Şubat 11, 2002

Urfa’da kadın olmak

Şubat 11 2002Yorum Yok Kategori: Kadın

Aralık ayı için ılık ve güneşli bir günün keyfini süren Urfa’ya inerken bereketli topraklar insana umut vaadinde bulunuyor.Konik kubbeli tipik evleri ve ihram giymiş kadınlarıyla,yerel giysili erkekleri sakin görünen sokaklarda başka bir dünya sunuyor konuklarına. Geçtiğim kent meydanında kaç kadının namus yüzünden koyun gibi kesildiğini bilmesem, belki de egzotik bir çiçek kokusu sunacak Urfa bana. Son olarak sinemaya gitmesi nedeniyle bıçakla boğazı kesilen kadını ve yaralanan kuzeninin başına gelenleri anlamak için gittim Urfa’ya.
 

Bitli Yorganlarınızı Yakın!

Şubat 11 2002Yorum Yok Kategori: Yeni Yüzyıl

Yüzbaşı Frederick Burnaby 1876’nın ser kışında, İstanbul’dan başlayarak Anadolu’da at üstünde Kars’a kadar uzun bir yolculuğa çıkar. Ankara’ya doğru Nallıhan’dan Çayırhan köyüne geçerken olağanüstü güzellikteki doğadan söz eder. Bu köyde ki bir çiftlik evinde konuk olur. Osman’ın yorganı ve yatağı pire doludur ,konuğu uyutmaz. Sabah Frederick ev sahibine yorganı yakmasını tavsiye eder. Osman’ın cevabı: “Ne! Dedemin zifaf yorganını, babamın yorganını ve kendi yorganımı mı yakacağım! Asla olmaz, Efendi! Pireli olduğu doğrudur, ama onlar ölürler, yorgan ise oğlumla gelinime de yarar. Oğlum evlenirse tabii.”* Frederick gittiği yerlerde pire muhabbetini sürdürür ve Türk köylüsünden aldığı cevap, şimdiye kadar alışmış olması gerektiği olur .

Pireleri öldürmeden onların geçici olduğuna inanırken diğer yandan da onlara alışmak günümüzde de süren bir bakış açısı sanırım. 120 yıldır yeryüzü elektrikle aydınlanıyor. 1980 sonrası bir çok köy, kasaba elektriğe ve telefona kavuştu Türkiye’de. 20. yüzyılı diğerlerinden radikal biçimde ayıran elektrik yeni yüzyılda artık kültürel ve sosyal yapıları değiştirecek. Bu sancı dünyayı beşik gibi sallarken , birbirinin içine geçmiş süreçler kaosda sörf yapıyor. Elektrik sonrası yer değiştirmemize neden olan otomobil ve onun uçan modeli olan uçak artık insanları mekan bağımlılığından kurtardı. Şimdi sıra zihinsel kalıplardan ve geçmiş yüzyıllara ait yaptırımlardan kurtulma zamanı. Roma kültürü koşumlanmış atın arkasına arabayı takarak büyük bir buluş gerçekleştirmişti. Telefon ve kültürü de yepyeni bir üretim ve yaşam biçimi yaratmakta. Teknoloji tek başına uygarlık getirmediği gibi kültür de oluşturmaz. 1980’den sonra sürekli teknolojiye yatırımla övünen Türkiye bunu yönetmek ve sindirmekle ilgili sorununu da çözmeli. İlke odaklı siyaset kadar ticaret de gerekli. Türkiye geleneksel yönetim anlayışıyla yolları tıkayan kireç tutmuş kafalardan kurtulursa “birey” odaklı anlayış gürül gürül akacaktır. Bu her türlü kamplaşma içinde görülüyor. Kamuda , özelde ya da entelektüel çevrede yaşadığımız tıkanmışlık hiyerarşide gücü ellerinde tutan dar kafalıların zaafları. Türkiye’nin yeni yüzyılda bitli yorganı yakması , sağlıklı bir yatağa kavuşması zihinsel zindeliği için önemli. Herkes iyi yaşamak istiyor o zaman karşılığı olan yaratıcı gücü ortaya koymalı. Yorganı yakmak yorgandan ayrılmak değil, bitlerden kurtulmaktır. Üç kuşaktır taşınan bitli yorgan yerine yorgan kavramını geleneksel olarak sürdüren tertemiz, kuştüyü yeni bir yorganımız olabilir. Bir ihanet yok ortada. Heyecanlı bir yeni yüzyıl bizi bekliyor, siz bitli yorganları yakın. *Küçük Asya Seyahatnamesi, Sabah Kitapları

