Ocak 13, 2005

HABİTAT II

Ocak 13 2005Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

HABİTAT II için ikinci hazırlık toplantısı Çanakkale’de yapıldı

Eylül ayı içinde Türkiye’de gerçekleştirilecek olan Habitat II ve Gündem 21. Uluslararası Gençlik Takip Toplantısı’nın ikincisi Çanakkale’de yapıldı

Çanakkale Youth For Habitat (Gençlik İçin Habitat) tarafından düzenlenen toplantıya Türkiye’nin tüm bölgelerinden gelen gençlik temsilcileri katıldı. İki gün süren toplantının oturumlarında gençlik sorunları ve çözüm önerileri serbestçe tartışılırken, atölye çalışmaları yapılarak raporlar hazırlandı.

Habitat II ve Gündem 21 Uluslararası Gençlik Takip Toplantısı için II. Ulusal Hazırlık Toplantısı Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Özay ve Youth For Habitat Dış İlişkiler ve Liseliler Asistanı Pamir Yörük’ün konuşmalarıyla açıldı.

Daha sonra Nur Güngör Turhanlı’nın yönettiği oturumda, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Başkanı Şengül Akçar Proje Hazırlama Metodları, Marmara Belediyeler Birliği Sekreteri Fikret Toksöz Yerel Yönetimlerde Gençliğin Yönetime Katılımı konularında tebliğler sundular.

Sorular ve tartışmanın ardından Youth For Habitat yapısının ve projesinin tanıtımı yapıldı. İl temsilcilerinin sunuşlarından sonra Yalı Hanı’nda gençlik partisi verildi.

Toplantının ikinci gününde Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi Sivil Toplum ve Gençlik konulu bir konuşma yaptı. Toplantıya katılan gençler Sevindi’nin konuşmasından sonra atölye çalışması yaparken, müzik dinletisine de katıldılar. Katılımcı kurum temsilcilerinin sunuşlarından sonra atölye çalışması sonuç raporları okundu.

•ÇAN BİRLİK Gazetesi, Sayı:7290

 

“Değişen Dünyada Kafkasya

Ocak 13 2005Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

“Değişen Dünyada Kafkasya”
29.05.2004 – 12:47:21
27 Mayıs tarihinde saat 19:30’da Kafkas Vakfı Kocaeli Temsilciliği tarafından “Değişen Dünyada Kafkasya” konulu bir toplantı yapıldı.

Toplantıya konuşmacı olarak davet edilenlerden Prof. Dr. Mahir Kaynak, geçirdiği rahatsızlık sebebiyle programa iştirak edemedi. Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş, Araştırmacı-Yazar Nevval Sevindi, Dr. Fikret Efe ve Yazar Mustafa Yazgan’ın birer konuşma yaptığı toplantıya ilgi büyüktü.

Araştırmacı-Yazar Sayın Nevval Sevindi, konuşmasında Rusya’da Çeçenistan meselesinin Türkiye’nin Güneydoğu meselesine benzetildiğini, ancak bunun doğru olmadığını söyledi. Nevval Sevindi, Çeçenistan mücadelesinin ayrılıkçı bir savaş değil, asırlardır süren bağımsızlık savaşının bir devamı olduğunu belirterek, bu meselenin barışçıl yollarla çözüme kavuşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

Sevindi, Kafkas camiasının entelektüel çabaları yoğunlaştırmasının ve kamuoyunu bilgilendirmeye özen göstermesinin önemine dikkat çekti.

Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Sayın Mehdi Çetinbaş ise konuşmasında gelecek 20-25 yıl içinde Transkafkasya’da Amerika’nın büyük bir rol oynayacağını ve Rusya’yı Urallar ile Don Nehri’nin öte tarafına kadar itmeye çalışacağını söyledi. Çetinbaş, önümüzdeki 20 yıl içinde federatif veya konfederatif bir yapıya kavuşacak olan Kuzey Kafkasya’nın Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan ile birlikte “Kafkasya Paktı” kurabileceğini de sözlerine ekledi.

