Eylül, 2006

Doktor

Eylül 27 2006Yorum Yok Kategori: Politika

Doktor ücretlerinden şikayetler var.Hasta Haklarına hiç uymayan davranışlar sergileyen doktorlar maalesef var.Bunu bir mesleki ayıp kapama halinde düşünen doktorlar var.Bu demokrat olamam halidir.Aşiret zihniyetidir. Kötüler ve yanlış yapanlar deşifre olmazsa iyinin ne kıymeti var.Siz de şikayetlerini yazın sitede yayınlayalım.Lütfen tarafsız olun.

HİPOKRAT YEMİNİ Hekim Apollon,Aesculapios, Hygeia ve Panacea adına, bütün Tanrılar ve Tanrıçaların şahitliğinde yemin ederim ki, aşağıdaki andımı kabiliyetim ve gücüm yettiğince yerine getireceğim.Bu sanatı bana ًِreteni ebeveynim yerine koyacağım,hayatımı onunla paylaşacağım ve ihtiyacı olursa mallarımı onunla bölüşeceğim, çocuklarına kardeşlerim gibi bakacağım, istedikleri taktirde bu sanatı onlara ücretsiz ya da yazılı bir söz almaksızın ًِreteceğim, bilgilerimi oğullarıma, ustalarımın oğullarına, ve bu mesleğin kurallarını kabul edenlerden başka kimseye ًِretmeyeceğim. Tedavi reçetelerimi kabiliyetim ve gücüm yettiğince hiçbir zaman birisine zarar vermek için değil,hastalarımın iyiliği için kullanacağım. Hiç kimseyi memnun etmek için ِlümcül bir ilaç reçete etmeyeceğim gibi, ِlümüne neden olabilecek bir tavsiyede dahi bulunmayacağım. Bir kadına düşük yaptıracak aletler vermeyeceğim. Hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım. Bıçağımı mesanesinde taş olduğu aşikar olanlar için bile kullanmayacağım, bu işi ehillerine bırakacağım. Gittiğim her eve sadece hastanın iyiliği için gireceğim, kendimi hastalık yapıcı etkenlerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun kadın ve erkeklerle aşkın hazlarından uzak tutacağım, sanatımın icrası esnasında ya da günlük hayatımda bana gelen ve yayılmaması gereken bilgileri sır olarak tutacağım ve hiçbir zaman açmayacağım. Bu andımı tuttuğum sürece, hayatım ve sanatımın icraası bana mutluluk versin, tüm insanlar tarafından her zaman saygı göreyim, eğer yeminimden dönersem bunun zıddı bana az gelsin. HEKİMLİK ANDI Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda, hayatımı insanlık yoluna adayacağımı açıkça bildiriyor ve söz veriyorum. Hocalarıma saygı ve gönül borcumu her zaman koruyacağıma, sanatımı vicdanımın buyrukları doğrultusunda dikkat ve özenle yerine getireceğime, hasta ve toplumun sağlığını baş görev sayacağıma, benden hizmet bekleyen kimselerin sırlarına saygılı olacağıma ve onları saklayacağıma, hekimlik mesleğinin onurunu ve temiz töresini sürdüreceğime, meslektaşlarımı kardeş bileceğime, Din, Milliyet, Irk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime, İnsan hayatına kesinlikle saygı göstereceğime, baskı altında kalsam bile tıp bilgilerimi insanlık değer ve yasalarına karşı kullanmayacağıma, açıkça, özgürce ve namusum üzerine and içerim. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK,ün bir sözü; ‘’ BENİ TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDİNİZ.’’ Bu söz uzun zamandır Türk medyasında tartışılıyor ama , diyelimki ULU ÖNDER ATATÜRK bu sözü söylemiş; Hangi Türk Hekimlerine, ATAM. İşte SAĞLIK BAKANLIĞI hasta hakları; Aşağıda verilen bu haklardan kaçının uygulandığı düşünülecek ve tartışılacak bir konudur. 1) Hizmetten genel olarak faydalanma: Adalet ve Hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmetlerinden faydalanma. Irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, felsefi inanç,ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet alma hakkı vardır. 2) Bilgilendirme ve bilgi isteme: Her türlü sağlık hizmetinin ve imkanının neler olduğunu öğrenmeye ve sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü veya yazılı isteme hakkı vardır. 3) Sağlık kuruluşunu ve personelini, seçme ve değiştirme: Sağlık kuruluşunu seçmeye, değiştirmeye ve seçtiği sağlık tesisinde verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya, sağlık hizmeti verecek vermekte olan tabiplerin ve diğer sağlık çalışanlarının kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye seçme ve değiştirmeye hakkı vardır. 4) Mahremiyet: Gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmeti almaya hakları vardır. 5) Reddetme, durdurma ve rıza: Tedaviyi reddetmeye, durdurulmasını istemeye, tıbbi müdahalelerde rızasının alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya hakkı vardır. 6) Güvenlik : Sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya, 7) Dini vecibeleri yerine getirebilme : Sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye hakkı vardır. 8) İnsani değerlere saygı gösterilmesi, saygınlık görme ve rahatlık: Saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli bir ortamda, her türlü hijyenik şartlar sağlanmış gürültülü ve rahatsız edici bütün etkenler giderilmiş bir sağlık hizmeti almaya hakkı vardır. 9) Ziyaret ve refakatçi bulundurma: Sağlık tesislerince belirlenen usül ve esaslar çerçevesinde ziyaretçi kabul etmeye ve mevzuatın ve sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve hekimin uygun görmesi halinde refakatçi bulundurmaya hakkı vardır. 10) Müracaat, şikayet ve dava hakkı: Haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü başvuru, şikayet ve dava hakkını kullanmaya hakkı vardır. Hekimlik ve hekimler ile ilgili olarak olumsuz herhangi bir düşünce ileri sürüldüğü zaman kullanılan klasik bir tabir vardır: “Hipokrat yemini etmiş”. Düşünüyorumda ,bu güzelim Türkiye’mde acaba bu yemini yapıp, bu andı içen kaç hekim bu yemine ve anda bağlı kalıyor. Bence çok az. Ama beş parmağın beşide bir değil. İster istemez her meslek grubunda olduğu gibi ,hekimliktede iyisi kötüsü , başarılısı başarısızı olacaktır. Yukarıda yazılan Hipokrat yemini ve hekimlik andında ,,bazı ayrımların görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime,, diye bir bölüm var.Malesef sayın hekimlerin görevi ile hastası arasına para ayrımı giriyor. Ve gerçekten samimi olduğum doktor arkadaşlarım veya doktor ağabeylerim ,biz doktorlar parayı severiz diyorlar. Parayı herkes severde , gariban hastanın elindeki ve avucundakini alana kadarda değil. Çok sevdiğim ve takdir ettiğim bir ağabeyimin sözü var.Doktor arkadaşına diyorki ,,siz doktorlar parayı çok seversiniz,hatta sokakta boynunda para asılı olduğunu bildiğiniz hastalıklı , uyuz bir köpek görseniz bu benim hastam diye peşinden koşarsınız,, yani,bu sözü söyleyenin iki kızıda sonradan doktor oldu ama.Hayırlısı bakalım. Yıl 1981 ve ben 11 yaşındayım.Yengem ilk çocuğun doğumu için SSK. Hastanasine gidiyor.Annem ağabeyimden biraz para istiyor.Nedeni ebe hanımlara verecekmiş, onlarda yengemle daha iyi ilgileneceklermiş,bahşiş verilmezse ilgilenmiyorlarmış. Yıl 1994 benim hanım doğuma gidiyor,ama ben para vermiyorum. Hastanedeki ebe hanım , kayınvalidemin komşusu.Torpilliyim yani. Yıl 1995 ve annem rahatsız. Kayseride götürdüğümüz bütün doktorlar mide ülseri teşhisi koydular.Ama rahmetli ağrıdan duramıyor ve bize oğlum ben kanserim benim çareme bakın diyor. Ankara’ya dayımın yanına gönderiyoruz. Sonuç mide CA . Ameliyatla midenin 4/3 ü alınıyor.Ama dört ay sonra annemi kaybettik.Kayseri’de bir çok doktorun koyamadığı teşhisi annem kendisi biliyor.Doktor olacak kadınmış rahmetli. Yıl 1996 yeğenim bisikletten düşüyor ve sol kol dirsekten kırık,kemik dışarı çıkmak için deriyi zorluyor.SSK.hastanesi, nöbetçi ortopedi doktorunu çağırıyor.Arkadaşın kararı hemen ameliyat,ama SSK da yapamam diyor.