Nisan, 2007

Gemideyiz

Nisan 30 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Etrafımda düşmanca duygular fink atıyor.Bölünmenin yanık kokusu genzime kaçtı.Milleti “bizden ve onlardan” diye ayırmayı bize Erbakan öğretti. Öğrencileri bile yanından kaçtı. Şimdi neden bu kızgınlık, nefret! Serinkanlı düşünmeyen siyasetçiler ve taraftarları yüzünden demokrasimiz tökezledi durdu. Birbirine çocukca inat yapan liderler yüzünden darbelere maruz kaldık. yetişkin olamayan, egoları tavan yapmış bu siyasetçilere taraftar oldukça Türkiye batıyor. Gemi ayni gemi,hep birlikteyiz.

Kızgınlıkla oy verip sonra başımızı duvarlara vurmayalım. Bildiğimizi sandıklarımızı sadece bize kafa sallayanlarla konuşursak vay halimize. Mahkeme kararı ne olursa olsun bu ülkenin geleceği siyasi yapılanmayla mümkün. Mektup: yazılarınız okudum[04.05.20074) siyasi içerikli yazılar nedense tarafsız olmuyor.muhakkak taraflı oluyor.Türkiye nin tahlilini yapmak için ekonomi tahlili yapmak gerikoyor diye düşünüyorum.size hak veriyorum.siz artık siyaset içerisindesiniz.eğer olmasaydınız bu şekilde yazmayacağınıza inanıyorum.eğer partiniz meclise girerse sizede görev verilecek ve siz bu görevi hakkıyla yapacağınıca inanıyorum.bundan hiç şüphem yok.fakat siyaset yaparken Türkiye nin ekonomisine ve sair gelmişini geçmişini tahlil ederken lütfen tarafsız bakmaya çalışmak gerekiyor.alışılagelmiş tahliller gerçekten pirim yapmıyor.neden AKP birinci parti oluyor neden muhalefet oy oranı düşük çoğunluk mu yoksa bir şey biliyor yoksa oy oranı az olan partilermi çok şey biliyor.hele CHP gibi deli saçması muhalefet artık bu ülkede hiç taraf bulmuyor.sizden beklenen tabana ses vermeniz.ve mitinglerde ve salon toplantılarınızda halkın anlayacağı şekilde olayları izah etmeniz.sizden bu beklenir.eğer İZMİRden milletvekili adaı oursanız sizi desteklerim.
Gönderim Zamanı: 04-05-2007 19:39:23

Vatanın Ruhu

Nisan 30 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Türklüğü aşağılayan içerideki ve dışarıdakilere Türk bayraklarını sallayan bir milyon insan haykırdı:Türküm mutluyum! Kör çok insan var medyamızda ve siyasette. Hala bu insanlar askere karşı yürüdü, bu insanlar sol amaçlı yürüdü veya Müslümanlığa karşı diyenler var. Hayır!Hiç bilmediğiniz ve bütün aşılarınıza rağmensilinmeyen Türk kimliği için yürüdü insanlar. “Ben Türk yurdunu savunmaya hazırım “dedi. Medeniyet dikkattir. Aydın geçinenlerin dikkati nerede?

