| |
Türkiye'de üretici kayboluyor. Siyasilerin,iktidarın ve sivil toplum "ortak aklının" kayıkçı kavgasına düştüğü bu günlerde bu ne anlama geliyor düşünen var mı?Üretici kültürü kayboluyor.Çiftçi aileler dağılıyor.Ailelerin gençleri kente vasıfsız işçi oluyor. Bunlar kent varoşlarında lümpenleşiyor. Lümpen kitleler büyüyor. Lümpen lider iş yapıyor. Lümpenlik faşizmin ordusudur. Faşizmin ayak sesleri 1998'de duyuluyordu.Bugün hayatın gerçeği. Aydın geçinen ezbercilerin kafa karıştırma uzmanlığı toslamamız için arkadan itiyor. Türkiye Ortadoğulu olma yolunda hızla ilerliyor,45 yıllık AB zemininden kaymış bulunuyor.
Doç. Dr. Yavuz Öztürkler düzenlediği basın toplantısında, genelde ülke, özelde ise bölge boyutunda gerek mesleki ve gerekse hayvancılık sorunlarının bir çığ gibi büyüdüğünü, bu sorunlara artık çözüm bulanamadığını belirtti. Öztürkler, bugüne kadar yürütülen politikaların hayvancılığı ve hayvancılıkla geçinenleri bitirme noktasına getirdiğini dile getirerek, "Dolaylı olarak mesleğimiz saygınlığını yitirmektedir. Ülkemizdeki bu tablo en çok Doğu Anadolu Bölgesi'ni etkilemektedir. Her ne kadar ülkenin gelişmiş yörelerindeki büyük sermaye ile kurulan çiftlikler üzerinden ülkenin hayvansal gıdası götürülmeye çalışılsa da Doğu Anadolu Bölgesi'nin payı azalmaktadır. Edirne'de üretilen bir hayvansal ürünün Kars'ta satışa sunulması moral değerleri alt üst etmektedir. Bu durumda konuya sadece hayvan ürünleri potansiyeli olarak bakamayız. Bu bölgenin insanlarının geçim kaynağı hayvancılıktır. Payı ne olursa olsun bölge hayvancılığının kurtarılması sosyal açıdan bölgenin, ekonomik açıdan da ülkenin kurtulması anlamına gelmektedir." diye konuştu. Bunu destekleyen iki makale aşağıda:
TÜSİAD geçen hafta son derece önemli bir araştırma yayımladı: Türkiye’de hane halkı (işgücü, gelir ve yoksulluk açısından analizi) Araştırmayı ele alan Zafer Yükseler ve Ercan Türkan’ı kutluyoruz. Gerçekten kapsamlı bir derleme yapılmış.
Önce şu gerçeği koyalım; Türkiye’nin nüfus yapısı hâlâ çok genç. 15 yaşın altındaki nüfus AB’de yüzde 16 iken, Türkiye’de yüzde 29. Yani neredeyse 2 kat. Malum bunun da birçok sonuçları oluyor.
İşsizlik oranı ise aşağılarda gözleniyor. Çünkü işgücüne katılım düşüyor. 2002 yılında yüzde 44.4 olan istihdam oranı, o denli büyümeye rağmen 2006 yılında yüzde 43.2’ye gerilemiş. Bunun da temel nedeni kadın işgücünün giderek iş piyasasından çekilmesi. Bunun temel nedeni, kadınların tarımda çalışma olanağı bulurken kentlerde bulamaması. Tabii siyasal değişim de buna katkıda bulunuyor olabilir.
Tarım çöküyor
Malum, tarımda çok hızlı bir istihdam çözülmesi gözleniyor. 2002-2004 döneminde çalışanların yüzde 34’ü tarımdayken 2005-2006 döneminde bu oran yüzde 27’ye gerilemiş. Bu gerçekten anlaşılması son derece güç olan hızlı bir toplumsal değişim. Bunun bir kısmı iş bulurken, önemli bir kısmı çaresizce işsizler ordusuna katılıyor. İş bulanlar daha çok hizmetler kesiminde, özellikle perakende ve toptan ticarette, bir miktar da inşaat sektöründe iş buluyor.
Bu arada sevindirici olan tek gelişme istihdamda kayıtdışılık oranının sürekli gerilemesi. Bunun da nedeni tarımdaki istihdam çöküşü. Kent kesiminde hizmetler sektöründe iş bulanlar haliyle kayıt altına giriyor. Bununla beraber kırsal kesimde de yevmiyeli çalışma oranı yükseliyor (çalışanların artık üçte biri yevmiyeli) ve bu da kayıtlı olmaya katkıda bulunuyor.
İşsizlik bölgelere göre çok değişiyor. Örneğin, Karadeniz bölgesinde işgücüne katılımın çok yüksek olmasından dolayı işsizlik oranı çok düşük çıkıyor. Oysa nüfus artış oranı çok yüksek olan Güneydoğu Anadolu’da, işgücüne katılım düşük olsa da işsizlik oranı çok yüksek çıkıyor. Üstelik burada tarımda ücretli olarak çalışan da az. Bir başka konu da tarımın istihdama katkısı Türkiye genelinde yüzde 27 iken, Güneydoğu Anadolu’da alternatif ekonomik faaliyetlerin yeterince gelişmemesi nedeniyle tarım toplam istihdamın yarısını oluşturuyor. İşte burada terör örgütüne katılımın ekonomik güdüsü de anlaşılıyor.
