye’de bugün bu siyaseti karşılayacak şekilde politika üreten parti ya da partiler ya da kişiler var mı? Yanlış anlaşıldı değil manipüle eden çok oldu. Düz ovada siyasetten kasıt, gençlerin istismarını önleyelim ve bölgede ekonomik, sosyal ve kültürel projeler yapalım. Sizin bir ifadeniz var. Şöyle… ‘Türkiye’de siyasetin yapısını değiştirmeliyiz. Halkın sesi Meclis’te olmalı. Bu hamaset şeklinde bir talep değil. 17 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak söylüyorum. Akıl ve gönül beraberliğini siyasete taşıyalım’ Şuan bunu yapmaya başladığınızı hissediyor musunuz? Özellikle sokaktaki insanın beklentilerini birebir izlerken… Çok yakından hissediyorum. Millet çok hırpalanmış ve aldatılmış bu ruh haliyle kuşkucu olmuş. Kafası karışık ama sizin samimiyetinizi, bilginizi görünce sarılıyor. Siyasetin işleyen çarklıları arasında girmeye hazırlanan biri olarak, bugün en ciddi oy deposu olarak görülen ve neredeyse her seçim döneminde onlara özel sloganlar geliştirilen Aleviler ile ilgili olarak bir değerlendirmeniz var… Herkes inancını söyleyebilmeli, gereklerini icra edebilmeli yani ibadet pratiklerini yapabilmeli, başkalarına da anlatabilmeli yani propagandasını gerçekleştirmeli diyorsunuz. Peki, tam bu noktada, Alevilik konusuyla siyaset ne kadar dürüst bir şekilde yüzleşebiliyor? Bugün MHP dahi bu anlamda ciddi bir çekim merkezi yaratabilmişken özellikle… Siyaset bu konuda mesafe aldı bence. CHP’nin tekelinden kurtulan Aleviler ideolojik ortamdan daha sağlıklı bir ortama yerleşiyor. Burada hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Alevilik Türk Müslümanlık anlayışının içinde yer alır ve Alevilik konusu serbestçe işlenebilmeli, onlar da haklardan yararlanabilmelidir. Bir ifadeniz var… ‘Politizasyon sonucu ülke 37 yıldır terörle iç içe yaşıyor. Önce sağ-sol diye görünen terörün yüzü sonra Kürt-Türk haline getirildi’ diyorsunuz. Bugün bu çerçevede bakarsak gelişmelere ve özellikle terör örgütü liderini doğal lider olarak algılayanların Meclise ağır ama sağlam adımlarla ilerlediğini de gözden kaçırmadan, Sizce bu bir fırsat olabilir mi, Meclis aritmetiği içinde gelişecek bu ikinci oluşum ya da şans? PKK terör örgütüdür diyen ve kabul eden herkes bir şanstır.Bunu dememekte direnenler siyaseti değil terörü destekleyenlerdir. Demokrasiyi kullanamazlar. Sizce bu durumu ve yaşanabilecekleri, ‘Düz Ova Siyaseti’ içinde ne derece değerlendirebiliriz? Kürtler daha fazla siyasette yer alsın tıpkı bizim gibi (kadınlar) demokratik bir TBMM daha renkli ve yelpazesi geniş olsun elbette. M.Ağar’da tam bunu ifade etmek istemişti düz ova siyasetinde. Siyaset için o hep çok hassas bir isim oldu. Türkiye’ye çok uzak ama bir o kadar da yakın olan biri. Fethullah Gülen. Sizin de Gülen yakınlığınızla ilgili çok şey söylendi. Hatta DP’ye girmeniz bile, DP’nin Gülen noktasındaki soğukluğu erittiği şeklinde yorumlandı. Sizce siyaset, kapılarını açtığı herkes için senaryolar üretmekte ciddi bir başarı sağlıyor mu yoksa söylenenler konusunda eklemek istedikleriniz olabilir mi? Senaryolar ve komplo teorileri üretmek demokrasiye darbedir. Askere karşıyım diyenlerin bu tür komplolara ve yalanlara muhteşem bilgi süsü vermesi,yayması faşizan bir dayatma ruhudur. Fethullah Gülen bir fenomendir dediğimde yıl 1997 idi. Son 4 yıla bakın demeyen kalmamış medyada! İkiyüzlülük prim yaptığı sürece cesur gazetecilik ve cesur aydın duruşu hayaldir! Bugün Türkiye’de devlet yardımıyla ayakta kalan siyasi partilerden bahsediyoruz. Aslında mesleki bir içeriği ve sıfatı olmamasına rağmen, emeklilik hakkıyla donatılan bir Milletvekilliği etiketi de bir sorun olarak ortada ve bu sorun çevresinde dönen bizler, çözüme en yakın insanlara benzer şeyler soruyoruz. Siz bu iki konu başlığı için ne düşünüyorsunuz? Siyasi Partilere Devlet bütçesinden yapıla gelen yardımlar kesilmeli ve halkla daha fazla bütünleşen siyasi içerikler bu partilere kazandırılmalı mı ve aldıkları maaşlar bile ciddi tartışma konuları arasında yer alan ve mesleki bir içeriği olmayan Milletvekilliği sıfatı taşıyan kişilere, salt milletvekili olmalarından ötürü tanınan emeklilik hakkı, sizce sıfırlanmalı mı? Bu konuda sorun milletvekilliğini adi suçlarını rafa kaldırmak için ve ihale,rant kazanmak için kullananlarla kullanmayanları ayırmak. Türkiye de devamlı kurunun yanında yaşın yanması ve sıra dayağı geleneği hukuksuz yaşam tarzının ifade biçimidir. İyi ile kötü ayrılmadıkça, kötü deşifre edilmedikçe bıçakla kesip atma işi gereksiz bir hava atmadır. Bu kadar genel değerlendirmeden sonra, kişisel olarak siyasetin merkezine ilerleyen bir Nevval Sevindi, Türkiye adına ama en çok kadınlar adına ne hedefliyor? Özellikle kadın seçmen kitlelerini tanımlamaya başlayan Türk siyasetinde başlayan kadın aday modasında sizin katkınız ne olacak? Bir kere moda olmaktan çıkarıp demokrasinin asli unsuru yapacağım kadınları ve onun müttefiki sayılan gençleri ve çocukları. Kadın odaklı kalkınma projeleriyle kadını kalkınmaya,ekonomiye,kültüre ve sosyal politikalara entegre etmek hedefim. İlk işim toplumda yatay ve düşey alanlarda cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya başlatmak,eğitim programları yapmak. DİĞER SÖYLEŞİ BAŞLIKLARI