Sadece askere çakayım ya da miliyetçilik korkunç bir şey diyenler şimdi de gördüğünü anlamıyor.Türk kültürünü red etmek millet olma iradesini terk etmek demektir.Bu millet buna izin vermeyeceğini söylüyor.HAla anlamayanlara aç gözünü diyor millet. Ona koşacağı bir ufuk göstermekten aciz olanlara sözü var.Düşünce zayıflığı ve teori üretememe zaafı farfara bir işgüzarlık halinde memleketi sarmıştı.Yeni bir sentez geliştirmekten aciz aydın sınıf bu şahlanışta bir şeyler görüyor mu acaba? Laikliği kültür kodlarında olan Türk milletine zorla siyasi İslam’ın anlayışını giydiremezsiniz. Arap ya da Humeyni hayranlığıyla kültürümüzü değiştiremezsiniz. Kalu beladan beri Müslüman olan Türklere kimse Müslümanlık öğretmeye heves etmesin.Güçlü bir kültür köprüsü olan Türk kültürünü aşağılayanlara verilen cevap yeterlidir umarım.”Biz kendi ufkumuza genişler bizim olan bir kainata açılırız” diyen TAnpınar bizi anlatıyor. KAdınlar kültürün taşıyıcılarıdır. O yüzden sokaklara düştüler. Vatanın bir ruhu vardır ve bu ruh o vatanda yaşanmış mazidir. Şehitlerine olan sevgisini kaybetmeyenlerin mesajını almalısınız. Sol uğruna, ideoloji uğruna şehitlerini,Bosna’yı,Batı Trakya’yı görmeyenlere de cevap milletten geldi.Vatanın ruhu şahlandı.

Kırmızı ihtilal

Nisan 29 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Çağlayan mitingi bir kırmızı kadın ihtilaline dönüştü. Bu siyasal İslam’ı kendilerine yol edinen Milli Görüş gömleğinin yakılma törenidir. Türk milleti siyasal İslam’a geçit vermeyecek. Dün ben laikim ve senin dinini ben belirlerim diyene nasıl karşı çıktıysam, bugün de ben siyasal İslam temsilcisiyim ve senin dinini ben daha iyi bilirim diyene karşıyım. Kimse demokratlığın ve dinin terazisine sahip değildir. 1000yıldır Müslüman olan bizlere kimse “dindar Cumhurbaşkanı geliyor” diyemez.

Türk milleti “”hep bölen”i oynayanlara dersini vermiştir verecektir. Bugün İstanbul DYP İl başkanı FAik İçmeli’nin yaptığı STK’lar toplantısı sivilleşmenin gerçekleştiğini gösteriyor. Genel Başkan Mehmet Ağar’ın konuşma yaptığı bu toplantıda dernek başkanlarından birer cümle çok şey anlatacaktır: Ordulular Derneği başk. Temel Çoşkun: İst. varoşları Anadolu’dan kötü!Kız çocukları okuma oranı düşük. İlk öğretim sonrası tekstil atölyelerine sürülmektedir. Sinop Drn.Federasyonu: İlk yöre dernekleri federasyonuyuz.İlk kez bir siyasi parti bizi davet etti. Giresunlular Der.Birliği:Birleştirici toplumsal politikalara ihtiyacımız var. Van Gölü ve Çevresi, Güneydoğu Dernekleri Platformu: 10.500 dernek biraraya geldik. STK güçlü olmazsa demokrasi güçlenemez. BU ülke hepimizin ! Trabzon Der.Birliği:150 dernek birarada. Trabzon’da tütün,çay, fındık parar etmiyor. Malatya STKlar Birliği: Türkiye’nin %25′i İstanbul’da. Türkiye STK konfederayonu yolda. Rizeliler Dern: 2 kutuplu toplum haline getirildik. Egeliler Birliği Başk. Ege kültürünü yaşatacağız. Avr.yakası Erzurumlular dern: Biz Müslüman değil miyiz?Kim bizim Müsümanlığımızı ölçüyor? Müslümanız vatanseveriz. Niğde Dern: İlk kez bir siyasi partiden davet aldık. Kırım Türkleri Vakfı: Dış Türkler Bakanlığı istiyoruz. Gümüşhane ve Sanayicileri Kenan Aydın: 153 derneğimiz var İst.’da. Taleplere göre siyaset istiyoruz. Rumeliler Dern: Trakya’da çiftçilerle ilgilenen yok. Hepimiz birimiz. Batı Trakyalılar Dayanışma Dern: 60 yıllık Batı Trakya davasının peşindeyiz. Kastamonulular den: At bizden şahlandırmak sizden! Mehmet Ağar: Az çoğunluğun namusudur.

