Ekim 20, 2003

İRAN’IN ENDİŞE VE UMUTLARI

Ekim 20 2003Yorum Yok Kategori: Yeni Yüzyıl

Haziran/Temmuz 1999 ‘da Civilization dergisinde İran Cumhurbaşkanı Hatemi’nin bir makalesi yayınlandı. “Hissin Doğusu ve aklın Batısının buluşmasına bir davet” başlığı altındaki makale diyalog kavramı üstüne oturtulmuştu. Ne yazık ki, İran’da son dönemde gelişen olaylar ideolojik İran siyasetinin diyalogdan yana olmadığının kanıtı. Kendini devrimin biricik sahibi olarak gören Mollalar “demokrasi” den hoşlanmadıklarını açıkca belli ettiler. Bu Hatemi’nin seçim gezilerinde de kendini göstermiş bir davranış biçimiydi. “Hatemi ile yüz gün” ismiyle yayınlanan kitapta seçim öncesi seçim gezileri ve seçim sonrası izlenimleri aktarılıyor. > (Sed ruz ba Hatemi,1998 5.Baskı) Natık Nuri taraftarlarının, yani kendinden başka iktidar tanımayan Molla zihniyetinin temsilcileri, propogandalarında Hatemi’yi sürekli Ben-i Sadr’e benzeterek yapmışlardır. Böylece hem ülkeden kaçan bir hainle özdeşlik kurup hem de onun başına gelenlerin Hatemi’nin başına da geleceğine dair bir ima taze tutulmuştur. Hatemi ilk kez otobüsle seçim gezisi yapan aday olarak çok ilgi görür. Bu ilginin önünü kesmek için yapılanlar , engellemeler bugünlerin geleceğinin habercisiydi aslında. 2000′ li yılların Doğu ile Batı’nın kıskacındaki Türkiye ve İran açısından çok önemli gelişmeler gebe olduğunu söyleyebiliriz. Fırsatlar yakalanmak için beklerken tehlikeler de boş durmuyor.