Özel bir hastanede ameliyatı yapayım diyor.İyi ama çok para istiyor.Rica minnet Erciyes üniversitesine sevk aldık,orada yatak yok diyorlar. Altı saat sonra hatırlı kişiler işimizi yaptı ve gece birde çocuğu ameliyat ettiler.Çok şükür bunuda atlattık. Yıl 1999 eşim gözünden rahatsızlandı. Göz doktorunun muayenehanesine gittik ve vetrait (üveit ) teşhisi kondu.Kayseri’de tedavisi yok diyerek Ankara Ulucanlar Göz Hastanesine sevk yapıldı.Sabah beşte sıra aldık ve saat dokuzda Doç. Dr. Odasına girdik.Kısa bir muayenenin ardından bizim elimize bir liste verdi,bunları yaptırıp bana getirin, tedaviye başlayalım dedi.Ortapedi, KBB,Dahiliye,Kadın Doğum,Cildiye,Diş,Kalp Damar ve FTR.Her doktorun istediği tahliller ve rontgenler yaptırıldı.15 gün boyunca Etlik SSK. Dışkapı SSK.Ulucanlar SSK ve SSK.Topraklı diş hastanesi arasında koşturduk.Bütün doktorların yazdığı raporlar elimizde ve sıra geldi Doçent Hanıma sonuçları göstermeye,bakacak ve ilaç yazacak. Ama hanımefendi 18 ağustosta saat onbeşte hastaneyi terk etmiş olunca işimiz ertesi güne kaldı. Oradaki memurlardan biri bana doktorun ulustaki muayenehanesine gidip biraz para vermemi söyledi.Verirsen işin daha çabuk biter ve sizinle daha iyi ilgilenir dedi . Biz tabiî ki mecbur yapacak diye gitmedik. Tarih 19 ağustos , deprem nedeniyle sabaha kadar dışarıdayız ,herkesin psikolojisi bozuk.Saat dokuz gibi Ulucanlar Göz Hastanesine vardık .İki saat beklemenin ardından Doçent Hanımın odasına girebildik.Elimdeki kağıda baktı ve siz Cuma günü geleceksiniz dedi.Günlerden Salı ,Cuma’ya dört gün var.Hocam misafir kaldığımız ev sahibi izine ayrıldı , bizim yüzümüzden tatile gidemiyorlar ,mümkünse ilacımızı yazın dedim.Senin anlayışın kıtmı kardeşim Cuma geleceksin dedi. Ben ısrarcı olup hocam küçük çocuğumuz var emanete bıraktık ,15 gündür buradayız deyince , defol dışarı çık dedi.Bende, sen beni buradan kovamazsın,sen burada kiracısın , bugün varsın yarın yoksun , bu hastaneler benim ve benim gibi insanların maaşından kesilen paralarla yapıldı,sen maaşını bizden kesilen paralarla alıyorsun , bu hastaneler bizlerin malıdır dedim.Çık dışarı anlayışsız insan deyince , bende küfür ettim. O sinirin üzerine hastaneden kendi isteğimle çıkış aldım.Misafir kaldığım eve gelince çalışma bakanlığını aradım.Olayı olduğu gibi anlattım.20 dakika sonra çalışma bakanlığından beni aradılar ve Ulucanlar Göz Hastanesine 5. nci kata başhekim hanımın odasına gelmemi söylediler.Vardık ama koridorda hastalar bekliyor. Sekreter hanıma başhekim hanımla görüşeceğimizi söylediğimde sert bir tavırla ne için görüşeceğimi sordu.Bende çalışma bakanlığından buraya gelmem söylendi dediğimde sert tavırlı ,bizleri ısırmaya kalkan sekreter bizi ayakta karşıladı.Başhekim Hanımın odasına girdik. Merhabalaştıktan sonra hocam çalışma bakanlığından sizin yanınıza gelmem söylendi dedim. Hemen ayağa kalktı ve ay evladım neden benim yanıma gelmedin dedi.Bende, yanınıza gelsem beni haksız çıkarırdınız dedim.Odada takım elbiseli , güzel giyimli iki bey oturuyor ve bizi dinliyorlar,bende olayı olduğu gibi anlattım ve sizin sekreteriniz bile kapıda bizi ısırmaya kalktı dediğimde sende küfür etmişsin ama dedi ve bende Doçent hanım küfür ettirmeseydi dedim.Sonradan öğrendimki içeride bizi dinleyen beyler Çalışma Bakanlığının müfettişleriymiş. On dakika önce bizi ısırmaya kalkan sekreter zemin kattan bizim çıkışımızı iptal ettirdi ve evraklarımızı geri getirdi.İki doçent bey ,bizim dosyamızı inceledi ve ilaçlarımızı yazdılar.15 gün sonraya kontrol için gün verdiler.Çıkışta başhekim hanıma, benim elimden hakkımı aramak geliyor ama aşağıda hakkını arayamayacak durumda olan bir çok hasta var , Allah onların yardımcısı olsun dedim ve ayrıldım.Bize,tedaviyi bırakmamamız gerektiği ,aksi takdirde sonunda BEHÇET HASTALIĞINA çevirebileceği söylendi.Ve bu mikrobun eşimin vucuduna yirmilik dişlerden girdiği belirlendi. Onbeşgün sonra vardığımızda ise dosyayı elimize almamızla doktorun yanına girmemiz bir oldu,o kadar olsun artık dosyamızın üzerinde kocaman bir kırmızı çarpı vardı. Herhalde Ulucanlar Göz Hastanesi bizi tehlikeli ilan etmişti. 2002 yılında eşim ikizlere hamile kalınca tedaviyi bıraktık ve sonuç ortada,eşim 2003 ten beri Behçet hastası ve tedavi görüyor. SSK. Hastanelerinden korktuğumdan eşimin doğumunu özel bir hastanede yaptırdık .Allah herkese yardım etsin. 2002 yılında işyerinde rahatsızlanan bir arkadaşımıza beyin ve beyincik arasında ur teşhisi kondu ve hemen Erciyes Üniversitesinde ameliyata alındı. Ameliyatı yapacak prof. 600 milyonu almayınca ameliyatı yapmadı ve arkadaşımız ameliyattan bir hafta sonra 38 yaşında öldü. Aslında yaşadığımız ülkede her şey paraya dökülmüş. Uzman Dr, Prof Dr, fark etmez muayenehanesine gidip para vermezsen işin hastanede çok zor. Arkadaşımızın çocuğu doğuştan kalça çıkığı, Prof.Dr’ lardan biri ameliyatı yapıyor, Devlet kanalından sevk var , sağ olsun bıçak parası almıyor pansumanı muayenehanede yapıyor,pansuman parası 400 milyon.Yine bir arkadaşın ablası mide rahatsızlığı için özel bir hastanede endoskopi yaptırıyor,endoskopiyi yapan Dr.arkadaş yemek borusunu deliyor,hasta yemek yedikçe vücut şişiyor ,sonuç 40 yaşında ölüm. Düzenli olarak TRİGLESİT , KOLESTROL , ölçümü yaptırırım,özel hastanelerden biri triglesitimi 961 çıkardı.Yanlış olduğunu söyledim. Aynı anda 3 hastanede daha ölçtürdüm , sonuç 230 , 234 ve 242 aradaki farka bak. Mazerete bak onların hastanesine verdiğim kanla , diğer hastanelere verdiğim kan arasında geçen bir saatlik zamanda içtiğim iki sigara ve bir bardak çay 961 lerden 230 lara düşürürmüş.tabi benim cevap hazır, o zaman günlük on paket sigara içelim. Onsekiz yaşında bir kızımız Yozgat’tan Kayseri’ye kalça çıkıklığı ameliyatına geliyor, Yeşil kartları var , Erciyes Üniversitesine yatırılıyor ama bir milyarı vermezsen ameliyat yok .Kızın babası badana boya işi yapıyor .Hali vakti yerinde olsa zaten yeşil kartı olmaz.Ameliyatı yapacak prof benim hemşerim ve birazda samimiyet var.Kızın babasının isteği konuşsanda biraz indirim yapsa elimizde biraz harçlık kalsa . Prof. hemşerimizin muayenehanesine gidiyoruz ve bir milyarı, yedi yüz milyona düşürünceye kadar akla karayı seçiyoruz.Yinede sağ olsun prof. hemşerimin hak etmediği para ama gariban hasta sahibinin eline üç yüz milyon kaldı. Tabi hemşerim yedi yüz milyonu aldı ,bereket versin demeyi unutmadı.Hangi bereketini görecekse. Bizim ikizler 2002 de doğdu, ama 88 günlük küvez macerasından sonra kontroller devam ediyor. Bir gün ikisinde de aşırı öksürük ve kusma . SSK hastanesine birini yatırdık. Diğerinde hafif olduğu için hastaneye yatmadı. 