Ağustos 12, 2005

İranlı KADINLAR

Ağustos 12 2005Yorum Yok Kategori: Analiz

İRANLI KADINLAR KİMLİĞİNİ ARIYOR İran’da ilk kadın hareketi 1892’ de başlar.Nasrettin Şah’ın oğlu Mirzani’nin sarayına yürüyen çadıralı kadınların yedisi öldürülür.Bu , tütün boykotu olarak tarihte yer alan ünlü direniştir, mollaların da desteklediği boykotta aynı gün 40 kişi öldürülür.

1971’de yürüyüş yapan kadın işçilerden 19’u öldürülür. Tarih tüm zor dönemlerde; savaşlarda ve devrimlerde kadınların mobilize edildiğine tanıktır. Büyük Ekim devriminde de kadınlar ön saflarda çarpıştılar, ama devrimin başarıya ulaşmasından sonra “yazılı bir emre kadar..” kadınların evlerine dönmeleri istendi.Anna Kollantai acı acı bunu anlatır. İşin hammallığını yapan kadın karar mekanizmalarını hediye eder ve evine döner.Erkek nufüs azalınca yer dolduran kadınlar denge sağlanınca kendini çocuk doğurmak için evde bulur, Ürdün’de olduğu gibi. 1976’da Ürdünlü erkekler Arap ülkelerinde çalışmak üzere göç ediyorlar.Devlet bunu destekliyor döviz için.Bu boşlukta kadınlar iş yaşamına giriyor.76’da bakanlıkları, genel müdürlükleri olan kadınlar 78’de göç durunca önce kurumsal bazda elde ettiklerini yitiriyorlar sonra işten çıkarılıyorlar. İran’da şah döneminde tam bir feodal ve ataerkil sistem içinde kadın yaşıyordu.Hukuk ,yarı şerii hukuk esasına bağımlıydı. Örneğin iki kadın şahit bir erkek şahit ederdi Şah zamanında da.Medeni yasa Şah döneminden kalmadır ve çok az değiştirilmiştir.Hatta olumlu değişiklik yapılabildi, boşanmadan sonra kadının ailenin mal varlığının yarısına sahip olmasını sağlayan yasa Meclis’ten geçti. Biz henüz bunu geçiremedik ve Medeni yasamız altı yıldır bekliyor değişiklikler için. Yani Şah dönemi kadının yaşamı çok iyiydi diyemeyiz.Tek ilginç olan kadının “baba soyadını” kullanma hakkı olmasıydı.Biz bunu daha yeni elde edebiliyoruz. Kırsal kesimde ve kente göçmüş kadınlar ezilen kitlenin en altında yer alıyordu.Bunlara Şah’ın verdiği hiç bir kimlik yoktu.Devrimle beraber tüm kadınlar sokağa döküldü ve demokrat,özgür bir ülke için sokaklarda yürüdüler, çarpıştılar. Devrimden sonra kadınları eve göndermek isteyen rejim Irak savaşı nedeniyle bunu gerçekleştiremedi.Sokağa çıkan kadınlar dönmediler. Kadınların başları örtüldü, vücutları belli olmayaccak şekilde örtünmesi emredildi,makyaj ve tüm güzelleşmeye dönük temayülleri yasaklandı.”Fıtrat”ında olana izin verilmedi. Kadın erkek birarada olabilmek imkansız hale geldiği gibi kocanla bile yürüyemez oldun.Çünkü durdurup ikide bir hani evlilik cüzdanın diye soran pastarla burun buruna yıllarca yaşadılar. Herkes tek tip yaşama, tek tip elbiseye,tek tip sevgiye, tek tip müziğe mahkum edildi. Çin’e gittiğim zaman da bunu gözlemiştim; insanlar büyük bir özlemle o tek tip elbiseden çıkıp kendi olmak istiyordu. Büyük Çin kültürüne hakarettir Kültür Devrimi diyordu aydınlar haklı olarak.İran’ın tarihi geçmişine ve köklü kültürüne despotluk sökmedi. Ömer Hayyam’ın şiirinden ve şarabından vazgeçilebilir mi? Tanrı tek tip kul istese onu yaratırdı, kulları ondan daha mı akıllı onun yaptığı çeşitliliği beğenmiyorlar dersiniz? İran rejiminin fanatikleri potansiyel suçlu ve zararlı yaratık gördükleri kadınları hizaya sokmak için çok uğraştılar. “18.Temmuz.1979 son on gün içinde fahişelik suçundan dört kadın kurşuna dizildi.Urmiye kentinde bir çift, zina suçundan dolayı 179 kırbaç darbesi ile cezalandırıldı.Kent meydanında toplanan halkın önünde kadına 100 kırbaç,erkeğe 79 kırbaç cezası uygulandı.” Rejim her türlü cinselliği bastırmak için çevik ahlak zabıtaları kurdu (Sarollah). Tüm bunlardan sonra 18 yıl geçti ve devrim yeni bir yol ayrımına geldi. 1994’de İstanbul sinema festivalinde “Sara “ isminde seyrettiğim bir İran filmi çok ilginç mesajlar içeriyordu.Sara evli bir kadın ve kocasından gizli kocasına yardım olsun diye para karşılığı iş yapmaktadır.Gizli yaptığı bu işin içinden çıkamayınca kocasının onu aşağılamaları,hiç dinlemeden önyargılarıyla hırpalamaları sonunda kadın kocasından ayrılır.Kendi kimliğini yeniden düşünme ve kimliği hakkında karar verebilme yolunu seçer.Çocuğu için ise yorumu nettir: “Çocuk bana aittir”. Kocasına, “Ben kimliğimi yeniden tanımlamalıyım çünkü senin bana biçtiğin kimliği kabul etmiyorum,o beni ezen bir kimlik”der.Film 1993 yapımıydı. Kadının yeniden biçimlendiği rejim içinde çok belliydi. Ben 1994’de yazdığım yorumu şöyle bitirmişim: “İran’da ilginç olan kentli kadının diretmesi ve devrim nedeniyle sokağa çıkabilmiş kadının geri dönmemesidir.İranlı kadının oy hakkı vardır.Bunu kullanacaktır.”* İranlı kadın ezici bir çoğunlukla oy hakkını kullanmıştır. En çok aşk filmlerinin seyredilmesi son üç yıldır bir raslantı değil. İranlı kadın aşkını,ruhunu, kimliğini ve hukukunu geri istiyor. Onlar şair Furuğ’un dediği gibi “ben çiçeklerin sevişmesini düşünüyorum/ Soğuk mevsimin eşiğinde” ve “her zaman bir aralık var/pencere ile görmek arasında” Ve bir pencere yeter bana diyordu Furuğ .İşte bir tek oy penceresi yetti kadınlara. Ey Türk kadınları siz neyi bekliyorsunuz? NEVVAL SEVİNDİ

Tahran

Ağustos 12 2005Yorum Yok Kategori: Analiz

GİZEMLİ DOĞU’NUN PENCERESİ iRAN “Bir pencere yeter bana “der İranlı kadın şair Furuğ. İran Doğu’nun penceresidir ve size çok şey anlatabilir. İran en kadim uygarlıklardan, dinlerden ve inançlardan bir demet sunar insana.

