12 kız, 9 erkek toplam 24 Türk öğrenci “okul ortaklığı” başlıklı projede önyargılarla ilgili olarak 7 ülkenin çocuklarıyla internet ortamında sohbet etmişler. Comenius projesinin bir parçası olan Rumenler, Finli, Belçikalı, İtalyan, Alman çocuklar “ülkenizde kadın–erkek eşitliği yok” demişler.
BİR MEKTUP
MERHABA NEVVAL HANIM,
BEN SELMA GÖZLEV. ÖNCE SİZE KENDİMİ BİRAZ TANITAYIM.
JEOLOJİ MÜHENDİSİYİM VE ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ ÜZERİNE MASTER YAPTIM. AYNI ZAMANDA AOF İKTİSAT BÖLÜMÜNDE HALEN OKUMAKTAYIM.
BİLECİK AK PARTİ İL KADIN KOLLARI KURUCU BAŞKANIYIM VE AYNI ZAMANDA BİLECİK İLİNDE BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYIYIM. BUGÜN GAZETEDEKİ KÖŞE YAZINIZI OKUDUM VE SİZİNLE TANIŞMAK İSTEDİM.
TOPLUMUN ÖTEKİ YARISINI OLUŞTURAN KADINLARIMIZIN ARTIK SİYASETTE DAHA FAZLA YER ALMALARI ZAMANI GELMİŞTİR. GENEL BAŞKANIMIZ KADINLARA VERDİĞİ ÖNEMİ 1. OLAĞAN KONGREDE 1 KADIN MİLLETVEKİLİNİ MYK’DA VE 10 KADIN ÜYESİNİDE MKYK’DA GÖREVLENDİREREK GÖSTERMİŞTİR. ŞİMDİ SIRA YEREL YÖNETİMLERDEDİR. KADINLARIMIZ KENDİ YAŞAMLARI HAKKINDA VERİLEN KARARLARA KATILMAYI ÖĞRENMELİDİR. SİZİN DE DEDİĞİNİZ GİBİ YEREL YÖNETİMLER VE SONUÇLARI EN ÇOK KADINLARI VE ÇOCUKLARI İLGİLENDİRİR.
EMİN OLUN Kİ ERKEK EGEMEN BİR SİYASET ORTAMINDA HİÇ BİR ŞEY BİZİM İÇİN KOLAY OLMADI. HER ŞEYE TIRNAKLARIMIZ İLE KAZIYA KAZIYA SAHİP OLDUK. FARKLI DURUŞUMUZ VE KİMLİĞİMİZ İLE KENDİMİZİ KABUL ETTİRDİK. FAKAT SAHİP OLDUKLARIMIZ BİZİM İÇİN ASLA YETERLİ OLMAYACAKTIR.
BEN TÜM BAYANLARI ARKAMA ALARAK MEDENİ CESARET GÖSTEREREK BU YEREL SEÇİMLERDE ADAY OLDUĞUMU AÇIKLADIM. GERÇEKTEN DE ÇOK GÜZEL TEPKİLER ALDIM. VE EĞER TEŞKİLATDAN ÇIKABİLİRSEM BURADA BİR İLKE İMZA ATACAĞIM. BİLECİK İLİ TARİHİNDE BİR İLKE SAHNE OLACAK VE KADIN BELEDİYE BAŞKANINA SAHİP OLACAK.
NEVVAL HANIM SİZİN DE BU KONUDA BANA DESTEK OLACAĞINIZA YÜREKTEN İNANIYOR SEVGİ VE SAYGILARIMI SUNUYORUM.
KADINLAR OLMADAN ASLA……
“Türk kadını eşit haklara sahip değil ve gerçek bir adalet sisteminiz yok diyen Avrupalı çocuklar “sadece Türkçe konuşabiliyorsunuz” diye de eklemişler. Moskova’da 10 yıl önce İngilizce konuşanlar elin parmakları kadarken şimdi ayakkabı boyacısından garsonuna herkes İngilizce ve diğer dilleri konuşur halde.