Balkan-Rumeli Türkleri

Nisan 28 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Hürriyet Avrupa baskısında haberim çıktı 23.04.2007

Nevval Sevindi Avrupa-Balkan Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneğinin Frankfurt’taki geleneksel İlkbahar buluşmasında konuştu: Bizim yıllar önce terk etmeye zorlandığımız topraklarda hala Türkçe konuşuluyor.Kosova resmi dil Türkçe olsun diye mücadle ediyor.Türkçeyi yasaklamaya çalışanlarla mücadele etmeliyiz çünkü Türkçe en geniş vatandır bize. Dilini kaybeden ülkesini kaybeder.Dünyada baba dili diye bir şey var mı?Ana dili var. Anneler, çocuklarınıza dilini, dinini ve kültürünü öğretin.Size büyük görev düşüyor.”

İbretlik

Nisan 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Ben kendi adıma TARHAN ERDEM’den ÖZÜR DİLİYORUM. ANKETTEKİ BAŞARISINI KUTLUYORUM. BAŞKA YAZARLAR NE YAPAR BİLEMEM. Tarafsız gazeteci portresi olarak NTV’de konuşan Tarhan Erdem demokrasinin vazgeçilmez parti organlarını yok saydı. AKP sözcüsü gibi konuşan Tarhan Erdem gazeteci ve bilimsel erdemine ciddi gölge düşürdü. Ne dedi:BAkın TArım BAkanı neler söyledi.Bunu söyleyecek muhalefette kimse yok.Hiç bir muhalefet partisinin programında bunlar yok!” Sayın Erdem, okuma yazması olan herkesin programları okuduğunu bilmiyor sanırım. Büyük paralarla araştırma yapmak için de başka şirketlere ihtiyaç yok zaten ben varım demekle aynidir dediği! Bu ne demokratlık bravo!!! 28Nisan’da YAZMIŞIZ ERDEM NASIL ERDEMLİ ANKETÇİ? ŞİMDİ VATAN yazdı Necati Doğru 20.Temmuz İktidar partisi propaganda timleri, “Yola Devam” diyen propaganda bez afişlerini caddenin sağındaki direkten solundaki direk arasına gergince asıyorlar, gazete manşetlerine konulan hormonlu anketler ise; “yolmaya devam” sonucu çıkarıyorlar. İki gün kaldı. 48 saat kala; “İktidar partisi AKP’nin yüzde 47,9’u bulduğunu, yüzde 50 sınırına dayandığını” ilan ediyorlar. Hitler’in propaganda bakanı Goebbels “Propagandada beyinlere her gün 1 cm çivi çakacaksın, 40 günde 40 cm girecek, girdiğini kimse hissetmeyecek, böylece yalan gerçek olacak” demişti. Hormonlu anketler! Goebbels’in çivisi! Seçmenin sandığa gitmesine iki gün kala; “Seçimlerde oy verecek olan 42 milyon seçmenin yüzde 70’i, yani her 100 seçmenden 70’i, AKP’nin iktidar olacağını beklemektedir” yalanını paslı bir çivi gibi beyinlere çakıyor. Böylece belki de yüzde 30’ların altına inmiş AKP’yi son anda kararsızları etkilemek ya da karar verdiği partinin “iktidar olacağı ihtimalini zayıf bulanları” oy sandığına gitmekten caydıracak etki yaratmaya çalışıyorlar. Aynı anketler! 2004’te de hormonluydu. Ve belediye seçimleri için seçmenin sandığa gitmesine yine 2-3 gün kala şöyle ilan etmişlerdi: İstanbul’da: AKP yüzde 58,5 alır. AKP yüzde 45,3 almış. Sapma, 13 puan. Ankara’da: AKP, yüzde 68,4 alır. AKP, yüzde 55,0 almış. Sapma yine 13 puan. Yüzde 13’lük bir sapma yapacak kadar hormonlu bir anketi seçime 48 saat kala yayınlayarak seçmenin “beynini Goebbels’in çivili tahtasına dönüştürmek isteyenlerin” bir sorumluluğu olması gerekir. Hapis demiyorum. Kınanmaları… En azından anket yapma haklarının belli bir süre dondurulması gerekir. Ancak; “En doğruyu abim bildi… En yakın tahmini abim yaptı… Tam sonucu abim tutturdu…” diyerek kınanması gereken “abilerini…” aklayıp, yücelttiler, yüceltiyorlar. Burası Türkiye abim! Yersen! Hormonluluğu tescil edilmiş anketler şimdi de sandığa gitmeye iki gün kala yine “İktidar partisi yüzde 50’yi zorluyor, seçmenin yüzde 70’i de zaten AKP’nin yeniden seçileceğine inanıyor” diyerek AKP’yi indiği yüzde 30’un altından yukarıya çekecek manivela olmaya soyundular. Anketi kim yaptırıyor? Yüksek para gerektirir. Parayı kim veriyor? İktidar partisinin parasını verip yaptırdığı anketler de var, Türkiye’ye yüksek faizle sıcak hoppa para akıtıp, dünyanın hiçbir ülkesinden alınamayacak oranda “fahiş getiriyle” Türkiye’yi yolan finans kuruluşlarının parasal desteğiyle yapılan anketler de… Yabancı finans kuruluşlarının desteğiyle yapılan anketler, “AKP yüzde 47.9….” diye sonuç verince, fahiş faizle hayat bulan borsalar, piyasalar da coşuyor, “seçim sonrasını satın alarak” mutlu oluyorlar. Böylece; hormonlu anketleri para verip destekleyen yabancı finans kuruluşlarının stratejileri ile iktidar partisinin seçim strateji sloganı “birbiriyle ses uyumuna” geliveriyor. AKP: “Yola Devam” Anketler: “Yolmaya Devam” Bu halkın da bir izanı varsa, aklı varsa, vicdanı varsa bu hormonlu oyunu bozar. CHP, MHP, DYP, SAADET birleşir, sandıkta tek partiye yüklenir. Zor, oyunu mutlaka bozar.