Türkiye’nin Doğusuna geçince birden Asya’nın ve Doğu’nun gizemine yolculuk başlar. Binlerce yıllık Zerdüşt tapınaklarının bitmeyen ateşlerinin gölgesinde ölülerin vahşi kuşlara bırakılan bedenleri uzak geçmişlerin anısınadır sanki. İran dili Farsça olan ve ülkemizle sınırı doğal sınır olup hiç değişmemiş komşumuzdur.Farsça melodisi şen şakrak bir dil ve eski dünyanın edebiyat dilidir. Selçuklu saraylarında Farsça konuşulurdu, Osmanlıca’nın önemli bölümü Farsça sözcüklerden ve gramerinden oluşmuştu. Türkçemizde hala Farsça sözcük sayısı çok fazladır. Farsça bir şiir dilidir ve İranlılar da Türkler gibi şiir sevdalısıdır. İran’a karadan giderseniz Azerbeycan’dan geçerek ve türkçe konuşarak “yahşi” gidersiniz. Dümdüz, bozkırda küçük kasabalar geçerek Tebriz’e vasıl olursunuz. Tüccar Tebrizliler halı ticaretinde ve yapımında ustadır. Tebriz Azerice konuşur ve güzel bir kent dokusu vardır. Eğer İran’a trenle giderseniz Van’ı ve Van gölünü geçersiniz kurak topraklar boyunca bir ağaca hasret kalır gözleriniz. Tahran’a Güneyden giren tren en yoksul yelerden geçerek bir düş ülkesine bırakır sizi gar niyetine. Zaman tüneline düşmüş gibi şaşkın kalırsınız binbir çeşit insan ve giysinin ortasında. Eğer uçakla Tahran’a inerseniz uygar bir havaalanına indiğiniz için Türkiye benzeri bir yer sanabilirsiniz, ama dışarı çıkar çıkmaz yüzünüzü yalayan sıcaklık sizin Doğuda olduğunuza delil sunar. Gece indiyseniz havaalanına ışıl ışıl Tahran uygar bir kent olarak size kendini sevdirir. Şah’ın görkemli Şehriyar meydanı ve anıtının adı artık Meydan-ı Azadi (Özgürlük alanı) ilk göreceğiniz kent anıtı bu.Gerçekten şehirçilik ve planlama açısından Tahran çok ileri bir kent tasarımı sunar. Belediyecilik çalışmaları açısından başarılı olan Tahran güller,parklar ve sular içindedir.İranlılar havuz ya da fiskiye görmeden yaşadıklarını anlamazlar çünkü. Büyük parklar bizi kıskandırır. Daha karmaşık GüneyTahran’a göre bakımlı ve Batılı Kuzey Tahran lüks restoranlar, alış veriş merkezleriyle doludur. Burada Sorneto en lüks restorandır. Eskiden barı tıklım tıklım dolu bir yerdi. Şah zamanından kalma bir mekan olarak nostaljik. Elbruz dağlarından adını alan kebap restoranı ise her zaman kalabalıktır. Çelo Kebap İran’ın en ünlü yemeği. Bembeyaz ve kokulu pirinçle gelen kebap tanıdık bir tat. En lüks restoran bile 18 dolara sizi doyuruyor. İran’da yemek her zaman bol ve ucuzdur.Tüm Asya ülkelernide olduğu gibi, porsiyonların küçüldüğü ilk ülke Doğu’dan gelirken Türkiye’dir. Hele pilavın sunuluşuna çok gülerler ; minicik bir kase! Güneydeki Gülistan Sarayı ve civarı eski kentin olduğu yerdir, “old town” binaları ve çevresiyle görülmeye değer. Tahran Arkeoloji müzesi ise dünyanın önemli müzelerinden. Özelikle Persopolisten parçalar çok görkemli. Persopolis 2500 yıllık arkeolojik bir değer. İran’a gidip de Şah’ın Kuzeydeki sarayını gezmemek olmaz elbette. Bu görkemli sarayın önemli bir bölümü dışişleri ve konuk ağırlama için kullanılıyor. bu nedenle kapalı bölümleri açık olanlardan daha fazla. Son Şah’ın babası Rıza Şah’ın kaldığı bölüm açık. İran’ın çok ünlü ayna,minyatür ustası olan Ağai Behzat tarafından yapılmış duvar süslemeleri muhteşem.Tavanlar ve tüm duvarlar ayna işlemeciliğinin harikası. Yatak odasında Fransız karyola ve mobilyaları olan baba Şah her zaman yer yatağında yatmıştır. Eski İran geleneğinde adet olduğu üzre. Yazı masasındaki Antionette resimleri o nedenle biraz komik geliyor bana. İtalyan yapımı çıplak kadın heykellerine hayretle bakıyorum, onlara dokunulmamış.Üstelik genç bir asker bana bunların İtalyan olduğunu anlatıyor rahatlıkla! Önyargılarımız bizi ne kadar yanıltıyor, şimdi bunu Türkiye’de anlatsam kimse bana inanmaz biliyorum. Şahbanu ve Şehinşah’ın yaşadığı bölümde her ikisinin büstü salonu süslüyor. Bronzdan yapılmış büstler gibi heykelleri de var. Sanki Farah Diba ve Pehlevi oradan insana bakıyor gibi. Devrimde buraya akan insan selini gördüm ben, şimdi turist gibi gezmek garip geliyor. Goblen duvarlar, 17. ve 18. yüzyıl resimleri, fransız, Çin ve İtalyan mobilyaları gerçek bir zenginlik sunuyor . Tüm avizeler görkemli ve İtalyan. Sarayın girişinde birebir yapılmış Şah heykelinin yarısı devrimi hatırlatır gibi kırık. Sadece iki çift çizmeli bacak kalmış geriye Şah’tan! Sıtını Elbruz dağlarına yaslamış görkemli binalardan oluşan sarayın bahçesi cennetten bir köşe gibi. Dağlardan kopup gelen gürül gürül bir dere tüm bahçeyi gürültüye boğarak çağıldıyor. Her yer çına ağaçları ve güllerle donanmış. Tahran’ın simgesi çınar ve gül diyebiliriz. Sarayın tüm iç mekanlarında ipek ve ipek kadife perdeler kullanılmış ve hepsinin üstüne kraliyet arması işlenmiş. Banyolar altın musluklardan ve beyaz mermerden. Minyatür müzesi sarayın içindedir. İran minyatür sanatının seçkin örnekleri bize başı açık, saçları beline kadar, zülüfleri dağınık kadınları resmeder. Bu kadınlar erkeklerle kucaklaşır, birlikte yiyip içerler,şiirler okurlar. Tüm etnik kökenli kadınların giysiler renk renk ve çok ihtişamlıdır. Başlıklar görkemli ama kapanma yok. İran’da Hz.Muhammed’in yüzü resmedilir. Genç ve güzel bir erkek olarak resm edilen Hz.Muhammed’in altın paraları da var, kolyesi de. Bir minyatürde Hz.Yusuf’un güzelliğini görünce bayılan, birbirine sarılarak nefesini tutan kadınlar işlenmiş. Bir erkeğe karşı duyulan aşk, zevk ve ilgi bu kadar iyi anlatılır. Etnoloji müzesi de görülmeye değer zenginlikte. Ne çok etnik grup ve malzeme var görebilirsiniz. Çok eski tekerlekli film makineleri teneke bir şenlik aracı gibi duruyor köşede. Tahran dışında en ünlü kent Şiraz Hafız’ın ve Sadi’nin Şiraz’ı güller kenti. Meşhed ise kutsal kent ve hep deprem kuşağında sallanır. İsfahan hemen sonra sıraya girer ve İsfahanlılar cimrilikleriyle ünlüdür İran’da. İbni Batuta Şiraz’ı şöyle tarifler bize: “Birg ün Şiraz çarşılarından birinden geçerken,güzel bir mescid gördüm. İçinde bir rahle üzerinde ipek keselere yerleştirilmiş mushaflar konmuştu,orada da güzel giyinmiş bir şeyh oturmuş Kuran okurdu.. Şiraz haricinde bulunan makamlardan biri de Şeyh Sadi’nin kabridir.Sadi farsça lisanında zamanın en büyük şairi idi.Mezarı yanında kendisinin inşa etmiş olduğu ve bir bostanı bulunan bir zaviye vardır.Bu zaviye rüknabad nehrinin yakınındadır.Şeyh , orada elbisesini yıkamak için, mermerden küçük havuzlar yapmış olmasıyla, halk şehirden şeyhin ziyaretine gider ve sofrasında yemek yiyerek nehirde çamaşırlarını yıkadıktan sonra dönerler. Ben de öyle yaptım. Şiraz’dan iki günlük mesafede bulunan Kazrun’da Şeyh Ebu İshak Kazruni’nin kabrine gitmek için acem kabilelerin olduğu çöllerden geçtik.” İran’ın Kürt bölgesindeki Kirmenşah da çok renkli bir göçebe bölgesi. Kürt göçebeler yaylakda çadır kurarlar, renk renk giysileriyle çalışırlar. Düğünleri ise pek neşeli ve değişik geçer. Hazar kıyıları İran’ın ve özellikle Tahran’ın sayfiyesidir. Bi kapalı deniz kıyıları çok ünlüdür. Kadınlaral erkeklerin ayrı ayrı denize girdiği kıyılarda oturanlara “Laz” denir ve lazca konuşurlar. Buranın sarmısak turşusu, uzun burun balığı ve el altından vodkası meşhurdur. Güneye Arap bölgesine inerseniz İran körfezisinin sıcak ve balık zengini sularına kavuşursunuz. Buradaki kadın giysileri v ekadınların yüzüne örttüğü maskeler çok ilginçtir. Deniz okyanus balıkları ve köpek balığı kaynar.Burada Kiş adası çok meşhur bir yer ve kaçak her türlü mal bulunur. Kiş tam bir Arap uslubu sergiler. İran çok geniş topraklarının önemli bölümünü Deşti Kebir olarak çöle verir. Dağlar heybetli ve aşılmaz gibi görünür. Devrimden sonra bir çok kaçak Kürtlerin rehberliğinde buraları aşıp Türkiye’ye kaçtı. Rizayiye ise Azerilerin, Ermenilerin çok bulunduğu uygar bir kenttir. Rizaye Gölü sodalı göllerden. Buranın yaptığı şaraplar ünlüydü eskiden. Şarap yapılır ve toprağa gömülürdü. Bir yıl sonra topraktan çıkarılan küpten kesilerek alınan parçalar sulandırılarak içilirdi. İran turistik açıdan keşfedilmeyi bekleyen bir kapalı dünya. Bu gizemli dünyaya yolculuk kendinizi ve bu ülkeyi tanımanız için fırsat olabilir. Gitmeden mutlaka bir bilene danışın, yapacaklarınızı planlayın. Orada başınız ağrımasın istiyorsanız, kuralları bilerek gitmenin sayısız yararları var elbette. Macera arayanlara gizemli bir yolculuk; İran. NEVVAL SEVİNDİ YOLCULUK KİTABIMIN İÇİNDEKİLER 1.Giriş 2.Bir Yolculuğa nasıl Hazırlanmalı? 3.İpek Yolu 4.Hiva 4.Alaaddin’in Sihirli Lambasındaki Dev :Çin 5.Çin’e Yön Veren Türkler 6.Pekin’de Aşk 7.Çin’de Kadın 8.Malezya 9.Hongkong 10.Singapur 11.İran 12.Maya 13.rio 14.Buenos Aires 15.Meksika 16.Malta 17.Granada 18.İspanya 19.Kartaca 20.Zimbabwe 21.Zambia 22.Afrika üstüne bir şarkı 23.Mısır 24.Casablanca 25.Tunus 26.fas 27.Jambo safari 28.Robben Adası 29.Yeni Zelanda 30.Amerika 31.Londra