BU YAZI 1999 SONUNDA YAZILDI. Meşhed ‘ de yaptığı konuşmayı üniversite rektörü engelliyor, İsfahan’da vali engelliyor ve “OK” li uçak biletlerini iptal ettiriyorlar. Gençlerin dinlemeye geleceği kampüslerin çimleri sulanarak çamur deryası yaratılıyor. Böylece oturmaları ve basmaları engelleniyor. Diğer bir yerde konuşma yapacağı salonun kapısına bir kamyon tuğla döküyorlar. Yazar bize Hatemi’nin konuşmalarını engellemek için 40 kişilik bir Ensar-i Hizbullah grubunun bulunduğunu anlatıyor. Haki renkte asker montları g > Hatemi burada önemli bir şey söyler:”Toplumda az sayıda oldukları halde bağırarak ve şiddetle kendilerini mutlak görenler zaafın kendileridir.” > Natık Nuri’nin temsil ettiği Molla iktidarı onları istemeyen yığınlara şiddet göstererek susturmaya , korkutmaya çalışıyor. Onlar halkı ve onun gücünü küçümsüyor. Devrim günlerini unutmuş olan Molla iktidarı varolan gücü kendi gücü sanma gafletinde. Oysa bu güç halkın gücüydü. Halk bunu onlara teslim etti. Bu hiç bir zaman tekrar almak istemeyeceği anlamına gelmiyor. > Hatemi’yi liberal bulan tutucular onun Batı’ya kültürel olarak açılacağı korkusunu taşıyorlar. Hatemi’nin herkesi hukuka davet eden sesi tüm sağ ve soldaki radikallerin sesini kesti. Burada sağ sol farkı kalmıyor bildiğiniz gibi. Radikal olma tabanında birleşen ideolojiler hukuk ve demokrasiden hoşlanmıyorlar. Örgütlenmesi engellenmiş İran’ın genç nüfusu göz önüne alınırsa örgütlenmeye olan talep aşikar. En az 20 milyon demek bu. Devletten bağımsız gazete ve dergilere tolerans tanımayan ve tanımak istemeyen tutucular bugünkü iktidar sallantısından onları sorumlu tutuyorlar. Hatemi seçim sürecinde hep çağdaş toplum sloganını savunmuştu. Bu tutucular için başlı başına bir ihanet sayıldı. > ÇAĞDAŞ TOPLUM ÖZLEMİ > > Bu konuda yardımcısı ve danışmanı olan Morteza Elviri (şu anda Ticari Serbest Bölge yöneticisi ve Başkanı aynı zamanda) şunları diyor: > ” Dovum-u Hordad (Hatemi’nin Cumhurbaşkanı seçildiği tarih bir milat olarak anılıyor) yeni bir harekettir diyenler var. Devrimde olmayan, yeni bir hareket olarak geçen 20 yıl içindeki fikirle uyumlu olmayan yeni bir hareket olarak algılanıyor. İslam Devrimi öncesi amaçlara geri dönüş amacı taşıdığını söyleyenler de var. Halkın değişiklik talebi nedeniyle olduğu da söylenmekte. Oysa Hatemi’yi destekleyenler 1978 devrimine hiç arkasını dönmeyenlerdir. Çağdaş toplum önemlidir , çünkü çağdaş hükümette imtiyazlar kırılır. İster ekonomik ister politik olsun. Çağdaş toplumda Anayasa gelişmiş ve öndedir. Velayet-i Fakih Anayasa ‘da gelişmiş bir konum olarak algılanabilir ama üstünde değildir. Çağdaş toplumda kavga olmaz, farklı kültürler birarada konuşur ve yaşar. Çağdaş toplum için dört şart gerekir: > . Halkın isteği > . Gerekli kanunların Meclis’ten çıkarılması > . Güvenlik güçlerinin halkın özgürlüklerini koruması > . Adalet Bakanlığı’ nın kanunları çiğneyenleri cezalandırması > > Bizde bu şartlar oluşmadı. Sadece halkın bu konuda isteği var. Hatemi hükümetinin yasaları uygulamak gibi çok önemli bir işlevi olacak.” > Elbette, Elviri’ nin söylediği “çağdaş” şartlar Türkiye açısından da düşündürücü bulunabilir. İran’da halk milletvekillerinin yasaları çiğnediğini düşünüyor. Aydınlar “zaten bizde yasaya uymamak köklü bir gelenek ” diyorlar.2500 yıllık bir Şahlık yönetimi yaşamış İran’ da bu makul görülebilir belki de. Türkiye’nin 76 yıllık Cumhuriyet ve demokrasi deneyimi var. > > > > > Aslında halk neyi istemediğini biliyor da ne istediğini bilmiyor diyebiliriz. Kenan Evren’in baskıcı konuşmasından sonra oyların Özal’a gitmesi gibi İran’da da halk Natık Nuri ve taraftarlarını istemediğini anlatmak için Hatemi’ye oy verdi. Hatemi’ye rakip olan iktidar grubunun halkın istediği reformları yapmayacağı çok açıktı. Halkın beklentisi ekonomik değil, daha çok sosyal ve kültürel reformlar. Gazete ve dergilerin bolluğu da buna kanıttı. Bu nedenle iktidar tüm basın ve yayından, sinemalardan öfkeyle söz ediyor. Hızlı değişim talebi Hatemi’yi önüne katıp sürükleyecek güçte olduğu için Hatemi bu hızı kısmaya çabaladı sürekli. Yine de bunu Meclis seçimlerinden sonra kontrol etmesi güçleşti. Daha önce onunla sınırlı değişim mottosu milletvekili seçimleriyle bir iktidar değişikliğine işaret etmeye başlayınca tehlikeli oldu. Bu tehlike işaretlerini gören tutucular her şeye saldırıyorlar. Saldırmaya devam edcekler. > Halkın parti kurmaya dönük olumsuz düşünceleri var. Parti Farsça Hizp den gelir. Yani hizip dediğimiz. İran’da da hizp çağrışımı, anlamı parti değil hizip olarak algılanıyor. Bölünme , uç, kutuplaşma demek. Halk partiye karşı hep olumsuz propogandaya maruz kaldığı için Hizp sözcüğü kirlenmiş bir kavram maalesef. Parti olmadan demokrasinin olması mümkün değil doğal olarak. > HATEMİ SONRASI ARTAN DERGİ VE GAZETELER > > İran ‘da bir medya mahkemesi var. Adı; Dadgah-ı Vişei Ruhaniyat. > İki tane mahkeme medya sorunlarına bakıyor. Bunlar editörü mahkemeye çağırıyorlar istediklerinde. > Çok sayıda dinci, radikal gazete de var. Gençlik, kadın ve Hatemi yanlısı gazete ve dergiler var. Hamaneyi taraftarı Aban haftalık bir gazete, hep radikal ve Hatemi’ye karşı. Cehan Islam hep radikal ve günlük gazete, Merve Kavakçı olayını dikkatle izleyen günlük Entehab , Hatemi yanlısı Nejad (sevinç) Camie-i Medeniyyei İran ( Çağdaş İran Topluluğu), hatta Arapça yayın yapan radikal dinci gazeteler var Elvefa gibi.Ama Ricky Martin fotoğrafı basmaya cesaret eden Gotz (kunduz) günlük bir gazete. Hatemi yanlısı Arya birinci sayfasında ” Allah peygambere zorla ihraç edin demedi” yazıyor, bölgelerde çıkan yerel gazeteler de hiç az sayıda değil. Keyhan-i Havai gibi yurtdışında yaşayanlara dönük yayınlar da var. > Dovum-u Hordad’ ı destekleyen basını sıkıştırmak için Hatemi’nin seçilmesinden sonra basına sürekli baskı uygulanmaktadır İran’da. Tahran Belediye Meclis üyelerinden biri şöyle diyor: “Basına uygulanan şiddet onların halkın gerçekleri öğrenmesinden duydukları korkuyu gösterir.” > Üniversite olaylarını sadece dengesiz kızlar ve erkekler yaptı diye iddia eden radikal gazetelere karşı Muhammed Yezdi üniversitede işlenen cinayetlerin dosyasının açılması gerektiğini vurguluyor. 90 öğrenci de Askeri Başsavcıya polisleri şikayet eden bir dilekçe yazmışlardı geçen yıl üniversite olaylarından sonra. > Hukuk devleti olamaya duyulan özlemin gerçekleşmesi acılı bir dönem. > İran bugün Türkiye’nin 1960′dan sonra yaşadığı karmaşa dönemine aday görünüyor. Demokrasi için önünde çileli ve uzun bir yol var. Demokratik davranış biçimini öğrenmek ne kadar zor , bunu en iyi bilen ülkelerden biri de Türkiye. Aslında Türkiye İran ilişkilerinde bu konuda çok verimli diyalog kurma şansı olabilir. Elbette, İran bu kaotik dönemde bir dost istiyorsa. >

