İnsanlarda tek sıcak kanun/ Üzümden şarap yapmaları/ Kömürden ateş yapmaları/ Öpücüklerden insan yapmaları / İnsanlardaki tek zorlu kanun/Savaşlara yoksulluğa karşı/ Kendilerini ayakta tutmaları/Ölüme karşı yaşamalarıdır/ İnsanlarda tek güzel kanun/Suyu ışık yapmaları/ Düşü gerçek yapmaları/Düşmanı kardeş yapmalarıdır/Hep varolan kanunlardır bunlar/Bir çocukcağızın ta yüreğinde başlar/Yayılır genişler uzar gider/Ta akla kadar Paul Eluard Adalet ı tanımlarken günlük yaşamımızda önümüzde açılan yolları da tariflemekte.Öpücüklerden insan yaratan aşkın yaşamın güçlüğü içinde bir çiçek gibi açmasını bize şiir diliyle ulaştırmakta. Amerikaya benzetilmeye çalışılan yaşamımızın bedensel ve ruhsal yıkıcılık üstüne oturtulması yaşamı değerlerinden savuran ilişkiler ağının toplumu sarmasına neden olmakta.Paranoya yaşayan insanların en basit bir sohbeti bile başaramamaları,ilişki kurmakta zorlanmaları içtenlik kavramından bireyin uzaklaşmasıyla doruğa tırmanmakta.
Tek boyutlu ve doyumsuz yaşam çeşitli paranoyalarla yaşayan insan ruhunun can suyunu keserek kurumasına neden olmakta.Böyle bir sosyopsikolojik ortamdan kadın erkek ilşkilerini soyutlamamız imkansız elbette.Toplumun iki yanağını oluşturan kadın ve erkek cinsini irdelerken bir yanağı sürekli tokatlamak haksızlıktır. Genelde bunun kolaycılığına kaçarak sığınmak insanın yüreğini ferahlatmakla birlikte erkeklerin ya da kadınların düşman kamplar olmadığının altını çizmekte yarar var.Kadın ve erkeğin ortak yaşama alanı bir savaş meydanı değil birlikte yaşamın ahenginin kurgulanacağı sahadır. Çünkü mutluluk esastır.Kadın ve erkek birlikteliklerini güç deneme sahasına çevirecek yerde yaşam partnerini,gerçek eşini bulma yarışına dönüştürebilir.Bu zihinsel yarışta olduğu gibi adalet içeren bir büyüyü sağlayabilir.Paranoya ise hem bireyi hem toplumu yalnızlaştıran ve kısırlaştıran bir cadı kazanıdır.Her şeyden korkmak kendimizde olmayan içtenliğin yansımasıdır çünkü.Kuzey Amerikada her türlü insan ilişkisini belirleyen acımasızlık ya da sadizm, kusursuz bir ahlak inancının yarattığı taşlaşmadan kurtulma çabasından başka bir şey değildir.*Kusursuz olmak yerine kusurlarımızla varolan kendimizin kusurlarıyla varolan ötekiyle birlikte öpücüklerden insan yapan aşkın içtenliğine kendilerini bırakmaları daha adil bir yaşam olmaz mı? Adaleti arayan toplumda aşk ne arayabilir, dersiniz? *Octavia Paz Yalnızlık Dolambacı, Cem Yay. NEVVAL SEVİNDİ
Türklerde çok güzel bir atasözü vardır:”Gülme komşuna gelir başına”.
Almanların eskiden Türklerin zayıflığı,başarısızlıkları ile alay ettikleri ne varsa bugün kendi başlarına geldi. Avrupa’da Almanya’ya “hasta adam” deniyor. Sağlık,sigorta sistemi ve işssizlik sigorta yapıları çöktü. Almanya’yı terk eden sermaye durmadan artıyor. Kayıtdışı ekonomi patlamış durumda. Almanya’da herkes kayıtlıdır ve onlar bu kayıt-düzen ekonomisinin ilahı sayarlardı kendilerini. Şimdi sıradan insanlar da kayıtdışına kaçıyor.