İran 1997

Ağustos 12 2005Yorum Yok Kategori: Analiz

Tahran’da on günlük propoganda süresinin üç günü Aşure Tasua ile geçti ,son iki gün de halk etkilenmesin diye propoganda yasaklandı ve böylece göz açıp kapama hızında bir seçim çalışması yapıldı. Elenen yüzlerce aday arasında 9 tane de kadın aday vardı. Tahran’ın her mahallesinde bulunan adaylara ait propağanda merkezlerinde sessiz bir çalışma vardı.Her yere posterleri yapıştırılan adaylar sonra bunların temizlenmesi için para ödüyorlarmış.Gençlerin gruplar halinde dağıttığı basılı malzeme bolluğuna karşılık söz fazla yok.Gösteri yasak.Gençler genellikle iki gruba ayrılmış durumda; Natık Nuriciler ve Khatemiciler.Mirdamat’ta bu iki grup karşı karşıya geldi ve birbirlerine laf atmayla başlayan sataşma kavgaya dönüştü.Askerler gençleri ayırdı ve ayrı yönlerde yürümeye mecbur etti. İran tarihinin en belirsiz seçimini yaşıyor,seçim sonuçları tam ortada. Geçen gün yayınlanan bir karikatür herkesin dilinde ; şimdi İran dilini sadeleştirme modası var.Bu nedenle her yabancı sözcüğün Farsçası bulunup kullanılıyor.Karikatürde biri Khatemi yazılmış bir oyu sandığa atıyor oy diğer karede Natık Nuri diye okunuyor.Altında şu yazıyor: Farsçayı doğru yazıp doğru okuyalım! Özellikle Tahran’ın iyi semtlerinde ve üniversite çevrelerindeki Natık Nuri posterlerinin gözü oyulmuş ya da yırtılmış.Bu nedenle poster yırtmak yasaklandı ve halktan yırtanları ihbar etmesi istendi. Hiç bir slogan yok yazılı görünen,gençlerin söylediği ise “mutlaka Khatemi”.Natık nuri için ise “Natık-ı Nuri reiscumhuri zuri” sloganı var,yani zorla yapılan cumhurbaşkanı demek. Genç kadınlar siyah çadıra giymeyerek tepkilerini anlatmaya çalışıyorlar.On milyonluk Tahran’da protesto rengi açık renk giyinmek.Ya da pardesünün boyunu diz hizasında tutmak.Eşarp takarak tesettüre uymak. Tahran bir rivayetler kenti! Natık Nuri posterleri yapıştıranlara 3000 tümen veriliyormuş, ama yapıştıranlar Khatemi’ye verecekmiş! Yayınlanan on kadar kadın dergisi Khatemi’ye açık destek veriyor. 7.Gün isimli haftalık dergide Khatemi’nin kızı Leyla Khatemi ile ilginç bir ropörtaj yayınlandı.Zenan (kadınlar) isimli kadın dergisi ise Khatemi kadınlar hakkında neler söylüyor isimli bir makale yayınladı. Ayni dergide kadınlar Natık Nuri ile ropörtaj yapmışlar ve incelikli sorular sormuşlar ve Natık Nuri’nin cevap vermediği yerleri boş bırakmışlar.İran kadının en önemli sorunları nelerdir diye bir yuvarlak masa tartışması yayınlandı ayrıca. Şu anda Milli Kütüphane müdürü olan Khatemi üniversitede siyasi felsefe dersi veriyor ve propoganda konuşmalarında sürekli yurt dışında eğitim yapmış olması vurgulanıyor. Televizyon’da dört adayla birlikte yapılan seçim konuşmalarını yöneten sorular soruyor adaylara ve onlar da her konuda fikirlerini iletiyor halka.Khatemi’nin en önemli sözü “insanların özel hayatına karışmayacağım”. -Refsencani televizyonda hiç bir adayın diğerini kötülemeye hakkı olmadığını söyledi.Sürekli televizyonda söylenen “halkın güvenini suistimal etmeyin, sandıklarla oynamayın ve halkın güvenini sarsmayın.”Halkla yapılan ropörtajlarda insanlar kampanya önemli değil ben adayımı seçtim diyor.Kampanyayı “etkileyici” olursa kötü buluyorlar,sadece tanıtıcı olması yeter diyorlar. Halkın içinde serbest konuşma ve propoganda yok.Adayların yaptığı konuşmalara özel giriş kartı olmayanlar giremez ve bunu elde etmek çok zor bir iş! Geleceğin İran’ını nasıl düşünüyorsunuz sorusuna Khatemi’nin yanıtı: İran-ı abad, İran-ı azat, İran-ı mütefekkir,İran-ı müstagil ve hukukun olduğu İran.

