20.y.y

Ocak 5 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

20.yüzyıl kültürel anlamda gerçek bir başarısızlık örneğidir. Tek doğrunun kendisi olduğunu iddia edenlerin çıkardığı savaşlarla, zulümle inledi insanlar.Robespierre ile simgeleşen jakobenlik kendi gibi düşünmeyen herkesi giyotine göndermekte bir an duraklamadı. O nedenle Robespierre de ağzı burnu dağılmış olarak giyotine gönderildi sonunda. Binlerce yıllık sözlü kültür geleneği olan konuşma küçümsendi. Sadece yazının kalıcılığı vurgulandı. Konuşmanın insani boyutu ve yaratıcılığı yok edildi. Çünkü 20. yüzyıl insanları polarize etti.Herkesi savurdu.Modernleşmeci pradigma vazgeçilemez tek gerçeklik gibi kendini ortaya koydu. İlerlemeci anlayış kendinden başka bir paradigma olabileceğini düşünmeden rahat rahat yaşadı. bu entellektüel bakış nedeniyle toplumları ve insanları terzi makasıyla keser gibi kesip biçmek 20.yüzyılda normal görüldü.İdeolojiler alkış aldı, insanlar acı çekti. Bu terzi makası Rusya’da binlerce Tatarı, Ahıska Türkünü ya da Koreliyi yerinden yurdundan sürdü. Bu terzi makası Avrupayı biçti tam ortadan, Afrika’nın ise bugünkü felaketini hazırladı. Bugün gördüğümüz “öteki” bizim aynamızdır. Yoksul kıtalar kültürleri ellerinden alınmış, toplumsal modelleri tarumar edilmiş ülkelerle dolu. Konuşma yasalarla bile yasaklanmış Yeni Zelanda’da olduğu gibi. Maori yerlileri yüz yıl kendi dillerinde konuşamamış.Yeni izin verildi ve ilk ana okullarını açtılar kendi dillerinde. Sokak isimleri Maori dilinde yeniden değiştiriliyor özür dilemek için.
Bugün tera çağında yaşıyoruz . Mega milyon giga milyar. Ama hiç bir sayısal büyüklük iki insanın göz göze olmasındaki kadar büyük bilgi alşıverişini bize henüz sunamıyor. Göz göze olduğumuzda birbirimize bir saniyede bir milyar veri aktarıyoruz. Diyalog çok farklı kimlikler arasında olduğu zaman yaratıcı. Tarih boyunca değişim kültürler arası diyalg ve bilginin taşınmasıyla olmuşutur. Önyargısız düşünme diye başlayan cümleler var. Önyargılı düşünme zaten olmaz ki!O sadece bir yargının belirtilmesidir.Önyargının bilgi yerine kullanılması alışkanlığnı değiştirmek zorundayız. Yani eski zihni kalıpları, düşünce biçimlerini ve tek doğruları.
1500 yıllarında dünyada 500 devlet vardı, site devletler.Bu yüzyılın başında 23 tane ülke vardı, imparatorluklar. 1950 başında ülke sayısı 53’e çıktı.Şimdi Birleşmiş Milletlerin üyesi 193 ülke var. Kendi adına para basan ülke sayısı ise 214 tane. Beklenti şu.500 doğru giderek geldiğimiz yere varacağız bir yığın acıdan sonra.
21.yüzyıl insan ve kültür merkezli bir anlayışın kuramını hazırlamaya çalışıyor.21. yüzyıldaki demokrasi anlayışı Türk İslam anlayışında tüm değerleriyle var. Yani bin yıl sonra yaşayan hoşgörü dünyası . İşte Mevlana diyor ki: Gene gel gene./Ne olursan ol/ ister kafir ol, ister mecuzi, ister putperest/ ister yüz kere tövbe etmiş ol/ ister yüz kere bozmuş ol tövbeni/ umutsuzluk kapısı değil bu kapı/ nasılsan öyle gel.
Bence 21. yüzyılın mottosu bu:Nasılsan öyle gel. Bu çoklu kültür ve çoklu din mottosunun yaratıcısı benim kültürüm. Yunus da şiirlerinde 72 milletin kardeşliğinden söz eder çoklu etnik kültürle birarada yaşamanın en güzel edebi eserleri kültürümüzde vardır. İpekyolunun 12.000 kilometrelik alanında yol boyu Türkçe konuşulur. Anadolu’daki barışçı kültür İpek yolundan Batı’ya göç eden Türk kavimlerinin çatışma ve barış içinde yarattığı kültürdür. Türkler bütün kültürlerle alış veriş içinde olmayaı sevmişler tarih boyu. Çok etkilendikleri kültürlerle bütünleşmekte sakınca görmemişler. Kültürlere gösterdikleri uyum nedeniyle bazılarınca kimliksiz diye nitelenmeleri önyargılı bir bakıştır. Onlar kültürel uyumun ve sentezin örnekleri olmuşlar. Bu nedenle dünyada şaman, yahudi, hıristiyan,müslüman Türk boyları, devletleri var. Türkler yol kültürüyle tüm kültürlere aşina olmuştur. Budizm,nasturilik,manizm gibi dinlerdeki hoşgörü tasavvufta ruh bulur. Çin, Hind ve İran kültürleriyle etkileşim içinde olmuştur Türkler. Bu Horasan’da mayalanmıştır.

Yorumunuzu Paylaşın