350.4 milyar Euro kayıtdışı ekonomi, milli gelirin %16.5 ‘u ediyor. 1995′den günümüze tırmanarak büyüyen kayıtdışının önü alınamıyor.
Bugünlerde çıkan bir müzik kaseti yok satıyor Almanya’da. Adı;Gerd Show ve şarkının adı; tax song (vergi şarkısı) Schröder şarkıda şöyle diyor :
“Hepinizin nasılsa bir yerlerde sakladığınız paralarınız vardır, onları nerede nerede olurlarsa bulacağım.” Bir günde yarım milyon satan kaset Schröder’le dalgasını geçiyor. Schröder ‘le dalga geçen sadece gençler değil, Die Welt gibi ciddi gazeteler bile “Schröder aptaldır” diye yazıyor. Hiç bir Alman başbakanı 2.Dünya Savaşı sonrası bu denli tepki dalgası yaratmadı ülkede. Daha iki ay önce Schröder ‘in seçim başarısını kutlayanlar bugün “elim kırılsaydı da ona vermeseydim” diyor. Biz bu tepkileri ve davranışları çok yakından tanıyan bir milletiz elbette. Kaç kez bu pişmanlığı hayatımızda dile getirdik kimbilir!
Sıkı durun,esas kıyametin koptuğu tartışmayı söyleyeyim; Varlık vergisi geliyor.
Yanlış duymadınız, şimdi koskoca Almanya “varlık vergisi” ni 1 Ocak 2003 ‘de yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Bu nedenle sosyal demokratların oyu %28 azaldı.
Almanlar yalancı değildir, hiç bizim politikacılar gibi yalan söylemezler diyenler de yaya kaldı! Çünkü Scröder seçimlerde vergileri arttırmayacağına dair söz verdi. Hükümeti kurar kurmaz 23 milyar Euro’luk vatandaşlara, şirketlere ek vergi getirdi. Almanlar bu duruma deli oluyor!
%1 lik Varlık Vergisi yalnız yaşayanlardan ve ailelerden farklı dilimlerde vergi alacak. O nedenle TV dizilerinde ,kliplerde Schröder herkesin cebinden para çalarken gösteriliyor.
1.3 milyar Euro primleri arttırdı ve şimdi dünyanın en pahalı işçileri de Alman artık. Yeni iş sahaları açılmasını engelleyen iş yasalarını değiştirmek yerine sendikalarla işbirliğine giderek yasaları sabitleştirdi. Hani Avrupalılar her şeyin doğrunu bilir,akılla davranırdı. Aynen bizim gibi davranmış;irrasyonel. Ekonomistlere göre bu yeni yasalar girişimcilerin önünde kocaman bir engel. İşsizlik artmaya devam edecek . Bütün bunlar da ressesyonu arttırıyor ve işin güzeli Münih’te ünlü bir şirket yöneticisi şöyle diyor: “Sorunlar da biliniyor, çözümler de ama hükümet etkin değil” ,Biz bunlardan çok gördük. Ekonomik açık büyüyor, sosyal huzursuzluk artıyor. En ciddi gazete ve dergilerde nevrotik yazılar çıkıyor. Liberal Stern dergisi bile gençleri Schröder’e karşı isyana çağırdı. Akademisyenler, talk show’larda ağızlarına geleni,küfür kıyamet söylüyor . Berlin Üniversitesi’nden bir profesör ülkenin ekonomik tıkanmaya önerisi ise Türkiye’de hapse girme nedeni:” Barikatlar kurulsun, vergi boykotu için sokak gösterileri yapılsın.” Müthiş bir servet düşmanlığı gözleniyor, ikinci dünya savaşı öncesi izler taşıyan bu düşmanlığı Maliye Bakanı Oskar Lafontaine dile getirdi: ” Bugün devlet düşmanları pırlanta takanlardır”. 70′li yılların solcuları var ve değişime direniyor diye dövünmeyelim, onlar da demode solcu çok anlaşılan. Bütün bunlar olurken Hıristiyan Demokratlardan “tık” yok. Bizim muhalefete benzemişler zahir. Artık Almanlar hiç kimsenin hiç bir problemi çözebileceğine inanmıyormuş. Araştıma sonuçları böyle. Bizim kadar kötümserler.