Lacivert Sanat Dergisi

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Basında

2 Ayda Bir Yayımlanan Fikir Ağırlıklı Edebiyat, Kültür, Sanat, Dil, Tarih ve Toplum Dergisi LacivertSanat Dergi Temmuz – Ağustos 2007 Sayısı;

Temmuz ayı içinde Türkiye’deki birçok ilde, gazete ve dergi satışı yapan noktalarda yerini alıyor! Birinci sayımızda olduğu gibi, bu sayımızın da abone, reklam ve satış gelirleri “sağlıklı ve sigarasız bir toplum yaratma çabalarına destek olmak amacıyla” Yeşilay’a bağışlanıyor. LacivertSanat Dergi 2. Sayı İçeriği: Etkinlikler Bir Bahar Akşamı Şiir Dinletisi Eskihisar Kalesi’ne Anlam Kattı Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Yavuz Bülent Bâkiler’in katılımı ile tarihi Eskihisar Kalesi’nde düzenlenen etkinliğe dair notlar ve fotoğraflar. Başyazı ? . ? Polat Kaya’nın Türkologlar ve bilim çevreleri arasında derin tartışmalara neden olan yazısı. Dosya 22 Temmuz Öncesi Dil, Kültür ve Sanata Bakış – Dil Kirlenmesi / Mehmet Güler – Cumhuriyette Kültürel Yapılanma / Nevval Sevindi – Dilimiz ve Kimliğimiz / Üzeyir Lokman Çaycı – Dilimin Üstünde Kimin Dili Var / Yelda Karataş – Okur Görüşleri, Düşünceleri / Derleyen: Selçuk Erat Söyleşiler Sivil Toplum Kuruluşları ve İş Dünyası ile A’dan Z’ye Dil, Kültür ve Sanat’ı Sorguluyoruz – Olcay Karabağ ile Dil, Kültür ve Sanat (İş Dünyası) – Bülent Kömürcü – Şükran Aydın ile “Mürekkep Acısı” (Edebiyat Dünyası) – Selçuk Erat – Alperen Ocakları Gebze Şubesi ile Dil, Kültür ve Sanat (STK) – Tabip Yavuz Yıldız Fidanlığı’ndan Laplace’ın Cinlerine: Belirsizlik Kesinliktir! Onarımcılar Felsefe Topluluğu Üyesi, İsmail Yiğit’in; Heisenberg Belirsizlik İlkesi üzerine kaleme aldığı sürükleyici bir deneme. Mesnevi’nin Gölgesinde Bakkal ve Papağan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Emekli Öğretim Görevlisi, Yazar, M. Muhsin Bozkurt’un, 2007 Mevlânâ Yılı dolayısıyla kaleme aldığı dizinin yeni öyküsü. Özgürlük Sözlüğü Özgürlük Sözlüğü’nden Seçkiler – 2 Esat Selışık tarafından hazırlanan Özgürlük Sözlüğü’nde bu sayıda; Abdurrahman Şen (Yeniaysa Gazetesi, Sarmaşık Kültür Dergisi), Meriç Köyatası (Akşam Gazetesi), Sabahat Emir (Türkiye Gazetesi), Canan Şenol (Ressam) ve Tansel Atasagun’un (Fotoğraf Sanatçısı) tanımlarına yer verildi. Anadolu’yu Aydınlatanlar Pir Sultan Abdal Müzisyen ve Şair Ali Haydar Timisi tarafından kaleme alınan dizinin ikinci bölümü Kitaplık ‘Güneydoğu’dan Öyküler’ – Hakan Evrensel Hulki Can; Hakan Evrensel’in ‘Güneydoğu’dan Öyküler’ adlı kitabını inceliyor. Bir Dans Tanrısının Şizofren Sayıklamaları: Nijinski Öyküleri Tuna Başar; Ferit Edgü’nün Nijinski Öyküleri adlı kitabını anlattı. Tiyatro Atinalı Timon’u Nasıl Bilirdiniz? Şair, Oyuncu Alper Akdeniz’in, İzmir’de sahnelenen oyun hakkındaki izlenimleri. Müzik Kâzım Koyuncu Hakan Sözbir; Kâzım Koyuncu’yu ve ünlü çalışması “Dido Nana”yı anlatıyor. İnceleme ‘Hikâye’ – Cahit Külebi Çiğdem Erdem; Cahit Külebi’nin ünlü şiiri ‘Hikâye’yi inceliyor.

Ders

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

Görgüsüz , adap edep öğrenememiş siyasilere adanmıştır…..  

Türk Aydını

Haziran 30 2007Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

1960′lardan başlayarak Türk aydını tanımlanamaz bir yabancılaşma içine girdi. Müstemleke valisine dönüştü. Başına geçtiği kürsüde,medyada veya kamuyu yönlendirecek her noktada Türk kültürünü, Türk olmayı aşağıladı. Hiç bilgisi olmadan kanaatlarnı, yabancı dilden tercüme ettiği her şeyi bilgi diye inanadığı yargıları köşelerde, fakültelerde aşılamaya başladı. Türküm ve Müslümanım demek aşağılanmak için tek şart oldu.Ben bunu çok yaşadım.Dinci, milliyetçi damgası vurarak ellerindeki gücü suistimal eden bu insanlar yüzünden bugün Türkler kendilerini sevmez duruma düştü. Kendini sevmeyen, kökünü bilmeyen başkalarını sevmez.

 

DP’li adaylardan Almanya çıkarması (Hürriyet Avrupa)

Haziran 29 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Demokrat Parti (DP) adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türklerin sesi olacaklarına söz verdiler. İşadamı Aydın Yardımcı ve gazeteci Nevval Sevindi’nin ilk hedefi bir “Dış Türkler Bakanlığı” kurulmasını sağlamak.