İRAN’DA TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ İran onsekiz yıl önce gerçekleştirdiği “İslam” devrimiyle bir toplumsal model dayatan yüzyılın son devrimi oldu. İran İslam anlayışı Türk İslam anlayışıyla o denli farklıdır ki, iki ülke arasındaki en önemli ayrım dindedir diyebiliriz. Sünni inanışta imamet yoktur.İman konusu değildir. Şiilik ise imamlığı iman konusu yaparak bir ruhban sınıfı yaratır.İmamlar geçmiş gelecek her şeyi bilen, Kuran-ı Kerim’in gizli anlamlarını çözebilen tek yetkili ağızlardır.Onlara karşı gelmek Kuran’a karşı gelmektir.Böylece ilahi bir sıfat kazanan İmam halka karşı sorumlu değildir,azledilemez. Yetkisinin kaynağı , 12 İmam silsilesi yoluyla Allah’tır. İmam’a karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur.Yarı Tanrı-kral kültünün Şiilikte yatak bulması sonucu ruhban sınıfı doğar. Oysa ,Sünni siyaset doktrinine göre,”İslam’da devlet başkanı hiçbir selahiyetini Allah’tan devralmamıştır,hiçbir ilahi sıfat ve yetkiye sahip değildir.O, ümmetin diğer fertlerinden biridir.Onu başkanlık makamına getiren ümmettir yahut temsilcileridir.” Şiilikte ise imama itiraz afaroz gerekçesidir.Çünkü “ İmamın emirleri Allah’ın emirleridir, yasakları da Allah’ın yasaklarıdır.İmamlara itaat Allah’a itaattir,isyan Allah’a isyandır.” Çünkü İmamlar Allah’tan vahiy alırlar, sadece Cebrail’i görmezler. İran’da ruhban sınıfı siyasi mücadelede hep ön safta oldu.Mali özerklikleri ve geniş toprakları bu savaşımda çok yararlı oldu.Devletin gücü de hep dinden yana olmuştur,ta ki; din devlete ve yönetime talip olana kadar.Bu tutkuyu bilen Şahlar ruhban sınıf olan İmamları zaman zaman tehdit etmişlerdir.Ama gücünü kırmakta başarılı olamamalarının nedeni dini iktidarlarına alet etmekti. Şiiler üç kez namaz kılarlar ve namaz vakitleri radyodan her zaman verilirdi. 12 İmam’ın ölüm günlerinde siyah bayraklar asarak ve siyahlar giyerek yas tutarlar, doğum günlerinde kutlama yaparlar. Aşure Tasua’da büyük ve günlerce süren yas tutulur. Siyah giymeyen sokağa çıkamaz. Eskiden İmamlar insanlara küçük anahtarlar satarlardı, bunlar cennetin anahtarlarıydı. Irak savaşında da askerlere dağıtılan bu cennet mekanları bugün pek talip bulmuyor. İran’da hep gam,tasa ve kasavet halinde sunulan dini günler ve anlayış karşılığında Türk İslam anlayışı dini neşeyle birleştirir. Ramazan Bayramını “Şeker” bayramına çevirir, Ramazan gecelerini eğlenerek geçirir. Dini günler ve olaylar sevinç nedenidir Türklerde. Türk İslam anlayışı Hocaefendi’nin dediği gibi Sevgi’ye dayanır, İran İslam anlayışı Ömer nefreti üstüne kurulmuştur.Hz.Ali sevgisi üstüne değil.Oysa Alevilik bizde Hz. Ali sevgisiyle yoğrulmuştur.İnsan sevgisine yaslanır, insanın “gül cemali”nde Allah’ı bulur. İran hiç bir döneminde laiklikle tanışmamıştır, demokrasi kültürü yoktur. Türkiye ‘de devletle din arasındaki ilişki Osmanlı’dan beri bir geleneğe sahiptir.Bu kendine özgü gelenek devletin egemenliğidir, dinin değil.Devletin işlerine meşruiyet kazandıran din adamları devlete bağlıdır Osmanlı’da.Ortadoğu’nun biricik laik İslam ülkesi Türkiye’dir. Nevval Sevindi Nevval Hanım merhaba. uzun süredir size ulaşmaya çalışıyorum ama sanırım yanlış soyadıyla aradığım için adresinizi bulamadım. Neyse ki Sami (Oğuz) aradığım nevval Hanımın siz olduğunu haber verdi. öncelikle kendimi tanıtayım: ismim Gülşen Çakıl. Sakarya Üniversitesi Sosyoloji’den geçen yıl mezun oldum hala aynı üniversitede yüksek lisansa devam ediyorum. Sosyolojide okuyorum ama gönlüm sosyal antropolojiden yana her zaman. uzun süredir İran’la ilgileniyorum. yalnız okulumda konuyla ilgili bana yardımcı olabilecek kimse olmadığı için internet üzerinden Ruşen Çakır ve Sami Oğuz’a ulaştım. Sami Oğuz İran’da bir süre yaşadığı için bana çok yardımcı oluyor. İstanbul’daki görüşmemizde tez konumu belirlemeye çalışrken çok güzel bir fikir oluştu. İran duvar resimleri üzerine çalışmaya karar verdim. ama kaynak taramasınadan sonra küçük bir sıkıntıyla karşılaştım çünkü Türkçe’de konuyla ilgili kaynak yok. ben de İran’da yaşamış kişiler üzerinden gitmeye karar verdim en azından çalışmanın çerçevesini belirleyebilmek için. bunun için uğraşırken Nevval Çizgen’in İki Ülke İki Devrim kitabına ulaştım. bu kitap benim için önemliydi çünkü yazarı bir antropologtu yani olayların sadece siyasi yönü ön planda değildi. sonra size ulaşmaya çalıştım. konuyla ilgili yardımınıza ihtiyacım var eğer sizi çok meşgul etmeyeceksem bana yardımcı olabilir misiniz? yanıtınızı heyecanla bekliyorum…

