Mart 21, 2007

1996

Mart 21 2007Yorum Yok Kategori: Politika

ÖLÜM YAŞAMDAN DEĞERLİ ÜLKEMİZDE Biri kültürü,öğrendiğimizi unuttuktan sonra bizde kalan şeydir diye tarif etmiş.İnsan topluma bakınca onlara kalan şeyin “ölüm” olduğuna karar verebilir.Ölümle ilgili her durum ve duygu toplumun en çok ilgili olduğu kavramlar dizisi sayılabilir.

İnsan toplumunun acılarını,sevinçlerini ya da umutlarını içinde hisseder.Biz toplumumuzun ölüm duygusunu her an içimizde hissediyoruz.Toplumda ölüme bir güzelleme var artık. Üç otobüsün arka arkaya çarpışmasıyla yaşanan kazaya gazete “cinayet” adını verdi haklı olarak,çünkü böyle kör kör gözüm parmağına kaza olamaz.Trafik ekibinin “haberleşme eksikliği” içinde bulunduğu yani organizasyon dışı bir kurum olduğu bile hayret verici değil.Gürün Trafik bölge yetkilisinin söylediği mazaret yanında; “ Tabi o şartlarda her şeyi düşünmek mümkün olamayabilir.” Zaten Trafik Bölge teşkilatları beyaz eşya satış bürosu olarak kurulmuştur da bu arada da kaza olursa gidip insanların yüzüne bakıverir acaba nasıl can çekişiyorlar diye! Bu şartlarda dediği adamın “kaza mahalli” yani trafik ekibinin çalışma alanı ve var olma nedeni.Kaza mahallinde önlem almaktan ve ne yapacağını bilmekten aciz bir devlet organizasyonu insanı ölümle akraba yapmaz da ne yapar? Yolcular ise hız yapan şoförü uyarıyor sayısız kez ama durduramıyor. Tıpkı seçim sandıklarında siyasileri sürekli uyardıkları ama onların aldırmadan yoluna devam etmesini engelleyememeleri gibi. Ona görevi hatırlatan bir irade koyup otobüsü sağa çektiremiyor ya da bir kuruma,trafik bölge teşkilatı gibi, baş vuramıyor ve göz göre göre ölüme gidiyor. Şoföre gelince iş kurumsal vehametten bireysel felakete kayıyor. Adamın sorumluluk duygusu ve görev bilinci diye bir şeyden haberi yok.Sollama edebiyatının en güzel örneklerini vererek yaşadığı şoförlük hayatına devam ediyor.O otobüsüyle bütünleşmiş onun yerine hız yapan bir araç sadece.Bu araç dünyaya ve topluma tüm hırsını ve isyanını otobüsüyle bütünleşerek gösteriyor.Koca koca kamyonların neden birbirini solladığını ve iki metre öne geçmek uğruna trafikte tehlike yarattığını kişisel yetersizlikler açıklayamaz artık.Bu aşağılık kompleksi sola yapışıp ve orayı hiç bırakmadan iri gövdesini herkese korku salmak amacıyla kullanan bir ruh hastalığı.Ufak tefek,göbekli şoförlerin dünyasını bir anda koca koca kamyonlar,otobüsler ve tırlarla özdeş olma hali sarıyor.Bu bütünleşme öldürme güdüsünün aracı oluyor.Ölme ve öldürmeye methiyeler düzen bir toplumda ölüme de bile bile gidiliyor.Mafia babasının yanında arkadaşlık eden devletin polisi bayrağa sarılı tabutta gömülüyor ki ölüm bir methiyeye dönüşsün diye. Herkes şehit bu memlekette.Çünkü ölüm kutsal, yaşam değil. Yaşamak küçümsenen ve başarılamayan bir durum olunca ölüm ulvi bir noktaya yükseliyor.Canlıyken herkesin aşağıladığı,hakkını alamayan,devleti ve kurumu olmayan toplum ölümle bütünleşerek “şehit” duygusuyla başka bir dünyaya göçmeye hazırlanıyor.Toplum ölümü öğrendi ve onu biliyor.Türk kültürü esaslı bir dönüşüm geçirmekte ölüm kültüyle birlikte.Ölmek yaşamanın yerini ikame ediyorsa ahlak yozlaşmasını ve “boşver abi” edebiyatını kabullenmek zorundayız demektir. Herkes kendisinin de bir parçası olduğu toplumun alın yazısı hakkında bir duygu taşır.Bu duyuş ve anlayış,bireylerin tek tek ızdıraplarından ve umutlarından oluşur.Bu toplumun kendi gölgesidir.Gölgeye bakılırsa aslının itibarı kalmadığından toplum gerçeklerle ilişkisini ölüm kültü üstüne oturtmaktadır.Bu totaliter dünyanın psikolojisine denk düşen bir tasarımdır.Totaliter zihniyeti ölüm ve şehitlik besler.Bu kültürün bütünleşme prensipidir. Toplumun ve bireyin kaderinin sinema filmi gibi izlendiği ama bir araştırma ve bilimselliğin parçası olmadığı Türkiye düzeni savaşı akla tercih edecektir.Üstelik bu ortak bir talebin anatomisidir.İçi kaynayan toplumun deşifre edilmemesi ve kültürel formların tıkalı olması ruhsuz bir taraftarlık yaratır.Ne şiirde,ne romanda kendini bulamayan toplum onu anlatacak mecralardan uzak. Türkiye’de ölüm yaşamdan güçlü ve itibarlı ise herkes düşünmeli. NEVVAL SEVİNDİ Antropolog/Yazar 1996′dan bugüne ne değişti???? O zaman attığım bu başlık rögar kapağı olmayan çukurda ölen Dilara doğmadan yıllar önce geleceği vurgular gibi.dinlemeyen,bilgiye inanmayan siyasetçilerle hayatımız hep tekrar……