ALMANYA’nın Köln kentinde basın toplantısı düzenleyen Demokrat Parti (DP) adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türkler’in sesi olacaklarını söylediler. Köln’deki Avrupa Demokrasi Vakfı’nda (ADV) düzenlenen toplantıda Ankara Birinci Bölge, birinci sıra adayı işadamı Aydın Yardımcı, öncelikli hedeflerinin bir “Dış Türkler Bakanlığı” kurulmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. Avrupa’daki Türkleri çok önemsediğini belirten gazeteci İstanbul Birinci Bölge, birinci sıra adayı Nevval Sevindi ise, “Bir ülkenin evlatları ancak bu kadar ihmal edilmiş olabilir. Avrupa’da yaşayan Türklere yapılan bu acımasız yok sayılma büyük bir haksızlık” şeklinde konuştu. TEMİZ SİYASET Konuşmasının Türkiye’deki siyasetle ilgi bölümünde özellikle temiz politika ve yeni siyasi yapılanma konularına vurgu yapan Sevindi sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin önünü açmanın tek yolu siyasetin seviyeli insanların işi olmasından geçiyor. Türk Rönesansı şerefli aydın insanlarla yapılacaktır. 23 Temmuz’dan itibaren tüm siyasi partilerde yeniden yapılanma olmalıdır. Anadolu insanı siyasi partilerde temiz politikacılar görmek istiyor. Ayak oyunlarıyla siyaset yapanlara ihtiyacımız yok. KADINLAR BELİRLEYİCİ OLACAK İstanbul birinci sıradan aday olmam partimizin kadınlara verdiği önemin bir göstergesidir. Bu seçime kadınlar damgasını vuracaktır. Bunun için ‘baraj sorunumuz yoktur’ diyebilirim. Ben yeni bir siyasetçi rol modeli getirmek istiyorum. Liderlere sırtını dayayarak siyaset yapmak yerine her siyasetçi kendi bilgisiyle, düşüncesiyle politika yapmalıdır. Dokunulmazlıkların adi suçlarda mutlaka kaldırılmasından yanayım. Öte yandan düşünce özgürlüğü anayasamızda tam manasıyla vücut bulmalı. Tabi ki bu Avrupa Birliği istiyor diye değil. Ben Avrupalılardan daha özgür düşünebileceğime inanıyorum.” AB ÜYELİĞİ HAKKIMIZ Bir soru üzerine Türkiye’nin AB üyeliği konusuna da değinen Sevindi şunları söyledi: “Türk halkı Avrupalı olduğuna ve AB’ye girilmesi gerektiğine inanıyor. Ama şimdiki hükümet ilk başlarda bir şeyler yapıyor gibi görünse de bu konuyu yüzüne gözüne bulaştırmıştır. AB’ye üye olmak hakkımız ve 40 yıldır biz bu yolda ilerliyoruz. İmtiyazlı ortaklık gibi bir şeyi kabul etmemiz söz konusu olamaz. ERKEN SEÇİM GETİRECEK Türkiye ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan bir kırılma noktasına gelmiştir. AKP Hükümeti devletin tüm kurumlarıyla kavga eder vaziyettedir. En ufak bir Ortadoğu politikası olmayan bir hükümetle karşı karşıyayız. Eğer iktidar olursak biz Kuzey Irak konusunda siyasi irademizi kullanacağız. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atacağız. Hemen her gün şehit vermemiz hükümetin yanlış politikalarının bir sonucudur. Millet sahipsiz bir durumda. Bu seçim Türkiye’nin geleceğini etkileyecek ve erken seçim getirecek bir seçimdir.” HİZMETİNİZDE OLACAĞIM Almanya’da yaşayan Demokrat Parti adayı Aydın Yardımcı ağırlıklı olarak Almanya’da yaşayan Türklerin sorunlarını ele aldığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Almanya’daki insanlarımızın sorunlarını onların içinden gelen biri olarak çok iyi biliyorum. Sıkıntılarınızın çözümü için mecliste sizlerin sesi olmak istiyorum. 24 saat buradaki vatandaşlarımızın hizmetinde olacağıma söz veriyorum. Almanya’dan benden başka seçilebilecek bir sırada aday maalesef yok. Artık Avrupa’da yaşayan insanlarımızın sahipsizliği son bulacak. DIŞ TÜRKLER BAKANLIĞI KURACAĞIZ En önem verdiğimiz konulardan biri ‘dış Türkler Bakanlığı’ kurulması. Böylece yurtdışındaki insanlarımızın meseleleri tek merkezden ele alınıp değerlendirilecektir. Bir başka önemli konu buradaki insanlarımızın oy kullanabilmesi sorunu. Bir dahaki seçimlerde vatandaşlarımızı gümrüklerde oy kullanma sıkıntısından kurtaracağız. Yurtdışındaki insanlarımızın siyasi iradelerini ortaya koymalarını ve siyasete daha etkin yer almalarını sağlayacağız. Genel başkanımız Mehmet Ağar’ın son bir buçuk yılda Almanya’ya üç kez gelmesi ve beni başkentten birinci sırada aday göstermesi yurtdışında yaşayan Türkler konusundaki hassasiyetinin bir göstergesidir.” Demokrat Parti adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türklerin sesi olacaklarına söylediler. “Büyütmek “Büyütmek

SİYASETTE

Haziran 29 2007Yorum Yok Kategori: Politika

KADINLAR NE İSTİYOR? Bazen bir dost meclisinde, bazen de önemli bir toplantının ortasında söylenen bir cümlenin içine hapsolur insan. Zihni bedenden ayrılarak yöneltilen bir sorunun peşinden sürüklenir. “Sizce kadınlar siyasetçilerden ne istiyorlar?” Banko! İşte peşinden sürükleyecek bir soru cümlesiyle daha karşı karşıyasınız.