Çetinbaş Çeçenistan’da devam eden savaşın asıl sebebi hakkında da ilginç bir noktaya dikkatleri çekti ve asıl sebebin ne Çeçenistan’daki petrol, nede Çeçenistan bölgesinin stratejik önemi olmadığını söyledi. Çetinbaş Çeçenistan’da devam eden savaşın asıl sebebinin Rusya’nın dağılma psikozundan kaynaklandığını belirtti. Rusya, Çeçenistan’a karşı savaşı kaybedecek olursa diğer federatif cumhuriyetlerin de tespih taneleri gibi dağılmasından ve kendi aralarında federatif veya konfederatif bir cumhuriyet oluşturmalarından korkuyor. Çetinbaş, Rusya’ya diğer bölgelerin Rusya’dan bağımsız federatif yada konfederatif bir yapı oluşturmayacaklarına dair bir garanti verilmesi halinde Çeçenistan’daki savaşı durdurabileceğini ve Çeçenlerin bağımsızlık taleplerini derhal kabul edebileceğini belirtti.

Dr. Fikret Efe ise, Dağıstan’da Rus karargahının 40 km. yakınında yer alan Çobanmahi ve Karamahi köylerinde 1998’de meydana gelen çatışmaların Moskova’nın bir provokasyonu olduğunu söyledi.

Toplantıya davet edilen ancak yoğun çalışmaları sebebiyle katılamayan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Milli Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül, Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Kocaeli Valisi Erdal Ata, Kocaeli Baro Başkanı Av. Fahri Örengül, Gebze Belediye Başkanı İbrahim Pehlivan birer kutlama telgrafı gönderdiler.

Programa katılan davetliler arasında ise, Bekirpaşa Belediye Başkanı Abdullah Köktürk, Derince Belediye Başkanı A. Haydar Bulut, Ak Parti İl Başkan Yardımcısı Ali Alp Arslan, Kuruçeşme Belediye Başkanı Ali Kahraman, MHP İl Başkanı Ahmet Tağ ve daha başka tanınmış kişiler de yer aldı.

“Değişen Dünyada Kafkasya” konulu programı Yeni Şafak Gazetesi, Özgür Kocaeli Gazetesi, Kocaeli Gazetesi, Bizim Kocaeli Gazetesi muhabirleri de izledi.

 

Kiraz Köyündeydim

Ocak 13 2005Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Kadınlar Konuştu Türkiye Dinledi

İzmir Kiraz İlçesi Yağlar Köyü kalkınma kooperatifinin açılışı töreni akşamı Türkiye’de bir ilke imza atarak kadın çiftçilere örnek olan Yağlar Köyü Kalkınma Kooperatifi kadın üyeleri Kanal 7 Televizyonu’nda İskele Sancak Programı’nda, Türkiye’de kendi alanlarında başarılı olmuş diğer kadınlarla bir araya geldi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın da katıldığı programda Yağlar Köyü’ndeki kadınların kurduğu örnek kooperatifin etkileri, artık köylerdeki ekonomik dönüşüm sürecindeki yeni rolü kapsamında Türk kadınının üretici ve yönetici olmaya başlaması tartışıldı. Programda Türk köylü kadını artık töre cinayetleri ile değil, ekonomik hayata katkılarıyla gündeme gelmeye başlamasına dikkat çekildi. Türkiye belli kademelere gelerek başarılı olan bürokrat, gazeteci, sanatçı ve iş kadınlarının da katıldığı programda Türk kadınının girişimci potansiyeli kapsamlı bir şekilde tartışıldı.
Programa Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü ve Devlet Bakanı Beşir Atalayın yanı sıra şunlar katıldı: Antalya İl Emniyet Müdürü Naciye Ekmekçibaşı, Ayaş Kaymakamı Özlem Gevrek, Mengen Kaymakamı Selda Çekin, Araştırmacı-Yazar Nevval Sevindi, Gazeteci Nazlı Ilıcak, Sanatçı Şükrüye Tutkun, Erzurum Çayıptepe Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Rabia Gül, Erzurum Çayıptepe Köyü Muhtarı Mücahit Harmandar, yöre çiftçisi ve reklam oyuncusu Ayşe Elmacı, Yağlar Köyü Kooperatif Başkanı Emel Tuğrul, Yağlar Köyü Tarım Gönüllüsü Aslı Büger, Yağlar Köyü muhtarı Mehmet Akyar, İzmir Valisi Yusuf Ziya Göksu, Kiraz Kaymakamı Kadir Okatan, Çiftçi Kadınlar Yarışıyor İzmir İl Birincisi Emine Ceylan, Iğdır İl Tarım Gönüllüsü Esin Tıraş, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Yemişçi, Silifke Ziraat Odası Başkanı Mahire Can, Elazığ-Sivrice Ziraat Odası Başkanı Gürsel Altundaş ve Yağlar Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifine üye çiftçi kadınlar.