Anadolu Kültür Hazinesi: Alevilik

Şubat 11 2002Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Elmalı’nın Tekke köyünde bir telaştır gidiyor. Abdal Musa şenliklerine Türkiye’nin dört bir yanından Aleviler, Bektaşiler akıyor. Abdal Musa’nın türbesine yüz sürüp şenlik tutacaklar. Hem ibadet edecekler hem muhabbbet. Muhabbet Alevi ve Bektaşi ceminin canı ciğeridir. Dem ve muhabbet sırrı söyletendir.
Malatya’dan,Yalova’dan, Erzincan’dan, Sivas’dan,Çorum’dan, Tarsus’dan, Antalya’dan, Burdur’dan, Yozgat’tan, İstanbul’dan gelen binlerce insan kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı genç renkli bir kalabalık. Horasan ellerinden sökün etmişler gibi fizyonomileri. İnsan kendini Türkmenistan’da bir pazar yerinde sanabilir rahat rahat.  

Singapur’da Monk Rahibi

Şubat 11 2002Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Hind Dünyasınıın Renkli Kutsal Mekanları Singapur’da
Dünyadaki belli başlı Sikh tapınaklarını barındıran Singapur’da 15.000 Sikh
yaşamakta.1850’lerde Tank caddesi üzerinde yapılmış bu Hindu tapınağının adı
“Sri Thandayuthapani” biz gittiğimizde bir festival kutlamasındaydı.Navarathiri
ve Thaipusam festivallerinin kutlandığı bu kutsal mekan renklerden çoşmuş bir
kalabalığı üstümüze akıtıyordu.Renk renk taze çiçeklerle donanmış siyah uzun
saçları bellerinde Hindli güzeller,tütsülerin eşliğinde sürülünen beyaz ve
kırmızı boyalarla kutsanıyorlardı.Renk renk meyva,çiçek ve boyalarla şenlenmiş
tapınakta geleneksel Hind giysileri renkli bir kültürün canlı temsilcilerini
görsel bir şölen olarak sunuyor insana.  

Sonbahar Londra Keyfi

Şubat 11 2002Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

British Airways ‘le Londra’ya uçarken Namık Kemal’in Londra Anıları’nı
düşünüyordum.Havagazı ışığıyla pırıl pırıl ışıldayan Londra’nın mavi hali ve
kentin büyüsünü aktarır.1867’de yaşayan Londra ile bugünün Londrası elbette çok
farklıdır.Ama farklı olmayan nüve kent yaşamını oluşturan kültürel kurumlar ve
eğlence yaşamı.
Çağ ve insanları anlatan renkli ve önemli bilgiler kentin eğlence yaşamının
cıvıltısıdır.Atmosferi kuran sanatçıların birlikte oldukları mekanlardır,bol
kahkahalı akşam yemekleridir.
Londra, Paris gibi kentlerin büyüsünde müzeler, kültür alanları, mimari çağları
yaşatan çevreleri vardır.  

Bitli Yorganlarınızı Yakın!

Şubat 11 2002Yorum Yok Kategori: Yeni Yüzyıl

Yüzbaşı Frederick Burnaby 1876’nın ser kışında, İstanbul’dan başlayarak
Anadolu’da at üstünde Kars’a kadar uzun bir yolculuğa çıkar. Ankara’ya doğru
Nallıhan’dan Çayırhan köyüne geçerken olağanüstü güzellikteki doğadan söz eder.
Bu köyde ki bir çiftlik evinde konuk olur. Osman’ın yorganı ve yatağı pire
doludur ,konuğu uyutmaz. Sabah Frederick ev sahibine yorganı yakmasını tavsiye
eder. Osman’ın cevabı: “Ne! Dedemin zifaf yorganını, babamın yorganını ve kendi
yorganımı mı yakacağım! Asla olmaz, Efendi! Pireli olduğu doğrudur, ama onlar
ölürler, yorgan ise oğlumla gelinime de yarar. Oğlum evlenirse tabii.”*
Frederick gittiği yerlerde pire muhabbetini sürdürür ve Türk köylüsünden aldığı
cevap, şimdiye kadar alışmış olması gerektiği olur .  

Sayfa 1 / 11