Ülke seçim havasına girdi. Her yerde siyaset konuşuluyor Mitingler, afişler ve milletvekili aday tanıtım çalışmaları ön planda. Seçme yaşı on sekize indirildi. Seçmen sayısının büyük çoğunluğunu kadınlar ve gençler oluşturuyor. Türk aile yapısında çocukların eğitimi ve bakımının anne tarafından yapıldığı, babanın evden dolayısıyla çocuklardan uzakta olduğu hatırlanınca annelerin çocuklarına tesirleri babadan daha ziyade olabiliyor. Dolayısıyla da kadınların beklenti ve hayata bakış acılarının bilinmesi ön plana çıkıyor. Ülkede yaşanan son toplumsal olaylarla birlikte kadın seçmen sayısının önemi daha bir kendini gösteriyor. Dolayısıyla doğru soru “kadınlar ve gençler ne istiyor” olmalıydı diye düşünüyorsunuz. Kadın ve çocuk tabir ne kadar doğrudur bilinmez toplumun yumuşak karnını oluşturuyor. Gerek aile içinde gerekse toplumsal boyutta tüm olumsuzluklardan en çok yara alan kesimi oluşturuyorlar. Okumaz yazmazların büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Yüksek işsizlik oranlarının içinde ev hanımlarının sayısı hesaba katılmıyor bile. Bu durum kadınların sorunlarını daha da fazlalaştırıyor. Eğitim ve ekonomik sorunlar kadın ve gençlerin birinci gündemi. Evin babası hastalığından sebep, uzun süredir çalışamıyor. Evde bakıma muhtaç yaşlı anne ve baba, ayrıca yaşları küçük iki çocuk var. Dolayısıyla annenin de dışarıda çalışması olası değil. Oturdukları ev kira. Ev sahibi evi başka birisine satmış, yeni ev sahibi ısrarla evi boşaltmalarını istiyor. Acilen ev bulunması gerekiyor. Anne çocukları komşuya bırakarak kiralık ev arıyor. Ancak ev kiraları yüksek geliyor. Evin tüm yükü annenin omuzlarında. İsteyenlere dantel, örgü vs. örüyor. Evde sipariş edenlere pasta, börek yaparak ailesini ayakta tutmaya çalışıyor. Bu kadının tek istediği başını sokacak bir ev. Çocuklarının önüne koyacağı sıcak bir çorba. Tek umudu iki yavrusu. Çocukları okusun ve hayatın bir yerlerinden tutunsun istiyor. Ancak çocuklarını okula gönderecek, defter kitap alacak parası yok. Bu kadın aş, iş ve çocuklarının okutulmasını istiyor. Bu kadın insanca yaşamak istiyor. Aile içi şiddetten en fazla mağdur olanlar kadınlar ve çocuklar. Kadın ve çocuklara uygulanan fiziksel şiddet giderek artıyor. Her gün küçük bebek ve çocuklara işkence ve tecavüz haberleri ajansların gündemine oturuyor. Ülkemizde duygusal şiddetin adı dahi bilinmiyor. Ortaya çıkardığı sorunlar konuşulmuyor. Giderek zorlaşan yaşam koşullarıyla çocuklar sevgisiz ve ilgisiz büyüyorlar. İngiltere’deki, tıp alanında otorite kabul edilen Royal Society of Medicine’ın en son yaptığı araştırmada, üç yaşındaki normal çocuklarla yoksunluklar içinde yetişen çocukların beyin yapılarının farklı olduğu gözlemlenmiş. Yoksunluk içinde büyüyen çocukların beyinlerinin kimi bölgelerinin gelişmediği saptanmış. Başka bir çalışma da, Houston’da bulunan Çocuk Travması Akademisi (Child Travma Academy) doktorlarından Dr. Bruce Perry tarafından gerçekleştiriliyor. Dr. Perry, Amerika’daki en az 5 milyon çocuğun, fiziksel ve ruhsal şiddetin kurbanı ya da tanığı olduğunu söylüyor. Çalışmasında incelediği bazı çocuklar, aileleri tarafından ürkütücü koşulların ortasına itilmiş. Ortaya çıkan sonuç: “Duygusal şiddet, bedenin ölümüyle sonuçlanmıyor, ruhu öldürüyor.” Buna benzer başka bir çalışmayı da, Amerika’da bulunan Wayne Eyalet Üniversitesi pediatri profesörlerinden Dr. Harry Chugani yapıyor. Chugani, yetimhanelerde hiçbir sevgi ve ilgi görmeden büyüyen Romanyalı çocukların beyinlerini, gelişmiş tarama yöntemi olan PET (Positron Emission Tomografi) ile inceliyor. Bu çocukların çoğu, bir kere bile sevgiyle okşanmıyor ve kucağa alınmıyorlar. Bu çocukların beyin gelişimlerinin yeterli olmadığı ortaya çıkıyor. Ülkemiz insanı ve kadını fiziksel ve duygusal yoksunluk içinde yaşarken geleceğimizin emanetçisi olan çocuklarımızın sağlıklı olabilmelerini nasıl bekleyebiliriz. Sağlıklı nesiller için önce sağlıklı, mutlu ve bilinçli ebeveynlerin olması gerekiyor. Aile içindeki her türlü yoksunluktan birinci derecede etkilenen annelerin yetiştirdiği nesillerin ne kadar geleceğin bekçileri olacağı sorgulanmalıdır. Bu ülke hepimizin. Bu çocuklar da hepimizin. Acilen kadını ve aileyi güçlendirecek devlet politikalarına ihtiyaç var. Erkek eğemen Türk siyaset yapılanmasında, erkeklerin bu bilinçle hareket etmeleri gerekiyor. Kadınlar ise dört yılda bir de olsa kendilerine verilen söz hakkını çok iyi değerlendirmeliler. Kadınlar çocuklarıyla ve eşleriyle önce aile içinde sonra da toplumda insan muamelesi görmek istiyorlar. Düşünen, fikirleri olan, duyguları, hayalleri ve beklentileri olan insanlar olarak yaşamak istiyorlar. Dünyada yaşayan her insanın hak ettiği şeyi “insan olma” hakkını istiyorlar. Bu sese kulak veren siyasal partiler kazançlı çıkacaklardır. Hem bu seçimde hem de gelecek tüm seçimlerde. 