İran 1997

Ağustos 12 2005Yorum Yok Kategori: Analiz

İran ilk Hatemi seçiminden notlar ve yorum

Tahran’da siyasi konuşmalarda ben Khatemi’nin kazanacağına inandığımı söylediğim zaman herkes oyunu Khatemi’ye vereceğini ama kazananın Natık Nuri olacağına inandıklarını belirttiyorlardı.Türkiye’ye geldim ve ayni yorumu yaptım yine herkes bana Natık Nuri’nin kazanacağını Khatemi’ye izin verilmeyeceğini söyledi. Ben de çenemi kıstım işin doğrusu ama inancımı yitirmedim. Neden ben bu karara varmıştım?Çünkü konuştuğum bir çok kesimden insan 18 yıldır bu rejimde boğulduklarını ifade ediyordu.Özel yaşamlarına her an müdahale edilmesinden,kanunsuzluktan, bürokrasiden ve keyfi davranışlardan bezdiklerini söylüyorlardı. Eğlenmenin ve insani ilişki kurmanın İslam adına cezalandırıldığı bir ülkede sadece molla vaazıyla yaşamanın insanı yaşama sevincinden alıkoyduğunu anlatıyorlardı bana.Gençler farklı düşünüyor,yaşamak ve gülmek istiyorlardı. Kadınlar ise zararlı yaratıklar olarak görülmekten bıkmışlardı.Biraz özgürlük istiyorlardı. Bütün arabaların camlarına, önlerine Khatemi posterleri yapıştıranlar bu dileklerine karşılık bekliyorlardı. Din uleması olan mollalar bile yapılanların ayıp olduğunu abartıldığını söylüyordu.Seçim konuşmaları sırasında dört adayın da ortak sloganı kadınlara ve gençlere daha fazla hak arıyacağız, yasal olmayan özel hayata müdahalelere izin vermeyeceğiz oldu. Khatemi seçim konuşmalarında şunları söyledi: _Kadınlar isteklerini mantıklı bir şekilde açıklayabilmeli ve bunun takipçisi olmalılar -Dini inançları dar ve karanlık bir yerde tutamayız,o zaman aydınlarla halk birbirinden kopar.Halk bilgisiz kalır. -Siyasi nedenlerle İran’dan çıkmış olan vatandaşların sorunları yasayla varsa tamam ama şahıslarla sorunumuz yoktur.Bu işler kişisel değildir,hukukla ilgilidir. -Kanuna karşı gelenler anarşi doğurarak toplumun sağlığını bozuyor bununla yüzleşmek zorundayız. -Kadınların rolunün iyileştirilmesinde özel sektörün rolü arttırılmalı devletin rolü kısıtlanmalıdır. -Kadınlar hakkındaki kanunlar eksik bile olsa uygulanması,onların hakların koruyan yasalar çıkarılması hiç olmamasından iyidir.Medeni bir toplumda hukuk devleti devletin ya da özel sektörün zorbalığını önler.Kanundan kaçışın İran’da eski kökleri vardır bizde hukuktan hoşlanmıyorlar.Ama medeni bir toplum hem kadın hem erkek için önemlidir.Kadınlar daha iyi eğitim görmeliler, kültür, spor, ekonomi ve bilimsel çalışmalarda öne çıkmaları sağlanmalı.Bu sene Meclis’ten bir çok kanun geçirildi bu konularda. -Cumhurbaşkanı her şeyi yapamaz kurumlar ve düzen olmalı Khatemi’nin vurgulamak istediği Veli Asri Müslümünü Cihan Hamanei ;yani tüm dünya müslümanlarının yol göstericisi, fetva vererek kanunun üstüne çıkıyor ve onun dediği oluyor. Dolaylı olarak bunu eleştiriyor ve buna karşı çıkıyor.Partilerin serbest kalmasını savunuyor ve silahlı mücadele önermedikçe herkesin serbestçe fikir düzeyinde tartışması gerektiğini söylüyor ve yeni partiler fikrini destekliyordu. Khatemi’yi öven konuşmaları yapanlar hem aydın kesimden, hem halkdan.Çünkü İran dünyada yerini almak istiyor,kapalı yaşamdan bıkmış.İran’ın Lübnan’a,Suriye’ye,Filistin’e ya da Tacikistan’a para yağdırmasından hiç hoşlanmıyorlar.Bizim paramızı oraya buraya dağıtıyorlar diyorlardı.Enflasyon insanları bunaltmış. Khatemi otobüsle seçim turu yaptı.gerçek anlamda tüm ülkeyi gezerek seçim propogandası yapan,otobüsle halka ulaşarak onlara mesajlarını doğrudan iletti.Khatemi mantıklı ve aydın konuşmalarıyla gönülleri çeldi.Sürekli İslamiyi İran yerine Halkı İran diyerek önemli bir ayrım yaptı.Babası da çok açık,aydın ve özgürlükçü biri olan Khatemi sosyal adaleti sağlayacağını vaad etti. Hepsinden önemlisi Khatemi insanlara özel yaşamlarını ve özgürlüklerini geri vereceğini belirtti.Kimseye zorla bir şey yaptıramazsınız diyen ve uydu yayınların izlenmesinde sakınca görmeyen Khatemi modernizmin, globalleşmenin ve insan haklarının gelecekte dünyayı belirleyeceğini bir kez daha kanıtladı. İran İslami ve şeriat yasalarıyla kalıplaştırılmış toplum modelini patlayan dikiş yerlerinden söküyor. KUTU 1—————————– Şeriat Polisi Mefasil-i içtemai güvenlik güçleri arasında bulunan bir örgütlenme olmakla birlikte karakolları ve mahkemeleri ayrı.Polisle aynı giysileri giyen bu güçler özel araçlarıyla her an sokakta görülebilir.Ya kendileri denetimdedir ya da ihbar değerlendirirler.Şah döneminden beri ihbar mekanizması sağlam işler İran’da.Komşularına güvenen, akrabalarına güvenen ancak yasaklanmış işleri yapabilir.Korku egemendir insanlara. Genellikle yoksul gençlerin girdiği bu örgüt İslami yaşama uygun yaşayıp yaşamadığınızı kontrol eder.Motorsikletli gençlerin de bulunduğu ekipler birden yolunuzu kesip neden saçlarınızın göründüğünün hesabını sorabilir,alıp karakola götürebilir.Üniversiteye kontenjandan girme gibi büyük bir rüşvet karşılığı liseli gençlerle beslenen şeriat polisi özel yaşamın her an kontrol altında tutulmasına yaramaktadır.Mefaset denen ekip ise fesat yapanları yani özel yaşamında İslami kurallara uymayanları tutuklamakla görevli. Fesat yada devrim sonrası deyimiyle “takuti”lik Şah zamanı olan haram yaşamı simgelemekte.Modernizmi isteyen herkes Batı’yı dolayısıyla Şah’ı istemiş olur bu zihniyete göre.Saf İslam kurallarına göre yaşanması, anayasada varolan şeriat hükümlerine uyulması daha da kötüsü yasada olmayan keyfi kararlarla kontrol edilen özel yaşam sürekli bireyi tehdit altında tutmakta.Özel yaşamı nedeniyle insanlar tehşir edilmekte, ceza görmekte ya da engellenmekte. Özel yaşamınız yoktur bu devletin ve güvenlik güçlerinin büyük gözaltındadır. Ama bu örgütlenmelerde büyük rüşvetler dönmekte.Bir kısmı bu güçlerin kontrol dışına çıkmış durumda ve istedikleri evlerden, zenginlerden haraç kesmekteler.İşsiz bir çok gencin katıldığı “Sepah” örgütünde de liseyi bitirmiş genç Sepah’a katılarak eline devletin verdiği bir özel kart geçiriyor. ceplerine de bir silah konuyor ve gençler bu güçten çok mutlu oluyor.Bunu kullanarak sıradan insanların yapamadığı şeyleri yapıyor ve rüşvet alıyor.Örneğin fotoğraf çekemezsiniz ama ona dolar karşılığı çektirirsiniz. Bu nedenle evlerini satanlar var.Şah döneminin zenginlerinden biri villasını satıp apartmana taşınmıştı.Evi yeni alan ise sürekli gelip kendisini güvenlik güçlerinin rahatsız etmesinden şikayetçiydi.Korkudan rüşvet veren aile zorbalardan bıkmıştı. Mafia usülü bir çetecilik İran’da bu güçler aracılığıyla yaygınlaşmış bulunmakta. KUTU2———————————– Evdeki Şeriat Yasakları Neler Evinizde İslami kurallara aykırı olarak kadın erkek birarada eğlenemezsiniz.Birinci dereceden akrabalar haricinde herkes bu kapsama girer.Yasak olan pop Batı müziği,pop İran müziği ,heavy rock, acid, rock gibi müzikleri dinleyemezsiniz ve dans edemezsiniz. İçki içemezsiniz ve dağıtamazsınız.Evde bile olsa aşırı dekolte ve makyajlı olamazsınız. Uyuşturucu kullanamazsınız.tirek çekemezsiniz. Gürültü yaparak eğlenemezsiniz.Havuzunuza mayo ya da bikini ile giremezsiniz. Evinizde uydu yayınla yabancı televizyon istasyonlarını izleyemezsiniz, yabancı radyo dinleyemezsiniz. Evinizde porno yayın ya da video kaset bulunduramazsınız.Yasak video filmleri seyredemezsiniz. Evinizde açık saçık kadın resmi bulunduramaz ya da duvara asamazsınız.Çıplak erkek fotoğrafı da kadın gibi yasak olanlar arasında.Yasak kitapları bulunduramazsınız, yabancı yasak kitapları yada yabancı dergileri, yabancı İran aleyhinde yayın yapmış yayınları bulunduramazsınız.Evinizde silah bulunduramazsınız. Evinizde kadın erkek karışık düğün yapamazsınız, eğlenemezsiniz. >>Kadın erkek karışık herhangi bir parti yada yaşgünü kutlaması yapamazsınız. Yabancı bir genç kız ve erkek zina harici bile gayri İslami konumda evde oturamaz.Evde evli olmayan çiftler sevişemez. İrannet denen izinli network dışında network sistemine giremezsiniz. Bu kadar ev içi yasağa karşın ev temizliğine gelenler hep erkek! KUTU3————————– Sokaktaki Yasaklar İslami hicaba uygun örtünmeden sokağa bir kadın çıkamaz. Kısa kollu gömlek ya da şortla bir erkek gezemez.Üstünde amerikan bayrağı amblemi ya da amerikayla ilgili bir motif olan gömleği giyemez.Erkekler kravat takamaz ama buna çok fazla son yıllarda itiraz etmiyorlar.Aşırı ve göze batıcı makyaj yapamazsınız.Tırnaklarınızı uzatamazsınız ve boyayamazsınız. Kutsal Muharrem aylarında siyah haricinde renk giyemezsiniz. Fakat Tahran’ın kuzeyinde kadınlar daha az erkekler daha çok olmak üzere bu yasağı deliyorlar. Oysa yasada uzun cetveller halinde nelerin giyilip nelerin giyilemeyeceği belirtilmiş. Kadın erkek gayri İslami pozda yürüyemezsiniz. İçki içemezsiniz. Üç yıldır devlet artık giyim modellerine karışmıyor ve vitrinlerde her model elbise var. Sokakta bir tek fotoğraf çekene raslamadım. Video ve fotograf çekimi yasak.Sadece düğünlerde videoya sokakta izin var. Gösteri yapmak,duvarlara bir şey yazmak ya da yapıştırmak, İslam ve İran aleyhinde konuşmak yasak. Kadınlar ve erkekler ayrı spor merkezlerinde spor yapabilir ya da bisiklete binebilirler.Birlikte denize girmek dahil her şey yasak. Sadece birlikte yemek yiyebilir, cafelerde oturabilirsiniz. KUTU4——————————– İçki Evde yada dışarıda içki kesinlikle yasaklanmasına karşın içkiyi her yerde bulabilirsiniz.Özellikle Ermenilerin yaptığı vodka su gibi satılıyor.Arak içen İranlılar vodkadan sonra en çok viski seviyorlar. Birayı evlerinde yapanlar var.Genelde insanlar içki yapımı konusunda belli uzmanlıklar edinmişler.Likör türü kolay içkileri yapıyorlar. Tüm partilerde içik bol.Sokağa çıkınca da Cola’nın içine dökerek ortalık yerde yine içki içilmiş oluyor.İranlılar içkiye ve yemeğe düşkündür. Bunun yasaklanması Amerika’daki içki yasağına dönmüş büyük bir yeraltı sektörü doğurmuş durumda. Türkiye’de içki yasağı koymaya meraklı belediyelere insan ruhsal durumu ve demokrasinin yararları konusunda bir eğitim olabilir İran deneyimi. KUTU5————————– Eğlence İran’da en büyük sorun eğlenmek. Eğlenmek yasak neredeyse.Bir ortaçağ Hıristiyan geleneği olan eğlence ve gülme düşmanlığı mollar tarafından en çok uygulanmak istenen şeydi.Ama insani olmayan bu yasak her tarafından delik deşik.İnsanlar ne yapıp edip bir formul buluyorlar bunun için.Daha çok eza ve ağlama kültürü içeren Şia geleneği hep matemdedir.Oniki imamın ölüm günlerinin taziyeleri, matemleri ,muharrem ayı matemleri bitmez bir eziyet ve matem halidir. Aşure Tasua’da ise bu en yüksek noktasına çıkar.Gerçi yabancılara ayıp oluyor diye mollalar sırt kanatmayı, bıçakla göğüs yaralamayı ve kafaya vurmayı yasaklamışlar.Artık ortada kan yok . şia kültürü Hıristiyanlıkta olduğu gibi geçmişi canlandırma kültürü taşır.Kerbela olaylarını birebir canlandırır kostümlü olarak, ölümleri canlandırır. Katolik din kültüründe olan bu gelenek aynen Şialıkta da geçerli. O nedenle Şialık bir nevi Katolik yaşama bakış denilebilir.Öyle bağnaz ki yaşamdan kopartılmaya çalışan insanı din sınıfı aracılığıyla sürekli eziyette tutmak başlıca amacıdır. KUTU6——————– Bir Yolsuzluk Bünyad-ı Müstalsefan adıyla devrimde kurulan örgüt yoksullara yardım amacı taşıyordu.Fak-Fun fonu gibi bir şey denebilir. Buranın başkanı olan zatın kardeşi geçen sene karıştığı yolsuzluk ortaya çıkmış ve gazetelerde manşet olmuş.Üç kişilik çeteden biri Avrupa’ya kaçmış.Diğer ikisi mahkemeye çıkarılmış.Avrupa’ya kaçana ise tahahütname verilerek öldürülmeyeceği söylenmiş o da pişmanlık imzalamış ve İran’a dönmüş.İdam edilmiş.Başkan’ın kardeşine ise ömür boyu hapis!Hapiste içinde saunası,tenis kortu olan bir bölümde kaldığı söyleniyor ve geceleri dışarı çıkmasına izin veriliyor deniyor. Olabilir, çünkü adam Bank-ı Saderatı soymuş ve 123 milyar tümen götürmüş! Yolsuzluk haberleri çok fazla ama sonuç alınan yok.Ayaklar baş oldu ve hepsi götürmeye meraklı deniyor. NEVVAL SEVİNDİ