 

WOMEN WHO WEAR WIGS (1997)

Ocak 13 2005Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Serpentine Gallery
Teachers’ Notes

Kutlug Ataman
11 February – 9 March 2003

INTRODUCTION & CONTENTS

Teachers’ Notes are designed to support teachers in the planning, execution and following up of a visit to the Serpentine Gallery. Whilst these notes are usually designed for teachers of all age groups, with specific suggestions for related activities with pupils of Key Stages 1 & 2 and 3 & 4, this edition in relation to the Kutlug Ataman exhibition is intended for teachers and lecturers of an older age range. Themes and issues addressed in the work are adult in places and the frank and sexually explicit content of one of the works, Never My Soul! (2001), is not recommended for people under 18. The Serpentine Gallery is therefore not encouraging visits from school groups during the course of this exhibition.

Please read these notes as a source of ideas from which suggestions for discussion can be taken and adapted where necessary. These notes are not intended to be read as a definitive document or to serve as a prescription of work to be followed, but rather as a collection of thoughts to inspire and inform.

General contents are as follows:

Background information
Notes are designed to provide the teacher with a base-knowledge on which to build. An exhibition catalogue, including information and images from the exhibition are available to buy at the Gallery. Please enquire at the front desk.

Articles of interest & suggestions for further reading
Bibliography of related reading.

PLANNING A VISIT TO THE SERPENTINE GALLERY

TRANSPORT

Car:
Parking is available close to the Gallery
(£1.50 per hour)
Tube:
South Kensington, Knightsbridge, Lancaster Gate
Bus:
9, 10, 19, 12, 52, 94

CONTACT DETAILS

Sally Tallant Head of Education Programming
Anna Linch, Education Co-ordinator
Serpentine Gallery
Kensington Gardens
London W2 3XA
T: 020 7298 1516
F: 020 7402 4103
E: anna@serpentinegallery.org

EDUCATION PROGRAMME

Lunch-time Discussions
Thursdays 1pm (during term-times)
Royal College of Art, MA Contemporary Curating students will lead debates in the Serpentine Gallery’s exhibition galleries focusing on the exhibition. These discussions are open to members of the public.

Gallery Talks
Saturdays 3pm
Artists, writers and critics give public talks at 3pm every Saturday, with one talk every exhibition accompanied by a British Sign Language Interpreter.

Education Private View
Monday 24 February 4.30-6pm
An evening invitation to view the exhibition with the opportunity of discussion with colleagues and the education team. There will give a talk about the exhibition at 5pm.

Workshops for community groups
Artist-led workshops for adults with special needs incorporating a visit to the Serpentine Gallery and a discussion about the Kutlug Ataman exhibition with artists Annis Joslin and Tara Sampy.

Entrance to the Serpentine Gallery is free of charge.
All education events are free of charge.

EVENTS LINKED TO KUTLUG ATAMAN

GALLERY TALKS

Serpentine Gallery, Saturdays 3pm. Admission free.
Artists, critics, writers, gallerists, academics and arts professionals provide visitors with an informal introduction to the Kutlug Ataman exhibition.

15 February Gregor Muir, Kramlich Curator of Contemporary Art, Tate
22 February Catherine Elwes, artist and writer
1 March Cherry Smyth, writer (BSL interpreted)
8 March Rachel Withers, critic and lecturer

SPECIAL EVENTS

Artist’s Talk
Tuesday 11 February
6.30pm
Clore Auditorium, Tate Britain

Artist and filmmaker Kutlug Ataman in conversation with Irit Rogoff, Professor of Visual Culture at Goldsmiths College.

EVENTS LINKED TO KUTLUG ATAMAN

SPECIAL EVENTS (CONTINUED)

Veronica Read’s Hippeastrum Surgery
Sunday 16 February
2-5pm
The Sackler Centre of Arts Education at the Serpentine Gallery
Admission free

Veronica Read, National Plant Collection Holder of the Hippeastrum and protagonist of Ataman’s The 4 Seasons of Veronica Read (2002), will demonstrate planting, pollination and propagation techniques and will advise on how to care for the plant throughout the year.