23 Temmuz sabahında siyasal parti liderleri bunun gereğini çok daha iyi anlayacaklardır. İnsan kalabilmek ve insanca yaşayabilmek temennileriyle… Mutlu hafta sonları diliyorum. Yirmi iki temmuz seçimlerinin sonucunu genç ve kadın seçmenlerin oyları belirleyecek. BİRSEN AYVAZ ANADOLU’DAN KADIN MANZARALARI… Anadolu’nun farklı bölgelerinde, özellikle kırsala gidildiğinde değişik kadın kıyafetleri dikkat çeker. Bu farklılık farklı baş örtme şekillerini de beraberinde getiriyor. Evli, bekâr ya da dul olmalarına göre kadınlar farklı renk, desen ve bağlama teknikleriyle örtüler takarlar başlarına. Saçlarını (ya da başlarını) örtmek dini bir gereklilikten öte insanlık tarihi kadar eski bir gelenek. Bir dönemin Türk filmlerinde köyden gelen güzel ve saf köylü kızları büyük şehre başörtüleriyle gelirlerdi. Filmin ilerleyen sahnelerinde köy gelenekleriyle birlikte başörtülerinden de sıyrılırlardı. Başörtüsünü çıkartmak kentli olmakla özdeşleştirilirdi. Ancak iki binli yılların Türkiye’sinde başörtüsü kentli kadınlar arasında da yaygın olarak kullanılıyor. Kimileri başörtüsü diyor adına, kimileri türban. Özellikle gençler saçlarını sıkı sıkıya kapatsalar da bedenlerine alışılagelmiş pardösü tarzı dış giyim eşyaları giymeyebiliyorlar. Uzun pardösüler üzerine eşarp takanlara rastlandığı gibi kot pantolon tişört üzerine de başörtüsü takanlara rastlamak mümkün. Boyu diz kapağında biten etek giymiş bir hanımın saçlarını hiç göstermeyecek şekilde, boynunu sıkı sıkıya kapatarak eşarp taktığını görebiliyorsunuz. Kadının örtünmesinin (dini yada kültürel sebeplerle) farklı yorumlarına özellikle metropol kentlerde daha yakından tanık olunulabiliyor. Kamuya açık yerlerde örtülü olan genç bir kızla konuşuyoruz. Bu genç bayan iş yerinde baç örtüsü takmıyor. Çoğunlukla kadınlara hitap eden bir işle meşgul olsa da bazen erkek müşteriler ya da firma temsilcileriyle de muhatap olabiliyor. Ve “işim gereği bunu yapıyorum ve rahatsız da değilim” diyor. Konu üzerine sohbet ediyoruz. Neden başörtüsü taktığını soruyorum kendisine. “İşimde takmıyorum. Erkek ya da kadın, kim gelirse fark etmez. Ama dışarıya çıktığımda eşarbımı kapatıyorum. Saçlarımı kapattığımda yirmi beşli yaşlarımı geride bırakmıştım. Yani benimkisi bilerek bir seçim. Kendi tercihim. Zira bu eşarp beni sınırlandırıyor. Belki başımda örtü olmazsa kollarımı, bacaklarımı açıkta bırakacak ya da göğüs dekoltesi açık da giyinebilirim, özellikle sıcak havalarda. Örtü beni bu noktada otokontrole teşvik ediyor. Zira ben toplum içinde önce insan kimliğimle var olmak, kabul görmek istiyorum. Beni güzel tenim ya da saçlarımdan yani cinsel kimliğimden ziyade, insan kimliğimle beğenmelerini, kabul etmelerini istiyorum. Bu sebeple de tesettürüm sayesinde kadın kimliğimi daha geri plana ittiğimi düşünüyorum. İş yerime zaten benim yaptığım iş için geliyorlar. Cinsel kimliğimi benim tercih ettiğim, kendi seçeceğim insanların görmesini, bilmesini isterim. Beğenilen değil beğenen olmayı tercih ederim. Bilhassa erkeklerin önce insan olduğum için beni beğenmelerini, sevmelerini istiyorum” diyerek örtünme sebeplerini açıkladı. “ Kadın giysileri” üzerine yüzyıllardır araştırmalar yapılıyor. İşin dini boyutu ise ilahiyatçıların alanına giriyor. Hatta uzman olsun olmasın pek çok kişi bu konuda ahkâm kesmeyi seviyor. Milletin kılık kıyafeti üzerinden puan kazanmak mevcut sistem içinde kolay görülen bir olgu. Konuştuğumuz bu genç hanım “ ben vücudumun ne kadarını kimlere ya da kime göstereceğime kendim karar vermeliyim” diyerek düşüncesini belirtiyor. Kadın tesettürüne dini bir ritüel gereği diye bakmanın dışında bir de insan hak ve özgürlükleri açısından bakmak gerekiyor. Bir okurumuz kadını en iyi bir kadın anlatır demiş. Kadını en iyi onu yürekten ve tarafsız dinlemesini bilen anlatır. Büyük Sultan Yavuz’un Mısır seferinden nakledilen bir öykü vardır. Padişaha âşık olan Mısırlı bir hizmetçi “derdi olan neylesin ?” diye sorunca hünkâr ; “söylesin” demiş. Ben bir adım daha atıp kadınları en iyi kendileri anlatır diyorum. Hanımlara buradan çağrıda bulunuyorum. Söz sırası sizde. Sizler kendinizi anlatın ve bana yazın. Bu konuda ve her konuda… Sağlıkla, sevgiyle kalın, mutlu hafta sonları diliyorum…