Ancak çalışmada işsiz kesimin yoksul olarak tanımlanmadığı görülüyor. Bir biçimde bu insanlar doyuyor. Üstelik işsizler 2002’den bu yana giderek yoksul olmaktan çıkıyor. 2002 yılında çalışan nüfusun yüzde 25’i yoksulken, şimdi sadece yüzde 15’i yoksul sayılıyor. Yine 2002’de işsizlerin yüzde 32’si yoksulken, bugün yüzde 20’si yoksul sayılıyor. (Bu konuya yarın gireceğiz.)
Şu aşamada iki konunun altını çizmekte yarar var: Birincisi, tarımda çok hızlı bir çözülme gerçekleşiyor ve bu üstünde durulması gereken bir konu; ikincisi de işgücüne katılım daraldığından biz bunu göremiyoruz. Türkiye’de aile işçilerinin payı yüzde 20, AB’de yüzde 1.2. AB’de işgücüne katılmayan oran yüzde 30, bizde yüzde 49.
Eğer çalışmak isteyip de iş aramayanlar işsizlik tanımına dahil edilse 2002’de yüzde 10.3 olup da 2006’da yüzde 9.9’a düşmek yerine, yüzde 14’ten yüzde 17’ye çıkmış olacak. Yani işsizlik artmış olacak.
Hurşit Güneş
“Son günlerde küçük ilan yayımlatmak için bize başvuranların çoğu, işyerlerini devrettirmek isteyenler. İşyeri devir ilanları, ev ve otomobil satış ilanlarının önüne geçti.”
Bunları Ankara’da bir toplantıda birlikte olduğum ilan ajansı sahipleri söylüyordu.
Gazetelerde yayımlanan küçük ilanları gözden geçirenler ekonomideki gelişmeler hakkında az çok bilgi sahibi olabilirler.
Küçük ilanları genelde reklam ajansları toplar ve gazetelerde yayımlanmasını sağlarlar. Reklam ajansı sahipleriyle sohbet ederken, “Eskiden küçük ilan denilen ilanlar genelde kayıp ilanlarıydı... Şimdilerde her konuda küçük ilan yayımlanıyor. En çok da otomobil ve ev satış ilanları yayımlanır oldu... Ekonomideki gelişmelere göre ilanlarda ne gibi bir değişim var?” şeklinde bir soru sorunca, yukarıda yazdığım cevabı aldım.
Ve de anlattılar: ”Talepteki daralma küçük işyerlerini hemen etkiliyor. Küçük işyerlerini işletenler kira ödeyemez hale gelince, işyerini devretme telaşına kapılıyor.”
Bu bilgi üzerine gazetelerin küçük ilanlarını gözden geçirmeye başladım. Büfe, kahve, lokanta, bakkal dükkânı, kasap dükkânı, manav, tamirhane devir ilanlarının sayısı dikkat çekiyor.
Devredemeyen kapatıyor
”Bir devir ilanı kaç defa yayımlanıyor? İlan veren, devralacak kişileri bulabiliyor mu?“ diye sorunca, ilan ajansları sahipleri, “Tirajı yüksek gazetelerde bir devir ilanının 4 gün üst üste yayımlanması 24 YTL. İlan verenin, 4 ilanla, devredeceği birini bulabilmesi çok zor” cevabını verdiler. Ben, ”4 gün yayımlanacak ilan için 24 YTL çok uygun bir fiyat. O zaman daha çok yayımlatsınlar” diyecek oldum. Uyardılar, “İşyerlerini devretmek durumuna düşenler için 24 YTL o kadar büyük bir para ki... Onu bile ödemekte zorlanıyorlar. İlan parası bile olmayanlar ve de devir ümidi olmayanlar ise kapılarına sessiz sedasız kilit vuruyor.“ İlan ajansları sahiplerinden bunları öğrendim.
Dostum Alaattin Aktaş, Ankara’da olan biteni, Ankara kaynaklı haber ve bilgileri yakından izleyen bir iktisatçı/gazetecidir. O da açılan kapanan şirketler hakkında bilgi verdi.
Alaattin Aktaş’ın TÜİK ve TOBB kaynaklarından derlediği bilgilere göre, bu yılın ilk iki ayında 10 bin 901 şirket kuruldu. Buna karşılık 2 bin 474 şirket de kapandı. Demek ki, kurulan her 100 şirkete karşılık 22.7 şirket kapanmış. Kurulan-kapanan dengesi, bugüne kadar görülmemiş bir durgunluğun habercisi.
Anadolu’da işler kötü
Kapanan şirket sayısı çok yüksek. Büyük krizin yaşandığı 2001 yılında bile kurulan her 100 şirkete karşılık sadece 8 şirket kapısına kilit vurmuştu.