4 günlük tedavi ama bir gelişme yok. Erciyes üniversitesine sevk. Oraya vardık ama yer yok, 2 gün acile git gel .Rica minnet servise aldırdık, ama ilgilenen yok.Bir prof ve öğrencileri çocukların odalarını geziyor, bizim çocuğun odasına girerken , Hocam özür dilerim , ben çocuğuma özel muayene istiyorum dedim . Bana, ne özel muayenesi kardeşim diye çıkışınca ,bende Hocaya çıkıştım .Bir haftadır çocuğumu hastane hastane gezdirdiğimi bir sonuç alamadığımı bildirdim ve paranın önemi olmadığını söyledim.Prof koluma girerek öğrencilerden uzaklaştı ve çocuğun adını sordu.Hemen ilgilenmeye başlayınca , aynı sorunun ikizin dede olduğunu ve onun evde olduğunu söyleyince , onuda getirin dedi. Müsait bir anda hocaya iki muayene parasını verdim ve yatak yok denilen hastanede ikizlere ayrı ayrı yatak ortaya çıktı.O yatışla tam 15 gün Erciyes üniversitesi hastanesinde tedavi gördüler ve çok şükür düzeldiler. Eşimle sohbet anında , ikizlerin her türlü kontrollerden geçtikleri , sadece nörolojik açıdan kontrol edilmedikleri üzerinde durduk. Prof,un özel muayenehanesine giderek , iki muayene parasını verdik ve beyin EEG lerini çektirdik. Sonuç ikizin biri epilepsi hastası dendi.Kayseri de bütün çocuk doktorlarına sonucu gösterdim ve epilepsi olup olmayacağını sorduğumda, bütün doktorlar , bu çocukta böyle bir rahatsızlık belirtisi olmadığı , her on insandan sekizinin EEG sinin bozuk çıkabileceği söylendi. Bize çocuğunuz epilepsi diyen Prof. un Ankara,da Hocasını bulduk ve aklımızda şüphe kalmasın diyerek oraya götürdük. Kısa boylu , yaş herhalde seksen var. Tecrübe süper .Uzun bir muayene ve incelemenin ardından , oğlum senin çocuklarında hiçbir şey yok , her şey normal , doktorlara çok götürmek sadece senin cebini yorar, bu hususta hiç doktora götürme.Takdir etmemek ve övgü ile söz etmemek mümkün değil. Bir tarafta beni soymaya kalkan profesör, biryanda beni ve cebimi düşünen profesör sonuç ortada. Arkadaşımın sakat çocuğu var. Kayseri,de bir çocuk profesörü ve bir fizik tedavi doktorunun açtığı özel bir okul. Çocuk o okula gönderiliyor . Yapılmamış. ama yapıldı gösterilerek devletten milyarlarca lira götürülüyor. Eh güzel Allah’ım sen neler yapmaya kadir değilsin. Geçen gün arkadaşım baş dönmesi rahatsızlığı ile işyeri doktoruna çıktı. Tabi oradan devlet hastanesi nöroloji polikliniğine sevk . Arkadaşın sırası geldiğinde doktorun muayenesi için içeri girer ve tam o sırada başka bir nöroloji doktoru diğer doktorun yanına girer ve biraz önce bevliye polikliniğinden bir hastanın geldiğini ve bevliye doktorları hakkında ağza alınmayacak sözler konuştuğunu söyler. İki doktor aralarında konuşmaya başlarlar, vereydin adi adama altı aylık yanlış tedavi göreydi gününü. Arkadaşa neden müdahele etmediğini sorduğumuzda , nasıl müdahele edeyim , ya bana yanlış tedavi verirlerse ne yaparım, haksızda değil yani. Üniversiteye hazırlanan öğrencilerin , en büyük sorunu imtihandan bir ay önce rapor isteği. Verdinmi muayene parasını rapor elinde , hemde devlet hastanesinden. Sağlık sektörünün çivisi çıkmış , her tarafı kokmuş, gidiyorsun diş doktoruna , sana birinci sınıf porselen diş yapacak o şekilde fiatını anlaşıyorsun ,yapılan dişin sınıfı bile yok. Yada dolgu yaptıracaksın birinci sınıf dolgu parasından üçüncü sınıf dolguyu yaparlar. Para için sağlam dişi bile çekerler. Kayınpederimin göğsünde bir ağrı var. Kalp doktorunun muayenesi sonucu kalbin ana damarının kalınlığının 5 cm. olduğu ve ileride riski yüksek bir ameliyat olabileceği söyleniyor. Altı aylık bir tedavi veriliyor. Altı ayın sonunda yapılan kontrollerde damar kalınlığının 5.5 cm. olduğu tesbit ediliyor.Sonuç acil ameliyat.Ameliyatı yapacak olan hastane, kullanılacak olan ana damarın ve kapakcığın iyisi takılacağını ve bunun için 1.625 dolar fark ödenmesi gerektiğini söylüyor. Kayseride bulunan dört hastanenin kararı ameliyat . Biri para istiyor, biri para yok diyor, biri üç ay daha beklensin açıklamasını yapıyor. Kararımızı verdik ve Ankarada ameliyat için gün aldık . Hiçbir hastane masrafı ödemeden ,Ankara Atatürk hastanesinde , başarılı bir ameliyat sonunda kayınpederim sağlığına kavuştu.İnsanın kafasında ister istemez bir soru işareti oluşuyor. Ankarada ameliyatı yapan hastane neden fark olarak istenen 1.625 doları almıyor. Acaba vatandaş bu yolla özel hastaneler tarafından kazıklanıyormu.Neymiş efendim, devletin verdiği 200 dolarlık stend ileride tıkanıyormuş .Bunun için 2000 ile 5000 dolar arasın da fark verilerek ilaçlı stend taktırılırsa iyi olurmuş. O zaman benim anladığım kadarıyla devlet vatandaşın sağlığını hiç düşünmüyor. 15 haziran 2006 tarihinde , beraber çalıştığım arkadaşımın karın ağrısı şikayeti vardı. Devlet ile anlaşması olan özel hastanelerden birisine gittik. Yapılan tahlil ve ultrason neticesinde dahiliye doktoru , safra kesesinde aşırı iltihap olduğunu ve üç aylık tedavi görmesi gerektiğini , tedavi sonunda geçmez ise ameliyat olması gerektiğini söyledi ve tedavi hemen başladı . Aradan geçen bir aylık tedavide hiçbir iyileşme olmadığı gibi , durum iyiden iyiye kötüleşti. Aynı doktor , iyileşme ve ilaçların hiçbir etkisinin olmadığını söyleyerek tekrar vardığımızda bize psikiyatri doktoruna gitmemizi söyledi. Başka bir özel hastaneye paramızla yaptırdığımız muayene ve tetkiklerin ardından, durumun çok ciddi olduğu ve hemen ameliyat olması gerektiği söylendi. Kayseri devlet hastanesine müracaatımız sonunda bize bu ameliyatın sadece Erciyes üniversitesinde yapılabileceğini söylediler.Tabi bütün doktorlar , Üniversitede bir prof. un adını vererek , biraz paracıdır ama iyi doktordur dediler. Kayseri devlet hastanesinden , Erciyes üniversitesi hastanesi genel cerrahi bölümüne sevk aldık. Hastaneye giriş yaptırdıktan sonra ilk işimiz prof.un dişarıda bulunan muayenehanesini ziyaret edip yüz otuz ytl. muayene parasını vermek oldu. Doktorumuzun