İran 1997

Ağustos 12 2005Yorum Yok Kategori: Analiz

Hatemi’nin İlk Seçim Öyküsü Sıcak bir yaz gecesinin kokusu var Tahran havaalanında.Uzak geçmişin insanı elinden tutup götürdüğü bir dünya İran.Çok uygar bir mekana girebilmek için tüm kadınlar başımızı örtüyoruz.İranlı kadınlar ise daha dikkatli örtünüyorlar.

Uçakta yanımda oturan İranlı kadın uzun tırnaklarımı gösterip “bu İran’da yasak” dedi.”belki siz yabancı olduğunuz için bir şey demezler “diye ekledi.Ojesiz olan uzun tırnaklarıma devletin karışmasının keyfiyetini düşündüm. İran denediği toplumsal modelle bambaşka bir dünya. Bu ülkede en büyük tehlike olarak görülen kadınlar siyah uzun mantolar,pardesüler ya da çadıralarını giymek zorundalar.Benim Tahran’a indiğim gün “Toplumu doğruya davet etme,doğru yola getirme” haftasının başlangıcıydı.O gün büyük bir gösteri yapılmış ve kadınların nasıl giyinmesi gerektiği,tesettüre uygunluk,süslenme konusu ve eğlenme isteklerinin İslami icaplara uyması uzun uzun söylevlerle anlatılmış.Ama tüm çabalara karşı 18 yıldır boğulmuş olan İran’da son üç yıldır ciddi bir gevşeme olduğu söyleniyor.İran’da özel yaşama müdaheleden insanlar bıkmış. Eski pastarların zihniyeti ; kadınlar zararlı yaratıklardır ve potansiyel suçlulardır.Eski pastarların yerine yeni bir gençlik örgütü kurulmuş, bunlar motorsikletli yoksul gençler. İstediklerine yol kesip hesap sorma yetkisine sahipler.Örneğin bir kız erkek yanyana yürürken evlilik cüzdanı ya da siga belgesi sorabilirler. Bunlara karşı olduğunu dört Cumhurbaşkanı adayı da açık oturumda söylediler.Bu gençlere üniversiteden kontenjan sağlandığı için bu örgüte tüm liseliler rağbet ediyor.Bunlar İslami yaşam tarzı uygulamalarında asayiş kuvveti olarak kullanılıyor.Kadınların vucüdunun şekli belli olmamalı,mutlaka siyah çorap giymeliler, büyük siyah eşarplar takmalılar.Aslında bunun için yeni icat edilmiş modeller var.Megna denilen bu örtülerin bir çenenizi bile saklayan modeli var, bir de sadece yüzünüzü çerçeveleyen bir diğer modeli.Kadının her davranışı devlet tarafından belirleniyor.Eskiden kot pantolon giymek de yasakken şimdi herkes kot pantolon giyiyor.Yanları beyazlatılmış siyah ya da mavi jean.Şimdi açık renk giymek muhalefet göstergesi İran’da.Kahverengi nin tonları veya kemik rengi anlamlar içeriyor! Televizyonda çocuk programları muhalefetin ana merkezi durumunda.Yavaş yavaş 9-10 yaşındak kız çocuklarına kadar tırmanan bir yaş silsilesi içinde örtünmemeye , başı açık çıkmaya başlamışlar.Yine müzik yasağının ilk delindiği yerde televizyondaki çocuk programları . Önce kadınlar çıkıp koro halinde şarkı söylemeye başlamışlar, sonra masal aralarında küçük şarkılar seslendirmişler.Çünkü kadın solist yasaktı, sonra küçük kızlar tek başlarına şarkı söylemeye başlamışlar.Açık renk giyinip,açık renk örtü örtmeye başlamışlar.İran’da yasada 9 yaşındaki kız yetişkin sayılır.Hem evlilik için hem ceza kanunu gereğince.Bu nedenle o yaştaki kızların çocuk programında tek başlarına şarkı söylemeleri herkesi sevindiren bir devrim olmuş . Son bir yıldır evlilik,aşk, kadın erkek ilişkisini ailede anlatan programlar yapılmaya başlanmış.Geleneksel çadıra giyilmiyor artık. Siyah çadıra ise siyasi İslamin simgesi olarak algılanıyor ve Tahran’ın kuzeyinde oturanlar asla çadıra giymiyorlar ve başlarını megna ile örtmüyorlar.Onlar büyük şallar örtüyor başlarına,saçları görünüyor. Uzun siyah ya da koyu renk çok şık mantolar giyiyorlar.Kolları sırmalarla işli, önden düğmeli zarif tokalı modellerin yanısıra en son kullanılan kolları pelerin gibi dikilmiş bol mantolar. Tahran’ın pahalı ve şık kısmı olan kuzey Tahran’da vitrinler şıklık ve pahalılık yarışında.Eskiden yasak olan makyaj ürünleri her yanda satılıyor.Tüm vitrinler en ünlü Avrupa mallarıyla dolu.En şık İtalyan ayakkabıları hiç de İslami olmayan modelleri size sunuyor. Son bir yıldır moda kavramı çok yayılmış ve radikal İslamcılar bundan çok rahatsız.Çünkü modayı Batılı buluyorlar ve tüm sınırlamalara karşın bunun önüne geçemedikleri için canları sıkılıyor.Tahran’da en çok gözünüze çarpan kadın sürücüler.Kadınlar çok yaygın bir şekilde araba kullanıyor. Kadınlar giysileriyle , davranışlarıyla bir muhalefet yolu bulmuş ve bunu ifade ediyor.Aydın kadınlar,gençler ben çadıra giyince “utanırız seninle gezmeye” dediler bana.Toplumda bir kamplaşma hissediliyor. Kentli zenginlerle yoksullar arasında. Her alış veriş merkezi kapısında, restoran kapısında ya da girişlerde nasıl örtünmüş ve İslam’a uygun tesettürle girilebilir posterları asılı.Şekille size uyarı yapılıyor. 18 milyonluk İran devrim sonrası doğum kontrolunun yasaklanmasıyla 60 milyona çıktı.Sekiz savaşa rağmen nufüs artışı başına dert oldu. Son üç yıldır doğum kontrol hapları ve kanal bağlatma serbest bırakılmış. Buna önem vermeye başlamışlar devlet olarak.Cinsellik büyük bir tabu. Okullarda asla konuşulmuyor .”İslam ve Cinsellik” yazılı bir kitap poşette yayınlanmış geçenlerde.Bu tür yayınlar satış rekoru kırıyormuş. Son rekor kıran kitap ise “Simyacı”.Burada aşk, sevgi konusu sinema diliyle,resim ya da başka bir araçla aktarılınca kıyamet kopuyor. Bir liseli genç “ cinselliği nereden öğreneceğiz hiç bilmiyoruz.Ama burada kızlar azmışlar artık. Kızlar saldırıyor adama. Ama erkeklerin tek konusu da kız.Ben de genç evliliğe inanıyorum. Kız erkek ilişkisi evlerde gizli sürüyor,gizli olduğu için de istenmeyen bir çok facia yaşanıyor” diyor. Erkekler evlenirken kesinlikle bakire istiyorlar hatta bir kısmı adli tabipten kağıt istiyor şart olarak.Çünkü kızlar rahatlıkla cinselliklerini yaşama isteği gösteriyorlarmış.Evde yakalanan kızın o erkek tarafından kızlığının bozuluduğu ispatlanırsa bunun mehriyesi (bedeli) yasada sağ el ve sol bacağın kesilmesidir.Böyle evlenen erkek asla o kadından boşanamaz.Çünkü siga 25 yaşın altındaki kadınlara yasal olarak uygulanamaz. Mefasili içtemai denen özel güvenlik güçleri özel yaşamın her anına karışabilir ve sizi cezalandırabilir.Polisle aynı giysileri giymekle birlikte onların karakolları ve mahkemeleri ayrıdır.Düğün evini,yaşgünü partisini basmak bunların işidir.Düğün kadın erkek ayrı olmalı ve eğlence olmamalı.Buna uymazsanız ya komşunuz ihbar eder gelirler yada onlar geçerken ses duyup evi basarlar.Alıp götürürler tüm konuklar dağıtılır ve düğün geceniz rezil olur.