Open House: Veronica Read’s Hippeastrum Spring Show
Sunday 9 March
2-5pm
£3

A rare opportunity to visit the National Plant Collection of Hippeastrum in Veronica Read’s London home, and to see new varieties of the plant. There will also be refreshments and a display of botanical paintings. Tickets for the event are limited and will be allocated on a first-come-first served basis.

Information/bookings:
Sally Tallant, Head of Education Programming
T 020 7298 1514

KULTLUG ATAMAN: AN INTRODUCTION

BACKGROUND TO THE ARTIST & EXHIBITION

Kutlug Ataman was born in Turkey in 1961 and currently divides his time between London, Barcelona and Instanbul. He began his career as a writer and director of feature films for which he has won many important awards nationally. Since 1997, Ataman has turned his attention to video installations presented in the context of art exhibitions. Working in documentary style, Ataman explores the boundaries between reality and fiction. He investigates the way individuals construct their identities through telling stories about themselves and their experiences. Speaking becomes the primary event and the viewer (or witness, as Ataman prefers) is left to complete each story without being able to see the whole at any one time. Ataman has described the individuals he portrays as: both true individuals and extensions of myself. I am particularly interested in people who are bigger than life because they are extreme individuals who are constantly performing their personalities. (Kutlug Ataman).

In this, his first survey exhibition in a public gallery in the United Kingdom, Ataman presents seven video installations, including the world premier of 1 + 1 =1 (2002). Work by Ataman will also be featured in Days Like These: Tate Triennial of Contemporary British Art 2003 at Tate Britain and in Witness: Contemporary Artists Document Our Time in the Curve at the Barbican.

For the purposes of these notes, each of Ataman’s video installations will be discussed in turn:
Semiha b. unplugged (1997)
Women Who Wear Wigs (1999)
Never My Soul! (2001)
The 4 Seasons of Veronica Read (2002)
It’s a vicious circle (2002)
99 Names (2002)
1+1=1 (2002)

KUTLUG ATAMAN’S SEMIHA B. UNPLUGGED (1997)

Format: Single-screen projection
Duration: Approximately 8 hours
Protagonist: Semiha Berksoy
Location of production: Istanbul

Background Information

A single screen shows Kutlug’s interview with the first Turkish opera singer Semiha Berskoy, at 87 years of age, who recounts some of the most dramatic episodes of her life, including her family history, operatic career and later experiments in painting. Her re-enactment of her own life that took place in twentieth-century Turkey is often interpreted through operatic parts that she once sung. Left behind by the development of opera in Turkey, Semiha lost her popularity and strove to remain on-stage by continually changing her identity, re-writing and re-inventing herself

This piece was the first video to be made by Ataman for the Gallery context. This step into the world of contemporary art happened by chance, when Kutlug was waiting for funding for his second (and last) feature film Lola + Bilidikid (1998), passing time with his hand-held camera and an acquaintance, Semiha. Ataman had no idea how and where the piece would be shown initially and was surprised when it was received well by European gallerists following its exhibition at the Istanbul Biennale.

The length of this work, and others in the exhibition, make it difficult for the viewer to see each in its entirety, leaving visitors to complete the stories for themselves and create the characters from the fragments of their stories: By making semiha b unplugged almost eight hours long – it’s about an entire life, after all – I wanted the audience to have to return to this piece again and again without ever being able to see the whole thing, and to be forced to make their own Semiha out of the fragments they did see. (Kutlug Ataman).

WOMEN WHO WEAR WIGS (1997)

Format: Four-screen projection
Duration: Each screen approximately 1 hour
Protagonists: Melek Ulagay, Nevval Sevindi, anonymous, Demet Demir
Location of production: Istanbul

Background Information

Four videos, projected side-by-side in a row, show Ataman’s interviews with four Turkish women who wear wigs, each for a very different reason, described from left to right of installation:

Melek Ulaguay – a political activist tells her tale of escape from arrest during the military dictatorship. She tells of the miraculous way the blonde wig helped her to avoid arrest and how she disguised herself as the stewardess, Leyla, who became a mythical figure in the political struggle of the seventies. We never see her face, but are presented with the back of her head or with a close-up of her handling the wig itself as she narrates her life-story to a dressing table mirror.
Nevval Sevindi – a journalist and Turkish television personality tells of her battle with breast cancer, subsequent chemotherapy and of the consequences on her self-image as a woman. To maintain her feeling of femininity and to continue her career in television, she chooses to wear a wig. She discusses her feminist approach to women’s identity in private and public spheres of society.
An anonymous woman – a young Muslim student gives an account of her religious reasons for wearing a wig. She protests at the fact that the university she attends does not allow Islamic women to wear veils and feels so uncomfortable at revealing herself to the institution as a rebel against the rules, that Ataman chooses to present us with a blank screen. She remains anonymous, leaving us to create our own image of a woman who wears a wig on campus to cover her head.
Demet Demir – a transsexual prostitute who has become a woman through gender re-surgery discusses her long, blond wig that she wears to reinforce her female identity. She explains that the use of the wig was a means of maintaining her income as a prostitute when police cut her hair or when it had fallen out due to excessive stress.
NEVER  

Peruk Takan Kadınlar

Ocak 13 2005Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

2001 yılında oynadığım bu film Avrupa ve ABD’de bir çok sanat organizasyonuna katıldı ve hakkında bir çok yazı çıktı.NewYork Times benim hakkımdaolumlu eleştiriler yayınladı.
Kutluğ Ataman çekimleri yaptı ve yönetti.

Peruk Takan Kadınlar

Yayıma Hazırlayan: Haldun Bayrı
Grafik Tasarım: Semih Sökmen

Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Kasım 2001

Hostes Leyla, Nevval Sevindi, türbanlı bir öğrenci ve Demet Demir. Bu dört kişinin ortak yanı Türkiye vatandaşı olmaları ve peruk takmaları. Ataman’ın yapıtında kadınlar, ayrı ayrı, nerede, ne zaman, neden, nasıl peruk taktıklarını anlatıyorlar. Ataman, görünüm değiştirmeyi, seçilmiş bir kimliğin yaratımını ya da verili durumdaki bir diğer kimliği maskelemeyi konu alan, bildik bir mecaz olarak işlemiş peruk takma olgusunu. Ama her dört örnek de, kimlik üretiminin genelleştirilmiş ve tarihsel anlamda sabitlenmiş biçimlerinin ötesine taşıyor; izleyiciyi, toplumsal cinsiyet ve devletin uyguladığı acımasız baskı üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor
Peruk Takan Kadınlar, film yönetmeni Kutluğ Ataman’ın video görüntüleriyle yaptığı aynı isimli enstalasyonun ham malzemesi olan röportajların kitap formunda sunulmasıyla oluşuyor.
Kitapta röportajların dışında ayrıca Erden Kosova’nın Kutluğ Ataman ile yaptığı söyleşi ve Vasıf Kortun’un “Hakikati Yanlış Yorumlama Hakkı” adlı yazısı da bulunuyor.

İÇİNDEKİLER

Sunuş
Hostes Leyla
Nevval Sevindi
Türbanlı Öğrenci
Demet Demir
Kutluğ Ataman ile Görüşme, Erden Kosova
Hakikati Yanlış Yorumlama Hakkı, Vasıf Kortun

OKUMA PARÇASI

Sunuş, s. 7-8

“Peruk Takan Kadınlar”ın dökümünü Ruşen Çakır benden ilk istediği vakit açıkçası önce bir düşündüm. Görsel sanatların geliştirdiği bir söylem üzerine oturtulmuş ve buna göre üretilmiş bir video projeksiyon enstalasyonunun sosyal konularda yayın yapan bir kitap dizisi kapsamında yayınlanması işi bozmaz mıydı? Ya da, güncel sanatın zaten pek kaale alınmadığı veya bilinmediği “günümüz Türkiye’sinde” (bu her ne anlama geliyorsa!), zaten çok çelimsiz ayaklar üzerinde durmaya çalışan bu türden bir işi, gene her zaman olduğu gibi “içerik” ve “mesaj” üzerine içi geçmiş bir tartışma ve okuma alanı kapsamına itmez miydi? Strateji konusunda kafamın karıştığı her zaman yaptığım gibi, ilk iş, Vasıf Kortun’u aradım. “Sakın ha!” dedi. Dedi ama, şimdi gördüğünüz gibi iş hem kitap oldu, hem de Vasıf bu kitap için yazı yazdı.
Çünkü üzerinde birkaç gün daha konuştuktan sonra, “ülkemiz koşullarında” –bu nefret ettiğim terimi maalesef hâlâ kullanmak zorundayım– her şeyden önce pragmatik olmamız gerektiğini kendimize hatırlattık…. Devamını okumak için bkz.