kararı hemen ameliyat ve bunun için 2.500 ytl . para vermemiz gerektiği söylendi.iki gün verilen zamanda bu para bulunarak doktora muayenehanesinde verildi ve arkadaş o gün hastaneye yatırıldı. Hastaneye yattıktan dört gün sonra ameliyata alındı.sabah 9.00 da ameliyata giren hastamız , 9.27 de ameliyattan çıkarıldı. Yirmi yedi dakikalık ameliyat için 2.500 ytl alan doktorumuz gerekli açıklamayı yaptı ve arkadaşımızın safra kesesi kanseri olduğunu ve karaciğer dahil bir çok yeri sardığını açıkladı.Sonuç olarak sadece açtık geri kapattık , yapılacak hiçbir şey yok dedi. Ömrünün baharında , otuz yedi yaşında bu illet hastalığa yakalanan arkadaşımızı “ suya düşen yılana sarılır “ hesabı hemen İstanbula Türkiyenin ün yapmış profesörlerin den birine gönderdik. Orada yapılan tetkiklerin ardından ün yapmış doktorumuzun kararı ameliyat. Ameliyat parası otuz bin ytl. Bu hastalıktan kurtulma yüzdesi yok . Zaten İstanbulda yapılan tetkiklerde safra kesesi, karaciğer, akciğer ve lenflerinde kanser içerisinde olduğu söylendi. Bu istenen para ,sadece bıçak parası adı altında alınan .………parası. Samimi olduğumuz bütün doktorlar bu gibi bir ameliyatın hastaya işkence olacağı , yapılacak tek işin kemoterapi verilmesi olacağını söyledi. Arkadaşımız şu anda kemoterapi alıyor ve durumu gitgide kötüye gidiyor. Eğer, bu kadar para alan ve hastasına yanlış tedavi verip , sahtekarlıkla para kazananlar , bu aldıkları parayı helal olarak yiyeceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Allah nasıl olsa bir gün çıkaracaktır. Eh ne diyelim “Allah buralara düşürmesin , yokluğunuda göstermesin”. Allah bütün milletimizin yardımcısı olsun . Aslında yukarda yazdığımız bu gibi olaylar bir çok insanın başına geliyor, ama hiçbir önlem alınmıyor. Medya kuruluşlarımız sağ olsunlar , kimin eli kimin cebinde , kim kiminle çıkıyor, kim kimin sevgilisini elinden almiş , hangi ünlü kiminle nerede tatil yapmış veya kaçamak yapmış ,haberlerinden fırsat buldukça sağlık haberlerinede binde birde olsa yer veriyor. Doktor hatasından dolayı ,elini kolunu kaybedenler,yanlış yapılan ameliyatlarla sakat kalanlar ve de ölenler. Hipokrat yeminine bağlı kalmıyorlar diye doktorlarımızı suçluyoruz ama , bizim seçtiğimiz vekillerimizin yaptıkları yeminlere ne kadar bağlı kaldıkları da tartışılacak bir konu. Bu güzelim Türkiye,mde , benim düşünceme göre sadece sağlık sektörü değil aslında bir çok devlet birimi çöküntü içerisindedir. Artık bu durumlara dur deyip , kendi ülkemizde sınıfsız insan sitatüsünden kurtulmamız gerektiği aşikardır. Ben ve benim gibi bir çok vatandaşın beklentiside aynı yöndedir. Bu güzelim ülkemizde basit gibi görünsede bu gibi olaylara maruz kalmayı ben şahsen hazmedemiyor ve içime sindiremiyorum. Türkiye’deki bazı doktorları yukarıda yazdığımız olaylardan ayrı tutmamızda gerekir. Ama beş parmağın beşide bir değil. İster istemez her meslek grubunda olduğu gibi ,hekimliktede iyisi kötüsü , başarılısı başarısızı olacaktır. Mutlaka çok iyi olanlar da var. Allah korkusu taşıyan, mesleğindeki sorumluluğun bilincinde olan ve ayrıca hatasını kabul edip, telafi etmek için çaba harcayan, hastasını yarı yolda bırakmayan doktorları tenzih eder ve yukarıdaki eleştirilerden alınmamalarını isterim. Bu gibi doktorları burada alkışlıyor ve her zaman başarılarının devamını diliyorum. Sahte doktor, sahte dişçi, sahte gıda ürünü haberlerini basında gördüğümüzde hayretlerle ve nefretle bakarız. Bu sahtecilerin sahteliği yaptıkları işle ilgili diplomaya sahip olmamaları yada başkasına ait markayı kullanmaları değil midir? Ama, diploması olduğu halde insanların hayatlarına mal olan hataları yapan ve mesleğinin ahlaki sorumluluğunu taşımayan doktorlar sahte değil midir? Davranışları doktor “gibi” olmaktan öteye gitmeyenler sahtekar olmuyor mu? Sahte olan hiçbir şeyin değeri yoktur. Belki, geçici bir kandırma, tatmin ve rahatlama sağlayabilir. Benim kanaatime göre , bir çok insanında benim bu fikrime katılacağına inanıyor ve diyorumki, hangi meslek grubunda olursa olsun işini sahtekarlıkla yapanların içerisinde , Allah korkusu kalmamış ve şerefsiz olarak yaşayan kişilerdir. Bu yazıdan sadece yarası olanlar alınsın diyor ve herkese sağlıklı , mutlu , huzur dolu günler geçirmelerini temenni ediyorum. Mehmet-tugrul@hotmail.com MERHABA NEVVAL HANIM. BEN TEKNİSYENİ OLARAK GÖREV YAPMAKTAYIM. İŞ YERLERİNDE ÇALIŞAN 1850 KİŞİ ÜYEMİZ VAR. 1999 YILINDA EŞİM GÖZÜNDEN RAHATSIZLANINCA KAYSERİ SSK. HASTANESİNDEN ANKARA ULUCANLAR GÖZ HASTANESİNE SEVK YAPILDI.EŞİME VETRAİT TEŞHİSİ KONDU.BİZDEN HER BRANŞA MUAYENE OLACAĞIMIZ VE TETKİKLERİN YAPILMASI GEREKTİĞİ SÖYLENDİ.ETLİK SSK,DIŞKAPI SSK,ULUCANLAR SSK VE TOPRAKLI SSK ARASINDA 15 GÜN SÜREN SERÜVENİN ARDINDAN BÜTÜN İŞLEMLERİ TAMAMLAYIP DOÇ. DR. EMEL HANIMDAN SIRA ALIP 19 AĞUSTOS DEPREMİNİN SABAHINDA ODASINA VARDIK. YÜZÜMÜZE BİLE BAKMADAN SİZ CUMA GÜNÜ GELECEKSİNİZ DEDİ.BENDE ÖZÜR DİLEYEREK HOCAM ANKARADA MİSAFİR KALDIĞIMIZI, KÜÇÜK ÇOCUĞUMUZU KAYSERİDE BIRAKTIĞIMIZI SÖYLEDİM BANA HAKARET EDİP ODASINSAN KOVDU.BENDE ÇALIŞMA BAKANLIĞINA ŞİKAYET ETTİM VE OGÜN SONUÇ ALDIM. ŞU ANDA YANIMDA ÇALIŞAN PERSONELİM KANSER HASTASI VE ERCİYES ÜNV.SEVKLİ OLARAK AMELİYAT İÇİN GİTTİ.AMELİYATI YAPACAK PROF. 2.500.00 YTL İSTEDİ BU PARAYI ALMAYINCA AMELİYATI YAPMADI.AMELİYAT 27 DAKİKA SÜRDÜ.YAPILACAK HİÇ BİRŞEY YOK DEDİ.KANSER HER TARAFINI SARMIŞ. SADECE KARACİĞERDEN BİR PARÇA ALINDI.27 DAKİKALIK BİR AMELİYAT İÇİN BU DEĞERMİ? BİZ İŞYERİNDE BU PARAYI TOPLADIK AMA GELİRİ OLMAYANLAR NE YAPSIN.? ÖLSÜNMÜ? DEVLET BUNU KARŞILADIĞI HALDE BU SOYGUNCULUK NEDEN? 2002 YILINDAN BERİ SAĞLIK DERNEĞİ İÇİNDE BU SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN REZİLLİĞİNİ GÖRDÜM.DOKTORLARIN YEMİNİ NE BAĞLI KALMAYIP , SOYGUNCULUĞUNU GÖRDÜM.BENİM DİLİM İŞ YAPIYOR AMA YOL BİLMEYEN GARİPLER NE YAPSIN ? PERSONELİ İSTANBULA GÖNDERDİK ACABA ÇARE BULUNURMU ? HANİ SUYA DÜŞEN YILANA SARILIR DERLER YA. VE İSTANBULDAKİ BİR PROF. AMELİYAT OLUR AMA 30.000.00 YTL ALIRIM DEDİ. HASTANE MASRAFLARI EKLENDİĞİNDE SİZ DÜŞÜNÜN . AMELİYAT OLURDU KAYSERİ DE 2.500.00 YTL ALAN PROF NEDEN YAPMADI ?AMELİYAT OLMAZSA İSTANBULDAKİ PROF NEDEN AMELİYAT YAPMAYA KALKTI ? ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN .BU GÜZELİM TÜRKİYEMDE SAĞLIK BENCE BİTMİŞ.ÇÖKMÜŞ. NEVVAL HANIM , BU ÜLKENİN TUZU KOKMUŞ, NEREYE ATARSAK HER TARAF KOKUYOR. BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYA NİYETİM YOK SONUÇ NE OLURSA.BANA İMKAN VERİLSİN KAYSERİDE DÖNEN SAĞLIK PİSLİKLERİNİ TÜM TÜRKİYEYE ANLATIYIM .SADECE KAYSERİ DEĞİL TÜM TÜRKİYEDE BUNLAR VAR. DAHA ANLATMADIĞIM BİR ÇOK KONU. SAYGILARIMLA. MEHMET

