37 Cinayet Bin Hata
“hızlandırılmış tren” diye bir “zihni sinir” projesinin maliyetini her zamanki gibi yine toplum ödedi. Hem maddi,hem manevi maliyet ödemekten helak olan Türk milleti her sarıldığı dalın kırılmasından umutsuzluk içinde.Her gelenin ayni zihniyetin “boz-yap”oyununun bir parçası olduğunu görmek geleceğimizin karanlık dehlizlerinde dolaşmak gibi. Bu kazada insanları öldüren zihniyet Türkiye’nin başındaki en büyük ve kemikleşmiş felakettir. yeni tren kazasıyla bu daha anlamlı bir yazı oldu!!!8 kişi daha öldü.Ne gam!
radyasyonlu çayı televizyonda içen zihniyet hızlı trende de kahvaltı edip “hem çevreyi seyrediyoruz hem sohbet ederek kahvaltı yapmanın zevkini yaşıyoruz” diyen Bakan beyi yalanlayan Metin Sever’in sabah gazetesindeki haberi. Tabak ve bardakların havada uçuştuğunu kara mizahla anlatan arkadaşımızı bir okuyun. Yine kime oldu olan?Milletimize.Türk siaysal tarihinin zihni sinir projeleri milletimizi biçe biçe ilerliyor.19.yüzyıldan kalma ihtiyar raylar üstünde hızlı tren projesi 19.y.y.’dan kalma siyasi liderlik,zihniyetin ürünüdür. TOTALİTER ZİHNİYET Türkiyede Zihni Sinir projeleri vardır, bunlar parlak fikirler olarak bize çok pahalıya patlar. Yurtiçi biletlerde indirim yapmak, geçen sene 10,5 milyon olan yolcu sayısını iki katına katlamak dehşetengiz bir fikir elbette. Bakkal defteri gibi devamlı satışlar, toplanan para yazılıyor. Ne güzel toplama çıkarma işlemi bilen CEOlarımız var. Bu zihniyetle modern teknolojiler ve işletmeler kullanılamaz.Rötarlarla gireceğimiz 21. yüzyılda yerimizin rötarlarla kaybedilmiş olduğunu göreceksiniz. Belki akrabalarımızı atadığımız koltuklar kalır arkeolojik bulgu olarak bizden de 21. yüzyıla. Dünya yöneticilik kültürüne Türkiye katkısı bununla sınırlı kalacak anlaşılan. Bir işletmeyi siyasi tabanına göre pazarlayan ve de bununla kâr ediyorum diye övünenler ülkemizin geleceğini zarara sokmaktalar. Milli kaynak israfı sadece maddi zarar hesabıyla yapılmaz. İnsan, zaman, akıl ve ruh sağlığı, beden sağlığı, değerlerin kaybı, marka değeri kaybı gibi kalemlerle yapılır. THY marka değerini yitirmektedir. Modern dünya tasarımına ait işler köylülükle yürütülemez. Bekleyecek herkes bir gün uçaklar düşmeye başlayıncaya kadar. O zaman belki koyun yerine konan müşteri şikayetleri dikkate alınır. Geç mi olur? Yok canım…Bir çöküş efsanesi:THY başlıklı yazımdan aylar sonra basınımız THY ile ilgili bütün incileri gündeme getirdi. Kaç tane uçak mecburi iniş yaptı düşmeden herkes biliyor. Haddini bilmeyen ve bu konuda ısrar eden yöneticiler,siyasiler bilime karşı zihniyetleriyle Türkiyenin kaynaklarını kurutmaktalar. Erozyonla savaştan daha acili bu zihniyetle mücadele olmalıdır. Hızlandırılmış tren siyasi bir buluş olarak hayata geçmesi insanlarımızın hayatını elinden aldı. Ayrıca zamanlama bu zihniyete bir tokat gibiydi. Kültürümüzün iftihar kaynağı Mostar köprüsünü yıkan önyargılı, otoriter Sırp-Hırvat yaklaşımına karşı insanlık elele verdi ve Mostar köprünü yeniden inşa etti. Türkiye Mostar köprüsünün üstünden bütün dünyaya barış, cesaret, diyalog ve sevgi mesajı verme imkanını hızlandırılmış kafayla kaybetti. Bizim kültürümüzün hakkı olan bu olağanüstü an zavallı zihniyet yapısının altında ezildi.Tüm dünya Mostar açılışında bizim cinayet gibi tren kazası haberiyle çalkalandı. Binlerce yıllık kültürümüzden çok uzak düştüğümüz cümle aleme malumu ilan oldu. Milleti kandırabilirsiniz ama hayatı kandıramazsınız,raydan çıkıverir! Korku filmini aratmayacak uygulamalar, bilim dışı ve otoriter zihniyet dayatmaları,inatlaşmalar karada,havada, rayda ve denizde sürdürülmektedir. Ulaşımın iflas etmesinin açığa çıkması siyasi atamalarla oldu. Çünkü yok edilen kurumsal hafıza zor idare edilen pamuk ipliği bağlantıları da kopardı attı. Totaliter, emredici yönetici tarzı eski yüzyıl artığıdır.Totalitarizm,senin söylediğin şeylere ya da sürdürmeyi istediğin pratiklere ben saygı duymadığım zaman ortaya çıkar.Her şeyin şimdi nasıl olduğunu ve gelecekte nasıl olacağını kesinkes bildiğini sanmanın ürünüdür. Benim cennet düşüm pekala senin cehennem düşün olabilir.Bu cehennemler dünyasından kaçınmak istiyorsak çeşitliliğe, eleştiriye açık olmak mecburiyetindeyiz. Dolayısıyla sorunun özünde yatan şey, farklılığa,çoğulluğa ve çeşitliliğe karşı potansiyel tehlike olan hoşgörüsüzlüktür.İnsan yaşamının sonsuz çeşitlilik içerdiğini kabul etmedikçe,tek doğru kendini sandıkça siyasal tartışmalara totalitarizmin özünü üreten hoşgörüsüzlüğü yeniden üreten zihniyetten kurtulamayız. En büyük zenginliğimiz insan kaynağımızdır.Onu kıra kıra ABye giremeyiz. Totaliter inat bilimle, eleştiriyle barışık değildir. En büyük tehlike hızlandırılmış totaliter zihniyettir, Türkiyeyi ezer geçer. Biz de bakar kalırız. *24.02.2004 Zaman