“Türbanlı Öğrenci”, s. 61-76

Üniversiteyi kazanmamla başladı. Üniversiteye, zaten ilk başlarda tereddütlü gidiyorduk okula, korkuyla gidiyorsunuz zaten. “Acaba alınacak mıyız? Sınıfta dışarı çıkarılacak mıyız?” O tür endişelerle gidiyorsunuz zaten her gün. Daha sonra bize ikazlar gelmeye başladı. Ve bize süre verildi.

Ne tür ikazlar yapıldı?

Başörtülü olarak üniversiteye girmememiz, yani derslere o şekilde girmemizin yasak olduğu hakkında bilgi veriliyor ve bu şekilde girmemizin doğru olmadığı söyleniyor. Biz de bunları her ne kadar istemesek de, mecburen bize süre verdiler. Bir süre sonra, artık derslere bu şekilde sizi alamayacağız dediler. Biz de artık, kendimizi nasıl … Devamını okumak için bkz.

ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER

Medyakronik.com, Aralık 2001

Kutluğ Ataman’ın “Peruk Takan Kadınlar” adlı “video projeksiyon enstalasyonu”, Metis Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Ataman, kitaba yazdığı “Sunuş”ta, yayınevinin editörlerinden Ruşen Çakır’dan gelen video röportajı kitaplaştırma önerisini, epeyce düşündükten ve başından beri “iş”in içinde olan Vasıf Kortun’a danıştıktan sonra kabul ettiğini söylüyor. “Görsel sanatların geliştirdiği bir söylem üzerine oturtulmuş ve buna göre üretilmiş bir video projeksiyon enstalasyonunun sosyal konularda yayın yapan bir kitap dizisi kapsamında yayınlanması işi bozmaz mıydı?” Bize soracak olursanız, Ataman’ın bu çalışmasının geniş anlamda “sosyal konularda” yayın yapan Metis tarafından kitaplaştırılması çok iyi olmuş. “Peruk Takan Kadınlar”; yani, “Hostes Leyla, Nevval Sevindi, türbanlı bir öğrenci ve Demet Demir”. Sosyal ya da değil, hayatın dört alanından –ya da dört hayattan– dört uzun röportaj… Kitaba ulaşmanıza da fırsat vermek amacıyla, her röportajdan sadece bir bölüm yayımlıyoruz! Atlanmaması gereken bu hikayelerden geniş alıntı yapmamıza izin veren Metis Yayınları’na teşekkürü de unutmuyoruz……

Hüseyin Sorgun, “Peruğun altındaki Türkiye”, Zaman, 14 Aralık 2001

Yönetmen Kutluğ Ataman, dört farklı kesimden ‘kadın’ın ‘peruk’ ortak paydasında kesişen hayat hikayelerinden hareketle bir ‘Türkiye’ resmi çiziyor.
Yönetmen Kutluğ Ataman, Venedik Bienali için hazırladığı “Peruk Takan Kadınlar” isimli video projeksiyon enstelasyonunu, gazeteci–yazar Ruşen Çakır’ın da ısrarlarıyla kitap haline getirdi. Yapılan video röportajın ham çözümünün yer aldığı Peruk Takan Kadınlar, Hostes Leyla, Nevval Sevindi, türbanlı bir öğrenci ve Demet Demir’i bir araya getiriyor. Belki de bir arada düşünemeyeceğimiz bu dört kadının en büyük benzerlikleri, peruk takıyor ve Türkiye’de yaşıyor … Devamını okumak için bkz.

Özlem Altunok, “Kafamıza ‘taktığımız’ kimlikler”, Cumhuriyet, 14 Mart 2002

Süreleri 45 ile 60 dakika arasında değişen dört video çalışmasının bir arada sunulmasından oluşan video projeksiyon yerleştirmesi, Türkiye’de yaşayan dört kadının ağzından, ‘peruk’ takarak yaşadıkları yeni varoluşlarına, kimlik değiştirme zorunluluklarına ya da kimliksizleşme süreçlerine tanıklık etmemizi sağlıyor. Melek Ulagay, Nevval Sevindi , türbanlı bir öğrenci ve Demet Demir … Biri 1971 darbesi sonrasında polisten gizlenen bir solcu, biri kemoterapi tedavisiyle saçları dökülen ve kadın kimliğini korumak isteyen bir gazeteci, bir diğeri üniversiteye girebilmek için saçlarını türban yerine taktığı perukla kamufle eden bir öğrenci, diğeri ise cinsel kimliği için mücadele eden sosyalist bir … Devamını okumak için bkz.