Ramazan

Eylül 27 2006Yorum Yok Kategori: Zaman

Din, Arapçada birçok anlama gelir. Bu anlamlardan her biri dinin genel anlamı içinde yer alır. Bunlar arasında boyun eğme ve âdetler anlamı da var. Âdet, yani alışkanlıklar.
Kısaca din, kulun Hakk’a zahiren ve batınen teslimiyeti.
 

Ahıskalılar

Eylül 26 2006Yorum Yok Kategori: Zaman

ABD’de Ahıskalılar

Ahıska Türkü 80 aile yeni Arizona’ya geldi. 10.000 Ahıskalı başvurmuş, 3000 tanesi reddedilmiş. “ABD elçiliği yardım çağrımıza cevap veren tek ülke oldu.” diyen Server Thedorov 8 ay önce gelmiş.

 

Gönüllülük

Eylül 23 2006Yorum Yok Kategori: Zaman CumaErtesi

Örnek gönüllü Recai Bey ve vatandaş kimliği

Amerika gönüllüler ülkesidir. Hıristiyan misyonerlik geleneğinin devamı sayılabilecek gönüllülük, vatandaşlık bilinciyle birleşir Batı demokrasisinde.
 

ASU meeting

Eylül 20 2006Yorum Yok Kategori: Basında

Arizona State Universitesinin Klübünd eyapılan toplantı

2 You are invited to come and participate sharing your knowledge experience Hybrid Lateral Learning power distribution for collaboration Intergenerational/interfaith/intercultural/international “Day of Understanding” ”Day of meeting and Creating” Sponsered by www.sietarturk.org and American/ Turkish volunteers. Date: September, 9 2006 Time: 8.00 am -7 00 p.m. Place: University Club ASU 425 E University, Tempe, Arizona 85281 Contact: 480 473-9752 – RSVP-muradoglun@aol.com No charge- donations for the lunch Introducing Nevval Sevindi – www.nevvalsevindi.com Who is, interdisciplinary, intelligent, accomplished, producer, writer, and a winner and Ms.Cemalnur Sargut most loved leader educator. Turkey Companied by Dr.Canguzel Zulfikar, Dr.Human Bagli www.cemalnur.org N Sevindi has established protection and support ngo centers for Cancer in TR Starting to establish AHI-SUFI-RUMI Peace Centers TR/USA/EU She will introduce you to Turkish culture Ahi-Sufi-Rumi history and today, its timelessness with her eloquent style along with a team of woman leaders for Turkish innovations. Dr Kemal Aydin has brought in the aging care part. N N Muradoglu has donated her time ideas and funds to integrate this event. Speakers include: Marita Grudzen-Founder http://sgec.stanford.edu Interdeciplines. Cemalnur Sargut – President of Turkish Woman’s Cultural Association,Ist. – Yavapai Intergenerational Community Model-JobCore Nurhayat Bilge – Phd ICC ASU-AZ Norma & L Robert Kohls – Intercultural Quaker Model/on behalf D.Wells – History of Turkish Art/CD-vidio Sun City- day care center and Chez Louis volunteer Coffee House model Info on Governors Conference on Aging &Ms. Cynthia Lukas her Peace Works. Dr Paul Eppinger and Sybil Eppinger www.azinterfaithmovement.org Forum End of life care traditions by Imam Rabbi Jesuit Shaman Buddhist Quaker Hospice services , dialog, information sharing, on prayers, beliefs, ceremonial rules, and etiquettes; And starting dialog between interdisciplinary works For understanding, and connectedness.. creating systems .Dr. C T Wright&Mary – The light of Hope Institute Closing with Public and Presenters FORUM- facilitator Marita Grudzen Invitation to work with N N Muradoglu – developing USA/AZ PR model for intergenerational care, to developing world. Patricia Friedrich Phd ASU west her works on book –PEACE LANGUAGE, why … the need.. This program is supported by Mr Sinan Muradoglu of Honeywell FAA-DER and Mrs. N N Muradoglu İntroduction……. Nevval Sevindi The reason that I come to USA is, the reality of USA which is left as an only power in the world is not ONLY making war. Because in this country Mevlana sold 5 million Mesnevi, too many Rumi organizations is ongoing and Rumi is loved. And Republic of Turkey is not an old allied which is only an Asian country that is neighbor to undeveloped mid-east countries and left you alone in Iraq war. Turkey is a place where1000 years old Turkish culture lives in it and the inheritor of Ottoman Empire which stayed 700 years. Turkish land has 13.000 years old cities and has 7-8 different civilization’s signs, it is a culture which synthesis all of them and apply. 10.000 years old Çatalhöyük is the oldest allocation unit of mother goddess Kybele. It is at Çumra which is very close to Konya, it means it is close to Rumi as well. Turkish culture and Oguz clans were always been monogamous. According to the researches done with Americans (Alan Duben & Cem Behar), it shows that even in 18th century Turks are monogamous. The percentage of polygamous is less than today. Why I have told all of these? Because we all have tons of very inaccurate information about the “other” whom we never know. We call this prejudice. This is like seeing each other behind the closed doors. This is like talking without seeing each other. Open your doors to put these prejudices of yours in front of the doors. Right now. It doesn’t matter which nationality you are from, first open your doors. Than look at me. Than start to listen. Mesnevi begins with the word “Hear”. But TVs and communication tools talk non stop. Never listens. We are human. We have to listen. I come to USA for to talk and to listen. I come to say that the tradesman organization “Ahilik” which is established by Rumi and his coeval Ahi Evran, will open new horizons to us in today’s world. Ahilik, is not only a tradesman organization, it is a philosophy and culture organization model which stands 700 years. This philosophy based on love, morality and to watch out the “other”. In modern world egoism is running in front. Egoism is become the god of individual. There is no individual world we all connect to each other. To be aware of this or not is not going to change the result. If we will be aware we can change the result. American or Turkish, together hand in hand, we can restructure peace again. It has to be realized inside the person first. A person has to love himself first to give peace of mind to others. I hope my conferences for to know each other, to understand each other and to be cooperating, which is established by the hard work of Nihal Muradoglu and her husband, will develop in the future, and will continue. This will gain power to affect all wars including mid-east. So terrorism and Islam will be separated and we break free from terrorism. I will work for this