GÜNDÜZ AKTAN Hepimiz 367′ye yoğunlaştık. İlk turda toplantı nisabı olarak bu sayıda milletvekili salonda bulunacak mı? Bulunmaz da, CHP konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürürse, karar ne olacak? Açılan milletvekili borsası, cumhurbaşkanı seçimini tarihte ilk kez gayrimeşru hale mi getirecek? Tam bu kavşakta Sn. Arınç geçen perşembe günü bir basın toplantısı yaptı. Söyledikleri Sn. Gül’ün aday gösterilmesine varan sürece ışık tuttu. Ve böylece tablonun vahim yüzü ortaya çıktı. Bu açıdan Sn. Arınç’ın anlattığı fıkra tüm diğer söylediklerinden daha anlamlı. Usta pehlivan tutuştukları güreşte çırağına öğrettiği 39 oyunu karşı oyunlarla etkisiz kıldıktan sonra, öğretmediği 40. oyunla çırağının sırtını ‘küt’ diye yere getirmişti. Bu bağlamda Sn. Arınç kendi engin politik tecrübesine de atıfta bulundu. Hatta bir ara görüşünün kabul edilmesinin kabahatinin kendisine ait olmadığını da belirtti. Buradan anlaşıldığına göre, Sn. Erdoğan, kendisinin Çankaya’ya çıkmasının sakıncalarını görüp, ‘büyük fedakârlıkta’ bulunduktan sonra, yerine Sn. Arınç’ı ve Sn. Gül’ü aday göstermeyi istememişti. Sn. Erdoğan’ın adayları Milli Görüş akımından gelmeyenlerden oluşuyordu. İşte bu noktada Sn. Arınç’ın 40. oyunu devreye girdi. Üçü arasında, “Ya sen ya ben ya o” dedi. Kendisinin aday olması, Sn. Erdoğan’ın adaylığından daha sakıncalı olduğundan, Sn. Gül’ün adaylığı kesinleşti. Sn. Gül’ün her halinden ortaya çıkan isteksizliğinin kaynağı buydu. Gelelim bu oyunun sonuçlarına. Görülen o ki cumhurbaşkanı seçiminde AKP için önemli olan, en uygun adayın bulunması değil, Milli Görüş çekirdeğinin partideki ve iktidardaki hâkimiyetinin sürdürülmesi. Diğer partililerse ikinci sınıf statüye sahip. Milli Görüş’e yapılan bu vurgu, ‘değiştik’ tezinin o kadar da geçerli olmadığını gösterdi. RADİKAL

