‘Delikanlı’ kadın
Yazar, gazeteci, profesyonel konuşmacı Nevval Sevindi güçlü bir kadın. Akıcı, kolay anlaşılır ve dürüst bir dili var. Sanki satırların arasında iri kıyım bir kadın, kaşlarını çatmış, ayaklarını patır patır yere vurarak yürüyor
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN 2005-01-08 (473 defa okundu) AYÇA ŞEN (Arşivi) Girişimci amazon: Nevval Sevindi Şu bendenizin doğum sonrası depresyonundan sonra, bir nebze de olsa kitap okuma eğilimine girdiğim bir dönem, kütüphanemde (ki çoğu şık ciltli, kilo ile alınmış ansiklopedilerden oluşuyor) bir kitap buldum. Bu kitaplık garip bir kitaplık. Yarıdan fazlası boş olmasına rağmen nasıl oluyorsa arada gaipten bir kitap türüyor. Nevval Sevindi’nin kitabı da işte böyle rastlantıyla elime geçti. Kadınların ezilmesi, toplumda yer edinmeleri, haklarını savunmalarına dair, zaman zaman kadına da sinirlenen, kadın tarafından yazıldığı belli, fakat cins ayrımı yapmayan bir kitaptı bu. Saygı ve sevgiyle erkekle kadının birlikteliğinin olabileceğine olan inancını kaybetmekten ürken bir tarafı da vardı yazarın. Kütüphanedeki kitabının adı Girişimci Amazonlar’dı. Sonradan Kent ve Kültür ve Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar kitapları da geçti elime. Radyo programında bölümleri okunabilecek (tabii kaynak belirtilerek) akıcı, kolay anlaşılır, yormayan ve dürüst bir dili vardı yazarın. Sanki satırların arasında iri kıyım bir kadın, kaşlarını çatmış, ayaklarını patır patır yere vurarak yürüyordu. Çok hoşuma gitmişti. Ama Nevval Sevindi kimdir, ne iş yapar, nerede yaşar, hiç haberim yoktu. Önce Samanyolu TV’de program yaptığı haberiyle hayallerim yıkıldı. Şöyle; nasıl olurdu da televizyona çıkardı! Onu keşfeden bendim; fakat bana ihanet etmişti; demek ki yaptığını beğeniyordu; bu olacak iş değildi! Aklı başında biri televizyona çıkar mıydı… İkinci bomba, aktüaliteye sahip arkadaşımdan geldi; kitaplarını evde gören arkadaşım “Aaa, Nevval Sevindi mi okuyorsun; abi o Fetullahçıdır,” dedi. Nasıl olur; şimdi, hayatta ilk kez kendi keşfettiğim yazar bir de ‘bişiyci’ mi çıktı! Ama politik, dini, iktisadi bir öğe taşımıyordu kitapları? O zaman anladım ki, tanımadığınız birini sevmek için bir sürü engeli aşmanız gerekiyor. Aradan bir kaç sene geçti. Resmini dahi görmediğim yazarı meğer herkes tanıyormuş. Geçenlerde kitapçıda yeni kitabını gördüm: Kırık Kalpli Kadınlar Ülkesi. Kitabın parasını öderken bir yandan ‘gasteyi’ arıyordum röportaj edeyim mi diye, “Aaa, tabii güzel olur,” denildi. Röportaja karar verilen gün aynı zamanda Avrupa Birliği şeysinin, Semra Hanım’ın final gecesinin ve Şeb-i Aruz’un olduğu güne denk geliyordu. Hangi birine ait olduğumu yine bilemeden ve ömrü billah muamma kalacak bu kargaşaya hakkını vererek ihtişamlı sayılabilecek evin kapısını çaldım. Bir süre bekledikten sonra kapıyı çeyrek açıp fönlü ve açık kumral röfleli saçlarını yandan sarkıtarak kadının olgunluk çağı seksapeliyle “Gel Ayça’cığım, kusura bakma, şimdi girdim içeri, sen geç otur, hemen geliyorum” deyip bornozuyla parmak uçlarında koşa koşa içeri gitti. Nevval Sevindi İzmirli. Yaşını sorduğumda ona yaşını soran genç bir kıza verdiği nazik cevabı anlattı. “Biz kadınlar hoş bir kadın görünce hemen yaşını merak ederiz, bilirsiniz,” deyince artık genç kız olmadığımı anladı, güldü ve “Kırk yedi,” dedi. İnanamadım. Öyle kendi tarzında, güzel, rahat ve genç. Ya