Medeniyet
ÖZGÜN KÜLTÜRLER KAVŞAĞI AVRASYA “Gerçek bugün gerçek olan şeydir, belirsiz bir yarında keşfedilecek olan değil.”
Yüzlerce din, dil, ırk ve yaşama biçiminin olduğu renkli bir coğrafya Avrasya. Dinler ve inançlar bereketli topraklarda fışkıran çiçekler gibi açmış binlerce yıl Avrasya’da. En eski kültür ve medeniyetlerin anavatanı olan Avrasya bir kültür köprüsü. Herkes her kültürden etkilenerek, yan yana yaşamış. Bir çok inancın ve dinin köküne doğru izleri sürebildiğimiz bu coğrafyada Ortodokslukla uzun yıllar içiçe yaşamış İslamiyet, Şamanizm, Budizm varlığını korumuş. Sosyal,kültürel ve dini yakınlıklar,benzerlikler kurulmuş aramızda. Daha yeni yaşadığımız gözyaşı ve acı seline karşı duracak gücümüz, değerlerimiz var. Günümüzde dünyanın en önemli ve hassas bölgeleri arasında yer alan Avrasya, ticaret, ulaşım, ve doğal kaynaklarının zenginliği açısından Çin ile Avrupa arasında kilit bir bölge konumundadır. Avrupa, Avrasya üzerinden Asya ile yeni ulaşım ve iletişim koridorları ile kucaklaşma imkanına sahiptir. Özellikle ekonomik, kültürel ve toplumsal açılardan yükselen bir değere sahip olan bu bölgenin gelişiminde Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir köprü olan Türkiye’ye önemli bir rol düşmekte. Avrasya’da yaşayan halklar köklü bir tarihi mirası paylaşmakta ve 1000 yıldan beri süregelen felsefi bir birikimin zenginliklerinden güç almaktadır. Türkiye, Avrasya’da yer alan tüm ülkelerin ulusal kimliklerini özgürce geliştirmelerine, kendi doğal kaynaklarından bağımsız biçimde yararlanarak ekonomik kalkınmalarını gerçekleştirmelerine ve uluslararası toplumla tam anlamıyla bütünleşmelerine yardımcı olmaya çalışmaktadır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisi kavramları Avrasya’da uluslararası ilişkilere egemen olmuş, ekonomik refahı arttırmanın yolunun karşılıklı anlayış ve ortak çıkar temelinde işbirliğinin geliştirilmesinden geçtiği kabul edilmiştir. Dünya nüfusunun yüzde 70’i Avrasya ‘da yaşamakta.Enerji kaynaklarının yüzde 70’i de burada. 21. yüzyılda Avrasya’nın barış, istikrar ve refahı sadece Türkiye açısından değil, aynı zamanda dünya barışı bakımından da belirleyici rol oynayacaktır. Bu bağlamda ortak geleceğimize güvenle bakmaktayız. Birbirimize yaklaşmayı misyon haline getirdiğimizde,10 sene sonraki Avrasya bugün hayal edemeyeceğimiz kadar büyük bir Avrasya olacaktır. Brezinski Avrasya’nın tarih boyunca dünya iktidarının merkezi olduğunu söylüyor. Şunları ekliyor sonra:“Tarihte ilk kez Avrasyalı olmayan bir güç, yani Amerika güç ilişkilerinde başhakem ve dünyanın en üstün gücü olarak ortaya çıktı. Ne var ki, Avrasya hala önemini korumaktadır.Küresel olarak angaje olmuş bir Amerika’nın, karmaşık Avrasya güç ilişkileriyle nasıl baş edeceği ve özellikle belirleyici ve düşman bir Avrasya gücünün ortaya çıkmasını önleyip önleyemeyeceği, Amerikanın küresel önceliği sağlayabilmesi açısından merkezi önem taşıyor.” Brezinski Avrasya’nın kaderine yön verecek aktörler arasında, Türkiye,İran,Rusya ve Çin’i sayıyor. Amerika’nın bu ülkelerle ilişkilerini tayin edici buluyor. Türkiye’nin Avrupa’ya yönelip yönelmemesini de Avrasya’nın kaderini belirleyecek önemli bir faktör olarak belirliyor. Evet, coğrafi ve tarihsel olarak dünya iktidarını tayin eden merkez bölgede bulunuyor. Önemi her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Türkiye ve Rusya Orta Asya Türk cumhuriyetleri ile beraber Avrasya’nın kalbini oluşturuyor. Rusya ile Türkiye tarihte derin rolleri olan iki halktır. Avrupa medeniyetinin iki üyesi olduğunu ilan etmiş iki ülkedir ayni zamanda. Diplomatik ilişkileri 510 yıldır sürmekte.O nedenle kültürel ve entelektüel ittifakımızı yeniden inşa etmek durumundayız. Hindistan’da “dünya iyi söz duymayacak kadar sağır” derler. Ama sanat sağırların kulağına üflenen sihirli bir flütün nağmelerini taşır. Sinema da bu müziğin akan arka plandaki dünyasıdır. İnsan denen varlığın derinliklerini edebiyat, tiyatro, sinema ya da sahnede yansıtarak anlamaya çalışıyoruz. Ruhumuzu besleyen inançlar, dinimizin huzur veren mekanları da hep ruhumuzu, kendimizi arayışın sırrına ermek için. “Sevgi her şeyi öğretir” der Halil Cibran