YENİDEN DOĞUŞ
“hep yukarılara doğru çıkar/ yukarılardan gelmiş bir ağaç dalı”* İnsanı yeniden keşfeden yeni yüzyıl karşılıklı bağımlılık ve işbirliği demek. Eski değer yargılarına, önyargılara bir karşı çıkış yeni yüzyıl. Yeniden doğuşun ve ölümsüz değişimin temsilcisi. Aşkın, düşüncenin ve insanın bu yüzyılda birbirlerine olan bağımlılığı artacak. Yenilenme gücünü yeniden keşfedecek insan.
Bugün inatlaşmakla ayakta kalabilenler yenilenme gücü bulamayanlar. Her şeyi kenara koyup yeniden başlayamayanlar. Burada geçici hevesler işe yaramaz, kökten dönüşüme talip olmak şart. Yeni yüzyıl yenilenme vaktidir. Ruhunu yitirmiş insanın ruh ve akıl beraberliğine kavuşmasının şölen gecesi. Gerçek değişim kendimizden başlayandır. Biz hep karşımızdakinin değişmesinde ayak diretiriz. “Ne olur açsa, ne olur kapatsa” gibi. Buradaki ortak zihniyet “benim dediğim olsun” kafası. Oysa bizim olan bir dünya kurabiliriz. Öğrendiklerimizi unutursak yeniden öğrenebiliriz. Yeniyüzyıl paradokslar yüzyılı. Zenginlik artarken yoksulluk da artıyor. Her şey zıddıyla birlikte çoğalıyor. Bu yüzyılda artık insanın mekanı da yok. Çünkü sürekli geziyor, yer değiştiriyor hatta başka ülkelere yerleşiyor. Yeni bir kültürü seçiyor. Oturduğu yerden de dünyanın her yerine ulaşıyor ve her kültürden insanla sohbet ediyor. İş yapıyor. Anlaşıyor ve uzlaşıyor. Televizyon, telefon, bilgi teknolojileri ne ülke ne sınır dinliyor. Tüm yasakçı kafaların üstünden geçip çanak antenlerin çukuruna yerleşiyor. Kimse hayata başladığı işle ömrünü bitirmek zorunda değil. Avukat başlayan seramikçi, doktor başlayan sosyal bilimci olarak hayata devam edebiliyor. Bu ömür boyu eğitim, öğrenme merakı ve yenilenme demek. Kireçlenmiş zihinlerle totaliter yaşam sunan liderler dünyadan temizleniyor, çünkü yeni bir çağ açılıyor. Bu takvim yapraklarını çevirmekle açılmayacak elbette, sancılı doğum saatleri bizi bekliyor. Doğru nefes almasını vermesini bilirsek daha az acı çekerek bebeğimize kavuşuruz. Yoksa her yanımız yırtılır, çatlar. Bu yüzyıl katılımcı ve uzlaşmacı. Benim başarım size, sizinki bana bağımlı. Çünkü paranın tek değer olduğu ve paylaşınca azaldığı sömürgeci yüzyıl yerine bilginin tek değer olduğu ve paylaştıkça çoğaldığı yeni yüzyıl geliyor. Bu yüzyıl insanın yüzyılı. Bu yüzyıl toplum mühendisliğinin sonu. Entellektüelleri korkak bir ülkede toplum kızılcık şerbeti içer. Cepten yeme zamanı geçti. “Girdik susanlar arasına, yattık uyuduk. Çığlığımız sınırları aştıydı nasıl olsa.”* *Mevlana