Avrupa Hürriyet’te

Haziran 29 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“BüyütmekDP’Lİ ADAYLARDAN ALMANYA ÇIKARMASI Demokrat Parti (DP) adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türklerin sesi olacaklarına söz verdiler. İşadamı Aydın Yardımcı ve gazeteci Nevval Sevindi’nin ilk hedefi bir “Dış Türkler Bakanlığı” kurulmasını sağlamak. (22.06.2007)

“Büyütmek
ALMANYA’nın Köln kentinde basın toplantısı düzenleyen Demokrat Parti (DP) adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türkler’in sesi olacaklarını söylediler. Köln’deki Avrupa Demokrasi Vakfı’nda (ADV) düzenlenen toplantıda Ankara Birinci Bölge, birinci sıra adayı işadamı Aydın Yardımcı, öncelikli hedeflerinin bir “Dış Türkler Bakanlığı” kurulmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. Avrupa’daki Türkleri çok önemsediğini belirten gazeteci İstanbul Birinci Bölge, birinci sıra adayı Nevval Sevindi ise, “Bir ülkenin evlatları ancak bu kadar ihmal edilmiş olabilir. Avrupa’da yaşayan Türklere yapılan bu acımasız yok sayılma büyük bir haksızlık” şeklinde konuştu. TEMİZ SİYASET Konuşmasının Türkiye’deki siyasetle ilgi bölümünde özellikle temiz politika ve yeni siyasi yapılanma konularına vurgu yapan Sevindi sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin önünü açmanın tek yolu siyasetin seviyeli insanların işi olmasından geçiyor. Türk Rönesansı şerefli aydın insanlarla yapılacaktır. 23 Temmuz’dan itibaren tüm siyasi partilerde yeniden yapılanma olmalıdır. Anadolu insanı siyasi partilerde temiz politikacılar görmek istiyor. Ayak oyunlarıyla siyaset yapanlara ihtiyacımız yok. KADINLAR BELİRLEYİCİ OLACAK İstanbul birinci sıradan aday olmam partimizin kadınlara verdiği önemin bir göstergesidir. Bu seçime kadınlar damgasını vuracaktır. Bunun için ‘baraj sorunumuz yoktur’ diyebilirim. Ben yeni bir siyasetçi rol modeli getirmek istiyorum. Liderlere sırtını dayayarak siyaset yapmak yerine her siyasetçi kendi bilgisiyle, düşüncesiyle politika yapmalıdır. Dokunulmazlıkların adi suçlarda mutlaka kaldırılmasından yanayım. Öte yandan düşünce özgürlüğü anayasamızda tam manasıyla vücut bulmalı. Tabi ki bu Avrupa Birliği istiyor diye değil. Ben Avrupalılardan daha özgür düşünebileceğime inanıyorum.” AB ÜYELİĞİ HAKKIMIZ Bir soru üzerine Türkiye’nin AB üyeliği konusuna da değinen Sevindi şunları söyledi: “Türk halkı Avrupalı olduğuna ve AB’ye girilmesi gerektiğine inanıyor. Ama şimdiki hükümet ilk başlarda bir şeyler yapıyor gibi görünse de bu konuyu yüzüne gözüne bulaştırmıştır. AB’ye üye olmak hakkımız ve 40 yıldır biz bu yolda ilerliyoruz. İmtiyazlı ortaklık gibi bir şeyi kabul etmemiz söz konusu olamaz. ERKEN SEÇİM GETİRECEK Türkiye ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan bir kırılma noktasına gelmiştir. AKP Hükümeti devletin tüm kurumlarıyla kavga eder vaziyettedir. En ufak bir Ortadoğu politikası olmayan bir hükümetle karşı karşıyayız. Eğer iktidar olursak biz Kuzey Irak konusunda siyasi irademizi kullanacağız. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atacağız. Hemen her gün şehit vermemiz hükümetin yanlış politikalarının bir sonucudur. Millet sahipsiz bir durumda. Bu seçim Türkiye’nin geleceğini etkileyecek ve erken seçim getirecek bir seçimdir.” HİZMETİNİZDE OLACAĞIM Almanya’da yaşayan Demokrat Parti adayı Aydın Yardımcı ağırlıklı olarak Almanya’da yaşayan Türklerin sorunlarını ele aldığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Almanya’daki insanlarımızın sorunlarını onların içinden gelen biri olarak çok iyi biliyorum. Sıkıntılarınızın çözümü için mecliste sizlerin sesi olmak istiyorum. 24 saat buradaki vatandaşlarımızın hizmetinde olacağıma söz veriyorum. Almanya’dan benden başka seçilebilecek bir sırada aday maalesef yok. Artık Avrupa’da yaşayan insanlarımızın sahipsizliği son bulacak. DIŞ TÜRKLER BAKANLIĞI KURACAĞIZ En önem verdiğimiz konulardan biri ‘dış Türkler Bakanlığı’ kurulması. Böylece yurtdışındaki insanlarımızın meseleleri tek merkezden ele alınıp değerlendirilecektir. Bir başka önemli konu buradaki insanlarımızın oy kullanabilmesi sorunu. Bir dahaki seçimlerde vatandaşlarımızı gümrüklerde oy kullanma sıkıntısından kurtaracağız. Yurtdışındaki insanlarımızın siyasi iradelerini ortaya koymalarını ve siyasete daha etkin yer almalarını sağlayacağız. Genel başkanımız Mehmet Ağar’ın son bir buçuk yılda Almanya’ya üç kez gelmesi ve beni başkentten birinci sırada aday göstermesi yurtdışında yaşayan Türkler konusundaki hassasiyetinin bir göstergesidir.” Demokrat Parti adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türklerin sesi olacaklarına söylediler.

Küfürle terör çözülmez (Hürriyet)

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Basında

DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, partisinin İstanbul milletvekili adaylarını tanıttığı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonu’ndaki toplantıya eşi Emel Ağar ile birlikte, Müslüm Gürses’in DP için uyarlanan “Nereye Kadar” şarkısı eşliğinde girdi. (19.06.2007)

Ağar yaptığı konuşmada “Temiz bıraktığımız topraklarda kan akmaya başlamıştır. Kim daha fazla bağırır çağırırsa, ’terörü ben çözeceğim’ diye ortaya çıkıyor. Bağırmayla çağırmayla küfürle terör çözülmez. Bizim işimiz kanı acıyı durdurmaktır. Kanın üzerinden gelen oy bize haramdır. Bir yanda mübarek dinimizin arkasına sığınanlar, bir yanda devletimizin kurucusu, Türkiyemizin milli değeri büyük Atatürk’ün üzerinden siyaset yapmak isteyenler var. Seçim bu değerlerin üzerinden olmayacaktır” dedi. Ağar, adayları tek tek çağırıp tanıtmadı ancak adaylarının tümünün ehliyetli, DP, AP, DYP geleneğinden gelen isimler olduğunu ve Türkiye’yi yönetecek, kadrolar olduğunu anlattı. DP’nin kadın milletvekilleri adayları Şebnem Kısaparmak, Nevval Sevindi, Pınar Eczacıbaşı ve Suna Vidinli birlikte ellerini kaldırarak poz verdiler. Emel Ağar, onlara eşlik ederken, Mehmet Ağar, gazetecilerin ısrarına rağmen kadınlarla birlikte el kaldırmadı. “Büyütmek

İşte DP’nin yeni yüzü (Vatan)

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Ağar’ın milletvekili adaylarını tanıttığı toplantıya kadın adaylar damga vurdu. (19.06.2007)