ben elli yaşı gözümde büyütüyorum ya da yeni-eski kuşak gerçekten genç kalıyor. Çin çaylarımızı içerken sohbet başladı… “Ben dominant bir kadınım” Yeni Yüzyıl ‘dan Zaman’a geçişiniz nasıl oldu? ’89′da yazmaya başladım. Cumhuriyet Gazetesi’nde gazeteciliğe başladım. ’91′de ilk kitabım çıktı. O yıllardan beri aktif olarak yazı yazıyorum. Ankara Üniversitesi’nde Antropoloji okudum. Sonra Klasik Yunanca mastır çalışması yaptım. Çok okurdum. Bütün Türk ve dünya çocuk klasiklerini ilkokulda bitirmiştim. Kendimi bildim bileli her konuda okurum. Sonra Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı’nda kıdemli konuk olarak çıkmaya başladım (gülüyor). Entelektüellerimiz ekranda konuşan kadın görünce sevmedi. Hemen kulp bulunmaya başlandı. Sonra Kanal E’de üç yıl program yaptım. Sonra Samanyolu TV’de… Yeni Yüzyıl kapanınca işsiz kaldım. İki yıl önce Şahin Alpay’la birlikte Zaman’a geçtim. Fetullahçı deniyor sizin için? Hoca Efendi’yle röportaj yaptıktan sonra hiçbir şeyi araştırmadan, tamamen önyargıyla eleştiren ve bunun şık göründüğünü düşünen kesim adımı öyle koydu. Ben sosyal bilimci olarak bu anlaşılması gereken bir fenomendir dedim. Kitabımda da yazdım. Ben çocukluğumdan beri İslami terbiyeyle büyüdüm. Hep inançlıydım. Bu beni ilgilendirir. Dinlemeden mantıksızca eleştirdiler, yargısız infazlarda bulundular. Ama eleştirilerde bulunanlar, iktidar değiştikten sonra artık bu konuda yazıyor. Ne yazıyorlar? En son Nurculukla ilgili kocaman bir yazı dizisi yaptılar ya. Bugüne kadar kimse anlamadı; ben sosyolog olarak şu an devreye giriyor ve anlayın diyorum diye emreden yazı dizisi. Benim en zor dönemde, 28 Şubat’ta söylediklerimi, şimdi benim yazdıklarımdan çalarak söylüyorlar. Fetullah Gülen’in gazetesi, televizyonu ve hatta okulları AKP’den önce de vardı ve çocuklarını Gülen’in okullarına gönderen bir çok entelektüel tanıyorum. Bu bir kargaşa değil mi? Evet, zaten komedi de burada. Sıkılmadınız mı Gülen’le anılmaktan? Bu Türk entelektüel dünyasının sıkıntısı önce. Zaten uzun zamandır bu konu gündeme gelmiyor; fazla uzatmazsak sevinirim. Meselâ yeni kitabım çıktı. Zaten kitaplarımın hiçbirinde bu tip konular yok. Benim derdim bir insanı yargısız infaz edip kötülemeye karşı çıkmaktı. Herkes işine geldiği gibi, yine kendi çevresinde prim yapmak için dinlemeden, anlamadan yargıladı. Gülen’le ilgili köşe yazım bile yok. Bu düşmanlık anlaşılır gibi değil Evli misiniz? Değilim. İlk eşimle evlenip dört sene İran’da yaşadım. Sonra ayrıldık. Tekrar evlendim. Onunla da anlaşamadık. Ben dominant bir kadınım. Erkeklerle anlaşması kolay olmuyor dominant kadınların. Çocuktan sonra meselâ, benim sevgili kurumum çöktü. Siz de yaşıyor musunuz bunu? Tabii çocuk bir sorumluluk getiriyor. Erkekler sorumluluk almayacakları kadınları tercih ediyor. ‘Feminist değilim’ Nevval Sevindi’nin Ulduz isimli bir kızı var. Bir an böyle duvar gibi kararlı biri annem olsa ne halt ederdim diye korkup ona geçenlerde önünden yürüdüğümde Memo’nun kafayı basamağa gömmesinden sonra annemin “Sana vasiyetim olsun; asla çocuğunun önünden gitme,” dediğini anlatıp çocuğundan ön planda yaşamak ile anne-kız muamması bir araya gelince neler oluyor diye sordum, “Problemler çıkmaz mı, tabii ki çok çıkıyor; ben baskın karakterli, prensipli ve kararlı bir anneyim. İster istemez çok sorun yaşadık, hele ergenlik çağında … Şimdi üniversite bitti, Amerika’da