Artık çocukların bile bildiği kadın–erkek eşitsizliğinin ana kaynağı siyasette ve sokakta görünmez kılınan kadındır. Türk siyasetçisi Meclis’teki yüzde 4 oranındaki kadın ayıbını hiç üstüne alınmıyor. Bu ayıbın çocuklar tarafından bile dillendirilmesi eminim onları hiç rahatsız etmez. Zaten Türk siyasetçisini rahatsız etmek çok zordur. Ancak hoşuna gitmeyen sorular sorarsanız kişisel alınganlıkla rahatsız olur, memleket sorunlarında ne iğne batırsan faydası var, ne çuvaldız!
Kurucularından biri olduğum Ka–Der (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) büyük bir iyi niyetle billboard’a çıkmış ve diyor ki: “Kadın adayları yerel yönetimler için seçin”. İyi de siyasetçilerin ve siyasi partilerin kadın adaylara ihtiyacı yok. En fazla kadın koydum diyenin yüzdesi kaç? Avrupa’da yüzde 50’lere tırmanan kadın –erkek siyasetçi oranı bizde yerlerde sürünüyor. En solcu geçinen de en demokratım diyen de söz konusu kadın adaylar olunca “evinde otursun” mottosuna sarılıyor. Kadınları siyasetten korkutmak için, kaçırmak için yapılanları dinliyorum. Kadınları sosyal yaşamdan uzaklaştırmak, evin içine hapsederek kendini rekabetten korumak isteyen erkek zihniyetiyle demokrasi gelmez. Kadının olmadığı yerde demokrasi yoktur. Geleceği doğurana söz hakkı verilmez ve listelerde en komik sıralara konursa o ülkenin demokratlığı rüyasında bile görmesi söz konusu değil.
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiatri Bölümü bir araştırma yapmış. Bu araştırma polikliniğe gelen 300 evli kadın hastayla gerçekleşmiş. 16–59 yaş grubundaki kadınların % 30,7’si cinsel şiddete maruz kalırken, kadınların karşılaştığı en yüksek oran % 57 ile fiziksel şiddet. Kadınını döven bir topluma demokrasi ne lazım zaten.
Bu kadınların % 98’i doktor sormadıkça aile içi şiddeti saklıyor. Yani aile içi şiddet yaygın olduğu ölçüde gizli kalan sosyal bir olay. Bu kadınların % 10’u okuryazar bile değil, %72 gibi büyük bir oran ilkokul mezunu. Eğitimden pay alamayan kadına dayak. Eğitilmiş küçük oran ise % 29,3 sözel şiddete maruz kalarak payını alıyor. Ekonomik şiddet de yaygın bu sınıfta. Yani okumazsan fiziksel, okursan ruhsal şiddet kaçınılmaz. Önümüzde yerel seçimler var. Yerel yönetim ve sonuçları en çok kadın ve çocukları ilgilendirir. Yeşil alanlar, parklar, kaldırımlar, yolların bozukluğu ya da güvenlik sorunları, bir metre yükseklikte yaya kaldırımında puset taşıyan kadına daha çok sorun teşkil eder.
Lafla peynir gemisi yürümez demiş atalarımız. Lafta çok kadınları yücelten ama iş iktidar vermeye gelince asla yanaşmayan bu zihniyet yüzünden bölgede bütün ülkeler Türkiye’yi geçiyor. Rusya, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan on yıl önce neydi şimdi ne? Kadınını aşağılayan toplum ve siyasetçi geleceğini kararlı bir şekilde çöpe atmış demektir. Ne ekonomik, ne kültürel, ne bilimsel, ne sosyal alanda kadınlar olmadan hiçbir şey yapamaz ve ilerleyemezsiniz. Bunu kadınlar biliyor. Siz de öğrenmek ister misiniz?