İRAN’IN ENDİŞE VE UMUTLARI

Ekim 20 2003Yorum Yok Kategori: Yeni Yüzyıl

Haziran/Temmuz 1999 ‘da Civilization dergisinde İran Cumhurbaşkanı
Hatemi’nin bir makalesi yayınlandı. “Hissin Doğusu ve aklın Batısının
buluşmasına bir davet” başlığı altındaki makale diyalog kavramı üstüne
oturtulmuştu. Ne yazık ki, İran’da son dönemde gelişen olaylar ideolojik
İran siyasetinin diyalogdan yana olmadığının kanıtı. Kendini devrimin
biricik sahibi olarak gören Mollalar “demokrasi” den hoşlanmadıklarını
açıkca belli ettiler. Bu Hatemi’nin seçim gezilerinde de kendini göstermiş
bir davranış biçimiydi. “Hatemi ile yüz gün” ismiyle yayınlanan kitapta
seçim öncesi seçim gezileri ve seçim sonrası izlenimleri aktarılıyor.
> (Sed ruz ba Hatemi,1998 5.Baskı) Natık Nuri taraftarlarının, yani
kendinden başka iktidar tanımayan Molla zihniyetinin temsilcileri,
propogandalarında Hatemi’yi sürekli Ben-i Sadr’e benzeterek yapmışlardır.
Böylece hem ülkeden kaçan bir hainle özdeşlik kurup hem de onun başına
gelenlerin Hatemi’nin başına da geleceğine dair bir ima taze tutulmuştur.
Hatemi ilk kez otobüsle seçim gezisi yapan aday olarak çok ilgi görür. Bu
ilginin önünü kesmek için yapılanlar , engellemeler bugünlerin geleceğinin habercisiydi aslında. 2000′ li yılların Doğu ile Batı’nın kıskacındaki Türkiye ve İran açısından
çok önemli gelişmeler gebe olduğunu söyleyebiliriz. Fırsatlar yakalanmak
için beklerken tehlikeler de boş durmuyor.

 

Sayfa 1 / 11