Alman gazeteciler daha önce kapitalist şeytanlar diye manşet atarlardı Thatcher ve Reagan hakkında, şimdi onlar gibi liderlere ihtiyaç olduğu lafı ortalıkta geziyor. Gerçi Almanların tarihinde can yakıcı kararlar alma yerine sonuna kadar gidip dibe vurma vardır. Weimar örneğinde olduğu gibi,sonrası dünya savaşı! İnsanlar bu sosyal gen nedeniyle inşallah kriz iyice artar,herkes kötüye gider ve hep birlikte dibe vururuz diye dua ediyorlar. Biz burada yolumuzu ayırırız onlardan, biz de duaya gerek kalmaz. Bir kitap fırlatırsın dibe vurursun.
Firmalar iflas ediyor, işsizlik artıyor. İleri teknolojiye dönük küçük şirketlerin yaşama şansı azalıyor,bu Amerikan şirketlerinin dünyada gücünü arttırması demek tabii. Kendini Amerika ile rekabette sanan Almanya için durum üzücü. Zaten Microsoft Almanya’da olsaydı yaşayamazdı diyorlar. Şu anda artan sadece kayıtdışı ekonomi ve işsizlik.
Alman medyası sürekli Türkiye’nin AB’ye alınmaması için yayın yaptı,yapıyor. Eğer Türkleri alırsak cebimizden en az 20 milyar Euro çıkacak diyerek kamuoyunu yanlış bilgilendirirerek düşmanlık oklarını Türklere çevrilmesine neden oluyor. Cebimizden çok para çıkacak diye korkutulan Alman halkının cebinden 1 Ocak itibariyle zaten çok para çalınacak. Bunun nedeni de Türkler değil, Almanya’nın yetenekli siyasetçileri ve bürokratları!
Biz de Almanya’dan kaçan sermayeye kucak açalım,yasalar çıkaralım ve ileri teknolojiye dönük şirketlere kolaylıklar sağlayalım. Böylece Almanların yapamadığını yapalım ve onları sorunlu ekonomileriyle AB’ne hediye olarak bırakalım. 2004′de belki AB bile kalmaz görünene bakılırsa, biz işimize bakalım.
NEVVAL SEVİNDİ
*Newsweek kaynak olarak kullanıldı.
İnsanlarda tek sıcak kanun/ Üzümden şarap yapmaları/ Kömürden
ateş yapmaları/ Öpücüklerden insan yapmaları / İnsanlardaki tek zorlu kanun/Savaşlara yoksulluğa karşı/ Kendilerini ayakta tutmaları/Ölüme karşı yaşamalarıdır/ İnsanlarda tek güzel kanun/Suyu ışık yapmaları/
Düşü gerçek yapmaları/Düşmanı kardeş yapmalarıdır/Hep varolan kanunlardır bunlar/Bir çocukcağızın ta yüreğinde başlar/Yayılır genişler uzar gider/Ta akla kadar Paul Eluard Adalet ı tanımlarken günlük yaşamımızda önümüzde açılan yolları da tariflemekte.Öpücüklerden insan yaratan aşkın yaşamın güçlüğü içinde bir çiçek gibi açmasını bize şiir diliyle ulaştırmakta.
Amerikaya benzetilmeye çalışılan yaşamımızın bedensel ve ruhsal yıkıcılık üstüne oturtulması yaşamı değerlerinden savuran ilişkiler ağının toplumu sarmasına neden olmakta.Paranoya yaşayan insanların en basit bir sohbeti bile başaramamaları,ilişki kurmakta zorlanmaları içtenlik kavramından bireyin uzaklaşmasıyla doruğa tırmanmakta.