Sev Dedi Mevlana

Eylül 20 2006Yorum Yok Kategori: Basında

ABD’de South Carolina ‘da verdiğimiz konferans ilanı

Mevlana “Sev!” Dedi Mutasavvif Cemalnur Sargut ve Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi Cok degerli iki misafirimiz bizlere her daim hepimizin ihtiyaci olan SEVGI’den bahsedecekler. 15 Eylul 2006, 7:00 pm Divan Kultur Merkezi (Turk ikramlarimiz olacak ve Ingilizce ceviri yapilacak) Rumi Says “Love!” Sufi Teacher Cemalnur Sargut and Reporter-Writer Nevval Sevindi Our dear guests will be talking about something we all need all the time: ‘LOVE’. September 15, 2006, 7:00 pm Divan Cultural Center (Turkish treats will be served and there will be simultaneous English translation.) 1393 SE Maynard Rd Cary, NC 27511 919-386-3464 www.divannc.org Divan Cultural Center is a 501(c)(3) non-profit organization.

Meeting in USA

Eylül 20 2006Yorum Yok Kategori: EN

You are invited to come and participate sharing your knowledge experience Hybrid Lateral Learning power distribution for collaboration Intergenerational/interfaith/intercultural/international “Day of Understanding” ”Day of meeting and Creating” Sponsered by www.sietarturk.org and American/ Turkish volunteers. Date: September, 9 2006 Time: 8.00 am -7 00 p.m. Place: University Club ASU 425 E University, Tempe, Arizona 85281 Contact: 480 473-9752 – RSVP-muradoglun@aol.com No charge- donations for the lunch Introducing Nevval Sevindi – www.nevvalsevindi.com Who is, interdisciplinary, intelligent, accomplished, producer, writer, and a winner and Ms.Cemalnur Sargut most loved leader educator. Turkey Companied by Dr.Canguzel Zulfikar, Dr.Human Bagli www.cemalnur.org N Sevindi has established protection and support ngo centers for Cancer in TR Starting to establish AHI-SUFI-RUMI Peace Centers TR/USA/EU She will introduce you to Turkish culture Ahi-Sufi-Rumi history and today, its timelessness with her eloquent style along with a team of woman leaders for Turkish innovations. Dr Kemal Aydin has brought in the aging care part. N N Muradoglu has donated her time ideas and funds to integrate this event. Speakers include: Marita Grudzen-Founder http://sgec.stanford.edu Interdeciplines. Cemalnur Sargut – President of Turkish Woman’s Cultural Association,Ist. – Yavapai Intergenerational Community Model-JobCore Nurhayat Bilge – Phd ICC ASU-AZ Norma & L Robert Kohls – Intercultural Quaker Model/on behalf D.Wells – History of Turkish Art/CD-vidio Sun City- day care center and Chez Louis volunteer Coffee House model Info on Governors Conference on Aging &Ms. Cynthia Lukas her Peace Works. Dr Paul Eppinger and Sybil Eppinger www.azinterfaithmovement.org Forum End of life care traditions by Imam Rabbi Jesuit Shaman Buddhist Quaker Hospice services , dialog, information sharing, on prayers, beliefs, ceremonial rules, and etiquettes; And starting dialog between interdisciplinary works For understanding, and connectedness.. creating systems .Dr. C T Wright&Mary – The light of Hope Institute Closing with Public and Presenters FORUM- facilitator Marita Grudzen Invitation to work with N N Muradoglu – developing USA/AZ PR model for intergenerational care, to developing world. Patricia Friedrich Phd ASU west her works on book –PEACE LANGUAGE, why … the need.. This program is supported by Mr Sinan Muradoglu of Honeywell FAA-DER and Mr August 30, 2006 9 September 2006 Tempe /Scottsdale /Sun City working conference. 7 September, 2006 Thursday :arrivals see, visit and eat at Tempe ASU and Mill Ave If possible go to downtown Scottsdale sightseeing 8 September, 2006 9 am – 12 30 pm go to Sun City visit companied by volunteers 1 00 – 2 00 pm arrowhead shopping mall food court lunch and see 3 30 pm Scottsdale Classic Residence Hyatt model visit Thompson P 4 30 pm Visit Mrs. N. N Muradoglu’s home –dinner RSVP 9 September 2006 Saturday==== Program 8 00 -9 00 am registration and meeting 9 00 -9 15 am N N Muradoglu Introducing Vision 9 15 -10 00 am Cemalnur Sargut/’Greater Conciseness’ www.cemalnur.org 10 00-10 45 am Nurhayat Bilge /Gov Conference on Aging -Summary 10 45-12 00 am Nevval Sevindi /”Why I am in USA for this visit.” 12 00-13 00 pm Lunch—Question and Answer 13 00-13 45 pm Ms.Marita Grutzen and Her Works http://sgec.stanford.edu 1345-1515 pmDr.Paul Eppinger www.interfaitharizona.org Forum End of Life Traditions 15 15-15 45 pm Ms Cyntia Lucas Her works for Peace 15 45-16 00 pm Break 16 00-17 00 pm audience & presenters “open space tech” /facilitator Ms. Marita Grudzen 1700-1730pmQuekersPeaceWorks Dr.D.Wells — African PeaceWorks Dr.CTWright 17 30-18 00pm www.Centerdoar.org and ASU west Patricia Frederich/Peace Language 18 00-19 00 Network/ Interview /get to know / Mingle and Connectedness