iki yıl kalmak kendine güvenini sağladı. Artık ilişkimiz çok daha iyi. Zaten Ulduz pek evden çıkmayan, kendi halinde bir çocuktu. Ama evlendiğim zamanlarda mutsuz oluyordu; çocuk anneyi paylaşmak istemiyor başkasıyla. Yaz tatillerinde babasıyla görüşüyor. İkisinin ilişkisine karışmam .” Gazetecilikten böyle ev yapacak kadar para kazanılıyor mu? Benim bir de şirketim var; yönetici danışmanlığı yapıyorum. Ayrıca Diyalog Avrasya dergisinin yayın yönetmeniyim. Kitaplarım çok okunuyor, çok baskı yapıyor. Profesyonel konuşmacıyım. Nevval Sevindi İzmir Amerikan Koleji’nde okurken 800 metre koşucusuymuş. Yine lisede disk atıyormuş; sahiden de cümleleri Alman milli kadın disk atıcıları gibi kaslı. Kenar süsü yapmak için değil, gerekli olduğu için sıra sıra diziyor kendinden emin ve güzel kelimeleri yan yana. İngilizce ve Farsça biliyor. Farsçayı İran’da öğrenmiş. Şah geldikten sonra çarşaf giyme zorunluluğu gelmiş ama zorluk çekmemiş; üzerinde ne olduğuna değil, işine gücüne bakmış. Ben olsam saatlerce aynanın karşısında ne kadar da Türkmen köylülerine benzedim deyip ona bir de feminist bir kulp bulmaya çalışırdım. Nevval Sevindi ise “Feminist değilim,” diyor. Alfa Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı Kırık Kalpli Kadınlar Ülkesi, en sevdiği ilk kitabı Aşkın Ölümcül Etkileri kitabının 2005 versiyonu. Seksenlerde yazılan bu kitabın orjinali, o dönemki feminist kitapların aksine erkeği kadını aynı kefeye koyuyor. Hamilelikte aldığım yaraların iyileşmesinde yanımdan ayrılmayan, edebî artizlikler yapmayıp bir de o halimle anlama güçlüğü yaşatmadığı ve emzirme şeridinde bile bana güç verip gülle kaldırtabilecek coşkuyu sağladığı, herhangi bir ‘ist’e hizmet ettiğini zerre kadar düşünmediğim bu güçlü kadına minnetlerimi arz ederim. Ayrıyeten altın gününe gidiyor gibi giyim kuşam tarzını bile kendisiyle tanıştıktan sonra sevmeye başladım. ‘Er meydanlarında’ inandığını savunacak bir yüreklilik gösterebilmiş; inandığını savunamayanlara da öyle sanıyorum mahalle delikanlısı gibi tespih çekmiştir. Bu röportajın İpek Yolu 1) Anadolu’nun her yerini adım adım gezmiş, hatta dünyanın her tarafını, İpek Yolu’nun bile büyük bir bölümünü deveyle geçmiş, hayatın, halkın içinde olan bir kadın. 2) Dürüst bir kadın. Anlatımı o kadar yalın ki, onu dinlerken gıpta ettiğim anda, “Dili sadeleştirebilip anlaşılır kılmak için yalanlardan temizlemek gerekir,” diye bir ses duydum içimden. 3) Uzun yıllar tiyatro oyunculuğu, prodüktörlük ve belgesel yönetmenliği yapmış. Hatta İpek Yolu projesinde ona prodüktörlük görevi verilmiş. Şimdi de bir ayağı yurtdışında. 4) Kameralarda görünmeyi ve poz vermeyi seviyor. Mesela nevvalsevindi.com diye bir de sitesi var, orada da zaten böyle saçlarını filan sallandırıp ellerini çenesine filan koymuş. Gözleri yeşil ve her dem makyajlı ve şıkmış. 5) Kendisiyle kilo sohbetimiz de oldu. Üç verdim, beş aldım muhabbetinde kemoterapiden sonra kilo aldığını çünkü göğüs kanseri geçirdiğini söyledi; üç dakikalık bir şok yaşadım. Şimdi iyiymiş ama tabii altı ayda bir kontrole gitmesi gerek. Altı yıldır bu konuda çalışmalar yapıyor ve bir kitabı var: Kanserle Yaşıyorum. 6) Girişimci Amazonlar kitabını okuduktan sonra ben de bir kitap yazmaya karar verdim: Girişimci Amazontalar. Hatta cuma sabahları Radyo N101′de, Bilge diye bir arkadaşla Amazontalar diye bir program yapıyoruz 08.01.2005 Radikal