kitaplarında: “Yeter ki siz kalbinizin sırlarını öğrenin ve bu yolla Hayat’ın yüreğinden bir parça olun.” Sevgi kültürümüzün bir parçası oldukça nefretten kurtulacağız Bugün gerçek olan Avrasya coğrafyasında birlikte yüzlerce yıldır yaşadığımız, ortak tarihimiz ve kültürümüz. Küreselleşen dünyamızda insan umuttur. Özgürlüktür. İnsan insanla söyleşe söyleşe anlaşır. Bunu kültürlerin diyalogu ile başarabiliriz. Avrasya coğrafyasında komşu olan bizler konuşa konuşa çatışmaları çözelim . Mevlana yıkılıp gidenin yeniyi kurmak için olduğunu söyler.Bize durmak yerine akmak lazım ve Avrasya içlerine doğru birlikte yaşamın sevgisiyle akalım. İnsansa yoldaşımız mayamız sevgidir diyelim. Sevgi, barış, hoşgörü bizleri yüzlerce dilin,kültürün,rengin olduğu Avrasya’da kardeş yapacak en büyük güç. Ayni sahnede olan bizler ellerimizi tutalım, yola çıkalım . Yüzlerce medeniyet kurmuş Avrasya topraklarında yaşayan bizler küresel dünyaya kendi değerlerimizi, kültürel zenginliğimizi aktarabiliriz. Doğu ile Batı arasında uzanan bu medeniyet beşiği topraklar kültürlerin barış elçisi olabileceğini gösterebilir. Avrasya’da zihinsel ortaklık, duygusal zemin ve barışçı bir vizyon hepimizi barışcıl bir dünyaya taşıyacaktır. İnsan iyiyi, güzeli sever. Biz gelin iyilikte, güzellikte, umutta birleşelim. Geleceği inşa etmek için işbirliği yapalım. Demokrasinin temeli olan insan ve sivil toplumun bir aynası olalım. Bu kapı herkese açık. Bu kapı umuda ve dünyaya açılan diyalog köprüsü . İşte, sinema bu köprülerden biri. Ortak dil,duygu dünyamıza bu rüzgarları taşıyor. Edebiyat,şiir,sinema,tiyatro, roman insan olarak ortak değerlerimizin uzlaşma zemini. Ne kadar çok sinema, öykü ve edebiyat, sanat yapılırsa o kadar birbirimizin insanını,ruh dünyasını tanımamız kolaylaşır. Bugünün dünyası karşılıklı bağımlılık üstünde dönüyor. Çatışma değil, uzlaşmada çıkarlarımız ortak bir yer buluyor. Diyalog bu alış verişi sağlayan bir araç. Mevlana “biz insanları birleştirmeye geldik,ayırmaya değil “der 800 yıl öncesi Anadolu topraklarından. Dostluğa,sevgiye hizmet eden bu anlayış bizim kopmaz bağlarımızı oluşturuyor. Hepimiz insanlık ailesinin bir parçasıyız. Birlikte yaşama sanatını öğrenerek çatışmayı engelleyici değil, barışı yaratıcı bir kültür oluşturmalıyız. Dostoyevski’nin dediği gibi “sevgisiz bir dünya cehennemdir”. Biz sizinle mutlu sabahlara güvenle uyanmak için işbirliği, sevgi ve uzlaşmanın önemine inanıyoruz. Sonuna kadar bunu yürütecek iradeyi birlikte üreteceğiz. Çocuklarımıza ve torunlarımıza bir dünya inşa ediyoruz. Düşlerin imkansız olmadığına inanıyoruz. Daha önce düş olan her şeyi geçmiş on yılda başardık.Bugün Avrasya’nın köklerine bir selamdır beraberliğimiz. Anadolu ‘da, tasavvufta ruh ve şekil bulan “insan merkezli” felsefe ve inanç sistemi, Mevlanası ile Yunusu ile 21. Yüzyıl’da tüm insanlığın aradığı barışçı, bireyci, insanı sistemin en tepesine oturtan bir modernliğe sahiptir. Burada Yunus Emre’nin bir dörtlüğünü anımsatmak istiyorum: “Sen sana ne sanursan Ayruğa da onu san Dört kitabın manası Budur eğer var ise…”(Sen kendin için ne istersen başkasına da ,yabancıya da onu iste ve eğer varsa 4kutsal kitabın anlamı ancak bu olabilir) Hangi milletten dinden olursa olsun, insanlar arası eşitliğin, ötekinin hakkını teslim etmenin daha vurucu özeti var mıdır? Mevlana’nın “Gel yine gel, İster Mecusi ol, ister putperest, istersen bin kere bozmuş ol tövbeni, gel yine gel, umutsuzluk kapısı değil bizim dergahımız” sözündeki inanç globalizmini ve insanı yücelten anlayışı daha iyi anlamak için belki 21. Yüzyıl’ın gelmesi gerekiyordu…. Bugün bu sözleri hala anlamayanlara ne demeli? Tarihimizin engin hoşgörüsü ve insanı yücelten derin felsefesi bizleri sınırları aşıp 21. Yüzyıl’a cesaretle yürümeye çağırıyor. Çünkü tarihte tek bir altın çağ vardır,o da yaşadığımız an ve çağdır. Onu altına çevirecek sevgi,aşk , hoşgörü ve diyalog için size elimizi uzatmaya geldik. Bizim yapıştırıcımız sevgi. Sanat sevgi üretir.Sevgiyle bağlanan kalplerimiz “bir rüyam var” desin birbirimize.Hadi rüyalarımızı filme çekelim. Daha güvenli, mutlu bir dünya için elele verelim. Fırsatlar kapısını bütün çocuklarımız için açalım. .