“Büyütmek

Antakya’da

Haziran 28 2007Yorum Yok Kategori: Basında

Tamer Yazar Editor&Market Analyst Kent Gazete&Dergi Antakya

1-Güneydoğu Anadolu Bölgesi ama bölge kadınları üzerine yazarken, ‘Türkiye kadınlarını keşfetmeli’ şeklinde bir cümleniz var. Sizce Türkiye, kadınlarını ne kadar keşfedebildi? Ama soruyu da biraz daha açarsak eğer, Türkiye 2007 seçim sandıklarına doğru hızla ama bir o kadar da gürültüyle ilerlerken, kadınlarını hatırlayabildi mi ve siyasi platform üzerine çıkarılan ama çok da seçilme şansı olmayan sıralardan gösterilen ve bir anlamda vitrin kadınlar olarak ifade edilenlerden ne kadar memnunsunuz? Bu seçimde seçmen kadınlar” bizde varız!” dedi. Bu ilk kez bu yoğunlukta gerçekleşti. İlk kez benim gibi az sayıda da olsa da kadınlar ilk sırada yer buldular. Kültürel değişim yavaş oluyor maalesef. Talebimiz ilk seçimde Yüzde 20leri yakalamak. 2-Çok klasik bir soru ama siyasete evet dediğiniz noktada sizi Demokrat Parti amblemi altına çeken güç ne oldu? Hangi dinamikler di bunlar? Parti programı mı, biraya getirilen isimler mi, vizyon mu, hedefler mi, size sunulan geniş hareket serbestisi mi? merkezde sağlam bir sağ olmadan, sağlam bir sol olmaz. Merkez sağın özelliği, sizin milli ve kültürel değerlerinizi koruyan bir ideoloji olmasıdır. Bu kimliğiniz demektir aynı zamanda. Türkiye devamlı kimlik kavgası yaşayan, kimlik sorununu atlatamayan, kafası karma karışık, hangi değerleri koruyacağını bilemeyen, kendisine muhafazakâr diyen, ama neyi muhafaza ettiğinin farkında olmayan sağ görüşlü siyasetçilerden oluşuyor. Yani milliyetçiyim deyip, kendi köklerinden hiç haberdar olmayan insanların, sağdayım diye atıp tutması sağ oluşturmuyor. Sağın daha ciddi, daha zihinsel ve teorik olarak elit bir sağ olması gerekiyor ki, bu dağınıklık giderilebilsin. Sağlam bir merkez sağ oluşturulabilirse, ancak bunun karşıtı olabilir. O olmadıkça sağlam bir sol ve başka renkler gelemez. Eğer biz bu ortak değerlerde uzlaşırsak, bunları tartışma konusu yapmaktan el çekersek, ancak ortak hedeflere gidebiliriz. Bir millet olmanın temeli de budur; millet ortak hedefleri ve değerleri olan bir varlıktır. Biz burada devamlı tökezliyoruz. Bunu aşmamız için ben daha güçlü bir merkez olsun diye sağı seçtim. 3-Sizce Demokrat Parti için Nevval Sevindi nasıl bir tercih? Çünkü kendinizi bu anlamda ‘İyi bir tercihim’ şeklinde değerlendiriyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız ama özellikle de DP içinde olası beklentilerinizi de ekleyerek… DP için iyi bir tercih olduğumu taban ve teşkilatım söylüyor zaten. Çünkü yeni yüzlere ihtiyaç vardı. Kadın seçmenin talebi yüksekti ve kentli kadın seçmenin sesi yükseldi. Hem Müslümanım,Hem Türküm ve hem modernim diyorum neleri muhafaza ettiğim aşikar 4-Bugün herkes ve her araştırma şirketi tahminlerde bulunuyor, açıklamalar yapıyor. Şöyle bir değerlendirme ise DP için hala geçerliliğini koruyor gibi. Özellikle birleşme çabaları öncesinde daha net bir destekle ilerleyen DYP’nin, özellikle Anavatan Partisi ile ilgili yaratılan birleşememe hikâyesi içinde çok yorulduğunu ve yıprandığını ifade edenler, aslında bir anlamda tepkili teşkilatları ve tabanı da göz ardı etmeden yapıyor bu değerlendirmeyi. Sizce DP bugün, bu birleşme hedefli ama birleşememe şekline dönüşen hikâyeden ne kadar zararla ya da karla çıktı? Yaşananlar, hedefte sapmalar yaratır mı? Bir kırık kalp var ortada. Hayal kırklığı yaşadık. Ancak tabanda çalışırken şimdi ANAP lı arkadaşlarla birlikteyiz. Ben gidip konuşuyorum ziyaret ediyorum. İstişarede bulunuyoruz. Bayraklarımızı alıp birlikte miting yapalım diye düşünüyorum. Sandıkta zaten millet bizi birleştirecek. 5-Bu konuyla ilgili olarak, Sayın Mehmet Ağar’ın, Mesut Yılmaz ısrarından bahsetti herkes ve Sayın Mumcu’da bunu ortaya koyduğu tepkilerle dile getirdi. Sizce ortada gerçekten de Ağar tarafından ısrarla istenen ve desteklenen bir Mesut Yılmaz denklemi mi var? Çünkü aynı Yılmaz bugün, yeni bir parti kurmaktan, başına geçmekten ve en sonunda da sağı bir araya getirecek olan ismin kendisi olacağından bahsediyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayır denklem böyle değildi. İyi niyetle birleşmenin bir parçasıydı. 6-Demokrat Parti, bugün ifade edildiğinde dahi çok da tartışan bir taraf bulamayan ciddi hassasiyetler üzerine giden tavırlarla hatırlanıyor. Düz Ova Siyaseti bunlardan biri. Ağar sizce de yanlış mı anlaşıldı? Yoksa bu anlamda Türkiye’de bugün bu siyaseti karşılayacak şekilde politika üreten parti ya da partiler ya da kişiler var mı? Yanlış anlaşıldı değil manipüle eden çok oldu. Düz ovada siyasetten kasıt, gençlerin istismarını önleyelim ve bölgede ekonomik,sosyal ve kültürel projeler yapalım . 7-Sizin bir ifadeniz var. Şöyle… ‘Türkiye’de siyasetin yapısını değiştirmeliyiz. Halkın sesi Meclis’te olmalı. Bu hamaset şeklinde bir talep değil. 