Şellak (kırbaç) cezası yerine artık para cezası var genellikle.O nedenle düğünler büyük otellerde kadın erkek ayrı yapılıyor.Partiler ise her zaman risk taşıyor. Dışarıya ses gitmesin diye cam çerçeveyi battaniyelerle örtseniz bile çağrılmadığına sinirlenen biri sizi ihbar edebilir.Ben oradayken üniversiteli bir gencin yaş günü partisi basıldı. Bir çok mağazada tezgahtar,kasiyer çok kız çalışıyor.Süperlerde kadın iç çamaşırı bölümüne erkeklerin girmesi yasak.Erkek kuaför yasak. Genelde Ermeni olan erkek kuaförler kaçak çalışıyorlar.Kadın kuaför salonları çok lüks ve kadınlar çok dekolte giyiniyor içeride.Hepsi makyajlı ve gösterişli.Gelin başı yapanlara sordum burada gelinlerde türban takma yok.Yani tesettür işlemiyor.Normal duvak takıyorlar. Sadece sokağa çıkarken büyük bir kapuşonla örtüyorlar duvağı ve yüzlerini. Üniversiteli kızlar iş kadınları gibi giyiniyor,ellerinde bond çantalar taşıyorlar.Danışkai Zehra gibi sadece kızların okuduğu üniversiteler var ama genelde üniversite karışık.Liseler ise kesinlikle ayrı. Son yıllarda üniversitelerde gevşeme olmuş, gençleri biraz rahatlatmışlar. Kadınlar sigara içebiliyorlar,otel lobileri ve cafeler gençlerle dolu. Birlikte sohbet edip, elini falan tutup çene çalıyorlar.Yalnız ya da iki kadın gelip oturuyor ve çayını içiyor lobide. Yine de Tahran’ın en güzel sineması olan Azadi’nin yakılmasını önlemiyor bunlar. Tüm gençlerin sevdiği bu sinemanın yakıldığı söyleniyor. En büyük sorunlardan biri de uydu yayınlar.Uydu ve çanak anten yasak hem para cezası hem hapis var.Ama komşularından emin olan her evde uydu yayın izleniyor.Herkes Türk kanallarını izliyor.Azeriler İstanbul lehçesi konuşuyor, Farslarda Türkçe öğrenmeye başlamışlar. Her yerde Türkçe kursları açılmış.İran tÜrkiye’nin sosyal ve siyasal etki alanı içinde bu nedenle hükümet Türkiye aleyhine hiç bir yayını atlamadan icra ediyor. İran’da siyaset insanların özel yaşamını düzenlemek demek ne müzik dinledikleri ,ne giydikleri,nasıl eğlendikleri , evlendikleri , sevişmeleri, doğumları her anıyla yaşamları devlet tarafından planlanıyor ve kontrol edilmek isteniyor.Elbette imkansızı isteyen u bu sistem başarılı değil.Çünkü Tanran’da parası olan herkes canının istediğini bir şekilde yapıyor.Rüşvet çok yaygın ya rüşvet vererek ya da gizlilik içinde işler yürüyor.Her yerde içki bulabilirsiniz, lüks tüketim malına ulaşabilirsiniz.Dini Aşura Tasua günleri bile kız erkek görüşme anlaşma partisine dönüyor.Sokaklarda yakılan mangallardan yayılan üzerlik kokusu her yanı gençliğin büyüsüyle tutuşturuyor. Restoran Elbruz’a gittim.Masada “Sayın misafirler lütfen İslami yiyecek kurallarına uyun” yazıyor.Uyarılardan kurtulma şansı yok. Şah dönemi yaşanan korku ve uyarı dolu dünyanın tıpkısı. Temel prensip totaliter zihniyeti kamu alanında yaygınlaştırmak. Bir taksi şoförünün bana söyledikleri yaşama bakıştaki karamsarlığı aktarıyor: “biz artık nasıl yaşarız diye düşünmüyoruz nasıl rahat ölebiliriz diye düşünüyoruz.”Sadece 30 yaş civarında olan bir insanın ülkesindeki yaşam sevincini yitirmesinin özetiydi bu. Bu nedenle dört adayda seçim konuşmalarında halka daha rahat ve modern taleplere cevap vereceklerini söylediler,buna Natık Nuri dahil. Türkiye nelere sahip olduğunun farkında bile değil.Gücünü görmüyor ve kullanamıyor.İran ise demokrasi kültürü olmayan ama siyaset geleneğine sahip bir ülke ve politika yapanların düzeyi yanısıra ülkelerinin geleceğine olan duyguları nedeniyle toplumda bir gerginlik olmasın diye oylarını Natık Nuri’ye verebilirler.İran’ın toplum olarak siyasi olgunluğu ülkelerinin geleceğiyle ilgili günlük siyasetlerle değil. Planlı ve yemyeşil bir kent Tahran.Çınar ağacı kentin sembolü ve tüm caddeler, sokaklar çift sıra ağaçlıklı.Büyük parklarda fiskiyeli havuzlar ve her yer gül , çiçek içinde.Tahran gül ve hanımeli kokuyor. Yasalara uymayanın şansı yok pek, Tahran belediye Başkanı çok çalışkan biri. Amerika’da kent planlaması okumuş olan başkanı insanlar seviyor. Geniş bulvarları,üst geçitleri ve yeni otobanları, meydanları, heykelleriyle Tahran modern bir kent sunuyor.Hatta bir bankamatik bile bulabilirsiniz , dört yıldır kullanılıyor ve kentte 30 tane var.Ama kredi kartı kullanılmıyor, cep telefonu 3000 dolar.Banka %15 faiz veriyor, döviz ise sürekli müdahalelerden dolayı bir aşağı bir yukarı.Bankaya döviz bozmaya gittim adam bana “deli misin dışarıda iki katı, git dışarıda boz” dedi. Eski büyük alana oturmuş,yüksek duvarlı villaların yerini çok katlı binalar almış.Bu yüksek binalar site olursa şehrin dışındalar.Büyük suiteler var ama yemyeşil çevreleri, çiçekler içinde. Apartmanların estetik görünümü ise bizden daha yüksek bir kalitede. Burada zengin olanlar için modern bir yaşam var. Evinde piyanosunu çalabilir, tenis oynayabilir, bir saat uzaklıktaki kayak merkezinde kayağa gider, snowboard yapabilir. ikiyüzelli bin dolara arabaya binilen Tahran’da tirek çok yaygın.Oysa kimyevi uyuşturucunun cezası çok ağır, yasalarda karşılığı idam. Yasalarda kadının durumu bu denli modern bir görünümle taban tabana zıt.Kadınlar yasada erkekten daha aşağı bir konumda hep. Evlilik şahidi bile kadın olamaz,bir erkeğin karşılığı iki kadın ediyor çünkü. Zina halinde karısını basan bir erkek her ikisini de öldürme hakkına sahip. Zina yapan kadın ya da erkek taşlanır. Kız çocukları 9 yaşından sonra kadın ve yetişkin sayılıyor,tesettür mecburiyeti var.Ama üç dört yaşından sonra çadıralı çocuk görebilirsiniz.Erkekler ise 15 yaşından sonra yetişkin sayılıyor. Bir gazete haberinde Gali denen bir yerde 11 yaşında bir kız 17 yaşında bir erkekle ilişkiye girdiği anlatılıyor.Sonra miras nedeniyle ikisi birlik olup kızın üç kardeşini öldürüyorlar.Birini boğarak,birini keserek falan.