İntroduction……. Nevval Sevindi The reason that I come to USA is, the reality of USA which is left as an only power in the world is not ONLY making war. Because in this country Mevlana sold 5 million Mesnevi, too many Rumi organizations is ongoing and Rumi is loved. And Republic of Turkey is not an old allied which is only an Asian country that is neighbor to undeveloped mid-east countries and left you alone in Iraq war. Turkey is a place where1000 years old Turkish culture lives in it and the inheritor of Ottoman Empire which stayed 700 years. Turkish land has 13.000 years old cities and has 7-8 different civilization’s signs, it is a culture which synthesis all of them and apply. 10.000 years old Çatalhöyük is the oldest allocation unit of mother goddess Kybele. It is at Çumra which is very close to Konya, it means it is close to Rumi as well. letter: Dear Canguzel and Zubeir and Mazahr, Thank you very much for a wonderful evening on Turkey and its cultural heritage. Both My wife and I were very impressed and moved. The speakers were excellent. Both of them have very impressive personalities, and they did an excellent job in presenting the Moslem tradition of love and compassion. Listening to them made Rachel and I better people. We wish we could have spent more time with those wonderful ladies. Their coming to give talks in America is very important. Their talks help counter wrong impressions and stereotypes. It is a pleasure to listen to them. Rachel and I also loved the music performance at the end of the evening. And of course, Turkish hospitality is beyond competition. So again, many many thanks. We hope to see you again soon Kobi and Rachel Turkish culture and Oguz clans were always been monogamous. According to the researches done with Americans (Alan Duben & Cem Behar), it shows that even in 18th century Turks are monogamous. The percentage of polygamous is less than today. Why I have told all of these? Because we all have tons of very inaccurate information about the “other” whom we never know. We call this prejudice. This is like seeing each other behind the closed doors. This is like talking without seeing each other. Open your doors to put these prejudices of yours in front of the doors. Right now. It doesn’t matter which nationality you are from, first open your doors. Than look at me. Than start to listen. Mesnevi begins with the word “Hear”. But TVs and communication tools talk non stop. Never listens. We are human. We have to listen. I come to USA for to talk and to listen. I come to say that the tradesman organization “Ahilik” which is established by Rumi and his coeval Ahi Evran, will open new horizons to us in today’s world. Ahilik, is not only a tradesman organization, it is a philosophy and culture organization model which stands 700 years. This philosophy based on love, morality and to watch out the “other”. In modern world egoism is running in front. Egoism is become the god of individual. There is no individual world we all connect to each other. To be aware of this or not is not going to change the result. If we will be aware we can change the result. American or Turkish, together hand in hand, we can restructure peace again. It has to be realized inside the person first. A person has to love himself first to give peace of mind to others. I hope my conferences for to know each other, to understand each other and to be cooperating, which is established by the hard work of Nihal Muradoglu and her husband, will develop in the future, and will continue. This will gain power to affect all wars including mid-east. So terrorism and Islam will be separated and we break free from terrorism. I will work for this Reflections on Guest Speakers 9/13/06 Caroline Griswold I thought Ms. Sargut and Ms. Sevindi’s lectures were fascinating. I was especially moved by Ms. Sargut’s obvious passion for her religion. I think that in this day and age, we are so often regaled with negative images of Islamic extremists and persecuted Islamic women that it is very easy to forget that the vast majority of Muslims are not extremists, and that it is possible for a woman to be an extremely passionate and committed Muslim, like Ms. Sargut, and also be a very successful scientist, in her case. I though that was very inspiring and pushed us to remember that making any generalizations about the followers world’s second largest religion is not only useless but degrades the vast diversity of experiences and feelings that exist within it. For me, one of the most fascinating things she talked about was the concept of the “true human,” or the insan. I thought this concept (which actually reminded me a lot of Plato’s concept of the ideal form) was a very powerful way to inspire all humans to try to bring out their inner insan. I thought it was interesting that there is a concept of the true human being worthwhile in Islam, because it seems that in many religions, one of the key premises is that humans are fundamentally flawed. In Islam (or at least Sufism) it seems that there is more confidence placed in the potential of the human, and the responsibility, then, is for each human to go on their internal journey to bring out that true human. I was struck by the implication, then, that anything that a Muslim does that is against the words and ideals of Allah is, indeed, false. In general, I really enjoyed the lectures. I loved that both of the women were able to speak candidly with humor, patience, and obvious passion about their faith. It really helped to bring Islam more to life for me.

Civilian power

Eylül 20 2006Yorum Yok Kategori: EN

Let a Civilian Team Go to Lebanon, not a Military Force Today we’re going to learn the result of the JDP group meeting. The group decision was not made for the meeting. For this reason, there were some who expressed their views and defended them to the media beforehand.

In summary, Arinc and the Prime Minister say: “Turkey should take a more active role in the region. It shouldn’t miss the opportunity to be the leader. Our historical responsibilities demand this. If 22 countries from the EU are participating, countries from the ICO should participate, as well.” When Ozal said these things in 1990, this was a vision and leadership capability. However, I don’t know how much it means to have a vision saying this after an unsuccessful Iraq memorandum. What does Tayyip Erdogan say? “You’re complaining that people are dying, but you don’t want to send troops; what kind of consistency is this?” We turn our heads to Abdullah Gul and we hear him cursing PKK terror, “They are vile and treacherous; we’ve had enough!“ Our corner grocer does the same thing. That is, the people are complaining just as the Prime Minister said, because the power is not in their hands. Power is in the hands of the representatives. Then what right do those in power have to complain? The person in power is the will that uses power. Where is Turkey’s will? As a nation, who are we going to hold accountable? Our grocer? Tayyip Erdogan also said, “A permanent peace has not been established in the Middle East.” Won’t they ask, “Why haven’t you established your own peace?” To those who say, “Are these the same thing?” I’ll immediately answer “yes.” They are the same thing, because they both require vision and strategy. Otherwise, the result of not having a policy is that those in power only cry like victims. They do this with pattern sentences. Their ability to be believed in is lost. Germany is going to send naval forces, but it can’t make a decision. The latest excuse it found is: Let the Lebanese parliament write us a request and we’ll accept it! In other words, the UN isn’t important; maybe we shouldn’t go! However, there’s another piece of important information in the European press: “Hezbollah militias are reconstructing Lebanon and solidifying their control.” Israel is publishing the same news saying, “militias have taken on the role of saviors of the people.” Tayyip Erdogan says, “We’re not going to disarm the Hezbollah or to fight.” Whereas, these things are implicit in the UN resolution. After sending troops, it’s not possible to immediately withdraw them. While there is an Israel around who killed UN soldiers saying they were hitting Hezbollah members and who says the war won’t end, what cease-fire are we going for? In addition, you’re sending “armed” troops, but you say they’re not going to fight. They are not policemen… On top of all this, there’s no hand-to-hand combat there. A bomb will be thrown at a truck; a missile will hit where they are; soldiers will die. Plus, there’s no active political role as there was in the Northern Iraq operation. This is not a situation with a position for demonstrating leadership or a point for sharing power and influence. OK, what should Turkey do? Turkey should send a civilian team to the region, because everything has been leveled. It’s the people in Lebanon who need help. Organizing the Red Cross and NGO’s, humane aid should be given. Volunteer health teams under the name of Peace Angels can heal the wounds. Hezbollah finds financing for building and construction work. It’s very important to find financing and deploy help to the construction sector in the region, because the historical mission of neutral Turkey in the region will still be helping the Lebanese people. On the subject of establishing security, there are organizations including special security teams from the Police Force. They are adequate to secure safety for the civilian population. Turkey should go to Lebanon as a civilian peace force. This vision would aid a permanent peace, too. Since it’s known that the opposing sides behind the war are the US and Iran, Turkey could assume the role of mediator, as well, because it appears that Iran, who has rejected all international offers, is determined to continue its fight with the world. The EU’s ratification of the Turkey report is before us. For the first time, it recommends cooperation with Turkey on the PKK issue and it states that promises made to the Cyprus Republic should be kept. Even the US is assigned as PKK coordinator. What are we waiting for? September 05, 2006 Hi Nevval, I just read your article ” Let a Civilian Team Go to Lebanon, not a Military Force ” . First of all let me introduce to you myself. My name is Moiz Rafi, I live in Islamabad Pakistan, working in a PR/Media consultancy firm. About situation in Lebanon, I feel that the fire has not put off completely, only the flames have disappeared for time being. We all know what was behind the whole episode of destruction, the motives, rationale and strategy. I agree with your idea to send civilians instead of army to Lebanon. Government of Pakistan has announced to send the engineers corps from army to Lebanon for reconstruction work. Sending forces or people wont solve the purpose, Muslim world should think together and try to find a solution about stopping the next phase of this onslought and destruction. The fire will spread to Syria, Turkey and last stop at Iran of this destruction train. We have already seen the first glimpse of what is going to happen next, several bomb blasts in turkey recently, bomb blast in Syria, well these are all eye openers for us. Regards Moiz