17 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak söylüyorum. Akıl ve gönül beraberliğini siyasete taşıyalım’ Şuan bunu yapmaya başladığınızı hissediyor musunuz? Özellikle sokaktaki insanın beklentilerini birebir izlerken… Çok yakından hissediyorum. Millet çok hırpalanmış ve aldatılmış bu ruh haliyle kuşkucu olmuş. Kafası karışık ama sizin samimiyetinizi,bilginizi görünce sarılıyor. 8-Siyasetin işleyen çarklıları arasında girmeye hazırlanan biri olarak, bugün en ciddi oy deposu olarak görülen ve neredeyse her seçim döneminde onlara özel sloganlar geliştirilen Aleviler ile ilgili olarak bir değerlendirmeniz var… Herkes inancını söyleyebilmeli, gereklerini icra edebilmeli yani ibadet pratiklerini yapabilmeli, başkalarına da anlatabilmeli yani propagandasını gerçekleştirmeli diyorsunuz. Peki, tam bu noktada, Alevilik konusuyla siyaset ne kadar dürüst bir şekilde yüzleşebiliyor? Bugün MHP dahi bu anlamda ciddi bir çekim merkezi yaratabilmişken özellikle… Siyaset bu konuda mesafe aldı bence. CHP’nin tekelinden kurtulan Aleviler ideolojik ortamdan daha sağlıklı bir ortama yerleşiyor. Burada hepimiz bu toprakların çocuklarıyız. Alevilik Türk Müslümanlık anlayışının içinde yer alır ve Alevilik konusu serbestçe işlenebilmeli, onlar da haklardan yararlanabilimelidir. 9-Bir ifadeniz var… ‘Politizasyon sonucu ülke 37 yıldır terörle iç içe yaşıyor. Önce sağ-sol diye görünen terörün yüzü sonra Kürt-Türk haline getirildi’ diyorsunuz. Bugün bu çerçevede bakarsak gelişmelere ve özellikle terör örgütü liderini doğal lider olarak algılayanların Meclise ağır ama sağlam adımlarla ilerlediğini de gözden kaçırmadan, Sizce bu bir fırsat olabilir mi, Meclis aritmetiği içinde gelişecek bu ikinci oluşum ya da şans? PKK terör örgütüdür diyen ve kabul eden herkes bir şanstır.Bunu dememekte direnenler siyaseti değil terörü destekleyenlerdir. Demokrasiyi kullanamazlar. Sizce bu durumu ve yaşanabilecekleri, ‘Düz Ova Siyaseti’ içinde ne derece değerlendirebiliriz? Kürtler daha fazla siyasette yer alsın tıpkı bizim gibi (kadınlar) demokratik bir TBMM daha renkli ve yelpazesi geniş olsun elbette. M.Ağar’da tam bunu ifade etmek istemişti düz ova siyasetinde. 10-Siyaset için o hep çok hassas bir isim oldu. Türkiye’ye çok uzak ama bir o kadar da yakın olan biri. Fethullah Gülen. Sizin de Gülen yakınlığınızla ilgili çok şey söylendi. Hatta DP’ye girmeniz bile, DP’nin Gülen noktasındaki soğukluğu erittiği şeklinde yorumlandı. Sizce siyaset, kapılarını açtığı herkes için senaryolar üretmekte ciddi bir başarı sağlıyor mu yoksa söylenenler konusunda eklemek istedikleriniz olabilir mi? Senaryolar ve komplo teorileri üretmek demokrasiye darbedir. Askere karşıyım diyenlerin bu tür komplolara ve yalanlara muhteşem bilgi süsü vermesi,yayması faşizan bir dayatma ruhudur. Fethullah Gülen bir fenomendir dediğimde yıl 1997 idi. Son 4 yıla bakın demeyen kalmamış medyada! İkiyüzlülük prim yaptığı sürece cesur gazetecilik ve cesur aydın duruşu hayaldir! 11-Bugün Türkiye’de devlet yardımıyla ayakta kalan siyasi partilerden bahsediyoruz. Aslında mesleki bir içeriği ve sıfatı olmamasına rağmen, emeklilik hakkıyla donatılan bir Milletvekilliği etiketi de bir sorun olarak ortada ve bu sorun çevresinde dönen bizler, çözüme en yakın insanlara benzer şeyler soruyoruz. Siz bu iki konu başlığı için ne düşünüyorsunuz? Siyasi Partilere Devlet bütçesinden yapıla gelen yardımlar kesilmeli ve halkla daha fazla bütünleşen siyasi içerikler bu partilere kazandırılmalı mı ve aldıkları maaşlar bile ciddi tartışma konuları arasında yer alan ve mesleki bir içeriği olmayan Milletvekilliği sıfatı taşıyan kişilere, salt milletvekili olmalarından ötürü tanınan emeklilik hakkı, sizce sıfırlanmalı mı? Bu konuda sorun milletvekilliğini adi suçlarını rafa kaldırmak için ve ihale,rant kazanmak için kullananlarla kullanmayanları ayırmak. Türkiye de devamlı kurunun yanında yaşın yanması ve sıra dayağı geleneği hukuksuz yaşam tarzının ifade biçimidir. İyi ile kötü ayrılmadıkça, kötü deşifre edilmedikçe bıçakla kesip atma işi gereksiz bir hava atmadır. 12-Bu kadar genel değerlendirmeden sonra, kişisel olarak siyasetin merkezine ilerleyen bir Nevval Sevindi, Türkiye adına ama en çok kadınlar adına ne hedefliyor? Özellikle kadın seçmen kitlelerini tanımlamaya başlayan Türk siyasetinde başlayan kadın aday modasında sizin katkınız ne olacak? Bir kere moda olmaktan çıkarıp demokrasinin asli unsuru yapacağım kadınları ve onun müttefiki sayılan gençleri ve çocukları. Kadın odaklı kalkınma projeleriyle kadını kalkınmaya,ekonomiye,kültüre ve sosyal politikalara entegre etmek hedefim. İlk işim toplumda yatay ve düşey alanlarda cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya başlatmak,eğitim programları yapmak.

Sayfa 1 / 512345»