8 Mart’ın 100.yılını kutluyoruz. Yakılan,öldürülen tekstil işçisi kadınlardan bugünlere geldik. 100 yıl içinde kadınlar vahşi kapitalizm tarafından sömürülen, çocuklarıyla birlikte en düşük ücretlerle uzun saatler çalışanlardı. O günden bugüne gelen talep:”eşit işe eşit ücret” !
Bugün bile Batı’da eşitlik sağlanamadığı gibi dünyanın bir çok yerinde de gerçekleşmedi.
“Bir lahza sonra kendimizi Şişli tepesinde bulur ve Maslak yolunu tutardık!Kendi süratimiz etrafımızda rüzgar yapardı,….Ah,öğle üstü güneşle kavrulan ıssız tepelerde otomobille giden insanlara kolaylık olan bu gölge ve bu rüzgar….
Bunalmış,kavrulmuş,bu kızgın yol üstünden sizi otomobil “kurander”li bir dehlizde gibi rüzgar sademelerine uğratarak,akıntıda götürür;karşımıza kah bir koru çıkar,kah öteden Kanlıca tepesini,kah beride Yuşa dağını görürsünüz; bazen Boğaziçi’nin kapanmış bir parçasına rast gelirsiniz;göl gibi durur.Kah sırtı çıkınca önünüze birdenbire Karadeniz yayılır; içine yuvarlanacakmışsınız gibi başınızı döndürür. Daha sonra ağaçlıklı bir bayır….Otomobilin motoru durmuştur, kendi sikletinizle ve frenlere dayanarak,derin bir sükut içinde mütemadiyen,döne çevrile iniyorsunuz. İşte ilk evler,işte Tarabya,deniz ,rıhtım!”
Refik Halit Karay (Ago Paşa’nın Hatıratı)
SOFYA – Bulgaristan Devlet Arşivler Ajansı, ülkede 1989 yılında sona eren komünist rejim tarafından Türk ve Müslümanlara karşı yürütülen ve “Yeniden Doğuş” olarak adlandırılan asimilasyon kampanyasına ilişkin belgelerin yer aldığı iki ciltlik kitap yayımladı.
Baharın ayak seslerini duymak için kulağınızı toprağa dayamaya gerek yok.Çünkü aceleci aşıklar gibi hemen çiçek açan ağaçlar var. Mis gibi kokularıyla erken bir bahar habercisi..
Semih Kaplanoğlu, Yusuf üçlemesinin final filmi ‘Bal’ ile 60. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandı. 49 yıl sonra ödül yeniden Türkiye’de….
RTÜK en fazla şikayet alan ve reyting rekoru kıran Aşk-ı Memnu dizisine yine ceza vermiş. Bu kez ceza “ihanet” meselesinin kendisine kesilmiş! Romanın adı bu zaten, demek ki RTÜK tarafından kitap yasaklanmalı.Yani H.Ziya Uşaklıgil de bir ceza yemeli bu hesaba göre! Uşaklıgil yasak bir aşkı neden anlattı acaba? 1945’te kaybettiğimiz yazar bugün olsa ceza yer miydi? RTÜK kurmayları büyük edebiyatçımızdan daha fazla toplumu düşünüyorlar demek ki!!!!
AKP VE B.ARINÇ kavgalı TBMM oturumunda ,her zaman ki gibi, öfkelerini yılkı atları gibi salmışlarken dağa bayıra daha bi ileriye gitmeye heves eden sınır tanımaz kişiliği ile ARINÇ , Mumcu’nun odasına daldı.Bunun deşifre edileceği aklının ucundan geçmedi. Her şeyi yapabilme sınırsızlığının keyfiyle oynayan AKP zihniyetinin temsilcisi,en büyük düşünürü B.ARINÇ mum gibi ezeceğini sandığı, alt tarafı kadın olan G.Mumcu’nun kadrine uğradı. Peçe düştü, yalan göründü.
Bu konuda yazmanın ne anlamı var bilmiyorum.1990′da yazdığım “Kent
ve Kültür” kitabımı bile aşamadık. Üniversitlere ders kitabı olma onuru kaldı
bize. İstanbul’a kar yağdı. Her zaman hazırlıksız Başkan tuz atıyor he r
yere kokmasın diye kent!
Çocukken varolan yaşam enerjim yaşımın gereği olarak görülürdü.Genç bir kız olduğumda aşka dönük yüzümün pembe iyimserliği gençliğime verilirdi.Büyüyünce isyankar,aşık yanlarımın törpüleneceği ve herkes gibi olacağım söylenirdi.Sonra evlenince değişeceğim söylendi.Sonra çocuğum olunca değişeceğim konusunda ısrar edildi.Evlenmelerden ve boşanmalardan sonra , rahat yaşamları ve sıcak yuvaları düşkünlere bırakıp özgür rüzgarlara bırakınca kendimi yeniden.
Bayburt Üniversitesi’nde konuşmacıydım. Erzurum’a indiğimde yılın ilk karına ayak basmış oldum.Eski Erzurum kışlarını hatırlatan bir kar görüntüsü yoksa da, İstanbul’un yanında karla örtülü bir beyaz kış kentiydi. Dağların başındaki beyaz tülbentler şahaneydi.