Son dakika

Nisan 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Tehdit Yerine Çözüm Üreten Siyaset Genel Kurmay muhtırasına cevap veren hükümet muhtırası kılıçların konuşacağını, tehditlerle işin süreceğini anlatıyor. 28 Şubat öncesi ve süresince de hep anlatmaya çalıştığım ve yalnız kaldığım konu ; kamplaşmadan ülkenin zarar göreceği idi. Nefret kültürüyle ülkenin ne ekonomik, ne siyasi başarı yakalanmasının mümkün olmadığıdır. O yıllarda ve her zaman yazdığım her şey ortada. Türkiye birbirine kafa tutanların yönettiği/yönetemediği bir ülke olmamalıdır. Biri kitap attı faturayı millet ödedi. Kıırlgan ekonomi kırılıveriyor! Ülkeyi kilitleyenler taraftarlarına duygu pompalayarak ateşleme görevi yapmak yerine köprü kurmayı öğrenmeliler.

Kimse vatanın, dinin,siyasetin kendi tek elinde olduğunu iddia etmesin.1000 yıldır Müslüman olduğumuzu kimse unutmasın. vatanı sevmek için de kıyafet mecburiyeti yoktur. Siyaset de çoğunluk diktası değildir. Seçimde herkes kozunu paylaşsın ve demokrasi işlesin.

Cumhurbaşkanlığı

Nisan 27 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Genelkurmay Başkanlığının yayınladığı muhtıra dün bilmeden yazdıklarımın ne kadar doğru olduğunu kanıtladı.Siyasetçi önünü görendir kafa karıştıran değil.AKP kafa karıştırmayı taktik olarak seçti ve kaybetti. ŞİMDİ:Yapılması gereken mahkeme kararını beklemeden seçim kararını açıklamaktır.BU karar alınır ve millete gidilerek sorun demokratik yoldan çözülür.Bunların neden yaşandığı da Bülent Arınç’a sorulur artık! Sayın BAşbakan Cumhurbaşkanı adayı sürecini iyi yönetemediği için bu sonucu aldı. Son dakikaya kadar aday adı vermedi, ortalığı gerdi. Sokaklara dökülen halka hakaret etti. Bülent Arınç hepsine bir güzel Milli Görüş gömleği giydirdi.Toplumsal uzlaşma yerine çatışma getirdiler.

AKP merkez sağda olmadığını kanıtladı.Bu yüzden merkez sağın acilen yapılanmasına ihtiyaç var. Halkta korku tetikleyerek siyaset olmaz.Yaşam tarzı korkusuyla halk meydanları yine dolduracak. Politikada normalleşmeye ihtiyacımız var. Sşyasal İslam taktikleriyle bu mümkün değil. Uzlaşma istiyorum demek için son 2 günü bekleyen Erdoğan samimi olamadığını gösterdi. Uzlaşma bilmeyen demokrasi beklemesin. Demokrasi binilen bir tramvay değil, her eve lazım….. Tek parti istiktrardır diyenler bir daha düşünsünler. Aday gösterme sürecini hukuka aykırı kullanan AKP sonunda karakola düştü. Bu konudan magduriyet çıkarıp oya çevirmek dahil hodri meydan…. en iyisi halka gitmektir:SAndık konsun ortaya ve çıkana herkes razı olsun. Halkın yenilediği Meclis Cumhuru seçsin. Mehmet Ağar da bunu önerdi.