Anakültür

Mart 21 2007Yorum Yok Kategori: Kadın

BİZ ANAKÜLTÜR OLARAK NEDEN BURADAYIZ? NEDEN 8 MART KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ? BİZİM SLOGANIMIZ: SEVGİYİ KÜLTÜRLE PAYLAŞALIM ÇOĞALTALIM Sevginin sözlük anlamı:Beğenmek, çok arzu etmek, aşık olmak. Şeyh Galip :Aşk imiş her ne var alemde der bu nedenle. Bizim kültürümüzde aşk ve sevgi iki ayrı sözcüktür, Batı dillerinden farklı olarak. Aşk cesaret ve içtenliğin aynasıdır. Sevgi ve aşkın olmadığı yerde öfke yükselir. Dede Korkut öykülerini bilir misiniz? En eski Türk hikayeleri Dedem Korkut’ta kadının yeri çok güçlüdür Kadın erkeğin gücünü de deneyerek kendine eş seçer. Kadının tercih hakkı ve eşitlik duygusu çok açık seçiktir. Kadına en çok para veren alamaz. Kadın yarışmayla eş seçer, kendi gücüne denk erkek ister. İkili beraberlik eş olma hali de toplumsal statüde en üst düzeydir. Aile bu nedenle önem kazanır. Anadolu’nun binlerce yıllık geleneğinde de kadın güçlü ve toplumda saygın bir yere sahip. Anadolu’nun bağrı kadının yoğurduğu bir hamur ki bereket fışkırır. Hoşgörü fışkırır. Anadolu Müslümanlık anlayışı bu toprağın kültürüyle yoğrulmuş ve yüzlerce yıllık bir imparatorluk, Osmanlı imparatorluğu, yüzlerce dil ve kültürün bir arada yaşadığı topraklar olmuştur. 22 milyon kilometre kareden 22 ülke doğdu. Bizler bir arada yaşamanın ve yaşamdan zevk almanın inceliklerini bilen bir ulusuz. İşte bu bölgedeki yeme içme kültürü, inanılmaz güzellikteki türküler, aşıklar. Bu topraklar muhabbet kültürünün soluk aldığı topraklar. Bugüne gelirsek kadından korkan demokrasiden korkar. Kadın erkek arasındaki biyolojik farklılık egemenlik kurmak ve despotluk yapmak için neden değil, olamaz. Tıpkı devletin güçlü olmasının doğal ama diktatörlük yapmasına neden olamayacağı gibi. Devletle ilişkilerimiz kötüyse evdeki ilişkilerimize bakalım. Orası nasıl? Karısını döven, küçümseyen , ona saygı duymayanın demokrasi hakkı olur mu? Kadınlar toplumsal hayata katılmadan, sokakta erkek kadar rahat gezen, konuşan, çalışan olmadan buraları kalkınamaz. Demokrasi de buralara gelmez. Bir Arap köyü olan Sağlık köyünden Hülya şöyle demişti ilk sevgi şölenimizde: Cahil olmak gücüme gidiyor, koyun gibi satılmak gücüme gidiyor. Kadını