Öğrencilerimiz

Eylül 20 2006Yorum Yok Kategori: Kadın

MEB’dan şikayeti olan bir veli anlatıyor:

Sayın Nevval SEVİNDİ; (Milli eğitim Bakanlığı ve ilgili bürokratlara gönderdiğim maili ilginizi esirgemiyeceğinizi düşünerek anne olarak size de gönderiyorum .Teşekkürler.) Oğlum Ali YÜKSEL 2004-2005 yılında OKS sınavına girdi. Ailece maddi ve manevi her türlü sıkıntıya girerek çocuğumuzu destekledik. Sınav sonucunda Oğlum YUNUS EMRE ANADOLU LİSESİ (İZMİR) ‘ni kazandı. Sınav kazanması bizde büyük bir sevinç yarattı. Ancak bu sevincin bu yıl kabusa döneceği hiç bir zaman aklımıza gelmemişti. Bir yıl hazırlık okuyup 3 yılda lise öğrenimini görecekti. Bu arada Bakanlığın uygulaması ile Lise eğitimi 4 yıla çıktı ve bizim arkamızdan aynı müfredata göre eğitim verecek sınıf kalmadı . Oğlum hazırlık sınıfını geçti ancak Lise 1. sınıfta kaldı. Okul Müdürlüğün çağrısı üzerine gittiğim de sınıfta kalan bu çocuklara uygulamanın Milli Eğitim Bakanlığının B.08.0.06M.0.09.01.01.532 sayı 07/09/2006 tarihli 7 maddeden oluşan genelgesine göre bir seçim yapmamız istenmiştir. Söz konusu genelgeyi okuduğum zaman her şeyin belirsizlik içinde olduğunu gördüm ve bizlerden bu belirsizlik içinden 3 seçenekli bir seçim yapmamız gerektiği bildirilmiştir. Genelgeye göre ; 1-) Eski sisteme göre (3 yıllık eğitimde) devam etmesini tercih edersek (Bu seçeneği 12.09.2006 tarihi itibarile kabul etmiş bulunuyorum) İzmirde hangi semtteki, hangi okulda okuyacağını bilmeksizin tamamen sınıfta kalan öğrencilerden oluşan (4 yıllık eğitime geçilmesininden sonra alttan yeni sınıflar oluşmadığından) bir nevi tecrit sınıfında okuyacağını kabul ederek bir eğitim yılına başlamış olacağız. Ayrıca bir yıl sonrada alan seçimlerini yaptığımız düşünüldüğünde daha farklı bir semtte ve farklı bir okul olacağıda büyük bir ihtimaldir. Çok az sayıda öğrenci ( İzmir ili sınırı içinde hazırlık okuyan Anadolu Liseleri içinde Almanca okuyup benzer durumda sınıfta kalan öğrenci sayısı toplamı 10 kişidir.) için 3 senelik yeni ve özel bir eğitim dönemi öngörülmektedir. Ancak ders kitapları nasıl düzenlenecek ve nasıl temin edilecek belirsizdir. Bu olumsuzluklara ilaveten eğitimde destek veren dershanelere gidip sorduğumuzda derslerin farklı olması nedeni ile şu anki sınıflara kabul etmelerinin mümkün olmadığını ve ayrıca bir sınıf açmalarının ne bu yıl ne de bir sonraki yıl söz konusu olamayacağını bildirmişlerdir. Sonuçta ise Üniversite sınavına girecekleri yılda da ilk defa 4 Yıllık Liseler mezun verip Üniversite sınav sistemi bunun üzerine kurulacağı düşünüldüğünde benim oğlum ve benzer durumdaki az sayıdaki çocuklarımızın üniversiteye girme şansını neredeyse yok edip onları şimdiden böyle bir geleceğe mahkum edilmesi eğitimde eşitlik prensibine aykırıdır. 2-) Seçeneklerden 2. si olan 4 Yılık lise Eğitimini tercih etseydik Oğlumun 2 Yılı boşa geçmiş olacak kendinden yaşça küçük çocuklarla okuyup 20 YAŞINDA Liseden den mezun olacak, çocukta bırakacağı olumsuz etkileri bir yana veli olarak bizlerin maddi ve manevi yıpranmamız çok ağır olacaktı. 3-) Seçeneklerden açık lisede okuması (okula gitmeden dışardan sınavlara girerek) ise bizim için seçenek bile değildi. Şüphesiz Milli Eğitim Bakanlığımızın beklide farklı bir açıdan görerek çıkardığı bu genelge ile yaşandığında sonuçları bakımından çocuklarımızın ve ailelerin çok ağır bir bedel ödemelerini getirmektedir. Bu kadar ağır bedeli hak etmediğimizi düşünüyoruz. ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ çocuklarımızın yaptıkları hatalar “sınıfta kalmak bir hata olmamakla birlikte’ sistemde değişiklik yapılırken tam geçiş dönemine denk gelen 1 yıla neden olabilecek sınıfta kalmanın cezası 2 yıla çıkmakta sonuçları itibarı ile ise tüm hayatlarına ve geleceklerine mal edilmektedir. Böyle bir olumsuzluk ve belirsizlik taşıyan genelgenin uygulanması durumunda tek suçları Milli Eğitim Bakanlığının Eğitimde sistem değişikliği yaptığı bir döneme denk gelen bir yılda okumalarından kaynaklanan kayıp bir gençlik oluşacağı bir gerçektir. Oysaki Mili Eğitim Bakanlığının en önemli görevlerinden biri tek bir kişi bile olsa bu gençleri kazanmak olmalıdır. Hazırlık sınıfı okuyan öğrencilere uygulanan yönetmelik gereği 10. ve 11. sınıflar da uygulandığı şekilde 9. sınıflarda da sınıfta kalma durumunun sorumlu olarak dersten geçme şeklinde uygulanması hem çocuklarımız hem veliler hem de sağlıklı bir yeni nesil acısından en faydalı çözüm olacaktır. Okulların açılmasına kısa bir süre kalmış iken mağduriyetimizin acilen giderilmesi hususunu arz ederim. Fatma YÜKSEL

Düşünce

Eylül 20 2006Yorum Yok Kategori: Zaman

yarın Elif ŞAfak yargılanacak.Yeni anne olan Elif Şafak’a sahip çıkmak aslında fikir özgürlüğüne sahip çıkmak anlamında.Fikir özgürlüğü yasal zeminde sağlanırsa eleştiri özgürlüğümüz de olacaktır.  

Sayfa 1 / 212»