Temmuz 22, 2002

YAZ SICAĞINDA AŞK

Temmuz 22 2002Yorum Yok Kategori: EN

Yazın bu at sineği gibi yapışan sıcağında aşk meşk düşünülür mü diye düşünür insan. Pek de haksız sayılmaz elbette. Hayatı her an yaşamak zorunda olduğumuz gerçeğidir sadece bizi sık boğaz eden. ne ertelenebilir ne de görmemezlikten gelinebilir olması hayatın. Aşk hayata sarmaşık gibi sarınmayı ifade eder,tıpkı geldiği kök kelime gibi. Bıkkınlığın doruk noktalarında takla attığımız Türkiye’de, sıcak denilen bir geviş getirme siyaset nerdeyse…. Umutsuzluğun şırınga edildiği Türkiye’de herşeye burun kıvırmadayız,aşk da bundan nasibini almakta. Hayata sarılmak için duymamız gereken yaşama sevinci nerede? Aşk’ı davet eden süslü kelebek bu sevinç değil midir? O olmadan ne yöne gideceğinize nasıl karar verebilirsiniz? Birini sevmeden nasıl önemli olabilir ki yaşamak?
Yaz sıcağı nemden bir tül perdeye sarınarak dolanırken ortalıkta yüreğim sıkışıyor. Aşk’ın kaçma nedeni sıcak ve nem olamaz diyorum. Bir iç huzuru aramaya gitti belki de solmayan yaprakların arasına. İç huzurunu yitiren insanın meşki olmaz bilirim.

sadece kavga ederek kendini ifade eden,ikiyüzlü davranan ama Allah’ı kandırmak isteyenlere,kibirden ve mevkiden başı dönmüş gözü kararmışlarla hala muhatap olmak insanın içini kemiriyor bir kurt gibi.
Yaz sıcağı tüm haşmetiyle çöreklenip şehrin üstüne silueti boğarken insanın içine de bir kurt düşüyor sanki. Kemirgen ve inatçı bir kurt. Yaz incecik giysilerin altından esen bir rüzgar sanki tüm duyguları sağa sola savuruyor. Geriye kalan bir avuç neşe olmalı diyorum. İşte!Aşk budur.
yüreği kırlangıç yuvası olan
cıvıltılı bir zamana
bırakılmış insan
ne sevmekten korkar
ne sevilmekten. Bunu biliyorum ya, bu da bana yeter vesselam.

Sayfa 1 / 11