İkisi de idama mahkum olmuşlar. Burada birini öldürmek en ağır suç.O nedenle cezası idam.Kanı ancak kan temizlere inanıyorlar. İran yasal açıdan tam bir erkek demokrasisi.Erkeksen ne istersen yapabilirsin.Erkek karısının haberi bile olmadan onu boşayabilir ama kadının boşanma hakkı yok.Yurt dışına çıkmak,pasaport çıkarmak, çalışmak erkeğin iznine bağlı.Aydın ailelerde erkek karısına genel vekaletname vererek bu sorunu aşıyor. “Medeni bir toplum hem kadın hem erkek için önemlidir” diyen Khatemi’yi anımsadım. Hemen ardından İran’da Mefaset denen ekibi öğreniyorum.Fesat yapanlar anlamına gelen Mefasetçiler eğlenerek, özel yaşamında İslami olmayan tarzda yaşayan fesatları tutuklamakla görevli. Lise ders kitablarında kadın hakkında şöyle yazıyor: Kadın hukukta erkekle eşittir.Kadın duygusal ve ruhsal olarak üstündür.Kadının en büyük üstünlüğü annelik gücüdür. Annelik sevgisi olmayan insan bile değildir. Kadın çocuğu ve kocası için her türlü fedakarlığı yapmalıdır.Kadına iyi davranmalı onu mutlu etmeli ki o iyi çocuklar yetiştirsin.Kocası karısına sevgisini göstermelidir.Mehriye (evlilikte kadına ödenen para) ise erkeğin sevgisini ve centilmenliğini gösterir.Kadına kendisini sevdirir.Mehri kadınlara vermenin anlamı onlara hediye edilmesidir.Kuranda bunun karşılığında “sadaka” sözcüğü kullanılmıştır, bazı kızlar bunu para kaynağı olarak görüyor.Ağır mehriyeler isteyen kızlar iyi aile kuramazlar.” Bu arada gençler porno seyretmek için internet’e giriyorlar.Genelde gece ikiden sonra boş telefon hatlarından Türkiye’ye bağlanıyorlar Türkiye’den internet’e geçiyorlar. İslam ceza kanununda bir müslüman erkeği öldürene kan diyeti (297.madde) – 100 deve sağlam ve şişman -veya 200 tane öküz -veya 100 tane koyun -veya 200 takım elbiselik iyi cins kumaş -veya 1000 dinar (her dinar 4.5 gr) yani 4.5 kg altın vermek zorunda. Yasanın 300.maddesi ise çok kısa ; “Eğer bir müslüman kadın öldürülürse kan diyeti erkeğin yarısıdır.” Yasanın 435.maddesi ise çok ilginç: “Eğer bir nedenle erkeğe zarar verip onun hayalarının ikisi de kesilirse sanki adam öldürmüş gibi tam diyet alınır taraftan.Yok sadece sol haya zarar görmüşse 2/3’ü,sağ haya ise 1/3’ü alınır. Hayalar sadece şişerse 400 dinar,bu şişme yürümeyi engelleyecek kadarsa 800 dinar diyet gerekir.” 638.madde:İslama uygun olmayan giysiyle kamuya çıkan kadın 10 günle 2 ay arasında hapis cezasına çarptırılır. Gayri İslami kadın erkek ilişkisi zina haricinde 200 şellak (kırbaç) İçkiyle ilgili her şey 3 ayla bir yıl arası hapis ve ilaveten 24 şellak. Kamu alanında kadına veya çocuğa sarkıntılık 2-6 ay hapis ve 74 şellak. Kanunda siga akti(sözleşmesi) iki türlü ;geçici ve devamlı.Geçici olanda süre belirtilir.Burada en az süre üç ay on gündür.Yeniden evlenmesi için en az üç regl dönemi geçmesi gerekir. Siga sözcük anlamı “nikah”. Evlenirken her halükarda siga olunuyor buna dini nikah deniyor eğer olmazsa çocuklar gayri meşru sayılır.Noterde hazırlanan belge olmadan birlikte olamazsınız.Siganın yasal hakları da var.Şah zamanı siga ayıptı ve sadece fahişeler yapardı .Devrimden sonra kadın erkek birlikte olabilmenin tek yolu olmuş siga. Çünkü boşanma formalitesi olmadan üç dört ay birlikte olup ayrılmak mümkün.Eskiden metres olan kadına bazı haklar sağlayan siga şimdi modern gençlerin birlikte olma aracı. Kadınlar siga istiyor zaten.Kanunda sigalı kadının çocuğunu isterse erkek tanımaz diyor.Yani kanun yaptırım uygulamıyor doğan çoçuğun babasına.Bu nedenle siga normal evlilik değil sadece bir ilişki kurma biçimi. Hazar kıyıları yeşillikleriyle bizim Karadeniz’e benzer, zaten Kuzeyliler Lazca konuşurlar.Yazın denize girmek için kadınlar ve erkekler yüksek ve denizde devam eden bir paravanla ayrılmıştır birbirinden. Kadın erkek ayrı denize girmekle birlikte kadınlar bikini falan giyemezler. Mayo bile azdır,genelde elbiselerle, paçalı donlarla girerler. Artık deniz eğlencesi halkın olmuş, zenginler özel havuzlarına ya da spor kompleklerindeki özel havuzlara gidiyorlar.Özel alanlarda bisiklete biniyorlar. Kız çocuklarına paten yapma izni varmış parklarda ben hiç görmedim.Zaten İran’da kadın dedikleri şey 17 ile 30 yaş arasında var. Sonra ailesi için parçalanan biri,beğenilmesi çok zor. Gençler bile bu düşüncenin etkisi altındalar.Genç erkekler kadının gençken ancak sevilebilir olduğunu sanıyor.Çok erken yaşlarda evleniyorlar. İran minyatürlerinde kadına bakıyorum açık saçları beline kadar,başını bir taç ya da başlık süslüyor.Erkeğiyle birlikte çalıp söylüyor, şarap içiyor.Çok samimi kucak kucağa minyatürler var.Hz.Yusuf gibi güzel erkek görünce bayılan kadınları tasvir eden minyatür İran’daki kadın kültürünü anlatır gibi.İranlı kadınlar evin içinde tek egemen ve söz sahibidir.Güzel siyah gözleri sürmeli ve çok aktif kadındır. Bugün her şeye rağmen kamuda çalışan kadın çok fazla.Kadınlar eve kapatılamamış durumda.Kadınlar cesur ve yürekli. Lise din kitabında kadının gerçek rolü bölümünde atife yani analık sevgisi anlatılıyor.Avrupa’da Amerika’da annelik duygusu az olduğu için aile sıcaklığı yoktur ,bu yüzden bir çok sorunları vardır deniyor. Nasıl eş seçmelisiniz bölümünde ilk şart olarak iman ve takva (inanç) sahibi olmalıdır yazıyor.Karı kocanın birbirini eğitmesi ve ailede kadın erkek ilişkisini anlatan bölümler kitabta geniş bir yer tutuyor.Erkeğin kadını sevmesi ve yardımcı olması öğütleniyor ama yapmazsa da bu kadının yapması gerekendir deniyor.Evişinin ağır olduğu kabul ediliyor.Erkeğin üstün olduğu duygusunu veriyor yazılanlar. Khatemi’nin kızı Leyla Khatemi ile yapılan bir röportaj ilginç soru ve cevaplar içeriyor.Sanati-i Şerif üniversitesinde matematik öğrencisi olan Leyla ‘ya neden matematik bölümünü seçtiğini soruyorlar: _Bir ülkede temel bilimlerin önemli olduğunu düşünüyorum _Baban bu seçimde seni serbest bıraktı mı? _Ben özel hayatımda ve seçimlerimde tamamen serbestim sadece onun irşadından ve deneyimlerinden yararlanırım.Sosyal bilimlere, edebiyata ve güzel sanatlara da çok meraklıyım.Babama ne zaman bir şey anlatmak istesem beni dinler.Bizim ailede karşılıklı görüş alış verişi çok önemlidir. _Acaba babanın kararlarında ne kadar etkili olabilirsin? _Bunu babama sorun. _Babanız için kızla erkek fark eder mi? _Babam için eşittir. _Babanı tanıtmak için ne dersin? _Düşünen hür bir insan _Babanın kazanmasını ister misin? _Biz babamla birlikte olabilmek için işinin daha az olmasını isteriz.Ama o bir Cumhurbaşkanı özelliklerine sahip. _Araba kullanır mısın? _Evet. _Evde uydu ya da video var mı? _Video var uydu yok. Son gördüğü İran filmini ve okuduğu kitabı anlatıyor Leyla, Simyacı ‘yı okumuş.İran’da kadınların çok zor günler geçirdiğini söyleyen Leyla son yıllarda kadınların haklarnıa sahip olabilmek için çok uğraştıklarını anlatıyor.Babasının sanata çok önem verdiğini ve tüm sanat kollarını canlandırmak istediğini belirterek tüm aydınlara mesaj veriyor. Khatemi ve ekibi daha özgür ve dünyayla ilişkili bir İran özlemine cevap verirken halk onu istiyor ama toplumsal gerilimden de ürküyorlar.

Sayfa 1 / 11