Esnafın durumu ise daha kötü. Esnaf tarafından ilk iki ayda 9 bin 455 işyeri açıldı, 8 bin 256 işyeri de kapandı. Bir başka ifadeyle, kurulan her 100 işyerine karşılık 87 işyeri piyasadan çekildi.
2001 krizinde küçük esnaf olarak da nitelendirilebilecek işyerlerinde kurulan-kapanan dengesi 83 olmuştu.
İki aylık dönemde ticari faaliyete başlayan 9 bin 455 esnafın, 4 bin 345’i “toptan ve perakende ticaret; motorlu taşıt, motosiklet ve kişisel eşyalarla ev eşyalarının onarımı” işkolunda (sektöründe) faaliyet gösterecek. Bu sektörde 4 bin 345 esnaf faaliyete geçerken, ticaretten çekilenlerin sayısı tam 6 bin 179 oldu. Açık anlatımıyla, bu sektörlerde açılandan çok işyeri kapandı.
Üç büyük il dışında, Anadolu’da esnafa ait kapanan işyeri sayısı açılan işyeri sayısının çok üzerinde. Yılın ilk iki ayında İstanbul’da 1.125, Ankara’da 525, İzmir’de 201 işyeri kapandı. Üç büyük il dışında kalan illerde, Anadolu’da açılan 4 bin 601 işyerine karşılık 6 bin 405 işyeri kapısına kilit vurdu.
Güngör Uras
TÜİK’in açıkladığı rakamlar, kuraklığın tahribatını resmen ortaya koydu. Buğdaydan mısıra, ayçiçeğinden şekerpancarına, turunçgillerden baklagillere kadar hemen hemen tüm ürünlerin üretimi düştü
Habere yorum yaz
Haber ile ilgili mail gönder
Sitene ekle
Sayfayı yazdır
Türkiye’de geçen yıl yaşanan kuraklığın tarımdaki acı faturası kesinleşti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre, geçen yıl buğday üretimi yüzde 13.9, arpa üretimi yüzde 23.5, mısır üretimi yüzde 7.2 azaldı. Yağlı tohumlar üretimi yüzde 21.4, tütün üretimi yüzde 18.5, şekerpancarı üretimi yüzde 14.1, pamuk üretimi yüzde 10.8 düştü. Meyve üretiminde toplamda yüzde 4.3 düşüş olurken sulamayla yetiştirilen sebze üretimindeki düşüş de dikkati çekti.
Toplam tahıl üretimi, önceki yıla göre yüzde 15.5 azalarak 29 milyon 257 bin tona geriledi.
Buğday üretiminin 2.8 milyon ton, arpa üretiminin 2.2 milyon ton azaldığı geçen yıl yem ve yağ açısından büyük önem taşıyan mısırda da üretim, yüzde 7.2 düşerek 3.5 milyon tona indi.
Aspir ve kolzada artış
Geçen yıl toplam baklagil üretimi yüzde 11.6 azalarak 1.3 milyon tona geriledi. Baklagiller arasında yeşil mercimek yüzde 36.7’lik, fasulye yüzde 21.3’lük, bezelye de yüzde 19.9’luk üretim düşüşleriyle dikkat çekti.
2007’de yağlı tohumlar üretimi yüzde 21.4 azaldı ve 1 milyon 31 bin tona geriledi. Bu arada hem yem, hem yağ bitkisi olarak değerlendirilebilen ve üretimine devlet desteği verilen aspir ve kolza üretiminde yüzde 100’lerin üzerinde artış oldu.
Soya üretimi yüzde 35.2 azalarak 30 bin 666 tona, ayçiçeği üretimi yüzde 23.6 azalmayla 854 bin tona, susam üretimi yüzde 24.6 azalmayla 20 bin tona düştü. Yerfıstığı üretimi yüzde 11.6 artışla 86.4 bin tona, aspir üretimi yüzde 477.2 artışla 2 bin 280 tona, kolza üretimi yüzde 127.7 artışla
28 bin 727 tona, kenevir tohumu üretimi ise yüzde 84.6 artışla 24 tona çıktı.
Fındık yüzde 20 azaldı
Kuraklık, sanayide yoğun olarak kullanılan bitkileri de olumsuz etkiledi. Tütün üretimi yüzde 18.5, şekerpancarı üretimi yüzde 14.1, kütlü pamuk üretimi yüzde 10.8, haşhaş kapsülü üretimi yüzde 70.3 azaldı.
Üretim düşüşü zeytinde yüzde 39.1, fındıkta yüzde 19.8, antepfıstığında yüzde 33.3, üzümde yüzde 9.7, incirde yüzde 27.6 oldu.
Turunçgil üretimi yüzde 7.2 azalırken, elma, armut ve kayısı, kiraz, vişne gibi taş çekirdekli meyvelerin üretimi arttı. Kuru soğan, sarımsak, domates, havuç dışında genelde sebze üretimi de geriledi.
Milliyet 28.MArt |