Seçim

Nisan 26 2007Yorum Yok Kategori: Politika

DEMOKRASİ İÇİN DERHAL SEÇİM Demokrasi uzlaşma demektir. Partiler arası uzlaşma farklı görüşleri değerlendirmektir. Ciddiye almaktır.”Demokrasi işleyecek” sözünü anlamsız kılan parti içi uzlaşmanın yeterli görülmesidir. Halkın bu isimde ne kadar uzlaştığını ise sandıkta göreceğiz. Anlaşmak sadece kendini sevenlerin fikrini sormaksa bu demokrasinin yara almasıdır. İslam tekelinde, Başbakanlık tekelinde,Cumhur tekelinde böyle bir demokrasi tarifi de tekelinde AKP’nin gerçekten! Demokratik tek yol var:Hemen seçim yapmak. Tek başına iktidarım diye güvenen için hodri meydan!Sayın DYP Başkanı Ağar ANAP lideriyle çok gerçekçi bir çözüm önermiştir. Anlayana elbette.

ADAY BELLİ OLDU Parti içi mutakabat arayışı sonuçlandı Başbakan kendi çıkma isteğini her yerde ve herkesle test etti. Sonuçta Abdullah Gül ismi güvenilir olarak yarışı kazandı. Halkımız bu düşüncesini sandıkta Cumhurbaşkanı için de referandum olarak görmelidir. Partinin geleceğinden kaygı duyan Başbakan pragmatist bir tavır sergilemiştir. Lider değişmedi kadro değişmeyecek mesajını vermiştir. Yani seçim taktik olarak öne fırladı. Seçimden güçlü çıkarsa bu kez Başkanlık sistemi için Başbakanın çalşacağı aşikar. Halka Başkan seçtirme demokratik tek yol sloganıyla değiştirdiği yasaları devreye sokmayacağı ne malum! Abdullah Gül koltuğu terk etmeye alışkın nasılsa. Bu kez süre dolmadan Çankaya’yı “Başkan”a terk edeceğini tahmin etmek hiç zor değil. “Taktik bilmiyorsunuz “ diyen Başbakan haklıdır. Ey, halkım! Sen ki taktikleri değil yüreğini yakanları bilirsin. Gübreye, mazota, benzine, tohuma yapılan zamları, geçen yıl 6 ödenen fındığa 3 ödendiğini bu yıl bilen sensin. Sandığa gitmeden düşün.

Almanya’da asker

Nisan 26 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Almanya’da Federal Meclis Saunma Danışmanı Reinhold Robbe öncülüğünde hazırlanan 2006 yılı savunma raporunda, Alman ordusunda geçen yıl aşırı sağ ve yabancı düşmanı motifli 147 suç işlendiği yer aldı.Bu rakam 2002′de 186, 2003′de 111, 2004′de 139 ve 2005′de 134 olduğuna dikkat çekildi.

İşlenen suçların çoğu propoganda suçu. Suçların çoğunu işleyen mecburi askerlik yapanlar. En çok Hitler selamı vermek ve sağcı müzik dinlemek en çok işlenen suçlar arasında. Askerler Alman kökenli olmaynalra, özellikle de siyah tenlilere hakaret ettikleri belirlendi. Aynı şekilde “pis Müslüman”, pis cihat” diye Müslüman askerlere dönük hakaretler de yer almakta. Bunlara karşı sadece 21 gn disiplin cezası verilmekte askerlere. Almanlar ordusuyla gurur duymaya devam ediyor, bu konu medyada ye rile almadı.

Laleler

Nisan 26 2007Yorum Yok Kategori: Zaman CumaErtesi

Lale’ye dair

Evet yine lale mevsimindeyiz. Nisan ve mayısın o nazlı rüzgârının o narin çiçekleri tatlı tatlı salladığı mevsim. Londra’da, Osmanlı dönemine ait bir lale kitabı müzayedeye çıkmıştı 1996’larda. 1720’lerde basılmış olan bu kitabın eşi benzeri yok.  

Sayfa 1 / 3123»