koyun gibi satarak, okutmayarak ve üstüne kuma getirerek bir yere varamayız. Biz Araplardan bir şey çıkmaz demeyin çok şey çıkar. Ben hep çok okumak istedim. Yine Sevgi şöleni kutladığımız Kısas köyünün Belediye başkanı Ali Ersöz geçmiş yıllarda şöyle dedi: Arkadaşlar hepimiz çok ikiyüzlüyüz. Bir kızın elini tutabilmek için ne yalanlar söyleriz. Gözlerinde kutbu görüyoruz, dünyayı görüyoruz diye. Evlenince o kız aynı kadın değil mi? Onu evlenince unutuyoruz. Cizre’de bir lise öğrencisinin dediği unutulmazdı: Türkleri düşman gibi görüyordum ta ki buraya da bir dershane açılıncaya kadar. Sonra sizleri sevdim. Eğer çok önceden buralara gelseydiniz belki de buralarda hiç terör olmazdı. Öğrenci tercihleri genelde Batı illeri. Biz aynı ulusun çocukları ve Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarıyız. Kadın ve erkek hepimiz vatandaşız. Türkiye sadece erkeklerin vatanı değil. Bizimle birlikte bu ülkeyi, bu bölgeyi kalkındırabilirsiniz. Tıpkı Atatürk’ün dediği gibi: Toplumun bir yarısı zincirlerle yere bağlıyken diğer yarısı gökyüzüne yükselemez. Uçmak için bizim kanatlarımıza ihtiyacınız var. İnsan kutsal bir varlıktır. Farklılıklarıyla birlikte yaratılmıştır. Farklılıklar zenginliğimiz. Doğu Batı farklılığı da böyle. Doğulu potansiyel suçlu değildir, Batılı da Doğuyu sevmeyen, küçümseyen değildir. Önyargılar önümüzü tıkıyor. Bunları atalım. Elimizdeki tuğlalarla aramıza duvarlar değil, köprüler örelim. İnsan kültür demektir, insan kültürüyle vardır. Bizim kültürümüz sevgi kültürüdür. Sevgi umut demektir. Umut ise gelecektir. Kültürün en önemli araçlarından biri eğitim diğeri sosyal alanlar, yani sineması, tiyatrosu, çay salonu. Yatılı bölge okulları, kız meslek okulları umarım açılır. Açılan ekonomik paketlerden daha önemlisi bölgeye sosyal ve kültürel bir paket hazırlanmasıdır. Biz buraya “Gönüller yapmaya geldik” bundan büyük fabrika da yok. Türkiye ve Doğu kalkınacak, büyüyecek. Bunun için yeter ki sonuna kadar çaba gösterelim ve hiç kuşku duymayalım. Düşündüğünüz, inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir. NEVVAL SEVİNDİ

Anakültür Derneğini 1997′de kurduk.İlk 8MArt kutlamalarını büütn Güneydoğu’da köy köy gerçekleştirdik.

Sayfa 1 / 11