 

NewYork Sohbeti için sanal önsöz

Ocak 13 2005Yorum Yok Kategori: Okuduklarım

Sabah Kitapları’nın “Türkiye’den Dizisi”nin ilk kitabı olan “Fethullah Gülen’le New York Sohbeti” kitabı 40.000′ den fazla satarak 1997′nin en çok satan kitabı oldu.

Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde yayınlanan röportaj da çok ilgi görerek tiraj rekorları kırmıştı.

Bu kadar çok ilgi gören kitapla ilgili kim bilir ne eleştiriler çıktı diye düşünen olursa hemen cevaplayayım; hiç. Yanlış okumadınız; ne sağda, ne solda, ne Hürriyette ne Zaman’da en ufak lehte ya da aleyhte bir eleştiri yayınlanmadı. Bu gerçekten ilginç bir durum.

Türkiye’de ilk kez bir gazeteciden çok sosyal bilimci bir yaklaşımla değerlendirilen Fethullah Gülen portresi toplum tarafından ne kadar ilgi ile karşılandıysa da ideolojik taraflar hiç iyi gözle bakmadılar. Bundan dolayı daha sonra bir çok saldırıya ve iftiraya uğradım. Bana bu denli kızılmasının nedeni ne olabilir di?

Varlık nedenleri ve konumları ayrılık, düşmanlık üzerine yapılandırılmış herkes ideolojisiz bir bakıştan rahatsız olmuştu. İslâmî bir liderin objektif portresinin önyargısız sunumu köprü kurulmasını engelleyenler için acımasız bir darbe oldu. İçlerindeki cerahati kin ve nefret olarak ellerine fırsat geçtikçe kullandılar. Tüm gazete örgütleri ve sorumluları da suskunlukları ile katkıda bulundular. Kadın olmamdan başka suç bulunamadığından medya mecrasındaki kadın erkek herkes “kadınlığıma” hakaret ederek rahatladı.

Bu konuda yürekli çıkan sadece Can Dündar, Gülay Göktürk ve Seda Kaya Güler oldu.

Bunları anlatmamın nedeni okuduklarınızın neden olduğu tektonik hareketleri az da olsa gösterebilmek için.

Aradan geçen üç yıl sonra daha iyi görüyoruz ki, Fethullah Gülen’in, Yesevi-Hacı Bektaş, Mevlana ve Yunus Emre çizgisinden günümüze taşıdığı tasavvufa dayalı hoşgörü felsefesi, bütün İslam alemi için de bir “devrim” niteliğinde. Ülkemizde herşeyin bir sepete konulmasını engelleyen bu çalışma belki de bu nedenle düşmanlık çekti. Farklı birikimlerini ve kültürlerini sentezleyecek bir Türkiye 21. yüzyılın ruhunu yaratacaktır.

Buna gönülden inanıyorum.

Fethullah Gülen’in liderliği ile, bugüne kadar bilinen kültürel emperyalizm engelini aşarak tüm dünyaya yayılan “Türk Okullları” kurulmuştur. Batılıların alternatifsiz uyguladıkları bu yöntem ilk kez karşısında “Türk Okulları”nı bulmuştur. 21.yüzyılda artık iddialı bir Türk kültürü ve medeniyeti olacaktır. Üstelik kendi kültürünü küçümseyen, halkını sevmeyen azınlıklar yaratmadan yapılan bu eğitim toplumlar arası hoşgörünün köprüsüdür.

21.yüzyılda barış mimarları yeni anlayışın bağrından çıkacaktır.

Hoşgörü ve barışa gönülden inanıyorum.

Hoyrat ve acılı 20. yüzyıldan sonra yeni yüzyılda yeni bir yapılanmaya, yeni anlayışlara ihtiyacımız olduğu aşikar. İnsanı severek başlamalıyız işe. Bu ideolojinin ölümüdür.

Ben insana gönülden inanıyorum.

Sanal alemdeki okuyucularıma her türlü eleştirileri için her zaman kapım açık.

Ancak düşünen yüreklilerin eleştirileri olabilir. Biliyorum. Gönül ve akıl beraberliğinin ürünü olan Türk kültür anlayışı ve inanç sistemi daha fazla üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.

 

Sayfa 2 / 2«12